Cumhurbaşkanı Gül'ün AB'ye 'ahde vefa' vurgusu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Schuman Deklarasyonu’nun, Avrupa tarihinin savaşlardan ibaret olmadığını tüm dünyaya göstermeye matuf bir barış manifestosu olduğunu belirtti. Gül, “Avrupa Birliği'nin temellerini atan 1950 tarihli Schuman Deklarasyonu'nun...

Cumhurbaşkanı Gül'ün AB'ye 'ahde vefa' vurgusu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Schuman Deklarasyonu’nun, Avrupa tarihinin savaşlardan ibaret olmadığını tüm dünyaya göstermeye matuf bir barış manifestosu olduğunu belirtti. Gül, “Avrupa Birliği'nin temellerini atan 1950 tarihli Schuman Deklarasyonu'nun yayımlanmasının yıl dönümü münasebetiyle 9 Mayıs Avrupa Günü’nü en içten duygularımla tebrik ediyorum.” dedi. Gül bu vesileyle, Avrupa Birliği'nden, teknik bir süreç olan üyelik müzakerelerinin ‘ahde vefa’ ilkesi çerçevesinde sonuna kadar götürülmesini beklediklerini söyledi.

Avrupa Günü vesilesiyle mesaj yayımlayan Cumhurbaşkanı Gül, bu vizyondan yola çıkan Avrupa Birliği kurucularının, demokratik değerler ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine tesis edilmiş, hak ve özgürlüklerinin güçlendirilmesini esas alan ülkelerin, ortak evrensel değerler etrafında barış içinde bir arada yaşayabilecekleri inancıyla yola çıktıklarını dile getirdi.

Aradan geçen süre zarfında bu inancın müşahhas bir gerçeğe dönüştüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, 6 ülkeyle başlayan entegrasyon sürecinin, üye sayısı ve işbirliği sahalarının genişlemesiyle bugünkü halini aldığını, böylece, yıllarca savaşlarla tahrip olan kıtada barış ve refahın hüküm sürmesinin sağlandığını ifade etti.

"DOĞRU KARARLAR ALINMADIĞI TAKDİRDE, BİRLİĞİN KURULUŞ FELSEFESİNDEN UZAKLAŞMA TEHLİKESİ MEVCUT"

Gül mesajına, “Avrupa Birliği bugün, uluslararası sistemdeki değişiklikler ile küresel ekonomik krizin etkileriyle karşı karşıyadır. Doğru kararlar alınmadığı takdirde, Birliğin kuruluş felsefesinden uzaklaşılması tehlikesi mevcuttur. Esasen Avrupa Birliği, bu zorlu süreçten başarıyla çıkmasını mümkün kılacak müktesebata sahiptir. Ancak müreffeh yaşam koşullarına sahip Avrupa halklarının önündeki en büyük tehlike korumacı güdülere kapılıp, içe kapanma refleksiyle hareket edilmesi olacaktır. Nitekim ortak değerler üzerine kurulu Avrupa Birliği, günümüzdeki konumuna içe kapanarak değil, dışa açılarak gelmiştir. Genişleme, AB projesinin başarısında anahtar rol oynamıştır. Bu bakımdan, yaklaşık iki hafta sonra yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri kritik öneme sahiptir. Seçimlerle yalnızca Avrupa Parlamentosu üyeleri belirlenmeyecektir. Aynı zamanda, Avrupa Birliği’nin temel kurumlarını yönetecek ve geleceğe dönük stratejik politikalarını uygulayacak yeni liderlik kadrosu da şekillenecektir.” cümleleriyle devam etti.

"IRKÇILIK VE İSLAMOFOBİ, AVRUPA'NIN DEĞERLERİNE TEHDİT"

AB’nin yeni yöneticilerinin Birliği uluslararası ekonomik ve siyasi gelişmelere uyarlayarak, etkili bir küresel aktör haline getirebilecek stratejik vizyonu taşımalarının önemine işaret eden Gül, “Zira Avrupa genelinde, AB’nin üzerine kurulu olduğu değerleri sorgulanır hale getiren aşırı akımların zemin kazanmasını endişeyle takip ediyoruz. Entegrasyondan geri dönülmesini ve sınırların kapatılmasını dahi savunan bu tür akımların, tarihin akışına ve AB projesinin gelişme seyrine tezat teşkil ettiği kanaatindeyiz.” dedi.

“Şurası hatırdan çıkartılmamalıdır” diyen Gül, düşüncelerini “Avrupa Birliği insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Bugüne kadar 'Çeşitlilik içinde birlik' ilkesini şiar edinmiştir. Son yıllarda AB ülkelerinde yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobi'den beslenen aşırı akımların güçlenmesi, öncelikle Avrupa’nın kendi değerlerine yönelik bir tehdit oluşturmaktadır. Böyle bir dönemde Türkiye, stratejik tercihi olan Avrupa Birliği üyelik perspektifini kararlıkla muhafaza etmektedir. AB’nin karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümüne katkı sağlama iradesi de tamdır.” şeklinde aktardı.

'AHDE VEFA' VURGUSU

Avrupa Birliği'nden ise teknik bir süreç olan üyelik müzakerelerinin ‘ahde vefa’ ilkesi çerçevesinde sonuna kadar götürülmesini beklediklerini söyleyen Gül, “Türkiye, bu süreci iyi niyetle ve gerçekçi bir yaklaşımla ilerletmekte kararlıdır. Mevcut aşamada önemli olan, bu sürecin tamamlanarak Türkiye ve Avrupa Birliği’nin aynı standartlarda buluşturulmasıdır.

Önümüzdeki dönemde karşılıklı olarak stratejik ve vizyoner bir liderlik sergilenerek yeni fasılların müzakereye açılmasıyla, daha güçlü, dinamik ve huzurlu bir Avrupa oluşturma misyonuna büyük katkı sağlanacağına inanıyoruz.” görüşünü belirtti. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×