Erdoğan’dan 'sürüngen' benzetmesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Soma’daki madencilerle ilgili ifadelerinden dolayı tepki toplayan Yılmaz Özdil’e 'sürüngen' benzetmesinde bulundu. Erdoğan, "Çıkmış bir insan müsveddesi somadaki madencilerin bizim Manisa’da yaptığımız...

Erdoğan’dan 'sürüngen' benzetmesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Soma’daki madencilerle ilgili ifadelerinden dolayı tepki toplayan Yılmaz Özdil’e 'sürüngen' benzetmesinde bulundu. Erdoğan, "Çıkmış bir insan müsveddesi somadaki madencilerin bizim Manisa’da yaptığımız mitinglerde baretleriyle oraya katılışlarını gerekçe göstererek diyor ki; ‘bunlar buna müstahaktır' diyor. Neymiş? Sadece zeybek oynarken kendisi diz çökermiş. Şimdi ben diyorum ki önce sen patronunun önünde diz çöktüğünü söyle. Paranın önünde, şöhretin basitliğin seviyesizliğin önünde nasıl diz çektiğini söyle. Sadece zeybek oynarken diz çökermiş. Sürüngen sürüngendir, ayağa kalkamaz ki." dedi.

'ESFELİ SAFİLİN PUSULARINDAN ÇIKTI'

Başbakan Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Soma’daki maden faciasında siyasi rant devşirmeye çalışanlar olduğunu iddia etti. Erdoğan, "Başkasının, hele hele milletinden bir ferdin bir kardeşinin ölümünü sinsice pusuda beklemek esfeli safilin diye tabir edilen yani aşağıların en aşağısı bir mertebe olsa gerek. Ne acıdır ki biz işte bu süreçte bunu da yaşadık, yaşıyoruz. Daha cenazelerimizi madenden çıkaramadan, daha cenazelerimizi toprağa veremeden işte sinsice pusuda bekleyenler, işte o esfeli safilin, pusularından çıktılar ve kendilerine yakışanı yapmaya başladılar." ifadelerini kullandı.

Millet birbirine kenetlenmişken, millet ortak bir acıyı sessizce yaşamaya çalışırken, millet içinden yasını tutarken daha ilk andan itibaren birilerinin çıkıp kin kusmaya başladığını öne süren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anadolu’da Trakya’da bir acı karşısında bir elem, bir vefat karşısında benim aziz milletim susar, dişini sıkar. Kininin öfkesini, nefretini bir kenara bırakır. Can düşmanı da olsa vefat edene hakkını helal eder, duasını okur. Boynunu eğip vakarını muhafaza eder. Biz Soma’da acısını bastıramayıp feryat edenlerin isyanını da çok iyi anlarız ve anlıyoruz. Ancak Somalı olmayan, Soma ile hiçbir gönül bağı olmayan, hatta hayatında kömür görmemiş, hayatında bir madencinin o kömür karası elini tutmamış, madencinin hissiyatı ile hiçbir ortaklık kuramamış o sinsilerin, o pusudakilerin fırsatçılığını hiçbir zaman anlamadık, anlayamayacağız."

'MALUM MEDYA AVUÇLARINI OVUŞTURDU'

Bir kısım medyanın avuçlarını ovuşturduğunu iddia eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İlla bu ülkenin bu milletin insanı olmaya gerek yok. İlla o acıyı hissetmeye de gerek yok. İnsan olan, insanım diyen inanın böyle bir istismarın, fırsatçılığın, sinsiliğin içine girmez. Daha ilk andan itibaren medyada, özellikle de sosyal medyada akla hayale gelmeyecek yalanlar yayılmaya başladı. Neymiş? İçerde o kadar değil şu kadar adam varmış. Neymiş? Kazanın sebebi işte şuymuş. Madenin sahibi buymuş. Madenin ortağı bilmem kimmiş. Yardım ekipleri Soma’ya sokulmamış. AK Partililer avukatlar saldırmış. Madende 15 yaşında çocuk, Suriyeli çocuklar çalıştırılmış. İçerde 120 Suriyeli öldü, üzerlerine beton döküldü diye yazanlar çıktı. Asıl sizin vicdanınıza beton dökülmüş be! Bu kadar ucuzluk olur mu? Bu kadar haysiyetsizlik olur mu? Neyin peşindesiniz, neyin fırsatçılığı içindesiniz? 301 kardeşimiz vefat etmiş, 301 şehidimiz var. Biz onları içeriden çıkarmaya çalışırken, biz yasımızı tutarken, bunlar çıkıyor buradan siyasi ideolojik rant devşirmenin gayreti içine giriyorlar. Her türlü yalan var. Her türlü iftira var. Her türlü alçakça, haince, insafsızca davranış var. Yok madenin sahibi AK Partiliymiş. Benim yakınımmış. AK partili olduğu için biz o madeni ona vermişiz. O malum medya kuruluşları, malum siyasetçiler, malum odaklar 301 şehit üzerinden fırsat devşirmek için avuçlarını ovuşturdular. Hani Gezi olaylarında ‘birkaç ölü olsa güzel olurdu’ diyenler vardı ya? Madenden daha fazla şehit çıksın diye ahlaksızca temennide bulundular. Soma’nın yerini haritada gösterin deseniz gösteremezler. Hayatında bir kere kömür ocağına indin mi diye sorsanız, mümkün değil. Onlar kumsallarda dolaşıyor, ne işin var kömür madeninde. Maden nedir deseniz cevabını veremez. Bunlar o madencileri, onların ailelerini değil evlerine, değil kapılarını semtlerine bile yaklaştırmazlar. Ama orada kendileri için siyasi bir rant görüyorlar. İstismar edilecek cenazeler, cansız bedenler üzerinden sömürülecek fırsat görüyorlar. O şehitlerin aziz hatırasını çiğneyerek,acılı ailelerin acısını ayaklar altına alarak en zelil ve en sefil bir şekilde tam bir yağmacı anlayışı ile çirkin manzaralar resmediyorlar.”

ÖZDİL İÇİN SERT İFADELER

Erdoğan, konuşmasında isim vermeden Yılmaz Özdil’i şu sert sözlerle eleştirdi: "Çıkmış bir insan müsveddesi Soma'daki madencilerin bizim Manisa’da yaptığımız mitinglerde baretleriyle oraya katılışlarını gerekçe göstererek diyor ki; ‘bunlar buna müstahaktır' diyor. Neymiş? Sadece zeybek oynarken kendisi diz çökermiş. Şimdi ben diyorum ki önce sen patronunun önünde diz çöktüğünü söyle. Paranın önünde, şöhretin, basitliğin, seviyesizliğin önünde nasıl diz çektiğini söyle. Sadece zeybek oynarken diz çökermiş. Sürüngen sürüngendir, ayağa kalkamaz ki."

Erdoğan’ın hedefinde başka yazarlar ve medya kuruluşları da vardı: "Bir başkası çıkmış yine aynı patronun dalkavuklarından, o da diyor ki; ‘ne şehit ne gazi bunlar niyazi' diyor. Bu da bu kadar alçak. Bir başka edepsiz çıkmış, ahlaksız çıkmış, bunun bir musibet olduğunu, o madencileri ve bu milletin bunu hak ettiğini söyleyecek kadar şerefini, insanlığını, haysiyetini ayaklar altına almış. Niye, Pensilvanya’daki örgüt liderini bir elebaşı gibi değil haşa bir mehdi gibi, bir mesih gibi görüyor. Ocaklarına ateş düşsün dedi ya zavallı, küçük beyinli liderinin o bedduasının tuttuğunu, o bedduanın da gidip masum madencileri bulduğuna inanıyor. Yazıklar olsun. Bırakın bu milleti, bu toprakları; bu dine yaptığınız ahlaksızca saldırıdan dolayı yazıklar olsun. Bir uluslararası televizyonun Türkiye'deki muhabiri gidiyor iki tane figüran buluyor, madenci yakını gibi onlara rol yaptırıyor. Bunu da bütün dünyaya servis ediyorlar. Bir başka zavallı, AK Parti’ye oy verenler evlat acısı yaşasın diye tweet atıyor. Bu fırsatçılar, dışarıda uluslararası basına da yalan, iftira ne varsa servis edip kendi ülkesine düşmanın yapamayacağını yapmaya yelteniyor.”

NEBBAŞLIK BENZETMESİ

Bu fırsatçılığa pabuç bırakmayacaklarını belirten Erdoğan, “Biz bu ahlaksızlığa eyvallah demeyiz. Bizim medeniyetimizde, kültürümüzde buna nebbaşlık denir, mezar soygunculuğu denir. Biz bu kirli ellerin, zihniyetin şehitlerimizin aziz hatırasına dokunmasına müsaade etmeyiz.” diye ekledi.

MADENE GİRMEK İSTEYEN VEKİLLER

Öte yandan madendeki kaza ile ilgili iddialara da değinen Erdoğan, "Bir grup geldi oraya, Taner bakanımla görüşmeye. Şu anda bunlar bu parlamentoda. Neymiş? Ocakta Suriyeliler varmış. Bize müsaade edin ocağa girelim içeride gerçekten Suriyeli var mı yok mu bunu yerinde tespit edelim. Adama bak ya. Türkiye Cumhuriyeti Enerji Bakanı burada Suriyeli filan yoktur, bu açıklamayı yapıyor kendi bakanının söylediğine inanmıyor kendisi ocağa girecekmiş orada Suriyeli arayacakmış. Bir de affedersin senin sorumluluğunu mu üstlenelim. Bakanımız da sokmayalım demiş. Bu nasıl bir anlayış? Bunlar bu kadar siyaseti basite indirgemiş. 77 milyon acı içinde kıvranıyor, buradan siyasi ideolojik rant devşirmeye çalışıyor. Biz 77 milyon bu acıyı paylaşacağız, milletçe yasımızı tutacağız, milletçe vakar içinde dualarımızı edeceğiz. Şehitlerimiz üzerinden rant devşirmenin değil geride bıraktıkları yaralı yüreklerin tedavisi için uğraşacağız. Sokaklardaki bir iki çirkin manzara Türkiye manzarası değildir. Benim milletim acısını polisle çatışarak, molotof atarak, sağı solu taşlayarak göstermez. Bu aziz millet acısını bin yıllık bir medeniyetin takipçisi olarak vakarla, sabırla, tahammülle gösterir. Türkiye bu acıyı aşacak, bu yaraları saracak. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz. Nice acılar yaşadık, nice badireler atlattık. Hepsinden kardeşlikle çıktık. Bu acıyı da aşacak, kırık kalpleri tamir ederek geleceğe umutla yürüyeceğiz." dedi.

BOSNA VE SIRBİSTAN'DA SEL FELAKETİ

Erdoğan konuşmasının sonunda Bosna Hersek ve Sırbistan’da yaşanan sel felaketine de değindi: "Bosna Hersek ve Sırbistan büyük bir sel felaketi ile mücadele ediyor. Verdikleri kayıpların acısını biz de yaşıyoruz. Bosna Hersek ve Sırbistan liderleri ile görüşmelerimi yaptım. Kendilerine talepleri istikametinde ihtiyaçlarını gidermek üzere yardımlarımızı gönderdik gönderiyoruz. Onlara TİKA vasıtasıyla AFAD’la Kızılay’la yardımlarımızı gönderiyoruz. Her iki ülkenin de bizden istekleri oldu. Sava Nehri'nin taşması sebebiyle çok ciddi manada gerçekten sel afeti ile karşı karşıya. Bizden bol miktarda kum torbası istediler ki bu afeti engelleyelim. Biz de ilk 120 bin kadar kum torbasını gönderdik. 1000 adet battaniye, jeneratör, arama kurtarma ekipmanlarını gönderdik. Gerek Bosna Hersek’e, Sırbistan’a afetten dolayı geçmiş olsun dileklerimizi, başsağlığı mesajlarımızı iletiyor, her türlü desteğe hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum."

Erdoğan konuşmasını, vefat eden Mevlüt Arslanoğlu’nu anarak bitirdi. Erdoğan, "Kendisine Allah’tan rahmet, ailesi ve CHP’ye de başsağlığı diliyorum." dedi. CİHAN

Erdoğan’dan 'sürüngen' benzetmesi

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×