Çiçek: Niyet ayrı, algılama ayrı; hesabının kitabının iyi yapılması lazım

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Ergenekon ve Balyoz davalarının yeniden görülmesi konusunda yürüttüğü çalışmalarla ilgili olarak, “Niyet ayrı, algılama ayrı.

Çiçek: Niyet ayrı, algılama ayrı; hesabının kitabının iyi yapılması lazım
09 Ocak 2014 Perşembe 20:43

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Ergenekon ve Balyoz davalarının yeniden görülmesi konusunda yürüttüğü çalışmalarla ilgili olarak, “Niyet ayrı, algılama ayrı.” değerlendirmesini yaptı. Çiçek, “Eğer sonuçta bir netice alınamayacak ise bunun hesabını, kitabını, iyi yapılması lazım. Bir düzenleme, arzu ettikleriniz kadar arzu etmediklerinizin de faydalanacağı bir düzenlemeye gidecek ise sonuçta bu iş bizi hep beraber sıkıntıya sokar.” dedi.

Çiçek, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ve beraberindeki heyeti kabulde yaptığı konuşmada gündemdeki tartışmalara değindi.

Cezaevinde insanların ümitle yaşadığını belirten Cemil Çiçek, “Ama bir de onların aileleri var dışarıda. Onlar içeridekilerden çok daha fazla ümitle yaşar. Eğer hesabı kitabı yapılmadan, ayakları yere basan bir teşebbüs olup olmadığı iyice değerlendirilmeden, sadece niyet beyanı anlamındaki beyanatlardan yola çıkarak, herkes özgürlüğüne kavuşsun mu, kavuşmasın mı? Kime sorsanız, yüzde 99 özgürlüğüne kavuşsun. Ama bu beyan ne kadar Türkiye gerçeğine, yargı gerçeğine tekabül eder, ne kadar bunlar örtüşür. Şimdi büyük çabalar ile büyük kampanyalarla yola çıkılıp, sonra netice alamadığımız, çok sayıda olay var Türkiye'de. Yani bu teşebbüslerden bir netice çıkmazsa o zaman içerideki insanların durumu ne olacak. Bunların ailelerin durumu ne olacak. O zaman başlayacağız yeni bir siyasi tartışmaya. Sen ‘evet’ dedin ben ‘hayır’ dedim. ” dedi.

“Niyet ayrı, algılama ayrı “ diyen Çiçek, şunları aktardı: “Eğer sonuçta bir netice alınamayacak ise bunun hesabını kitabını iyi yapılması lazım. Bir düzenlemenin arzu ettikleriniz kadar arzu etmediklerinizin de faydalanacağı bir düzenlemeye gidecek ise sonuçta bu iş bizi hep beraber sıkıntıya sokar. Onun için 'ne yapalım bu işi siyaset çözmedi' gibi bizi bir sonuca götürecek ise buda çok doğru bir yöntem olmaz. Çözülmeyecek anlamında söylemiyorum. Belki bazı işleri iyice kotararak, iyice önünü sonunu çalışmalarını vs. iyice hesaba katarak bir çalışma yapılır. Dar kapsamda bu çalışmalar yapılır, sonra görüşülmesi gerekenler ile görüşülür ondan sonra kamuoyu açısından değerlendirmeler yapılır ise bundan sonuca varmak bir mümkün. Ama ben şu gelinen nokta itibari ile dünkü açıklamaları dinledim bir çok farklılaşma gözüküyor. Farklılaşmanın olduğu yerde bu iş nasıl çözülecek? Çünkü yarın bu işlerle düzenleme yapıldığında 'ben taraf olmadım, bu işte katkım yok, öbür taraf şunu çıkardı beri taraf şunu çıkardı, şunlar gitti, bunlar geldi, bunca yıllık şeyler nasıl oldu, darbeye meşruiyet mi kazandırıyorsunuz,' bu lafların hiçbirisi bana ait değil bugünkü basında da var tartışmalarda da var. Türkiye tartışmalardan bıktı usandı. Sizi temin ederim bu tartışmalar Türkiye'ye çok fazla şey getirmiyor."


“ÖNERİMİZ, ÇİFT BAŞLI YARGININ SONA ERMESİ”

Başkan Metin Feyzioğlu da, TBB'nin kanunen görevinin hukukun üstünlüğünün kurulması, insan haklarının savunulması olduğunu belirttikten sonra, TBMM Başkanı Çiçek'e yasamanın saygınlığı ve etkinliği için çabalarından dolayı teşekkür etti.
Feyzioğlu, yargıya güvenin yeniden tesis edilmesi, Yargının tarafsızlığının, bağımsızlığının, etkinliğinin sağlanması gerektiğini belirterek Meclis Başkanı Çiçek'in 138. madde ile ilgili açıklamasını fevkalade ciddiye aldıklarını dile getirdi.
Feyzioğlu, konuyla ilgili acil çözüm önerileri geliştirdiklerini ve bunları Cumhurbaşkanı, Başbakan ve kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı. Feyzioğlu konuşmasında, "Bizim önerimiz, ceza yargısında 1970'lerden bu yana devam etmekte olan çift başlı ceza yargısını artık sona erdirmektir. Çünkü çift başlı ceza yargı bir taraftan genel görevli mahkemelerin varlığını, öbür taraftan da aslında ihtisas mahkemesi olmayan ve bir torbaya atılan pek çok işe bakmakla görevli kılınan özel yetkili mahkemelerin bir arada yürümesini hep öngördü. Ve bu yolun en başında da hangi yargının işleyeceğine maalesef Türkiye'de adli kolluk teşkilatı da olmadığı için polis ve jandarma karar veriyor. Hangi trene bindirirse, o trende yargı da gidiyor. Özel görevli yargı sisteminde de insan hakları, adil yargılanma hakkı, savunma hakkı kısıtlanıyor ve böylece de suçlu suçsuzdan, doğru yanlıştan ayrılamaz bir hal alıyor." görüşünü belirtti. Metin Feyzioğlu, sözlerini, 2 Temmuz 2012'den sonra verilmiş olan bütün hükümlerin başka bir inceleme yapılmaksızın yeniden yargılanmak üzere bozulmasını, kesinleşmiş olanların da başka bir sebep aranmaksızın yeniden yargılanmasının açılmasını önerdiklerini aktararak sonlandırdı.
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×