Bülent Arınç: Başbakan olma niyetim yok, en iyi isim Abdullah Gül

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı adayı olması ve seçilmesi halinde başbakan olabilecek isimler arasında gösterilen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Hiçbir şekilde başbakan olma niyetim yok." dedi....

Bülent Arınç: Başbakan olma niyetim yok, en iyi isim Abdullah Gül

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı adayı olması ve seçilmesi halinde başbakan olabilecek isimler arasında gösterilen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Hiçbir şekilde başbakan olma niyetim yok." dedi. Ancak. "Görev düştü' diyelim o başka bir şey." diyerek de açık kapı bırakan Arınç, "Sayın Erdoğan cumhurbaşkanımız olacaksa. ön planda hizmet etmeye gerek bir başbakan varsa, en iyi isimlerden birisi Sayın Abdullah Gül’dür." diye ekledi. 2015 yılında siyaseti bırakacağını söylediğini hatırlatan Arınç, 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki gibi üçlü istişare yapmadıklarını sadece ikili görüşme yaptıklarını dile getirdi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, televizyonların Ankara temsilcileriyle Ankara'da bir araya geldi. Arınç, temsilcilerin sorularını cevaplamadan önce, gündemdeki konular hakkında kısa bir açıklama yaptı, ardından da temsilcilerin sorularını cevapladı.

IRAK'TAKİ TÜRKLER

Kendisine Dışişleri Bakanlığı'nın, Irak’taki Türk vatandaşlarının ülkeyi terk etmesi yönündeki açıklama sorulan Arınç, "Bir panik doğurmaması açısından Dışişleri Bakanlığımız ikinci bir tedbir olarak dünkü duyuruları internet sitesinden kaldırmış olabilir. Kürt bölgesinde 110 bin, 20 bin de diğer bölgelerde olmak üzere toplamda 120 bin civarında Türk yurttaşımızın meskun olduğunu biliyoruz. Yurttaşlarımızın güvenli tahliyesi açısından dün açıklamalar yapıldı. THY bakımından diğer hava yolları bakından yeterli ölçüde kapasiteye sahip olmadığı görüldü. İlave uçak seferleri yapılacaktır. Bunlardan bir kısmına Irak hükümeti tarafından izin verilmesi gerekiyor. Erbil Havaalanı’ndan yapılacakları için sorun yok. Karayolundan güvenli seyahat açısından verilen istikametlerin takip edilmesi gerekiyor. Bu tahliyeler konusunda ek tedbirler gündeme gelecektir. Bunun takibini yapıyoruz." diye cevap verdi.

"HAPİSHANE PAZARLIĞI YOK"

IŞİD’in, Türk rehineler karşısında Türk hapishanelerindeki bazı isimler için pazarlık yaptığı iddiaları da sorulan Bülent Arınç, bu iddiaları yalanladı. Arınç, dün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun görüştüğü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, bakana istifa çağrısında bulunduğuna yönelik bir soru üzerine ise açıklamayı Faruk Loğoğlu'nun yapmış olmasının altını çizdi. Arınç, "Dünkü açıklamayı Loğoğlu yaptı. Loğoğlu’nun beyanları var. ’Kılıçdaroğlu’nun ,Bakanın istifasını istedim’ diye açıklaması yok. İçeride ne konuşulduysa onu Loğoğlu söyledi ama Kılıçdaroğlu’nun kendi ağzından ben kendisine şunu söyledim diye bir söz duymadık. Her olayın arkasından bir siyasi sorumluluk söz konusu olabilir. Maden faciasının arkasından bir siyasi sorumluluk olduğu gibi. Sayın Kılıçdaroğlu, edebe aykırı bir şeklide 'Türkiye’nin gelmiş geçmiş en çapsız Bakanı’ demişti. Böyle bir konuyu söylemişse karşılığında Bakanın ne söylediği önemlidir. Kılıçdaroğlu’nun bu sözü söylemesi de önemli değil, bunu Meclis kürsülerinde her zaman söylüyorlar. CHP, kurumsal olarak hükümetin çabalarını destekleyeceğidir. Sayın Bakana karşı en çapsız ifadesini herkesin içinde defalarca kullanan Kılıçdaroğlu’nu dün sadece bunu söylemesine teşekkür etmek gerek." ifadelerini kullandı.

"ÖRGÜTLERLE İLİŞKİ İÇİNDE DEĞİLİZ"

Arınç, Suriye'deki bazı muhalif örgütlere Türk hükümetinin destek verdiği iddialarını ise reddederek, Suriye'deki örgütlerle ilişkileri olmadığını savundu. Türkiye’de aşırı radikal örgütlerin ya da isimlerin şu veya bu şekilde taban bulmadıklarının bilindiğini anlatan Arınç, "Suriye’deki olaylar söz konusu olduğunda, Suriye’de iki üç yıl sonra Esed rejimine karşı mücadele etmek için genel 5-6 isimde örgüt var. Bu örgütlerin Türkiye’den yardım aldıkları ifade edilmiştir. Elimizdeki kayıtlar şunu göstermektedir, kesinlikle hiçbir şeklide buradan bilinçli olarak Suriye ve Irak’ta çarpışmak üzere gidenlere izin verilmemiştir. Bu kişiler derdest edilmiş, kendi geldikleri tarafa gönderilmiştir. Hiçbirinin geçişlerine izin verilmemiştir. Pek çok örgütün elinde silah var, kasabalarda güç gösterisinde bulunmaktadır. Türkiye’den insani yardım dışında Özgür Suriye Ordusu da dahil olmak üzeri hiçbir silah yardımına izin verilmemiştir. Bilinçli olarak Türkiye’de bir yardım gitmiş midir? Buna kesinlikle hayır diyebiliriz. Türkiye’den gidenler var mıdır yok mudur? Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından da bir, iki, üç, dört bu kadar kişinin zaman zaman katıldığı söz konusudur. Nereden gitmişlerdir, bunları tespit edemediğimiz anlarda çok kısıtlı sayıda kişilerin gitmiş olması muhtemeldir. Ağır eleştiriler var diyorsunuz, bazı CHP vekilleri de bugün sözlü ve yazılı soru önergesi vermişler. Ancak soru önergesi böyle olmaz. Arkadaşlarımız, kafalarındaki yoruma müsait her şeyi cevabı bile beklemeden sordukları soruları bir elekten geçirmenin faydası var. Bu doğrudan hükümeti suçlamak için hazırlanmış sorulardır. Biz kesinlikle herhangi bir şekilde bu örgütlerle ilişki içinde değiliz." değerlendirmesini yaptı.

"HEDEF TÜRKİYE DEĞİL"

Temsilcilerin, IŞİD'in hedefinin doğrudan Türkiye olup olmadığını da sordukları Bülent Arınç, "Yurttaşlarımızın can güvenliğinin birinci öncelik olduğu yerde, örgütün hedeflerini, varacağı noktaları açık biçimde ortaya koymak noktasında değilim. Şu andaki gayretlerinden, faaliyetlerinden, çatışmalarından Türkiye’nin hedef haline gelmediği açık ve ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti şu anda hedef noktasında değildir." diye kaydetti.

"SİNAN OĞAN KADAR RAHAT DEĞİLİZ"

Musul'daki konsoloslukta bulunan özel harekat polislerine, teslim olmaları yönünde talimat gittiği iddiaları da sorulan Arınç, "Bu konuda TBMM’de MHP’li bir milletvekili bir gün önce bunların olacağı biliniyordu da’ konuşması bu konuşmaya atfen bazı AK Partili milletvekillerinin de ne alakası var’ diye laf attıklarını biliyoruz. Biz bakanlığımızın elde ettiği bütün bilgileri kamuoyuyla anında paylaşma noktasında değil. Sinan Oğan kadar rahat değiliz, Sinan Oğan Dışişleri Bakanlığı'ndan elde ettiği bilgiyi Meclis kürsüsüne götürerek şov yapmasını yurtseverlik olarak görmüyorum. Bununla ilgili olarak konsolosluğun içinde yapılması gereken neyse yapılmıştır. Orada bayrağımız dalgalanmaya, güvenlik güçlerimiz elleri tetikte beklemeye başlamıştır. Çatışma olması halinde hepsinin can güvenliğinin ne kadar tehlikeye düşeceğini bilmiyor muyuz, biliyoruz. Bunu bir cesaretsizlik olarak, karar olarak görmeyin, birilerinin kahramanlık taslamasına somun pehlivanlığı yapmasına gerek görmüyoruz. Doğru olan yapılmıştır." şeklinde konuştu.

Arınç, başka bir soruya cevaben de Türkiye’de 3 bin kadar IŞİD militanı olduğu iddialarını yalanladı. Arınç, şunları ifade etti: "Eğer Türkiye’de 3 bine yakın IŞİD mensubu var derseniz, bu hakikat dışı bir şeydir. Varsa nerede var? Nerede toplanıyor, hangi amaca hizmet ediyor? Irak, Musul bölgesinde şu kadar var derseniz onların sayıları zaten yazılıyor, çiziliyor. Bölgemizdeki olaylar da görüşüldü. ABD’de de biliyor ki Türkiye’de bir taban bulabilmiş değiller. Türkiye’de de buna ilgi duyan insanlar olabilir ama bu ismi geçen örgütleri benimseyen, işbirliği yapmaya azmetmiş, bunların emir ve komutası altında olan bir topluluktan bahsedemezsiniz. Öyle bir iddia ortaya koyuyorsunuz, kesinlikle böyle bir şey yok. ABD’de biliyor ki batılı ülkelerde biliyor ki Türkiye aşırı radikallere karşı tavizkar davranmamıştır."

BAYRAK HADİSESİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türk bayrağının indirilmesi konusunda yaptığı "İndireni indireceksin" açıklamaları da sorulan Arınç, burada Erdoğan'ın indirmekten kastettiği şeyin vurulması olmadığını dile getirdi. Arınç, şöyle devam etti: "Bayrağı indiren kişinin eylemine ben şöyle bakıyorum, bu suçtur. Bu suç olmanın ötesinde fevkalade yakışıksız, saygısızlıktır. Bunun sivil bir alanda, başı boş bir yerde, bayrak direğinden indirilmesinden farkı şudur, olay askeri bölgede cereyan etmektedir. Girilmesi yasak olan bölgeye nasıl girileceği veya girilmeyeceği bellidir. Şudur buraya bir defa dışarıdan bir insanın girmesi doğru değildir, almış bayrağı indirmiş, koşacak yakalayacaksınız adalete teslim edeceksiniz. O bölgede güvenliği sağlamakla ilgili, içeride polis, asker ne varsa onların yapacağı sorumluluğun içindedir. Sorumluları o sırada görevliler kimlerse onlardan. Onlardan kasıt varsa hesabı sorulacak. Sayın Bahçeli, ’O adamı alnının çatısından vurup indirmek haktır, hukuktur’ diyor. Helalini bilmem, hukuk dersen yanlış olur. Hukuk devletiyse Türkiye, hukuk devletinde her suç işleyenin karşılığı bağımsız mahkemelerdir. Türk Ceza Kanunu’nda böylesi bir hareketi yapmak 1 yıldan 3 yıla kadardır. Bayrak indirmenin cezası da alnını çatından vurmak değildir. Kılıçdaroğlu ne diyor, terbiyesizce şunu söylüyor; 'Kılıçdaroğlu burada diyor ki askere talimat verdik, kurşun atmayacak’. Bozkurt işareti verip seçim öncesi gezmenin olumlu hareketleri bunlar. Hangi ülkede yaşıyoruz. Her halk ilişkilerini alnının çatısından vurmaya kalksak cesetlerden geçilmez. Adam öldürenin cezası bile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet. Toplumsal tüm olaylarda, asker, polis, güvenlik güçleri silahı en son kullanacak, polis orantısız güç diyen siz değil misiniz. Şimdi vurmaktan bahsediyorsunuz. Artık bu mesele bitmesi gereken meseledir. Bayrak konusu, çözüm süreciyle ilgili bir konudur. Terörü önlemenin yolu, her olayda silah kullanmak değildir. Biz, çözüm süreci önündeki engellerin kaldırılması bu işin silahların durduğu bir ortama evrilmesi gerektiğin düşünüyorum. Başbakan indirmekten bahsediyor, indirmek fiili onu bayrak direğinden indirmek eylemidir. Son noktasına kadar olayları takip edip, en doğru kararı zamanında verdiğimizi düşünüyorum."

Kendisine, "Son PKK eylemleri noktasında örgütün içinde farklı görüşlerin olduğunu anlıyoruz. Acaba, bu eylemlerin nasıl izah edilmesi gerekir? PKK içinde İmralı ve Kandil’i dinlemeyen gruplar mı var? Acaba bu eylemler BDP seçmen tabanını yönlendirmek için mi yapılıyor? Bağdat yönetimi askerlerini niye çekiyor" sorusu yöneltilen Arınç, şu cevabı verdi: "Bu tür örgütlerin Ortadoğu’da, Suriye, Irak ve çevresindeki bazı ülkelerde yaygın olarak bulunmaları bir olaya dayanıyor. 'Irak’ta Saddam rejimi vardı. Saddam’ı devirdiniz, rejimine son verdiniz ama burada kurulu bir ordu, bürokrasi var. Bunları bir kenara atıp yeni bir şey kurmaya kalkarsanız bu yeni bir çatışmaya yol açacaktır. Mevcutları değerlendirerek yeni bir güç kurmanız faydalı olur. Bir başkası halkla yakınlaşmanız lazım. Bu bölgede mezhep farklılığı içinde çok farklı insan yaşıyor. Irak’ın toprak bütünlüğü esas olmalı. Irak’ın bütünlüğü sağlanabilirse, bu güçlü bir Irak’ı meydana getirebilir, Irak’ın çok zengin kaynakları var, bu kaynaklar Irak halkına ait olmalı’ demiştik. Maliki başarılı bir insan değil. Mezhepçi tutumuyla, ülkeyi yönetemez hale geldi. Biz ümit ediyorduk ki ılımlı ve herkesin temsil edildiği bir hükümet kurabilecekti. Hükümet bile kurmaya zaman kalmadan gördüğünüz hadiseler yaşanır hale geldi."

HSYK’NIN YAZ KARARNAMESİ

Arınç, HSYK’nın Yaz Kararnamesi’ne ilişkin yapılan kıyım yorumları ve yaşanan istifalar sorulunca da şöyle konuştu: "Buna kıyım kararnamesi demek için kıyılmak lazım. Bunu söyleyenler bir siyasi amaç taşıyor olabilirler. Burada yanlış bir karar verilmişse itiraz hakkı bulunulabiliyor. İtirazın olduğu yerde bundan bahsedilemez. Adalet Bakanlığı’nda bu konular üzerinden, kararnamede kimin nereye gideceği konusunda herhangi bir tasarı söz konusu değildir. Belli bir yerdeki insanların nasıl istifa edeceği kanuna uygun olmalıdır. Sabahat Akkiraz’ın istifa ettiği söylendi, Genel Kurul’un gündeme getirmeyeceğini bile bile istifa etmek başka anlam taşır. Rutin bir kararname olduğunu biliyorum. İtirazlar olduğu takdirde Genel Kurul’un kararını beklemek gerekir."

"ÖCALAN'LA GÖRÜŞEN BAKAN YOK"

İmralı'da Öcalan ile siyasi heyetlerin hatta bakanların görüştüğü iddiaları sorulan Arınç, "Hiçbir bakan arkadaşımızın İmralı ile konuşması, görüşmesi olmamıştır. Süreç ilerledikçe yeni bazı gelişmeler de yaşanabilir. Öcalan ile İmralı arasında çekişme var mıdır, yok mudur’ bunları tartışmanın yeri burası değil. Adımlar atıyoruz, bu adımları atmaya devam edeceğiz. Bu noktada çocuklar kaçırılmamalı, çalışanlar kaçırılıp fidye de istenmemeli. Bunlar çözüm sürecini tamamen bitirecek olaylar değildir, rahatsız edecek olaylardır. Yeni bir Demokratikleşme Paketi somut olarak gündemimizde yok." ifadelerini kullandı.

"BAŞBAKANLIK NİYETİM YOK, EN İYİ İSİM ABDULLAH GÜL"

Arınç, Başbakakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayı olması ve seçilmesi halinde siyasi geleceğinin ne olacağına ilişkin de net mesajlar verdi. "Hiçbir şekilde Başbakan olma niyetim yok" diyen Arınç, şunları ekledi: "Ara dönemde, şu dönemde bu dönemde bunun hesabını yapmam. Kulis yapmak isteyenlere izin vermem. 'Görev düştü' diyelim o başka bir şey. Bol bol gıybet yapan insanlardan olmam, izin vermem. Herkes rahat olsun. Birileri benim varlığımdan rahatsız olmasın. Hesabi bir adam değilim. 'Meclis Başkanlığına talibim’ dedim. 40 senelik siyasi hayatımda bir tek talebim budur. Benim ismimin üzerinde dedikodu yapan, gıybet yapan, bunlar lütfen bu mübarek gün hatırına bu işlerden vazgeçsinler. 20 sene daha siyaset yapar mısınız’ derseniz yaparım. Yeter çektiğimiz çile. Kahvaltı yapmaya geliyorum, kafamda bir sürü soru. Allah Tayyip Bey’e yardım etsin, çekilecek çile değil bu. Bizim işimiz çok zor. Türkiye yönetilmesi en zor ülkelerden birisidir. Çelik gibi sinirleri var, iradesi güçlü. Böyle insanlar gelmeli Türkiye’ye. Aklıyla hareket eden, ülkeye iyi bir yönetim getirecek bir insan. ’Filan olmalı, olmamalı’ bunlar ayıp şeyler. Benim varlığım sizi rahatsız etmesin, ben bu işte yokum. AK Parti karar verecekse, bunun çoluk çocuk işine bırakmayız."

Arınç, başbakanlık için en iyi isimlerden birisinin Abdullah Gül olduğunu belirterek, "Biz, CHP, kimin ne söylediği belli olmayan bir parti değiliz. Kimin başbakan olacağını iki ay sonra herkes görecek." dedi. Kimin başbakan olacağı konusunda sadece basının içinde değil, partinin ve grubun içinde de bu tür çabalar gösterenlerin olduğunu anlatan Arınç, "Bazı yerlere yakınlıklarını fırsat bilerek buradan bir şeyler üretmeye çalışıyorlar. Bugün onların bir kısmının yaptığına bakıyorum, çok tecrübesiz buluyorum. Çok gıybet yapıyorlar. Kimsenin ismi üzerinden siyaset yürütmeyin, kulis yapmayın. Fikrinizi söyleyin, başbakanımız en doğru kararı verir. Çekinmeden, korkmadan, sağa sola bakmadan karar verme merciinde kim varsa ona bakacaksın. Herkes mutlak doğruyu bilemez, Allah bilir. Biz, kendi doğrumuzu biliriz. Doğru bildiklerimizi söylersek karar vermemiz kolaylaşabilir. Şimdilik ikili görüşmeler yapıyoruz." ifadelerine yer verdi.

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×