Erdoğan: Kim aday olursa olsun AK Parti’nin ilkeleri değişmez

Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Afyonkarahisar kampında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylarını Mayıs ayı sonu ya da Haziran başı gibi belirleyip kamuoyuna açıklayacaklarını söyledi....

Erdoğan: Kim aday olursa olsun AK Parti’nin ilkeleri değişmez
10 Mayıs 2014 Cumartesi 18:33

Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Afyonkarahisar kampında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylarını Mayıs ayı sonu ya da Haziran başı gibi belirleyip kamuoyuna açıklayacaklarını söyledi. Kimin aday olacağı konusunda ipucu vermese de Erdoğan, veda sözleri gibi algılanan bir konuşma yaptı. Partisinin 3 dönem kuralına değinen Erdoğan, “Kim aday olursa olsun gidenler ve kalanlar ne kadar değişirse değişsin AK Parti’nin çizgisi istikameti ilkeleri prensipleri asla değişmez. Şahsen ömrümü siyaset yoluyla milletime, ülkeme ve bu dava uğruna hizmete vakfettim. İlk gençlik yıllarından bugüne kadar 18 yaşından, hatta ortaokul yıllarından itibaren bu tür sosyal hizmetlerin içerisinde daha sonra siyasi hizmetlerin içerisinde bugünlere geldik. Hiçbir zaman elhamdülillah yalnız olmadık, hiçbir zaman tek başımıza hareket etmedik. Biliyoruz ki bu dava isimlerle yürüyen değil, ilkelerle gayelerle sınırlarla yürüyen bir davadır. Bu dava her şeyden önce bu davaya gönül verenlerin hayır dualarıyla yürüyen bir davadır. Bizden önce bu dava taşını omuzlayan nice yiğitler vardı. Nice büyüklerimiz vardı biz o emaneti aldık. Bugünlere geldik. Gönül rahatlığıyla söylemeliyim ki bundan sonra da bu dava kişilere bağlı olmaksızın hor öksüz ve garip kalmayacaktır.” dedi.

Konuşmasında 10 Ağustos 2014’te yani tam 3 ay sonra cumhurbaşkanının milli irade tarafından, millet tarafından belirleneceğini belirten Erdoğan, "Böylece Türkiye’de yeni bir süreç başlamış olacak. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilecek olması hiç kimsede kaygıya, endişeye sebep olmasın. Cumhurbaşkanının Meclis tarafından seçilmesi sistemi eski değil, 27 Mayıs’da başlayan darbe ürünü bir sistemdir. Türkiye seçimlerle gelmiş cumhurbaşkanı deneyimini geçmişte yaşamıştır ve hiçbir sorun çıkmamıştır. Tam tersine bürokratik vesayeti temsil eden cumhurbaşkanlığı makamı Türkiye’de siyasetin alanını daraltmış, sorunların çözümünü kilitlemiştir.” dedi.

Merhum Turgut Özal ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi sivil cumhurbaşkanları olduğunu ama sistemin umut vaat eden köklü bir değişikliğe hiçbir zaman ihtiyaç duyduğunu belirten Erdoğan, "Ama artık bunun ihtiyaç olduğu her yerde konuşulur hale geldi. 29 Ağustos 2014’ten itibaren Türkiye’nin bugünden çok daha iyi çok daha demokratik umutlu ve heyecanlı olacağını inşallah hep birlikte görüp yaşayacağız.” şeklinde konuştu.

ADAY KİM OLURSA OLSUN

Ardından partisinin adayı konusunda değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Adayımız kim olursa olsun, politikalarımız yolculuğumuz hız kesmeden devam edecek. İlkelerimizi taviz verilmeksizin muhafaza edilecek. Türkiye ekonomide 2023 hedeflerine kararlılıkla ilerleyecek, adayımız kim olursa olsun çözüm süreci asla sekteye uğramayacak. Kanı durdurmak gözyaşını dindirmek kardeşliği en güçlü şekilde tesis etmek için verdiğimiz mücadele asla yavaşlamayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Milli iradenin tercihiyle gelen bir cumhurbaşkanını aynı şekilde gelmiş bir hükümeti hep birlikte göreceğiz, göreceksiniz. Ekonominin şahlanmasına çözüm sürecinin inşallah daha da ilerlemesine Türkiye’de kardeşliğin paylaşmanın dayanışmanın çok daha güç kazanmasına zemin hazırlayacak. Bugün Türkiye’de var olan, varlığını idame ettirmek için direnç gösteren kutuplaşmalar altını çizerek ifade ediyorum eski Türkiye’den miras kalmıştır. Tek Parti dönemi, darbeler ve statükocu anlayış birlik kardeşlik ve hoşgörü üzerine bina edilmiş Türkiye Cumhuriyeti’ni kamplara ve kutuplara ayırmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Red, inkar ve asimilasyon eski Türkiye’ye ait bir alışkanlıktır. Sünni, Alevi ayrımı eski Türkiye’ye ait bir ayrımdır. Zengin fakir beyaz siyah profesör mütedeyyin seküler ayrımı eski Türkiye’nin imal ve muhafaza ettiği ayrımlardır. Etnik kökeniyle mezhebiyle diniyle ekonomik durumuyla inançları ve yaşam tarzıyla 76 milyon birbirinden farklı olabilir. Ama nihayetinde 76 milyonun her bir ferdi Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşıdır. Bunu bugün söylemiyoruz AK Parti olarak yola çıktığımız andan itibaren hep söyledik, söylüyoruz, söyleyeceğiz.”

Partisinin ve siyasetlerinin kapılarını 76 milyon için hep açık tuttuklarını belirten Erdoğan, "Bizim kollarımız gönüllerimiz soframız ve muhabbetimiz 76 milyonu ayrımsız olarak kucakladı. Seçkin zümrelerin partisi olmadık, sermayenin, medyanın güç odaklarının peşine takılıp giden bir parti olmadık. Biz her zaman millet dedik. Bize oy verse de vermese de 76 milyon bizim nazarımızda hep bir ve eşit oldu. Diğerleri ayrıştırırken bu alışkanlıklarını maalesef inatla sürdürürken sahillere bir kısmı sıkışıp kalırken her zaman biz Türkiye’nin partisi olduk. Yüzde 50 oy alsak da yüzde 100’ün hukukunu korumak bizim üzerimizde kutsal bir mesuliyet oldu. Özeleştiri yapmaktan hiçbir zaman çekinmedik, özeleştirimizi her zaman yaptık. Biz her gece başını yastığa koyduğunda kendi iç muhasebesini yapan, kendisini sorgulayan, o gün Allah için ülke için ne yaptığını soran bir kadroyuz.” diye ekledi.

MUHALEFETE HANTAL ELEŞTİRİSİ

Ancak bunu muhalefetin yapmadığını, muhalefetin kucaklamak yerine ayrıştırmayı, birleştirmek yerine her zaman kutuplaştırmayı tercih ettiğini iddia eden Erdoğan, "Bizimle partimizle siyasetimizle ilgili olarak tamamen gerçek dışı ithamlarla iftiralarla kendi seçmenini korkutmayı bu şekilde oy toplamayı maalesef muhalefet değişmez bir siyaset tarzı olarak benimsedi. Yeni Türkiye’de inşallah ihtilallerin artık tüm izleri silinirken muhalefetin de artık kendisini yenilemesi demokrasinin milli iradenin hakim olduğu siyasetin güç kazandığı Türkiye’ye ayak uydurması kaçınılmaz olacaktır. Bu muhalefet anlayışı Türkiye’ye millete de siyasi partilere de bu muhalefet hantal muhalefettir. Bu muhalefet hızla atılım yapan Türkiye’yi paçalarından tutup çeken bir muhalefettir. İşte bakın 30 Mart’tan hala hiçbir ders çıkarmadılar. Hiçbir özeleştiri yapmadılar. Kendilerini sorgulamadılar. Kaybettikleri halde koltuklarını terk etme zahmetine dahi girmediler. Bu muhalefet 30 Mart’ta öyle bir kaybetti ki inanın tarihlerinde bu kadar büyük zillet yaşamadılar. CHP, MHP, BDP onların yanında irili ufaklı birkaç parti gittiler Pensilvanya’yla işbirliği yaptılar kendi aralarında ittifak yaptılar her türlü ahlak dışı itham ve iftiraya başvurdular ama yine de kaybettiler, var güçleriyle saldırdılar ellerinde ne varsa fırlattılar. Her türlü çirkefliği her çirkinliği denediler yine de kaybettiler. Bunlar biliyorsunuz AK Partiyle 8 seçimde karşı karşıya geldiler. Üç yerel üç genel 2 referandum. 8 seçimin 8’inde de biz bunlara aritmetik dersi verdik. Ama çaktılar.” dedi.

PARALELLE İŞ TUTANIN YOLU ÇANKAYA İLE KESİŞMEZ

Erdoğan, sözlerinin devamında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştirdi: "Hatırlarsanız rakamları topluyor, çıkarıyor, bölüyor, çarpıyor 40 rakamını buluyordu. Şimdi cebirden ümidi kestiler kendilerini geometriye verdiler. Üçgenler çiziyorlar, iç açılarını dış açılarını topluyorlar. Cetvel pergel gönye sanki Cumhurbaşkanlığı seçimine değil de LYS imtihanına hazırlanıyorlar. Zaten geometriden anlasalardı paralelle iş tutmazlardı. Ondan da anlamıyorlar. Çünkü 2 paralel çizgi sonsuza kadar birbirine değmez. Çözmeleri gerekirdi. Paralelle iş tutanının da yolu milletle, devletle, iktidarla hele hele Çankaya’yla hiç kesişmez.”

VEDA GİBİ ALGILANAN KONUŞMASI

Erdoğan, konuşmasının sonunda ise kampa ilişkin değerlendirmelerde bulundu: "Sevgili yol arkadaşlarım Afyonkarahisar’dan 13 yıl önce AK Parti’nin kuruluş hazırlıklarını yaptığımız bu şehirden bir kez daha partimizle ilgili çok önemli konuları 2 gün boyunca istişare edeceğiz. 13 yıl önce buradan yola çıkarken 3 dönem kuralını müzakere etmiş tüzüğümüze bunu koymuştuk. 3 dönem üst üste siyaset yapanların bir dönem ara vermelerini karara bağlamıştık. Ondan sonra yine devamlarını kabul etmiştik. Siyasetin gençleşmesi için arkadan gelenlere yer açılması için koltuğa oturanların yaşlanıncaya kadar elden ayaktan kesilinceye orayı işgal etmemeleri yani siyasetin genç dinamik olması için bu kararı almıştık. Tüzüğümüzdeki bu madde 2015 seçimleri öncesinde ilk defa devreye girecek. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ve 3 dönem kuralının çerçevesinde partimizin nasıl şekilleneceği çok büyük önem arz ediyor. Hatırlatmakta fayda görüyorum, aday tespiti için çok yoğun istişarelere başladık. Şu ana kadar MKYK, milletvekillerimizle, büyükşehir belediye başkanlarımızla, il başkanlarımızla, kadın kollarımızla gençlik kollarımızın hepsiyle bunları gerçekleştirdik. Bugün ve yarın burada değişik konularda istişarelerimiz devam edecek. Bu süreç bu şekilde devam ederken en geç bu ayın sonu veya haziran ayının şöyle ilk yarısı gibi artık bu işi bitirip adayımızı kamuoyuna açıklayacağız. Biz Afyonkarahisar’da yola çıktığımızda ne demiştik. Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece. Gideceğiz gündüz gece inşallah. 13 yıl boyunca durmak yok yola devam sloganıyla hiçbir yolumuzda yanımızdan eksik etmedik. Hamdolsun halkımız buna sahip çıktı. İlkemiz olsun; kim aday olursa olsun gidenler ve kalanlar ne kadar değişirse değişsin AK Parti’nin çizgisi istikameti ilkeleri prensipleri asla değişmez. Şahsen ömrümü siyaset yoluyla milletime, ülkeme ve bu dava uğruna hizmete vakfettim. İlk gençlik yıllarından bugüne kadar 18 yaşından, hatta ortaokul yıllarından itibaren bu tür sosyal hizmetlerin içerisinde daha sonra siyasi hizmetlerin içerisinde bugünlere geldik. Hiçbir zaman elhamdülillah yalnız olmadık, hiçbir zaman tek başımıza hareket etmedik. Biliyoruz ki bu dava isimlerle yürüyen değil, ilkelerle gayelerle sınırlarla yürüyen bir davadır. Bu dava her şeyden önce bu davaya gönül verenlerin hayır dualarıyla yürüyen bir davadır. Bizden önce bu dava taşını omuzlayan nice yiğitler vardı. Nice büyüklerimiz vardı biz o emaneti aldık. Bugünlere geldik. Gönül rahatlığıyla söylemeliyim ki bundan sonra da bu dava kişilere bağlı olmaksızın hor öksüz ve garip kalmayacaktır.”

Erdoğan’ın bu sözleri salonda bulunanlar tarafından veda işareti olarak algılandı.

FATİH’TEN ÖRNEK VERDİ

Erdoğan ayrıca tarihten örnekler verdi: "Çağ kapatıp çağ açan sevgili Peygamberimizin övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han ne güzel söylemiş. 'Dünya nimeti ebedi değildir. Fani cihanda hiç kimse ölümsüz değildir. İnsanların dünyada nefesleri sayılıdır ve ölümsüzlük kapısı kapalıdır.’ Evet Fatih vefat etti ama davası, eserleri bugünlere kadar ulaştı. Bu dava isimler üzerinde yürüseydi Fatih’le birlikte değerli kardeşlerim unutmayın fetih de ölürdü. Ama dikkat edin fetih ölmedi o baki. Bu dava fani şahsiyetler üzerinde yürüseydi Osmanlı cihan padişahları, Selçuklu sultanları, Emevi, Abbasi, Endülüs ve nice daha devletin idarecileri öldüğünde dava öksüz kalırdı yetim kalırdı. Bu dava köksüz ruhsuz olsaydı Bağdat’ın kütüphaneleri yakıldığında Saraybosna’nın kitapları kül olduğunda Kurtuba’nın sarayları düştüğünde inanın yok olur giderdi.” CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×