DSP lideri Masum Türker: Türkiye yatay bölünme aşamasına geldi

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, ötekileştiren devlet yönetimi anlayışından dolayı 'yatay bölünme' tehlikesine dikkat çekti. Türker, "Türkiye yatay bölünme aşamasına...

DSP lideri Masum Türker: Türkiye yatay bölünme aşamasına geldi
28 Mayıs 2014 Çarşamba 13:53

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, ötekileştiren devlet yönetimi anlayışından dolayı 'yatay bölünme' tehlikesine dikkat çekti. Türker, "Türkiye yatay bölünme aşamasına gelmiş. Etnik, mezhep ve din ayrımcılığı yapılarak benden senden anlayışı ile devlet yönetilmektedir." dedi.

DSP yönetimi, bugün doğum günü olan kurucu Genel Başkanları ve eski Başbakan Bülent Ecevit'i mezarı başında andı. Soma faciasından dolayı küçük bir heyetle Ecevit'in Devlet Mezarlığı'nda bulunan mezarına gelen DSP heyeti ve diğer ziyaretçiler, Başbakanlık binası inşaatından dolayı mezarlığın ana girişi kapısının değiştirilmesi yüzünden mezarın başına geç geldi. Genel Başkan Masum Türker ve partililer yanlarında getirdikleri karanfilleri mezara bıraktı. Ardından Kur'an ve dualar okundu ve Türker kısa bir konuşma yaptı.

Törene eski Adalet bakanı Hükmet Sami Türk de katıldı. Türk, inşaatı devam eden yeni Başbakanlık binasından dolayı, Devlet Mezarlığı'nın girişinin değiştirildiğini bu yüzden gelmekte zorlandığını anlattı. Türk, "Bunu gördükten sonra bu ak saray inşaatını, gerçekten bu adamın başkan olmaması için ne mümkünse yapmamız lazım. Onu anladım." ifadesini kullandı.

'ÖTEKİLEŞTİREN DEVLET YÖNETİMİ ANLAYIŞINDAN VATANDAŞ İSYAN NOKTASINA GELDİ'

Masum Türker, konuşmasında geçen yıl yaşanan Gezi olayları için "Yaşanan eşitsizlikten, ötekileştiren devlet yönetimi anlayışından ve toplum içinde toplumsal olarak eşitsizliği körükleyen politikalardan dolayı vatandaşın artık isyan noktasına geldiğini söylemiştik. Gerçekten iki gün sonra Gezi olayları başladı." şeklinde konuştu.

Türker, halkın yalnız İstanbul'da değil Türkiye'nin her yerinde tepkisini dile getirdiğini vurgulayarak, "Şimdi huzurunda olduğumuzu bugün üzüntülüyüz ve Türkiye için yaptıklarını geri alanlar yüzünden daha gözyaşları kurumamış yetimlerin babaları maalesef maden ocağında vefat ettiler. Şehit oldular. Şehit oldular diyoruz çünkü bu kaza diğer maden ocaklarında yaşanan kazalardan farklı olarak hükümetin yanlış anlayışından, senin işçi haklarını verdiklerini geri alıp da bitiremedikleri o hakları kullanmamaktan kaynaklandı." diye ekledi.

'KAMU YARARI GÜDEN MÜESSESELERDE TAŞERONLUK OLMAMALI'

Özellikle son 10 yıldır Türkiye'de emeği örgütsüzleştirmek için, örgütlenme anlayışını yok etmek için ihdas edilen taşeronluk anlayışı ile yalnız hizmetler değil ya da kar amacı güden yerler değil maden gibi kamu yararı güden ve devlete ait olan yerlerin de devredildiğinin altını çizen Türker, şunları söyledi: "Bu kazada meydana gelen olayların sonucunda asıl sorumlu devlettir. Bir taşerona devretmekle yalnız kârı devretmiş oluyor. Sorumluluğunu ve kamu yararını korumamaktan dolayı bugünkü hükümet suçludur. Hükümetin bu suçunu tescil edecek ne Parlamento'daki denetim düzeni işliyor ne de bu konu medya aracılığı ile halka gerçek yönüyle dile getirilebiliyor. Basın artık özgür değil. Basında konuşanlar çoğunlukla hangi kesimde olursa olsun bilerek ya da bilmeyerek hükümetin toplumu baskı altına alacak, sindirecek görüşleri stratejik olarak gündeme getiriyorlar. Ve asıl konu halkın korunması ve yararı. Ve toplamda kamu yararı ihmal ediliyor."

'DEVLET, BENDEN SENDEN ANLAYIŞI İLE YÖNETİLİYOR'

Türker, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ise 'yatay bölünmeye' dikkat çekti: "Sanıyorum ki bu baskı önümüzdeki yıllarda Türkiye'de yatay bölünmenin de ortaya çıkmasını tetikleyecek. En büyük endişem yatay bölünmenin ortaya çıkmasıydı. Ve erken seçim kararı alındığı zaman bu kararın alınmamasını yarın bir gün devlet yönetimine dini ya da etnik anlayışın hakim olacağını bunun da bölünmeye neden olacağını söylemiştin. CNNTürk'te bir pazar günü yaptığın konuşma belki de Türkiye'nin ilerde medya tarafından, araştırmacılar tarafından geleceğinin nasıl olacağına işaret eden bir konuşmaydı. Yalnız madencilerin sorunu yok. Türkiye yatay bölünme aşamasına gelmiş. Etnik mezhep ve din ayrımcılığı yapılarak benden senden anlayışı ile devlet yönetilmektedir. Bunu söyleyenlere karşı çıkılmakta, aslında yapmak istediklerini kendi vatandaşının ölümüne seyirci kalan bir devlet anlayışını halk devleti haline getirmek için senin görüşlerini ısrarla sürdürmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki günlerde halkın, basının, özgürlük için tekrar bir başkaldırı içinde bu anlayışa isyan edeceklerini bekliyoruz. Bu konuda DSP olarak üstümüze düşeni yapmaya her zaman hazırız."

HİKMET SAMİ TÜRK: BU ADAMIN BAŞKAN OLMAMASI İÇİN NE MÜMKÜNSE YAPMAMIZ LAZIM

Konuşmasında taşeron yasasını da eleştiren Türker, "Hükümet taşeron yasası getireceğim diyor. Taşeronlaşmayı kontrol altına koyacağım diyor. Aslında böyle bir yasanın gelmemesi gerekir. Tek maddelik yasa olması lazım. Kamu yararı gözetilen kurumların taşeronlara devredilmesi yasaktır. Bunu bugün ben söylemiyorum, kapitalizmin beşiği ABD'de bile kamu yararı gözeten işletmeler devlet tarafından devlet kontrolünde işletilmektedir." dedi.

Ardından Masum Türker ve Hikmet Sami Türk bir süre birlikte yürüyerek sohbet etti. DSP Genel Başkanı, eski Adalet Bakanı'na "Sayın bakanım siz de azizliğine uğradınız galiba, başbakanlığın. Yolu kaybettik." diye seslendi. Hikmet Sami Türk de bunun üzerine "Bunu gördükten sonra bu ak saray inşaatını, gerçekten bu adamın başkan olmaması için ne mümkünse yapmamız lazım. Onu anladım." cevabını verdi.

'YAP İŞLET DEVRET TÜRÜ BARAJLAR TEHLİKE SİNYALİ VERİYOR'

Masum Türker, ardından gazetecilere şu değerlendirmede bulundu: "Yolu daha evvel arkadaşlarımız baktığı için kolay bulduk. Ama birçok yeri kapatmışlar. Demek ki devlet halkın yolunu kapatarak yolu kendisine yapmayı tercih etmiş. Artık devlet parti devleti Türkiye'de. Parti devletinin olduğu bir yerde halk adına beklemek yerine halkla birlikte talepkâr olmak lazım. Biraz evvel de söyledim; kamu yararı halkın yararını gerektiren müesseseler bile bugün ihale ediliyor. Bu Soma olayının şu anda ihale edilen bütün enerji ihalelerinin gözden geçirilmesini gerektiriyor. Yap işlet devret anlayışı ile çalıştırılan barajların bakımının tam yapılmadığını düşünüyoruz. Bize gelen istihbaratlar da o yönde. Yarın öbür gün bu ihale edilen barajlardan bir tanesi Soma gibi eğer bir baraj kapağı patlarsa yüzlerle değil on binlerle ifade edilebilecek ölümlerle ve büyük zayiatla karşılaşabiliriz. Bu anlayışın değiştirilmesi, kamu yararı gerektiren olguların kar amaçlı değil kamu yararı amaçlı olarak işletilmesine özen gösterilmelidir. Aynı durum yarın öbür gün köprüleri, otoyolları da devrederlerse Soma'da yaşananın benzerini karşımıza getirecektir."

Gazi Mahallesi'nde bir tepede bulunan Devlet Mezarlığı'nın hemen yanına Başbakanlık binası inşa ediliyor. İnşaat dolayısıyla Başbakanlık binasının yanından geçen yol zaman zaman trafiğe kapatılıyor. Tam karşıda bulunan Devlet Mezarlığı'nın ana giriş kapısı da bu yüzden değiştirilmiş durumda. Mezarlığa Gazi Mahallesi tarafında açılan yeni bir kapıdan giriş yapılabiliyor. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×