Erdoğan'dan Feyzioğlu'na: Siyaseti çok seviyorsan çık siyaset meydanına

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Danıştay'da yaşanan gerginlikle ilgili ilk değerlendirmesini AK Parti Kampı'nda yaptı. Erdoğan, kampın açılış konuşmasında kısaca değindiği ve asıl değerlendirmeyi yarın yapacağını söylediği...

Erdoğan'dan Feyzioğlu'na: Siyaseti çok seviyorsan çık siyaset meydanına
10 Mayıs 2014 Cumartesi 16:43

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Danıştay'da yaşanan gerginlikle ilgili ilk değerlendirmesini AK Parti Kampı'nda yaptı. Erdoğan, kampın açılış konuşmasında kısaca değindiği ve asıl değerlendirmeyi yarın yapacağını söylediği konuşmasında Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nu edepsizlikle suçladı. Erdoğan, " Bunlarda saygı denilen bir şey yok, bir yere davetlisiniz, yasal olarak konuşma hakkınız yok ve Danıştay’ın başkanı 25 dakika konuşuyor, bu beyefendi orada 1 saat konuşma yapıyor ve Danıştay’ın kuruluş yıldönümünde baştan aşağıya siyasi konuşma yapmak suretiyle kendine göre bir tatmin. Çıkar cübbeni sen de, siyaseti çok seviyorsan çık siyaset meydanına orada kendini ispat et." dedi.

Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında konuştu. Erodğan, konuşmasında kısa da olsa bugün Danıştay’da yaşanan gerginliğe değindi.

Konuşmasının başında kampın gerçekleştirildiği Afyon’un önemine değinen Erdoğan, Afyonkarahisar’ın Adnan Menderes’i bağrına bastığını söyleyerek, AK Parti’nin tarihinde de Afyonkarahisar’ın çok ayrı bir yerde durduğunu, AK Parti’nin kuruluş çalışmalarını Afyonkarahisar’da gerçekleştirildiğini hatırlattı. Afyonkarahisar’ın AK Parti’nin tohumlarının atıldığı şehir olduğunu belirten Erdoğan, “13 yıl aradan sonra burada buluşmamız bilinçli bir tercihtir. Türkiye için önemli bir seçimin öncesinde yine Afyonkarahisar’dayız. Kutlu bir dönüşümün istişarelerini burada yapıyoruz. Niyet hayır, akıbette hayır olsun, diyoruz. Afyonkarahisar’da dualarla başlattığımız süreç, sınırlarımızı aşarak bölgemiz, dünya için dünyanın tüm mazlumları için hayırlı bir süreç oldu. Bugün önemli bir kararın ve kutlu bir başlangıcın arifesinde Afyonkarahisar’da yine dualar ediyoruz. Bir kez daha niyet hayır, inşallah akıbette hayır olsun diyoruz. Bir kez daha Rabbim yolumuzu açık etsin” şeklinde konuştu.

MENDERES VE ARKADAŞLARI GİBİ YARGILANACAKTIK

30 Mart seçimlerinde elde edilen başarıdan dolayı partililere teşekkür eden Erdoğan, şöyle devam etti: “Demokrasi tarihimizin en zorlu seçimlerinden birisini yaşadık ve zorluklara rağmen seçimden zaferle çıkmayı başardık. 17 ve 25 Aralık tarihlerinde yapılan operasyonlar Türkiye’ye bugünkünden çok farklı bir istikamet çizmeyi hedefliyordu. Üzerinden zaman geçtikçe bazı gerçeklerin ortaya çıktığını, Türkiye’nin bu operasyonlarda ne büyük bir tehdide maruz kaldığını, ne büyük bir badireyi atlattığını hepimiz göreceğiz, tarih bunları kaydedecek. Bu operasyonlar başarıya ulaşsaydı, başta şahsım olmak üzere, bakan arkadaşlarım, partimizin bazı yöneticileri, hatta gazeteciler ve işadamları Yassıada benzeri mahkemelerde yargılanıyor olacaktı. Bütün planlar bu doğrultuda yapılmıştı. Şahsımın, dönemin Başbakan'ı olarak anıldığı iddianameler bile hazırlanmıştı, bunlar elimize geçti. Seçilmiş hükümet bir yargı darbesi ile görevden uzaklaştırılacak, CHP’nin, MHP’nin, AK Parti’ye sızmış tuzlukların katılımıyla yeni bir koalisyon hükümeti kurulacaktı, bunlar hazırlandı. MHP’nin merhum Alparslan Türkeş’in kemiklerini sızlatacak şekilde, hainlere vagon olması işte böyle bir beklentisinin neticesiydi. Aramıza sızmış tuzlukların en zor zamanda çekip gitmeleri, işte böyle bir beklentinin sonucuydu. Rabbim bunlara fırsat tanımadı. Millet, bu açık darbe girişimine imkan vermedi. Merhum Menderes 27 Mayıs 1960 sabahı, otomobili Eskişehir’den yola çıkmış, yolda derdest edilmiştir. Kendisine Afyonkarahisar’a gitmesi önerisinde bulunmuşlardı, ama o kabul etmemişti. Derler ki, ‘eğer merhum Menderes o gün Afyonkarahisar’a gelseydi, Afyonlular Menderes’e sahip çıkar, darbecilere teslim etmezlerdi.’ 27 Mayıs’ta darbecilerin gözlerini ne kadar kan bürüdüğünü göremeyen, tahmin edemeyen aziz millet, bu sefer aynı hataya düşmedi. Hükümetine, partisine, iradesine sahip çıktı. Partisini darbe heveslilerine teslim etmedi. 27 Mayıs darbesi olduğunda hepimiz çocuk yaşlardaydık, o günleri çok hatırlamıyoruz ama şahsım dahi bir çoğumuz, 12 Eylül ve 28 Şubat’ı tüm sıcaklığı ile yaşadık. Bizler darbenin ne olduğunu biliyoruz. Bizler darbenin ne olduğunu biliyoruz. Demokrasiye yönelik müdahalelerin ülkeye ne ağır bedeller ödettiğini, millete ne büyük acılar yaşattığını biliyoruz. Bugün burada Türkiye’nin tüm gençlerini, özellikle 30 yaş grubu altı gençlere bunu hatırlatmak istiyorum, 17 ve 25 Aralık operasyonlarının aslında ne olduğunu, eğer başarılı olsaydı nelere yol açacağını özellikle anlatmak istiyorum. AK Partili olsun olmasın, Türkiye genelindeki tüm gençlerimizin buraya dikkatlerini çekiyorum. Sağlam kaynaklardan 27 Mayıs müdahalesini, 12 Eylül müdahalesini, öncesini ve sonrasını sağlam kaynaklardan araştırsınlar. 28 Şubat’ı yakınlarından dinlesinler. Gençlerimiz yaşanan önceki darbeleri araştırırlarsa, Türkiye’nin 17 ve 25 Aralık’ta nasıl bir uçurumun kenarından döndüğünü göreceklerdir. Bu darbeci zihniyet o kadar tembel, o kadar uyuşuk ki, darbe planlarken dahi yenilik yapma zahmetine girişmez. 27 Mayıs'ın darbe planları ne ise, 12 Eylül’ün 28 Şubat’ın, diğer darbe girişimlerinin, 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinin planları da bire bir aynıdır."

"DARBELERİ SADECE ASKERLER YAPMAZ"

Türkiye’de darbeleri sadece askerlerin yapmadığını söyleyen Erdoğan, “Yaşadığımız her darbe ve darbe girişiminde silahlı güçlerin rolü asgari düzeyde kalmıştır. Demokrasimize yönelik müdahaleleri silahlı güçlerden daha ziyade, bazı yargı mensupları yapmışlardır, bazı sermaye çevreleri, bazı medya kuruluşları bu güne kadar ki her müdahale de ve girişiminde bunlar başrol oynamıştır. Sokağa dökülen, tahrik edilen, eline silah verilen gençler piyon olarak kullanılmıştır. CHP her darbe girişiminde perde arkasında darbe mimarlığı görevini üstlenmiştir. Hepsinde istisnasız vardır. Partimizin kapatılma operasyonunun arkasında yine CHP vardır. O dönemin genel başkanı ‘Ankara’da da demek ki dürüst savcılar varmış’ şeklinde açıklamaları olmuştur. Uluslararası malum çevreler ajanları vasıtasıyla, iplerini ellerinde tuttukları kuklalar vasıtasıyla demokrasiye yönelik müdahaleye destek vermişlerdir.” dedi.

KILIÇDAROĞLU 17 ARALIK'I İTİRAF ETTİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önceki hafta şimdi hayatta olmayan bir anayasa profesörünün ismini andığını, o kişinin de Hüseyin Nail Kübalı olduğunu belirten Erdoğan, "CHP genel müdürünün tarihten böyle bir ismi örnek vermesi, böyle bir isme sahip çıkması, aslında çok açık bir itiraftır, CHP’nin bulunduğu konumu çok açık bir şekilde ortaya koymaktır. Bu itiraf 17 ve 25 Aralık operasyonlarının 27 Mayıs benzeri bir darbe girişiminin itirafıdır. 28 Şubat’ta rol oynayan zatta aynı değil miydi? Şahsımla ilgili operasyonları yapanlar yine aynı kişiler. İsimlerini vermek taltif olur. 27 Mayıs 1960 müdahalesi öncesinde belli medya kuruluşları, köşe yazarları, gazeteciler, sermaye çevreleri, belli dernekler ve özellikle bir kısım yargı camiası, darbe ortamının oluşması ve darbe gerekçelerinin olgunlaşması için çirkin eylemlerin içine girdiler. CHP genel müdürünün bahsettiği isim, Hüseyin Nail Kübalı, İstanbul Üniversitesi’nde anayasa profesörü olarak 27 Mayıs darbesinin hukuki zeminin oluşması için gayret sarf edenlerden birisidir. Merhum Menderes’e karşı 8 saat tanıklık yaptı, 1960 anayasasını hazırlayan ekibin içinde yer aldı. Bu şahıs hem 27 Mayıs öncesinde, hem sonrasında bir hukuk adamına yakışmayacak şekilde demokrasinin askıya alınması, siyasetin çiğnenmesi, halkın seçtiği Başbakan’ın asılması için rolünü iyi oynadı, vazifesini iyi yaptı. Hüseyin Nail Kübalı’dan üniversite yıllarında ders almış olan, istisnaya ayrıldı, onun istikametinde gidenlerden olmadı. Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu bir hatırasını nakletti. CHP genel müdürünün öve öve bitiremediği bu zat, Burhan hocam şuanda yanımızda, merhum Menderes ve iki bakanını kast ederek ‘çocuk biz onları katlettik’ itirafında bulunuyor. Kim bu adam, Hüseyin Nail Kübalı. Bu adam aslında kendisi idam zanlısı. Bunları şimdi buradan yargılamak gerekirken, CHP’nin genel müdürü öve öve bitiremiyor. Aynı izde yürüyorlar da onun için. CHP genel müdürünün övgü ile söz ettiği, örnek bir hukuk adamı olarak gösterdiği zat hem demokrasinin hem de Menderes ve iki Bakanın katillerinden olan, bunu da itiraf etmiş olan bir zattır. Yassı Ada’da mahkemeleri devam ederken, İmralı’da darağaçları kuruluyordu. Karar verilmişti, Yassı Ada mahkemeleri tiyatrodan başka bir şey değildi aslında Celal Bayar’ı idam edebilmek için yasa değiştirilmiş, 65 yaş üstünde olanların da idam edilebileceği hükmü getirilmişti. Hukuk adalet olmaktan çıkartılmış, cinayetin aracı yapılmıştı” dedi.

FEYZİOĞLU DEĞERLENDİRMESİ

Erdoğan, ardından bugün Danıştay programında Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu ile yaşadıklarını da değerlendirdi: "Bunlar bu tür ne yazık ki hukuk mensubu. Anayasa profesörüymüş, ne olursan ol. Eğer sen bunu sindirememişsin, sen doğru dürüst konuşmuyorsan, bütün ifadelerini dürüst olmayan ifadeler üzerine inşa ediyorsan, senden bir şey olmaz, istediğin kadar profesör ol. Bunlarda saygı denilen bir şey yok, bir yere davetlisiniz, yasal olarak konuşma hakkınız yok ve Danıştay’ın başkanı 25 dakika konuşuyor, bu beyefendi orada 1 saat konuşma yapıyor ve Danıştay’ın kuruluş yıldönümünde baştan aşağıya siyasi konuşma yapmak suretiyle kendine göre bir tatmin. Çıkar cübbeni sende, siyaseti çok seviyorsan çık siyaset meydanına, orada kendini ispat et. Orada Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genelkurmay Başkanı orada, bir kısım da şak şakçılar var malum, onlarda alkışlıyor, onlarla tatmin oluyor. Artık tahammül, tahammül, tahammül, el insaf orada 1 saat konuşacaksın, bu millet seni dinlemeye mecbur mu? Van ile ilgili tamamen yalan bir ifade kullanıyor, biz Van’da kiracılara ev vermedik, bir defa konuyu iyi öğren. Biz Van’da 18 bin konut yaptık. Bunların içinde öncelikli olan ev sahiplerine konutlarını vermektir. Biz ev sahiplerinin konutlarını verdik, artan konutlarımızı kiracı olanlara kura ile sattık. Bunun dışında orada kiracılardan konut sahibi olmak isteyen olursa TOKİ orada, konut yapmaya devam edecektir. Bunlar orada konut sahibi değildi, sen nasıl hukukçusun? Bunu nakledişi farklı. Biz kimseyi açıkta bırakmadık. Orada depremden bugüne kadar 5 katrilyon destek verdik. Bundan zerre kadar bahsetmiyorsun, orada kalkıp hükümetimizi utanmadan yargılamaya yöneliyorsun. Sen nasıl yargı mensubusun? Gitmiş konteyneri gezmiş, o konteynerlerin oraya gelmesi bile önemli bir adımdır. Bunlar hiçbir zaman dertli olmamışlar ki. Yarın bunları detay olarak orada değerlendirmekte fayda görüyorum. Anayasa profesörleri, hukuk hocaları hatta hakimler savcılar yüksek mahkeme üyelerini hem 27 Mayıs darbesinin oluşumunu hazırlamış hem de milletin seçtiği hükümeti tiyatrovari bir mahkemede yargılayıp idam etmişlerdir. Şimdi bugün de bir tiyatroyu biz hep beraber seyrettik. Gerçekten Danıştay Başkanı hakikaten yasama, yürütme ve yargı ile ilgili gayet dört dörtlük bir konuşma, eleştiriyle bir hukuk içerisinde hakikaten bir edep adap içerisinde bilimsellik içerisinde verdiler. Yeri geldi kendilerini de eleştirdiler. Arkadan bu çıkıyor, Danıştay Başkanı 25 dakikada özetlerken kalkıp bir saat konuşma yapıyor. Bu ne edebe ne adaba sığmaz. Bunlar devlet protokolü nedir bundan da bihaber. Böyle birşey olabilir mi?”

"17 VE 25 ARALIK'TA 27 MAYIS ZİHNİYETİ VAR"

27 Mayıs hukukunun en önemli vazifelerinden birinin dönemin hükümetini itibarsız hale getirmek olduğunu söyleyen Erdoğan, "Ne dediler, bebek davası, ne dediler köpek davası, cımbız davası, dediler. Merhum Menderes’i, hırsızlık, yolsuzlukla itham ettiler. Aynen bugünkü başlıklar. Kendisi ile ilgili son derece mahrem sırları, ifşa ettiler. Çok ağır iftiralar, attılar. O hakimler, savcılar, mahkeme salonunda Menderes’in kasasından çıktı, diyerek özellikle sizlerden teeddüp ediyorum ama söylemek zorundayım iç çamaşırları sallayacak kadar alçaldılar, kepazeleştiler. Hukukun izzetini, şerefini, ayaklar altına aldılar. Geçmişte yaşadığımız darbede, bütün sorumluluk darbeyi yapanlara, subaylara yüklenirken, bu hukukçular, bu hukuk zihniyeti bugün bile devam eden bu zihniyet, hiç sorgulanmadı. 27 Mayıs’ın hukuku ayaklar altına alan o sözde hukukçularına bakın, sonradan hepsinin terfi ettirildiklerini, 10 yıllar boyunca sözüm ona mahkemelerde adalet dağıttıklarını, görürsünüz. 27 Mayıs’ın kurduğu anayasaya yerleştirdiği yüksek mahkemelerin on yıllar boyunca siyasetin ve demokrasinin üzerinde sallandığını görürsünüz. 27 Mayıs’taki hukuk zihniyetinin, hukukun yüzkarası olan o çarpık zihniyetin 10 yıllar boyunca yaşadığını, pusuda beklediğini, fırsat kolladığını görürsünüz. İşte biz 17 ve 25 Aralık’ta bu hukuk zihniyetinin pusudan çıkışına şahit olduk. Yargı içinde 27 Mayıs’ın ruhunu ve misyonunu taşıyan bir zihniyet merhum Menderes’e yaptığını bize de yapmak, siyasetin alanını daraltmak partimizi ve hükümetimizi itibarsız hale getirmek istedi.” şeklinde konuştu.

TEKNİK NAKAVT

Erdoğan, konuşmasında paralel yapı iddialarını da sürdürdü: "Yargı içindeki bu zihniyetin paralel maskesi takıyor olması, 27 Mayıs ruhunu taşımıyor olması anlamına gerekmez. Bu paralel örgütün geçmişine bakın. 12 Eylül’ün darbeci generallerine methiyeler düzdüğünü, 28 Şubat’ın darbecilerine payanda olduğunu görürsünüz. Pensilvanya’daki zat, 12 Eylül’ün darbeci generallerinin hızır gibi yetiştiğini, cennetlik olduğunu söylüyordu. Pensilvanya’daki zat. Ne zamandan beri, cennetten yer parselleyip dağıtmaya başladın ya? 28 Şubat’ta dönemin hükümetine ‘beceremediniz artık bırakın' diyor, darbecilere ödül dağıtıyordu. İşte 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinde de Pensilvanya’daki zat ve örgütü darbeyi uzaktan izlemek, darbeye uzaktan methiyeler düzmek yerine, bizzat darbenin aracı oldu. Bizzat, bu girişimin maşası oldular. Hani son zamanlarda yine duyduk, dinledik, teknik nakavt diyor ya, hakim de avukat da kiralayacaksın diyor. Hale bak. Biz konuşmuyoruz, kendisi konuşuyor. İşte o kiraladığı adeta haşhaşla uyuşturur gibi uyuşturulan elemanlarıyla, tarihin en çirkin en ahlaka dışı, en edep dışı darbe girişiminde bu örgüt taşerondur. Burada bir şeyi söylemem lazım. Bir darbe girişimi olmasına rağmen, yolsuzluk iddiaları bu işin kılıfı, bu işin sosu olmasına rağmen iddiaların da üzerini örtmüyoruz, peşini elbette bırakmıyoruz. Bunu kesinlikle bilin. Bu akşamdan sabaha tabi ki değil, bunu bilmemiz lazım. Dedim ya, adım adım takip. Biz bunların inlerine kadar gireceğiz. Gireceğiz. Bu ifadeler onları o kadar rahatsız etti ki, bundan da dava açtılar. Zaten bundan dolayı dava açılıyorsa, demek ki tam istikamet üzereyiz. Biz ak olarak başladık, Allah’ın izniyle alnımız ak şekilde, millete ve vatana hizmetkarlığımızı sürdüreceğiz.”

"HİÇBİR İDDİA CEVAPSIZ KALMAYACAK"

Hiçbir iddianın cevapsız kalmayacağının da altını çizen Erdoğan, "Hiçbir süreç sonuçsuz kalmayacak. Tertemiz hayat çizgimizin üzerinde hiçbir lekeye müsamaha göstermeyeceğiz. Pazartesi biliyorsunuz, muhalefetin gerilim siyasetine rağmen Meclis'te soruşturma komisyonu kurulması sağlandı. Milletimizin tatmin olacağı şekilde bu soruşturma komisyonunu çalıştıracak ak ile karanın ortaya çıkmasını, bizzat biz temin edeceğiz. Muhalefetin çirkin tavırlarına, hakaretlerine, tahriklerine rağmen sabırla ve tahammülle, görüşmeleri neticelendiren her milletvekili arkadaşıma bu vesileyle teşekkür ediyorum. Soruşturma komisyonun iddiaların açılığa kavuşması noktasında hayırlara vesile olmasını diliyorum.” diye ekledi.

CİHAN


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×