''Başbakanı, meclisi, ben idare edeceğim' demeyen biri cumhurbaşkanı olmalı'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, devlette kriz yaratmayacak birine ihtiyacın olduğunu ifade ederek, “Biz bir siyasi parti lideri seçmiyoruz, biz bir başbakan seçmiyoruz....

''Başbakanı, meclisi, ben idare edeceğim' demeyen biri cumhurbaşkanı olmalı'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, devlette kriz yaratmayacak birine ihtiyacın olduğunu ifade ederek, “Biz bir siyasi parti lideri seçmiyoruz, biz bir başbakan seçmiyoruz. Hukuka saygılı, devlet dengelerini koruyacak, devlette kriz yaratmayacak birisine ihtiyaç var. Devlet organlarının bütün yetkilerini ben elime geçireceğim, başbakanı ben idare edeceğim, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ben idare edeceğim, yargıyı, hukuku, hakimleri, mahkemeleri ben idare edeceğim demeyen bir cumhurbaşkanına ihtiyaç var.” dedi.

Bülent Tezcan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muş’ta Cumhurbaşkanlığı Seçim Hazırlığı 17. Bölge Toplantısı’na katıldı. Tezcan burada partililere hitap etti.

“İHSANOĞLU, SADECE CHP’NİN ADAYI DEĞİL”

Çatı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olmadığını dile getiren Tezcan sözlerini şöyle sürdürdü; “Bugün bir cumhurbaşkanlığı seçimine doğru gidiyoruz ve 3 gün önce cumhurbaşkanı adayımızı açıkladık. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı değil, bütün milletin cumhurbaşkanı adayı olarak açıkladık. Milliyetçi Hareket Partisi de destekliyor ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi değil, diğer bütün partilerin, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren vatandaşlarımızın da desteğini almayı istediğimiz, umduğumuz, beklediğimiz bir adayla yola çıkıyoruz. Türkiye’de, toplumu laikler ve gelenekçiler, inananlar ve inanmayanlar diye bölen bir iktidar var. Başbakan yıllardan bu yana iktidarını, milleti bölen, çatıştıran, kavga ettiren, nefret diline hakim kılan bir anlayışla yürüttü. Şimdi de kendi vatandaşlarının dinlerine, inançlarına göre vatandaşlarını birbirine düşüren, kavgayı körükleyen bir iktidar üslubu, bir siyaset üslubu hakim. İktidar kanadında, AKP kanadında. Bunu hızla terk etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin esenliği için, huzuru için bunu hızla terk etmemiz gerekiyor. Bu yüzden de cumhurbaşkanlığı seçimi bir fırsattır.”

“ÜLKEDE 76 MİLYONU KUCAKLAYAN BİR CUMHURBAŞKANINA İHTİYAÇ VAR”

Toplumun değerleriyle barışık bir cumhurbaşkanına ihtiyacın olduğunu kaydeden Tezcan, “Hem laikliğe inanan, hem de geleneksel muhafazakar yapıya yatkın, saygılı, bütün toplum kesimlerini anlayan, hepsiyle buluşabilecek bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız var. Uluslararası itibarı olan bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız var. Dünyanın bildiği, tanıdığı bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız var. Bakın, gösterdiğimiz aday Ekmeleddin İhsanoğlu, uzun yıllar İslam İşbirliği Teşkilatı’nda 57 İslam ülkesinin örgütünü büyük bir başarıyla yönetmiş birisi. Kendi adına uluslararası altın madalya ödülleri konmuş, böyle birisi. Dünyanın birçok ülkesi ona, nişan vermiş, uluslararası başarı ödülü, madalya vermiş ve O’nun için de yarışma ödülleri koymuşlar. Ortadoğu’daki bu çatışma ortamında, Irak’ta çatışan tarafları barıştırma konusunda çok önemli adımlar atmıştır. Filistin’de, İsrail ve Filistin arasındaki çatışmada, Filistin’deki örgütlerin kendi içindeki çatışmalarında çok önemli adımlar atmış, barışı sağlamış. Dolayısıyla Ortadoğu’da Türkiye’nin yıkılan imajını en iyi düzeltecek kişi. Oradaki, bugüne kadar ki sanki terör örgütlerine destek veren bir Türkiye algısını, kötü görüntüsünü hızla ortadan kaldıracak bir cumhurbaşkanı figürüdür. Kendisi Türk toplumunun bütün değerleriyle barışık bir üniversite hocasıdır, bilim tarihi profesörüdür ve uluslararası alanda bütün ülkelerin liderleriyle görüşmüş, tanışmış, bilinen bir vatandaşımızdır.”

“BİZİM ÖRGÜTÜMÜZ ÖNCE TARTIŞIR KONUŞUR AMA HIZLA SAHİP ÇIKAR”

Bir gazetecinin CHP içerisinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını gösterilen tepkileri sorması üzerine açıklamalarda bulunan Tezcan, şunları söyledi: “Parti içerisindeki tepkilerin önemi yok. Cumhuriyet Halk Partisi demokratik tartışma kültürü olan bir partidir. İlk anda mutlaka arkadaşlarımız adayla ilgili çekincesini söyleyen, sınırlı sayıda arkadaşlarımız vardır. Bunlar çok az sayıda tepkilerdir. Bu tepkiler göreceksiniz, bugün zaten çok azalmıştır, yarından itibaren de tamamen ortadan kalkacaktır. Bunların önemi yok. Bizim örgütümüz önce tartışır konuşur ama hızla sahip çıkar. Türkiye’nin bütün bölgelerinde Cumhuriyet Halk Partisi tabanının Ekmeleddin İhsanoğlu’ne destek vereceğini ve partinin ve diğer partilerin de arkasında duran bir birleştirici ismin arkasında kenetleneceğine inanıyorum.”

“TÜRKİYE’NİN 12 EYLÜL HUKUKUYLA HESAPLAŞMIŞ OLMASIDIR”

12 Eylül davasında çıkan kararları da değerlendiren Tezcan; “97 yaşındaki darbe generallerini idama mahkum ettiler. Darbelerin yargılanması gerektiğini başından beri söylüyoruz ama böyle göstermelik, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde puan toplamak için biz darbeleri yargılıyoruz görüntüsü yakalamak için değil, darbeciler yargılansınlar. Bununla ilgili bundan memnuniyet duyarız ceza almalarından ama aslolan Türkiye’nin darbelerle hesaplaşmasıdır. 12 Eylül yasaları Türkiye’de halen devam ediyor. 12 Eylül’ün kurduğu hukuk düzeni halen devam ediyor. 12 Eylül’ün toplumu birbirine düşüren, ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı siyaset tarzı devam ediyor. AKP iktidarı bugüne kadar 12 yıldan bu yana bunu ortadan kaldıracak neyi yaptı, hangi adımı attı. 12 Eylül Kenan Evren’in kafasından daha despot, daha baskıcı bir başbakan var Türkiye’nin başında. Bununla, bu anlayışla hesaplaşmadan Türkiye darbelerle hesaplaşmış olamaz. Cezalandırılmış olması memnuniyet vericidir ama mesele Türkiye’nin 12 Eylül hukukuyla hesaplaşmış olmasıdır” diye konuştu.

“NE YAZIK Kİ AKP 12 YILDAN BU SİLİVRİ, KCK YARGILANMALARIYLA HUKUKSUZLUĞUN EN BÜYÜK BİNASINI İNŞA ETTİLER”

Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz Davası kararı ile ilgili açıklamalarda bulunan Tezcan, “Türkiye’de bir şey çok açık ortaya çıktı. Sahte delillerle, kurulmuş kumpaslarla yapılan hukuksuzluklar eninde sonunda yargının en üst organından geri döndü. Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz Davası’yla ilgili hak ihlali kararı sevindirici ve olumlu bir karardır. Anayasa Mahkemesi’ni bu kararı nedeniyle kutluyorum. Bugüne kadar 5 yıldan bu yana söylediğimiz şeyleri teyit etti Anayasa Mahkemesi. Tabii ki Türkiye darbelerle hesaplaşmalıdır. Eğer birileri darbe yapmaya kalkıyorlarsa bunun yargı önünde mutlaka hesabının verilmesi gerekir. Bu konuda genel bir mutabakat var ama darbecilerle hesaplaşıyorum adı altında toplumda iktidara muhalif bütün kesimleri iftiralarla, yalanla, sahte delillerle hapse atıp 5 yıl, 6 yıl, 7 yıl sahte ve düzmece davalarla özgürlüğünden mahrum ederseniz, o ülkede iç barışı ortadan kaldırırsınız, hukuk güvenliğini ortadan kaldırırsınız, düzeni bozarsınız. Ne yazık ki AKP 12 yıldan bu yana gerek Silivri yargılamaları gerekse KCK yargılamalarıyla Türkiye’de hukuksuzluğun en büyük binasını inşa ettiler. Fakat hiçbir zaman hukuksuzluk üzerine kurulu bir düzenin ila nihayet devam etmesi mümkün değildir.” Dedi.

“18 YAŞIN ALTINDAKİ ÇOCUĞUN KENDİ SERBEST İRADESİ YOKTUR”

Diyarbakır’daki annelerin yaptığı eylemleri de gündeme getiren Tezcan; “16 yaşındaki çocukların, alınıp, dağa götürülüp şu veya bu sebeple, kendi isteğiyle geldi diyerek bile olsa alıkonması suçtur. Bunlar kabul edilebilir bir şey değildir. Hem ulusal anlamda, hem uluslararası anlamda, hem de ahlaki anlamda kabul edilebilir bir şey değildir. 18 yaşın altındaki çocuğun kendi serbest iradesi yoktur. Örgüte katılmak istese bile yoktur. Dolayısıyla bunları şu veya bu sebeple almak, kamplarda tutmak hem suçtur, hem de vicdanen, ahlaken kabul edilebilir bir şey değildir. Anaların yarası ve acısı önemlidir. Anaların acısını paylaşıyoruz. Türkiye’de kim olursa olsun, Türkiye’nin barışından bahsedeceksiniz ama ondan sonra 15-16 yaşındaki çocukları alıp dağlarda militan olarak yetiştireceksiniz, ailesinden koparacaksınız. Bunun kabul edilebilir yanı yoktur. Devletin baskısını da kabul etmek mümkün değildir, örgütün baskısını da kabul etmek mümkün değildir. Derhal bir an önce o ailelerin birliğinin, bütünlüğünün sağlanması gerekir.” şeklinde konuştu.

Bülent Tezcan, buradaki açıklamasının ardından basına kapalı yapılan bölge toplantısına katıldı.

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×