CHP, Irak'taki gelişmelerle ilgili bilgilendirme istedi

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, IŞİD isimli örgütün kendisine bağlı kuvvetlerle önce Musul'u işgal ettiğini, konsolos ve konsolosluk görevlileriyle, kamyon şoförlerinin bu örgüt tarafından rehin alındığını dile getirerek "Şimdi,...

CHP, Irak'taki gelişmelerle ilgili bilgilendirme istedi

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, IŞİD isimli örgütün kendisine bağlı kuvvetlerle önce Musul'u işgal ettiğini, konsolos ve konsolosluk görevlileriyle, kamyon şoförlerinin bu örgüt tarafından rehin alındığını dile getirerek "Şimdi, bu örgüt yine kendisine bağlı kuvvetlerle Telafer'i işgal etmiştir. Bu hareketin, işgal hareketinin, istila hareketinin nerede duracağı belli değil." dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nun 104. birleşimi saat 15.00'te yoklama yapılarak açıldı. Birleşimi TBMM Başkanvekili Meral Akşener yönetiyor. Gündem dışı ilk sözü, Seyitömer Linyit İşletmesi ve Termik Santrali'nde yaşanan sorunlar hakkında Kütahya Milletvekili Alim Işık aldı. Gündem dışı ikinci sözü ise Bursa'daki dolu ve aşırı yağış nedeniyle çiftçilerin yaşadığı sorunlar hakkında Bursa Milletvekili İlhan Demiröz aldı.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yaptığı konuşmada, Irak'ta olağanüstü bir süreç yaşandığını söyledi. IŞİD isimli örgütün kendisine bağlı kuvvetlerle önce Musul'u işgal ettiğini ve Musul'da konsolos ve konsolosluk görevlileriyle, kamyon şoförlerinin bu örgüt tarafından rehin alındığını dile getiren Hamzaçebi, "Şimdi, bu örgüt yine kendisine bağlı kuvvetlerle Telafer'i işgal etmiştir. Bu hareketin, işgal hareketinin, istila hareketinin nerede duracağı belli değildir, son derece kontrolsüz, güvensiz, can tehlikesi olan bir süreç yaşanmaktadır. Telafer, Türkmenlerin Irak'ta yoğun olarak yaşadığı ikinci bölgedir. Bu bölgedeki Türkmenlerin petrol zenginliklerine el koymak amacıyla, yıllardır kendileri, bu bölgeden yıldırma, göç ettirme politikalarıyla sürülmek istenmektedirler. Şimdi, bu kardeşlerimiz Telafer'den sürülmüş, yakın bölge olan Sincar'a sığınmak istemişler ancak orası küçük olduğu için oraya alınmamıştır, arazide kalmışlardır. Sayın Davutoğlu'nun ifadesine göre 100 bini aşkın Türkmen kardeşimiz söz konusudur. Hükûmet acaba bu konuda ne yapmaktadır? Orada ciddi bir süreç söz konusudur. Sayın Bakandan bu konuda bilgi vermesini rica ediyorum." diye ifade etti.

"DİYARBAKIR'DA SAHNEYE KONMAK İSTENEN BAYRAK PROVOKASYONUNUN BENZERİ BİNGÖL'DE DEVREYE KONMAK İSTENDİ"

HDP Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken ise 13 Haziran 2014 tarihinde Bingöl'de BDP il binasına yönelik saldırı yapıldığını hatırlattı. Diyarbakır'da sahneye konmak istenen bayrak provokasyonunun bir benzerinin cuma günü Bingöl'de devreye konmak istendiğini belirten Baluken, aralarında korucuların, kontra yapıların ve derin ilişkiler içerisinde olan bazı çevrelerin olduğu 40-50 kişilik bir grup tarafından 'Lice'ye gidiyoruz' bahanesiyle yapılan etkinlik, Genç ilçesinde polis tarafından engellendiğini ve bu grubun Bingöl merkeze yönlendirildiğini ifade etti.

Bingöl merkeze gelen bu grubun, günler öncesinden İçişleri Bakanlığı'nın haberi olmasına rağmen, Bingöl valisinin, Bingöl Emniyet Müdürlüğü'nün günler öncesinden haberi olmasına rağmen kent içerisinde ellerinde Kalaşnikof silahlarla, pompalı silahlarla konvoy yapmak suretiyle âdeta Bingöl'ü karanlık bir planın içerisine koymak istediğini savunan Baluken, şöyle devam etti: "O gün Bingöl'de yaşananlar, Teksas filmlerini aratan sahneleri maalesef önümüze getirmiştir. Bu, ellerinde Kalaşnikof ve pompalı silahlar olan grup, Barış ve Demokrasi Partisi binasının önüne kadar büyük bir rahatlık içerisinde gelmişler, il binasının önüne geldiğinde de ellerindeki silahlarla çevreye rastgele ateş açmışlardır. Gerek parti binasında gerekse de yakınında bulunan bir banka şubesine isabet eden kurşunlar, çok büyük bir tesadüfle insanlara isabet etmemiş ve can kaybı Allah tarafından korunarak yaşanmamıştır. Biz, bu olayın derin bir provokasyon olduğunu biliyoruz. Günler öncesinden uyarmamıza rağmen tedbir almayan Bingöl Valisinin ve Bingöl Emniyet Müdürünün ve bu provokasyonu devreye koyanlara yardımcı olan Bingöl polisinin direkt olarak sorumlu olduğu bir karanlık planlama olduğunu buradan paylaşmak istiyoruz. Bu provokasyonu ortaya koyanlara yardım ve yataklık eden, başta Bingöl Valisi ve Bingöl Emniyet Müdürü olmak üzere, ilgili sorumlular hakkında derhâl bir adli ve idari soruşturma açılmasını ve bu sorumluların da derhâl görevden el çektirilecek şekilde bir sürecin Bingöl kamuoyuna, Bingöl halkına aktarılması gerektiğini ifade ediyoruz. Daha önce de bu Meclis kürsüsünden bahsetmiştik:

Bir buçuk yıl önce de yine Bingöl'de BDP il binasına silahlı saldırı şeklinde bir provokasyon ortaya konmuştu. O dönemde, tamamen polisin yönlendirmesi ve yardımıyla yapılan o saldırılarda yine can kaybı büyük bir tesadüf neticesinde yaşanmamıştı. O gün yaşanan hadiselerden sonra bugüne kadar maalesef ne bir adli soruşturma ne bir idari soruşturma açıldı, ilgililer hakkında tek bir görevden alma durumu bile yaşanmadı. O durum yaşanmadığı için Bingöl'de BDP İl Binası âdeta devlet tarafından bilinçli bir şekilde hedef hâline getirildi ve AKP'li seçilmişlerin de bilgisi dâhilinde olan o planla ilgili herhangi bir soruşturma süreci yürütmeyen AKP, âdeta bugünkü saldırıya da bir davetiye çıkarmış oldu. Biz şunu açıkça belirtelim; Bingöl halkının, artık bu uygulamalarınıza ve bu işletmiş olduğunuz adalet sistemine güveni kalmamıştır. 18 yaşındaki bir lise öğrencisini sahte iddianamelerle müebbet hapse mahkûm eden, 16 yaşındaki bir kız çocuğuna yıllarca tecavüz ve cinsel istismarda bulunan askerleri koruyan, kollayan bir yargı sistemi elinde Kalaşnikof silahlarla parti binalarına saldıran, rastgele ateş açanlar hakkında bir işlem yapmamışsa, orada artık adaletten bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla, ortaya çıkan bu durum, halkın kendi adaletini kendisinin araması şeklinde bir fiilî durumu beraberinde getirmiştir. Biz, bunun tehlikeli bir boyuta gideceğini buradan tekrar ifade etmek istiyoruz. Yapılması gerekenin, bu saldırganları ve bu provokatörleri bir an önce yargı önüne çıkarmak olduğunu, Bingöl Valisi ve Bingöl Emniyet Müdürü başta olmak üzere, sorumlular hakkında da derhâl idari soruşturmalar başlatılarak gerekli takibatın yapılması gerektiği olduğunu belirtiyoruz."

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×