Erdoğan: Ekmek almaya giden çocuğun yüzünde poşu, elinde sapan, ne işi var?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olayları sırasında başına isabet eden gaz kapsülü sonucu yaralanarak 269 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan'a ilişkin, "Ekmek almaya giden çocuğun yüzünde poşu, elinde sapan, bunların ne işi var?.

Erdoğan: Ekmek almaya giden çocuğun yüzünde poşu, elinde sapan, ne işi var?
20 Mart 2014 Perşembe 02:28

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olayları sırasında başına isabet eden gaz kapsülü sonucu yaralanarak 269 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan'a ilişkin, "Ekmek almaya giden çocuğun yüzünde poşu, elinde sapan, bunların ne işi var? Annesinin açıklaması enteresan 'Çocuğumun katili Başbakandır' diyor. Karanfille bilye atıyor, kabrine. Cebinden patlayıcılar çıkıyor. Bütün bunların hepsi ortada" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TRT ile birlikte TRTHaber ortak yayınında Ahmet Taşgetiren, Hakan Albayrak, Nihal Bengisu Karaca'nın sorularına cevapladı. Programın başında Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi ile ilgili sorulara muhatap olan Erdoğan, Hocaefendi’nin “uydurma bir pasaportla” yurtdışına gittiğini iddia etti. Erdoğan, “O, paralel yapının ona uydurma yeşil pasaport vermesiyle Amerika’ya giden bir kişi. Bu kişi ülkemi karıştırıyor” dedi.

Hizmet Hareketi’ni yine “paralel yapı” olarak niteleyerek delilsiz iddialarını sürdüren Erdoğan, “Bu ülkenin başbakanı olarak, bir örgütün bir çetenin Türkiye Cumhuriyeti’ni ele geçirme operasyonunda sessiz kalmamız mümkün değildir. Yapılması gereken hukuk içinde neyse odur. Bu ülkede memur nasıl çalışır bunun şartları bellidir. Bir başbakanı, cumhurbaşkanını, bakanları siz hiçbir şekilde dinleyemezsiniz. Eğer bunlar dinleniyorsa, bunları dinleyenler ortaya çıktığında bu casusluk suçuna girer. Hiçbir demokratik rejimde bunların zaten yeri yoktur. Bu casusluk suçu olduğu için gereği yapılacaktır. Şimdi kaçışlar başladı, kimisi emekliliğini istiyor, kimisi izin kullanarak kaçıp gidiyor. Niye? Çünkü işin başındaki kaçıp gitmiş. Kaçarak belki başka hedefler belirlemiş. Ben bir olimpiyatta ‘gelin ülkenize dönün’ çağrısını yaptım. O gelemeyeceğini ifade eden bir cevap verdi. Çünkü emekli olup da giden bir insan değildi. O paralel yapının ona uydurma yeşil pasaport vermesiyle Amerika’ya giden bir kişi. Bu kişi ülkemi karıştırıyor. Buna karşı tedbirleri almak bizim görevimiz. Bu tedbirleri almak içinde ne gerekiyorsa A'dan Z'ye hukuk içinde alacağız. Çevresindeki kişiler, bunlara kişi de denmez, diyorlar ki ‘inzivaya çekildi’. Amerika’da inzivaya çekilmek. Eğer inzivaya çekileceksen bizim ülkemizde çok yerler var. Bizim ülkemizde tarihimizde biz münzevileri çok iyi tanımışız, keşke sen de öyle olabilseydin. Böyle bir şey söz konusu değil. Tamamıyla parasal işleri organize eden, adeta film senaryolarını takip edercesine, sevgili Peygamberimizin miraçtan inişinde onu kamyonete bindirip o kamyonetin sürdürülmesinden tutun da başka senaryoları da görüyorsunuz. Bu dini ilimlerle ilişki içinde olan insana yakışır mı? Bilmem ananaslar gitmiş, gelmiş. Bu normal bir ananassa oraya sormanın anlamı nedir. Hele hele, bir gece yarısı bir alufte ile siyasinin bir durumu olacakmış, bunun haberi kendisine gidiyor. Kendisi de buna müdahale ediyor, bir araya gelmelerini engelliyor. Bu bir istihbarat reisinin yapacağı iştir. Bunlar tamamıyla şantaj olarak kullanılan şeyler. Partilerden istifa edenlerin istifa nedenlerini bunların altından araştırırsak bu tür şantajlar çıkabilir” ifadelerini kullandı.

"EDEBİME TERS"

Paralel yapının devletin yapısı içerisinde az sızdıkları veya çok sızdıkları yerler olduğunu öne süren Başbakan Erdoğan, “Herşeyden önce, bu kardeşlerimiz şunu bilmesi lazım. Şu ifade çok kullanılıyor: ‘Hocaefendi dediyse bunda bir keramet vardır.’ Bu yaklaşım tarzı çok çok yanlış bir tarz. Az veya çok derken bunların bir temel ilkesi var. Bir defa kendi amaçları için herşey meşrudur. Her şeyi kullanabilirsiniz. Ama bunu açmak benim edebime ters düşüyor” dedi.

Erdoğan, iddialarını şöyle sürdürdü: “Bunlarda yalan var, takiyye var, bunlarda iftira fitne fesat var. Tayyip Erdoğan ve ekibi 12 yıldır bu görevde, son 2 yıla kadar herhangi bir şey yoktu. Hatta bize de bazı zaman eserleri gönderiyor. Bize tesbihler geldi. Fakat ne oldu ki son 2 yılda şahsım, ailem, hepsi A’dan Z'ye hepsini bu ülkede bir anda akla gelebilecek her türlü yalanı atma durumuna girdiler. Bu iftiralar içerisinde beni dinlemişler, eşimi, kızımı çocuklarımı dinlemişler. Bunların içerisinde bizim bakanlarımızla güvenli hat konuşmalarımız dinlemişler. Bu yasal olarak mümkün değil. Bir Müslüman bir insanı dinleyebilir mi, gözetleyebilir mi? Bizim dinimizde böyle bir şey var mı? Bunlar bunu yaptı. Bütün bu konularda şantajı da kullanıyorlar. Bunun sadece ulusal boyutu yok, uluslararası boyutu da var. Ben diyorum ki enerji bakanımla görüşüyorum. Uluslararası boyutu olan bir görüşme, şimdi sen bunu dinler, oradaki bilgiyi de bir yerlere servis edersen bunun bedelini Türkiye ödeyecek. Bu dört dörtlük vatana ihanet suçuna girer. Biz vatanımızın çalınan imkanını kazanmaya çalışıyor. Bunlar birçok uluslararası tahkimde halloldukça bunlar dökülecek ortaya. Bizim görüşmelerimizin neticelerini de uluslararası bazı yerlere servis etmedikleri ne malum.”

"BEYNİMDEN VURULMUŞA DÖNDÜM"

"Mesela Adana olayı, yenilir yutulur değil" ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti: “Ben CD'lerini izlediğim zaman, beynimden vurulmuşa döndüm. Sen bunu nereye servis edeceksin, ne adına yapıyorsun? MİT mensubu olduklarını söylüyorlar, bunların içerisinde asker olan MİT mensupları da var. Sanki PKK’lıymış gibi onların üstüne saldırıyor. Bunu yapan paralel yargının bir mensubu. Bunu nasıl yaparsın, bu nasıl vatanperverliktir. Kaldı ki bunlarda işin sınırı yok. Bunlar en yakın arkadaşlarını bile dinlediler. Latif Erdoğan bey, televizyon kanalında 15 yıl dinlediklerini söyledi. ‘Hocam beni niye dinlediniz’ diyor, ‘ne yapıyorsun bunu bilmemiz lazım' diyor” ifadelerini kullandı.


Paralel yapının farkına ne zaman varıldığı sorulan Başbakan, şu cevabı verdi: “MİT müsteşarına yönelik adım, Oslo'ya dayanıyor. Oslo müzakerelerinden sonra bunların yandaşı olan bir gazete tetikçi olarak kullanıldı. Oslo'da güya biz bölücü terör örgütünün lehine bazı adımlar atmışız. Daha sonra o bir zemin oluşturmaydı, ondan sonra bir kısım yargı hemen müsteşarımızı ifadeye çağırdılar. Burada benim iznim şart. Bunlar dümdüz gitmek istediler. O aralar benim açıklamalarım vardı. Oslo'ya onu gönderen benim. Böyle bir şeye gücünüz yetiyorsa önce beni alacaksınız. Onlar görevini yaptı. Bunların derdi Türkiye'nin istihbarat gücünü artırmak değil, tam aksine azaltabilmek çünkü orada kendileri devreye girmek istiyorlar”

Dershanelerin kaldırılmasındaki hedefin bir eğitim reformu mu yoksa cemaatin bir alanının kapatılmak istenmesi mi olduğu şeklinde bir soruya muhatap olan Erdoğan, “Bunları içerisinde tabii cumhuriyetin attığı bazı adımlar, bunların en önemlisi dershane konusu. Bu konu yeni başlamış bir konu değil. Ben Hüseyin Çelik beyin bakanlığı zamanında aslında bu talimatı verdim. Öyleleri var ki ‘ben davarımı, bileziklerimi sattım ama çocuğum yine de üniversiteye giremedi' diyor. Bunlarda son zamanlarda birçok şeyler çıkıyor. Şimdi onlar da inceleniyor. KPSS'de üniversite sınavlarında olanlar. Kim bilir buralardan nerelere ulaşacaklar. Bakıyorsunuz KPSS'de karı-koca aynı puanı alıyorlar” şeklinde konuştu.

KIZ ÖĞRENCİLERLE İLGİLİ İFTİRA

Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada bizim bir defa bunların dershane kapatmak suretiyle kendi faaliyet alanlarını tıkamak gibi bir şey düşünmemiz mümkün değil. Bizim bütün derdimiz, gelin biz şu anda sizden hizmet alımıyla okullar yapalım, biz size garantiler verilim' dedik. Bütün dershaneler için bu geçerlidir. Hatta bunun adımını attık, bu adımı attığımızda Danıştay engelledi. Cemaatin dershanelerine hükümet zemin hazırlıyor dedi gazeteler. Biz okullaşmada, yatırım noktasında devlet olarak daha az yatırım yapmış oluruz. Özel sektör yatırım yapmış oluruz, biz de hizmet alırız. Gelin biz sizden 30 kişi olarak değerlendirelim, 20 öğrencinin garantisini biz verelim. Öğrenci gönderemiyorsan, bedelini gönderelim' bunları söyledik. Biz görüşmelerimizde okullaşmaya ağırlık verdik. Dershane olayını sonuna kadar savunamayız. Bunlar yine okul da yaptılar ama az sayıda. Ağırlığı dershaneye verdiler niye çünkü dershaneye seçerek öğrenci alıyorlar. Dershanelerin bedelleri bin 500'den başlıyor. Burası seçici olduğu için onlara çok rahat geliyor. Bunların hepsi başladı ortaya çıkmaya. Dershanelerde açık açık bizim aleyhimizde oralarda ders verenler...yanılmıyorsam, 50 bin dershanelerde ders veren öğrenci var. 15-20 bin ifadesini kullandılar. Bunların pedagojik formasyonu yok, bu kaçak olarak öğretmenlik yapıyorlar demektir. Dolayısıyla, buna dersten öte kendi dershanelerin propagandasını yapıyorlar. Bazı yerlerde de ciddi manada korku var. Bir şehrimizde kızlar geldi yanıma ve ‘eğer onların dediğini yapmazsak başbakanım annemi babamı arayacaklar, anneme babama üniversitedeki erkek arkadaşlarımla yaptığım görüşmelerden hareketle, sizin kızınız meşru olmayan ilişkiler içinde diye telefon edecekler' diyor. Bunu acımasızca yapıyorlar, bazı yerlerde bunlar yaygınlaşarak geliştiği için bunlara da alıştık. Şu arada atarlarsa kredi yurtlar kurumu hazır, tesislerimiz hazır. Biz sizi oralardaki otellerde ağırlamaya hazırız. Dershanelerden atarlarsa, hafta sonları MEB olarak takviye dersleri biz vereceğiz. Talimatı MEB'e verdik. Türkiye'nin her ilçesinde okullarda planlamalar yapılıyor.”

"CHP'YE MHP'YE BDP'YE ŞAŞIYORUM
"

Dinlemelerle ilgili muhalefet partileri CHP'ye MHP'ye BDP'ye şaşırdığını söyleyen Erdoğan, “Bunlar o dediğimiz konuları bize yüklemek isteyenler de dinlenen CHP ve MHP'ydi. CHP genel başkanını gözlenmesi olayı ortada. Bunun kasetiyle Kılıçdaroğlu başkan oldu. Geçenlerde Baykal belgesini açıklasın diyor, her şey ortada. Orada ben gerekli talimatı verdim. Yarım saat içinde o görüntüler sosyal medyadan düştü. Benden bunun kağıdını niye istiyorsun. Biz o günü yeni anayasanın hazırlıkları yapıyorduk. Bize teşekkür etmesi gerekirken aksini yapıyor. Aynı şekilde Hamzaçebi'nin başına gelenler. Kendi yandaşlarını gazetelerinde, emekliği gelen birisi Başbuğ ile ilgili konuda ‘Başbakan talimatı verdi' diyor. A'dan Z'ye bunları hepsi yalan. Bunlar o kadar ahlaksız, adi, seviyesiz ki bunlar takiyyeyi, yalanı, iftirayı leblebi çekirdek gibi yerler. Yaptıkları iş, hayatları bu. Sen benimle kaç kere görüştün ya? Ben senin yargıyla münasebetleri, bu işlerde ne kadar tezgahtar olduğunu bilen birisiyim. Bunun bedelini ödeyecek. Bunlar çıkıyor ortaya, Bazı malum operasyonları yapıp da şu anda İstanbul dışına gönderilen savcılarla bunlar kankaydı. Bunların hepsi çıkacak meydana. Sadece istifa etmekle, emekli olmakla bu işi kurtaramazsın. Kendileri için somut delil yok derken, Tayyip Erdoğan için nereden buluyorlar. Ona da mı montaj kaset ayarlayacaklar? Kendi medyaları sadece bir şeye güveniyorlar, nasıl olsa muhalefet arkamızda diyorlar. Seçime 10 gün var. Bugün fezlekeyle ilgili tartışma istediler. Bu seçimden sonra yapılsaydı olmaz mıydı, olurdu. Biz her türlü desteği vermeye hazırız. Bugün bunu yapıp da buradan bekledikleri neticeyi alırlarsa bunu son 10 günde değerlendirebilir miyiz? Oylamaya bile kalamadılar ya. Yaptığınız bir işi insan gibi adam gibi yapın. Bu ülkenin bir milletvekili olarak kalkıp da oraya geliyorsan dürüst ol. Yapılacak olan çok şeyler var, onları da yapacağız. Benim şu andaki 4 Bakan arkadaşım gerekeni gerektiği zaman yaparlar. Daha önce de yaptılar zaten. Görevimizden affımızı istiyoruz dediler ve ayrıldılar. Muhalefet soruşturma önergesi vermiyor. Çünkü biliyorlar ki burada bekledikleri neticeyi alamayabilirler. Varsa böyle bir şey zaten biz de bunun arkasında durmayız. Yarın çıkıp da bizim bakan arkadaşlarımız hele hele bugünkü olaydan sona atağa geçerlerse şaşırmam.”

"YA PENSİLVANYA DEĞİŞTİ YA KILIÇDAROĞLU"

Erdoğan, şöyle ekledi: “Kızımın başörtüsüne furuattandır diyen kişi, bugün başörtüsü karşıtları ile beraber. İmam Hatipleri bu zihniyet kapattı. İşin tarihine bakınca yine bu zihniyeti görüyoruz. MHP devlet dairelerinde başörtüsüne karşıydılar. Bugün kalkmış başörtüsü sorununu ben çözdüm diyorlar. Bunlarda yalan iftira var, Kılıçdaroğlu'ndaki anlayış Pensilvanya ile birebir örtüşüyor. MHP okyanus ötesine verip veriştiriyordu. Kılıçdaroğlu, bu zatla ilgili soruşturma istemişti. Şimdi gayet güzel yakınlaştılar. İkna odalarında en önemli rolü oynayan kişi bunların partilerinde değil mi?”

Bu arada kendisine “CHP mi değişti yoksa Pensilvanya mı değişti?” sorusu yöneltilen Erdoğan, “Pensilvanya değişmiş olabilir, CHP aynı yerde duruyor. Pensilvanya kendisi için AK Parti'yi yıkma noktasında kimi güçlü görüyor. Mantık bu. MHP'nin tabanında da akıl almaz bir şekilde oynama var. MHP’ye gönül verenler hakikaten nereye gittiğimizin farkında mısınız? Pensilvanya'daki zat, sadece eserlerinde tanıyor veya tanımıyor. Said Nursi mahkemeler karar verdiğinde Sibirya'ya sürgün yedi ama o tekrar fırsatını bulunca Türkiye'ye geldi. Bütün bunlar ortadayken Said Nursi'ye her türlü cefayı yapanlarla bu adam şimdi birlikte. Şu anda birçok açıklamalarıyla ters düşmüş vaziyetteler zaten” şeklinde konuştu.

TAHLİYELER


Erdoğan’a Ergenekon, Balyoz, Zirve gibi davalarda yaşanan tahliyeler de soruldu. Erdoğan, “26 maddelik anayasa değişikliğiyle Türkiye’de bir süreç başlattık. Yüzde 58 evet oyuyla bu değişikliği Anayasa’da yaptık. Bunu yaptığımızda ne CHP ne MHP ne de MHP kendi mensuplarına bunun ne getirip ne götüreceğini düşünmediler. 7 veya 10 yılı 5 yıla çeken bir düzenleme getirdik. 5-7-10 sene bu insanlar içeride durdu bu insanlar hakkında karar vermezse bu zulümdür. Hiç olmazsa bunu beş yıla çekelim, bu yasada bireysel başvuru hakkını getirdik. Buna da itiraz ettiler. Bireysel başvuruyla onlarca insan kimisi tutuksuz yargılanmak üzere kimisi de 5 yıl süresi dolmadığı halde onlar da çıktı. Bunlar beraat etmedi, tutuksuz olarak yargılanmaya devam edecekler. Bunlara getirilen tek şey var, yurt dışına çıkamayacaklar. Bunların hiçbirinin partimle şahsımla yakından uzaktan ilgisi yok. Bunlar aldıkları ani kararlarla, askerlerimizi, genelkurmay başkanımızı içeri aldılar. Genelkurmay başkanımızla tutuksuz yargılama talebiyle bulunduğum gibi yargılama mercinin yüce divan olduğunu da söylemiştim. Bireysel başvuruyu biz getirdik. Bireysel başvurudan Anayasa Mahkemesi yerel mahkemenin önünün açmış oldu. Yerel mahkeme tahliyeyi verdi, işin aslı bu. Uzun tutukluluk ile ilgili başından beri itirazım var. Bu içeriden nice masum insanlar olduğu gibi, şu anda yine 14 yaşındayken yani adeta mahkumiyeti tescil edilmiş olan Yakup Köse var. Yaşı kaç oldu bilemiyorum ama bugün tüm Türkiye içinde kimler varsa, bunların gözden geçirilmesi lazım. Dikkat edin, bakın şimdi ortalık Türkiye’de karıştırılıyor. AİHM bir karar almış bölücü terör örgütün başıyla ilgili. Ülkemizi sadece karıştırmaya yönelik. Yaptıkları açıkları doğru dürüst hiçbir yanı yok” cevabını verdi.

AİHM KARARI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin terör örgütü PKK elebaşısı Abdullah Öcalan ile ilgili aldığı kararı da değerlendiren Erdoğan, “Ülkemizi sadece karıştırmaya yönelik. Yaptıkları açıklama tamamen hakikatten uzak, kendilerini haklı çıkaracak yalan yanlış. Böyle şey olmaz” dedi.



BERKİN VE BURAKCAN’IN ÖLÜMÜ

Erdoğan’a ölümünden bu yana ilk kez Berkin Elvan hakkında bir soru yöneltildi. Erdoğan, “Dışarıdan bize komplo yapılmıyor dersek yanılırız Türkiye'de bir çocuk ölüyor. Bu çocuğun ölümüyle ilgili ilanlar veriliyor üzerine de bu çocuğun katili olarak şahsımı gösteriyorlar. Ekmek almaya giden çocuğun yüzünde poşu, elinde sapan bunların ne işi var? Annesinin, açıklaması enteresan 'Çocuğumun katili Başbakandır' diyor. Karanfille bilye atıyor, kabrine. Cebinden patlayıcılar çıkıyor. Bütün bunların hepsi ortada. Malum medya, Doğan Grubu çok ilginçtir kendilerine göre adam buluyorlar sanki o çocuğu polis hedef alarak biber gazını atmış. Bir defa bu çocuğu oraya taşıyan zihniyettir lanetlenmesi gereken. Bu çocuğa sapan veren kim? Çocuğun yüzünde poşu olduğu zaman bu kaç yaşındadır diye ayıklayacak durumda değil ki. Oradaki terör grubuyla mücadele ediyor. Birisi Başbakanı katil ilan ederken aynı gün Burak Can'ın öldüğü yerde 42 kovan bulunuyor. Kılıçdaroğlu, 'Kasıtlı olarak ışıklar söndürüldü' diyor. DHKP-C bunu üstleniyor. O DHKP-C'den hedef saptırmaya çalışıyor ve oradan isabet eden kurşunlarla Burak Can şehit oluyor. Onun yaptığı açıklamaya bak. 'Vatanımız, devletimiz sağolsun' diyor, o kalkıp da katili şudur veye budur demiyor. Öbür taraftan Tunceli'de oradakiler kalkıyorlar, 30 yaşındaki polisimizi öyle bir noktaya getiriyorlar ki orada çatışmalarda kalp krizden gidiyor. 27 Mayıs'ta yapılanların benzeri o gençlerin ölümü nasılsa aynı benzeri. Arşivden çıkarmış masaya yatırmış bunun üzerinden planlarını yapmışlar uygulamaya koymak istiyorlar. Gezi'de gördük. Ukrayna, Mısır bakıyorsunuz benzeri. 17 Aralık'ta onlar tutmayınca farklı bir projeyi uygulamaya koydular. Benim milletimin sağduyusu, anında olayı çözme kabiliyet meydanlarda ortaya çıkınca bunların mecali kalmıyor. Cezayir dönüşü, orada öyle bir planlama yoktu. Bir saatte 100 binler biraya geldi. Ülkesini seven vatandaşımız feraseti çok farklı” açıklamasında bulundu.

Erdoğan, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Berkin Elvan için taziye ilanı verirken, Burakcan için vermediğini iddia etti. Hocaefendi, her iki isim için de taziye ilanı vermişti.

"SIFIR KOMŞU DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU DEĞİL"

Kendisine yöneltilen "Komşularla sıfır sorun derken, şimdi sıfır komşu deniyor" şeklinde bir soruya Erdoğan, şu cevabı verdi: ”Sıfır komşu diye bir şey söz konusu değil Suriye ve Ukrayna-Kırım'ı bir kenara koyarak diğer ülkelerle ilişkilerimiz iyi" dedi. İran'ın Suriye konusunda farklı bir noktada durduğunu söylemekle yetinen Erdoğan, Soçi'ye sadece Putin'le Suriye konusunu görüşmek için gittiğini belirterek, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katıldığı bir toplantı yaptıklarını ve Putin'e ‘Tarih sizi farklı yargılayacak, bizi farklı yargılayacak’ dediğini söyledi. Erdoğan, buna rağmen söz konusu ülkelerle ilişkilerin de devam ettiğini vurguladı. İçeride muhalefetin de kendilerinin karşısında durduğunu belirten Erdoğan, ilkeli duruşlarının devam edeceğini söyledi.

"ŞEBEKELERDE SORUN VAR"

Seçimlerin ardından gerilimin azalıp azalmayacağına yönelik bir soruya da Erdoğan, yüksek gerilim hatlarının olduğunu bir de buna bağlı şebekelerin bulunduğunu belirterek, "Şebekelerde sorun var" diye konuştu. Kimsenin devleti ele geçiremeyeceğini ifade eden Erdoğan, "Bunlar milli irade hırsızlığı yapabilir miyiz, bunun gayreti içerisindeler" dedi. Hiç gerilimden yana olmadıklarını savunan Erdoğan, "Bizim karşımızdakiler bu gerilimi işlediler, bundan sonraki süreçte de hiç gerilim tarafında olmayacağız. Cam çerçeve indiren, silah kullanan, molotof kullanan kim? Bütün bunları kullananlara da eli kolu bağlı bir devlet olamaz. Bunların hemen hesabını soran devlet olacak. Ben istediğim yerde, istediğim gösteriyi yaparım. Böyle bir şey olamaz yapamazsın. Emniyet müdürü ile bunun müzakeresini yaparsınız, yer gösterir, orada yaparsın" şeklinde konuştu. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×