Erdoğan: Bilimsel verileri öne çıkararak 2015’in iyi anlaşılmasını sağlayacağız

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ermeni diasporasının, 1915 olaylarının yüzüncü yıl dönümü için hazırlıklara başladığı uyarısını yaptı.

Erdoğan: Bilimsel verileri öne çıkararak 2015’in iyi anlaşılmasını sağlayacağız

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ermeni diasporasının, 1915 olaylarının yüzüncü yıl dönümü için hazırlıklara başladığı uyarısını yaptı. Türk büyükelçilere seslenen Erdoğan, “Bunun karşısında biz tarihi, bilimi, bilimsel verileri öne çıkararak bu siyasi kampanya, bu kara propaganda karşısında dik bir duruş sergileyeceğiz. 1. Dünya Savaşı’nı iyi anlayarak ve iyi anlatarak 2015’te iyi anlaşılmasını sağlayacağız.” dedi.

Ermeni diasporası 1915 olaylarını farklı ve tek yanlı şekilde aksettirmek, tarihi gerçekliğinden koparıp siyasi bir kampanyaya dönüştürmek için hazırlıklarını yapıyor. Bunun karşısında biz tarihi, bilimi, bilimsel verileri öne çıkararak bu siyasi kampanya, bu kara propaganda karşısında dik bir duruş sergileyeceğiz. 2015 hazırlıklarına işte bugünden başlayacak, 1. Dünya Savaşı’nı iyi anlayarak ve iyi anlatarak 2015’te iyi anlaşılmasını sağlayacağız.”

VI. Büyükelçiler Konferansı’na katılan büyükelçilere Ankara Vilayetlerevi’nde yemek veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin yabancı misyon temsilcilerine hitaben yaptığı konuşmada dış politikada izlenecek yollara ilişkin mesajlar verdi. 2014’te dünya ve Türkiye’nin tarihinde çok önemli yeri olan 1. Dünya Savaşı’nın 100. yıl dönümünün idrak edileceğini belirten Erdoğan, “Hepinizin bildiği gibi 1914 yazında başlayan 1. Dünya Savaşı 1918 yılına sonuna kadar devam etmiş ve dünya haritasını köklü şekilde değiştirmişti.” diye ifade etti. Osmanlı Devleti’nin bu savaşta ağır insan ve toprak zayiatını yaşadığını, neredeyse tamamen işgal edilerek, Mondros ve Sevr anlaşmalarıyla da fiilen tarihe karıştığını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “100. yıl dönümü vesilesiyle 1. Dünya Savaşı'nın yıl boyunca çeşitli etkinliklerde değerlendirilecek olmasını ben şahsen çok önemsiyorum. Türkiye olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin büyükelçileri olarak 1. Dünya Savaşı’na ilişkin tüm etkinlikleri dikkatle takip etmenizi, bu savaştaki en önemli devlet olan Osmanlı’nın bakiyesi bir devletin büyükelçileri olarak etkinliklere katkı sunmanızı sizlerden özellikle rica ediyorum.”

ERMENİ DİASPORASI KARA PROPAGANDA İÇİN HAZIRLIK YAPIYOR

Erdoğan, iki husus altını çizerek, şöyle konuştu: “Burada iki önemli husus var. Birincisi şudur; bu yıl 1. Dünya Savaşı’nın özellikle dünya savaşı olarak 100. yıl dönümünü idrak ederken önümüzdeki yıl da 1915’in 100. yılını idrak edeceğiz. 2014 yılında Sarıkamış Harekâtı’nın, 2015’de de Çanakkale Zaferimizin 100. yıllarına ulaşacak, inşallah şehitlerimizi çok farklı şekilde yâd edeceğiz. 2015’te aynı zamanda 1915 olayları olarak bilinen hadiselerin de 100. yıl etkinliklerine şahit olacağız. 1915 hadiselerinin objektif, bilimsel ve gerçekçi şekilde ele alınabilmesi için hepimizin hazırlıklı ve donanımlı olması gerekiyor. Ermeni diasporası 1915 olaylarını farklı ve tek yanlı şekilde aksettirmek, tarihi gerçekliğinden koparıp siyasi bir kampanyaya dönüştürmek için hazırlıklarını yapıyor. Bunun karşısında biz tarihi, bilimi, bilimsel verileri öne çıkararak bu siyasi kampanya, bu kara propaganda karşısında dik bir duruş sergileyeceğiz. 2015 hazırlıklarına işte bugünden başlayacak, 1. Dünya Savaşı’nı iyi anlayarak ve iyi anlatarak 2015’te iyi anlaşılmasını sağlayacağız.”

Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı ile ilgili ikinci önemli hususu ise şöyle izah etti: “Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki bir ülke, bir millet kendi tarihinden koparılırsa ayakta duramaz. Kendisini tanımlayamaz, tarif edemez. Bir kimlik inşa edemez. Milletler tıpkı ağaçlar gibidir. Kökleriyle toprağa tutunur, kökleriyle ayakta kalır ve kökleriyle yaşarlar. Kökü olmayan, kökünü unutan ya da inkar eden bir millet sadece geçmişini değil, bugünü, öz kimliğini de reddeder ve kimliksiz kalır. Tarihleri çarpıtılarak yazılan ya da tarihleri unutturulan milletler kendi özlerini, ruhlarını, köklerini unutmuş talihsiz milletlerdir. Biz de maalesef zaman zaman bu yönde girişimler olmuştur. Tarih farklı şekilde yazılmak, farklı şekilde öğretilmek istenmiş, çoğu zaman da tarih unutturulmak istenmiştir.”

"YAKIN TARİHİ UNUTTURMAK ADETA CİNAYETTİR"

Türk milletinin tarihini unutanlardan olmadığının altını çizen Başbakan Erdoğan, “Yalan söyleyen tarih karşısında aldananlardan olmadı. Daha önemli olan şudur; bugünü anlamanın, bugünü analiz etmenin özellikle de bugünün güncel sorunlarına çözüm bulmanın en önemli yollarından biri tarihe bakmak ve tarihi iyi okumaktan geçer. Evet, 1. Dünya Savaşı’nın askeri ve siyasi sonuçlarını iyi okumayan iyi analiz etmeyen biri aradan 100 yıl bile geçmiş olsa bugünü anlayamaz, idrak edemez, sağlıklı şekilde analiz edemez. Bizim dış politikamız 1. Dünya Savaşı öncesi es geçilerek asla şekillenemez, şekillendirilemez. Öncesini yok sayarak 1923’ü sıfır noktasını alabilmek mümkün değildir. Aynı şekilde Osmanlı’nın kuruluş yıl dönümü olan 1299’u da sıfır noktası olarak alabilmek o da mümkün değildir. Bizim asırlara sâri bir tarihimiz, asırlara sâri bir yürüyüşümüz var. İsimler değişmiştir, devletler, yapılar, politikalar değişmiştir. Ama aynı millet aynı ruh ve aynı idealler yüzyıllar boyunca değişmeden ilerlemiştir. Yakın tarihi unutturmak, açık söylüyorum adeta cinayettir.” ifadelerini kullandı.

ZEYTİNDAĞI’NDAN ÖRNEK

Yakın tarihi ıskalayarak iç politika inşa edilemeyeceğini dile getiren Erdoğan, bu şekilde dış politika inşa edilemeyeceğini, hukukun, iktisadın inşa edilemeyeceğini şöyle kaydetti: “Yakın tarihi inkâr ederek bugünün meselelerine çıkış yolu bulamazsınız. Kendi toprağınızı, bayrağınızı, milletinizi idrak edemezsiniz. Bakın burada Falih Rıfkı’nın 1. Dünya Savaşı’nı, özellikle de Cumhuriyetin birkaç yıl öncesini anlatan şu çok önemli cümlelerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Şöyle yazıyor Falih Rıfkı Zeytin Dağı eserinde; ‘Bizden Belgrad’ı aldıkları zaman düşman delegeleri Niş kasabasını istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak ‘ne hacet’ dedi. İstanbul’u da size verelim. Babalarımız için Niş, İstanbul’a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar’ı, Trablus’u, Girit’i ve Medine’yi bırakırsak Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk. Çocuklarımızın Avrupa’sı Marmara ve Meriç’te bitiyor.’ Evet, bizim fiziki sınırlarımız Meriç’te bitiyor, ancak tarihimiz ve tarih muhayyilemizde Meriç’te biterse biz sağlıklı, isabetli bir dış politikayı asla ve asla imar edemeyiz.”

"KOMŞULARIMIZ BİZDEN SONSUZA KADAR EMİN OLSUNLAR"

Erdoğan, şöyle devam etti: “Komşularımız da dahil olmak üzere dünya üzerindeki her devletin egemenlik haklarına, sınırlarını, iç işlerine sonsuz derecede saygımız var. Bunu çok güçlü şekilde muhafaza ediyoruz. Her zaman ifade ediyorum. Dostlarımız, özellikle de komşularımız bizden ve bizim dostluğumuzdan sonsuza kadar emin olsunlar. Ama fiziki sınırların içerisine insani ve vicdani duyguları özellikle de dış politikayı hapsedemeyiz. Burada bir defa durup düşüneceğiz. O mümkün değil. Daha yüz yıl öncesine kadar aramızda sınırların olmadığı, birlikte iç içe yaşadığımız halklara karşı bigâne kalamayız. Bizim ecdat mezarlıklarımız ve şehitliklerimiz insan ve vicdan odaklı dış politikamızın da tabii sınırlarını çizmektedir. Tarihi ve kültürel mirasımızın, şehitliklerimizin yüzyıllarca birlikte yaşadığımız kardeşlerimizin olduğu Yemen’e sırtını dönen bir Türkiye tahayyül edilemez. Şehitliklerimizin bulunduğu Myanmar’a ilgisiz kalan Türkiye düşünülemez. Hem Türkiye içinde hem Filistin’de ortak şehitliklerimiz varken Filistin’e ve Filistin davasına ilgisiz kalan bir dış politika kurgulanamaz. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Hiç kimse bundan farklı anlamlar çıkarmasın. Biz dünya üzerinde ecdat eserlerinin izlerinin, mezarlık ve şehitliklerinin bulunduğu her ülkeyi kardeşimiz, dostumuz olarak görür bu iz ve eserleri de muhabbetimizin vasıtası olarak değerlendiririz. Aynı şekilde bugün vatandaşlarımızın yaşadığı, çalıştığı ülkeleri de kendimize yakın görür oradaki vatandaşlarımızı da dostluk ve kardeşliğin vasıtası olarak ele alırız. Birinci Dünya Savaşı bu açıdan çok önemlidir.”

"BİZ BİR KASABA DEVLETİ DEĞİLİZ"

Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasına ilişkin yapılan eleştirilere de cevap verdi: “Bize soruyorlar; ‘Mısır’la, Filistin’le, Suriye, Irak Afganistan, Somali, Myanmar’la neden bu kadar ilgilisiniz?’ Asıl şunu sormak lazım; ‘Tersi mümkün mü?’ Tarih ve tarihin yüklediği sorumluluk Suriye’ye sırtımızı dönmemizi mümkün kılabilir mi? Komşumuzun evinde yangın çıkmış, siz evde çay içerek televizyon izlemeye devam edebilir misiniz? Cetvelle çizili sınırları engel görüp sırt çevirebilir misiniz? Türkiye bunu geçmişte denemiştir ve başarısız olmuştur. Yeni bir tarih yazmak istemiş net bir şekilde dış politikasında başarısız olmuştur. Risk var diyerek ataleti tercih eden olduğu yerde sayan verilerle yetinir. Tedirgin ve ürkek davranan ekonomisini büyütemez, demokrasiyi ileri standartlara ulaştırmaz, insanlığa ve barışa katkı sunamaz. En yakından en uzağa kadar cesur, aktif, girişken dış politika anlayışımızı sürdürmek zorundayız. Kim ne derse desin? Büyük bir ülkenin onurlu büyükelçileri olarak layıkıyla temsil etek zorundayız. Biz bir kasaba devleti değiliz. Tarihten gelen ruh dünyamızı zengin tutmak zorundayız.”

"DIŞ POLİTİKADA SAKLIMIZ VE GİZLİMİZ YOK"

Erdoğan, dış politikada saklı ve gizli bir şeyleri olmadığını belirterek, "Gizli niyetlerle, ajandalarla değil ilkelerle hareket eden bir ülkeyiz. Dostun dostuyuz ve herkes de bizim dostluğumuzdan emin olsun. Şu anda hangi ülke ile hangi mesele ile ilgileniyorsak tamamen ilkelerimizle hareket ediyoruz. Sadece ve sadece vicdan ve adaletten yana tavır belirliyoruz. Başka gayemiz ve hedefimiz yok.” ifadelerini kullandı. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×