Erdoğan: Millet de partimiz de suskunları not etti, kayıtları var

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Olayları ve 17-25 Aralık operasyonlarında sessiz ve tarafsız kalanların, 'Millet ve AK Parti tarafından not edildiğini' ve bunların da 'kayıtlarda olduğunu' söyledi. AK Parti il başkanları toplantısında...

Erdoğan: Millet de partimiz de suskunları not etti, kayıtları var

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Olayları ve 17-25 Aralık operasyonlarında sessiz ve tarafsız kalanların, 'Millet ve AK Parti tarafından not edildiğini' ve bunların da 'kayıtlarda olduğunu' söyledi. AK Parti il başkanları toplantısında konuşan Erdoğan, "Üzülerek söylemeliyim ki bize ve vatanımıza saldırıldığında seyretmekle yetinenler oldu. Ama bilsinler ki millet de teşkilatımız da bu suskunluğu not etmiştir. Bunlar kayıtlarda var.” dedi.

AK Parti Genel Merkezi’ndeki toplantıda konuşan Erdoğan, konuşmasında Musul konusundaki tutumlarından dolayı CHP ve MHP’yi eleştirdi. Erdoğan, "Musul’da alıkonulan vatandaşlarımız için Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle, BM ve NATO, ABD, İngiltere, Suudi Arabistan ve bölge ülkeleriyle yoğun irtibat halinde olduk. Her türlü seçeneğin üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Hazırlıklı durumdayız. Ancak, en başta alıkonulan 80 vatandaşımızın can güvenliğini tehdit edecek girişimlerden de sakınıyoruz. Hem CHP hem MHP şu anda bölgedeki durumu, alıkonulan vatandaşlarımız ve Türkmen kardeşlerimiz aleyhine zorlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. CHP de MHP de tarihleri boyunca hiçbir zaman bu milletin sorumluluğunu üzerlerinde taşımadılar. İnsanların can güvenliğini hiçbir zaman mesele edinmediler. Şu anda da hem alıkonulan vatandaşlarımızı hem Türkmenleri zora sokacak tavır içindeler.” diye kaydetti.

"MHP VE CHP IŞİD İÇİN BASKI YAPIYOR"

Erdoğan, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "CHP ve MHP genel başkanları, onların yandaş medyası tekrar tekrar bizim IŞİD’e karşı kışkırtıcı bir üslupla konuşmamız için baskı yapıyorlar. CHP, MHP onların yandaş medyası acaba bize neden bu konuda konuşmamız için baskı yapıyorlar? Herkes elini vicdanına koysun ve düşünsün. Bizim 80 vatandaşımız bir örgütün elinde alıkonulmuş haldeler. CHP, MHP ve yandaş medyası bizim bu örgütle ilgili kışkırtıcı açıklama yapmamızı, adeta yangının üzerine körükle gitmemizi bekliyorlar. İşte bu kanlı bir siyasettir. Bu alçakça bir siyasettir. Musul’da Allah korusun 80 vatandaşımızın başına bir şey gelsin de hükümeti eleştirelim diyecek kadar akıldan vicdandan yoksun bir hale geldiler. CHP de MHP de inanın son derece çaresiz bir haldeler. İkisinin de kafası çok karışık. Ne MHP'de ne CHP'de ilke kalmadı, sınır kalmadı, fikir zaten hiç kalmadı. Devlet Bahçeli MHP’yi aldı, CHP’nin yedeği, Pensilvanya'nın oyuncağı marjinal sol örgütlerin adeta maymunu haline getirdi. CHP’nin genel müdürü o koltuğa oturdu. Gazi Mustafa Kemal’in kurdu diye övündüğü partiyi 4 yıl içinde paçavraya çevirdi. CHP ve MHP'nin de bu iki genel başkandan önce en azından bir kimliği, en azından bir ağırlığı vardı. Bu iki genel başkanın yönetiminde CHP de MHP de kimliksiz ilkesiz fırsatçı partilere dönüştü. Şu hale bak.”

PINARHİSAR TEHDİDİ

Konuşmasında, daha çok MHP Genel Başkanı Bahçeli’yi eleştiren Erdoğan, “Her hafta grup kürsüsüne çıkıyor bir saat boyunca edebe ahlaka sığmayacak hakaretler ediyor. Ya Bahçeli geç bunları artık. Önce kendi tabanına başarısızlığın hesabını ver. 16 yıldır bu partinin başındasın yüzde 13'ün yüzde 14'ün üstüne çıkamadın. Yılların MHP’sini aldın, CHP'nin oyuncağı haline getirsin. Yılların MHP’sini aldın, marjinal sol örgütlerin kuklası haline getirdi. Pensilvanya şantaj çetesinin mahkumu haline getirdi. MHP’nin ilkelerini aldın götürdün altın tepsi içinde şantaj çetelerine teslim ettin. Çıkmış bizi Pınarhisar ile tehdit ediyor. O günler çok arayacaksın diyor. Sen bizi kendin gibi şantaja tehdide boyun eğecek mi sandın? Biz Pınarhisar’a neden gittik? Tekrar etmekte fayda görüyorum. Talim Terbiye Yüksek Kurulu’nun tüm okullara tavsiye ettiği devletin resmi kitaplarında da yazılı olan “Minareler süngü; Kubbeler miğfer; Camiler kışlamız; Müminler asker...” Ve bununla bizi yargıladılar. Ondan sonra da Pınarhisar’da sağolsun bizi misafir ettiler. Bizim böyle bir endişemiz yok. Bunu sen düşün Bahçeli. Bu millet 5 yıllığına yetki verdi ama siz Gölcük depreminin Düzce depreminin altında kaldınız. Bu depremlerde vatandaşımızı ve şehirlerimizi ayağa kaldıramadınız. Vatandaş daktiloları filan Başbakanlığın önünde atıyordu. Yoksulluk almış başını gidiyordu. İhtiyacımız olan ürünleri bulamaz hale gelmiştik. Petrolü alamaz hale gelmiştik. Siz bize böyle bir Türkiye teslim ettiniz. Çiftçimizi, esnafımızı sömürüyordunuz. Ziraat Halkbankası'nı birleştirmek zorunda kaldınız. Biz sizden böyle bir Türkiye aldık.” ifadelerini kullandı.

"DEĞİL HAPİS, ÖLÜM TEHDİTLERİNE BOYUN EĞMEYİZ"

Erdoğan ayrıca, "Biz bu yola millet için ülke için bayrak için ölmeye çıktık. Değil hapis ey Bahçeli, senin ölüm tehditlerine bile biz boyun eğmeyiz, pabuç bırakmayız. Her şeyden önce bizim için ölüm mukadderdir. Bu böyle bir mücadelede de olabilir. Veyahutta giderken bir trafik kazasında da olabilir, veyahutta bir ayağın bir taşa takılır orada da olabilir, veyahutta gayet normal giderken kalp bundan da olur. Her şey olabilir. Çünkü her nefis er veya geç ölümü tadacaktır. Mesele; ölümden korkmak değil, bir Müslümana bu yakışmaz. Mesele yine şairin ifadesiyle ölümü korkutmaktır. Biz bunun için buradayız.” diye ekledi.

Konuşmasında cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen Erdoğan, CHP ve MHP’nin ortak aday çıkarmasını eleştirdi: "2000 yılında MHP hükümetin ortağıydı, Devlet Bahçeli başbakan yardımcısıydı. DSP, ANAP, MHP birlikte iktidar idiler. Bir cumhurbaşkanı adayını dayattılar hatırlayın. MHP'ye bu adayı seçtirdiler, hatta bir MHP vekili adaylığını açıkladı dilekçesini yırttılar. O milletvekilini Meclis içinde dövdüler. MHP bu ya. Ya bunlarda ne ararsan ilkellik adına var. Kendi arkadaşlarını dövüyorlar. Aracına, insanlar tekme tokat dövülür de bunlar arabayı da tekme tokat dövüyorlar. MHP o gün DSP ve ANAP’ın oyuncağıydı. Şimdi de CHP’nin oyuncağı oldu. O günelrde MHP’ye cumhurbaşkanı adayı dayattılar, bugün de aynı şekilde aday dayattılar. Bir zaman da yine aynı şeyi Demokrat Parti karşısında Şemsettin Günaltay'ı çıkarmak suretiyle yaptılar. Tezgah aynı. MHP’nin kendi iradesi yok mu? MHP içinden adaylığa cesaret edecek kimse bulamıyor mu? Belki kazanamaz, belki yenilir ama en azından izzetiyle yenilir. Ben inanıyorum ki MHP’ye gönül veren kardeşlerim bu seçimlerde de sen bizim irademize saygısızlık yaptın diyecekler ve kendi iradelerini en güzel şekilde sandıkta değerlendireceklerdir. Aynı şey CHP’ye gönül veren kardeşlerimiz için de geçerli.”

"AK PARTİ’DE MAKAMI DEĞİŞEN ÖLMÜYOR" MESAJI

Erdoğan, partisinin cumhurbaşkanlığı seçimleri konusundaki tutumunu ise "Şu anda akbabalar pusuya yattılar. AK Parti içinde bir nifak çıksın diye bekliyorlar. 12 yıl boyunca pusuda beklediler. İstediklerini alamadılar. Bugün de yarın da istediklerini alamayacaklar. Biz dost ve kardeşlerimiz için umut, düşmanlarımız için azap olmaya devam edeceğiz. Asırlardır isimleri değil hep davayı konuştuk. Bugün de isimleri değil davamızı konuşacağız. İsimler fanidir. Ama bu mücadele, bu dava, bu hareket bakidir. Alparslan, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet Han, Sultan Süleyman, Abdülhamid Han, Gazi Mustafa Kemal, Adnan Menderes, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan geldiler, mücadele ettiler, göçüp gittiler. Göçüp gitmeyen dava oldu, baki kalan Türkiye Cumhuriyeti oldu ve milletimiz oldu. Daha nice isimler gelecek, nice isimler göçüp gidecek. Allah’ın izniyle bu millet de bu ülke de var olmaya bu şanlı bayrak dalgalanmaya devam edecek.” diye özetledi.

Erdoğan, isim vermese de gidecek olanların ölüme gitmeyeceğini söyledi: "Yine hatırlatmak isterim ki aramızdan birini ölüme değil sadece ve sadece cumhurbaşkanlığı makamına uğurlayacağız. Görev değişecek, yetki değişecek ama dava şuuru dava mücadelesi değişmeyecek. Böyle bir süreçte kim ki isimleri tartışırsa sadece partimize, teşkilatımıza değil en başta bu büyük, bu kadim davaya haksızlık eder. İsimler de rütbeler de makamlar da mevkiler de bu dava içinde bu hareket içinde ehemmiyeti en düşük unsurlardır. İstanbul'da da ifade ettim. Sadece şu salondaki her bir kardeşim gerektiğinde vazife verildiğinde, o vazifeyi hakkıyla yapabilecek birikime liyakate, güce beceriye ve kudrete sahiptir. Son derece hassas bir imtihandan geçiyoruz. Bu imtihan sürecinde teşkilatımızın her kademesindeki bir arkadaşım, ikbal hırsıyla değil, dava şuuruyla hareket edecektir. Hiçbir arkadaşım dava şuurunu çiğneyip kendisi ya da bir başkası için ikbal hırsına kapılmayıp bu imtihanı kaybetmeyecektir. Cumhurbaşkanı adayımız kim olursa olsun, gelen ya da giden her kim olursa olsun, AK Parti’nin emanetindeki büyük Türkiye sancağının en güçlü şekilde dalgalanacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

"KAYITLAR ELİMİZDE"

Erdoğan, son olarak son bir yılda sessiz kalan partilileri tehdit etti: “Önümüzdeki süreç bizim içn imtihandır. Aslında son bir senedir de büyük bir imtihandan geçiyoruz. Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık darbe girişimleriyle son derece büyük imtihanlara maruz kaldık. Hamdolsun bizler de teşkilatımız da asla tereddüt etmeden dik durarak, omurgalı durarak, geri adım atmayarak, bu alçakça saldırılara göğüs gerdik. Öyle zamanlar vardır ki öyle imtihanlar vardır ki gerçek mücevherle sahtesini orada ayırt edersiniz. Bu son bir yıllık süreçte gerçek ile sahteyi birbirinden ayırt etme fırsatını bulduk. Kimlerin ülkenin istiklali için canlarını ortaya koyduğunu, kimlerin tuzluk olduğunu kimlerin de tarafsız kalarak dengeleri gözeterek susarak ihaneti onayladığını gördük. Mesele kendi bahçelerinde saldırıldığında değil, arkadaşlarına, kardeşlerine vatan topraklarına saldırıldığında tepki verebilmektir, mesele budur. Üzülerek söylemeliyim ki bize ve vatanımıza saldırıldığında seyretmekle yetinenler oldu. Ama bilsinler ki millet de teşkilatımız da bu suskunluğu not etmiştir. Bunlar kayıtlarda var. Arkadaşlar, biz safları sık tutacağız. Şu anda elimize gelen belgeler bulgular, bunları gördükçe. Aman yarabbi! Bu devletin mekanizmaları içerisine bunlar nasıl sızdılar? Bu yapılanmayı nasıl gerçekleştirdiler? Bu ülkeye nasıl ihanet ettiler? Bu ihanet şebekesini bizim sadece ülkemizde değil tüm dünyada tanıtmak görevimizdir. Bunu dün Avrupa Birliği büyükelçileriyle yaptığım toplantıda onlara da söyledim, anlattım. Ve onların bu süreçle ilgili veballerini de kendileriyle konuştum. Tüm bunlara rağmen biz aramızda muhabbeti muhafaza edeceğiz. Biz yol üzerindeki tuzaklara düşmeden menzile doğru gece gündüz ilerlemeye devam edeceğiz. Dost zor zamanlarda ve yolculukta belli olur.”

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×