"7 milyon lira karşılık beklenmeden 700 bin liralık saat hediye edilir mi?"

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak, yerel yönetimlerde iktidara geldiklerinde ilk işlerinin, belediyelerin kapısına 'Rüşvet alan da veren de melundur' tabelasını astıklarını hatırlatarak, “Bizden sonra gelenler ise âdeta, ‘rüşvet alan da v.


Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak, yerel yönetimlerde iktidara geldiklerinde ilk işlerinin, belediyelerin kapısına 'Rüşvet alan da veren de melundur' tabelasını astıklarını hatırlatarak, “Bizden sonra gelenler ise âdeta, ‘rüşvet alan da veren de memnundur’ düşüncesini zihinlere yerleştirdi. Bugünkü tartışmaları görüyorsunuz. ‘Hazineden mi çalınmış’ diyorlar. Rüşvet, hazineden çıkan paranın adı mı? Yolsuzluk sadece hazineden bir şey aşırmakla mı olur? Ben buradan haykırıyorum, bir bakanımıza 700 bin liralık saat hediye edilmiş. Acaba 7 milyon lira karşılık beklenmeden 700 bin liralık saat hediye edilir mi? Bize niye hediye etmiyorlar öyle bir saati? Neden? Milli görüş bu ülkede defalarca hükümet oldu. Gerek belediyelerimiz hakkında, gerekse bakanlarımız hakkında bir tane şaibe duydunuz mu?” diye konuştu.

Partisinin Adana İstasyon Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuşan Kamalak, haklarında tek bir şaibe ve usulsüzlük bulamayanların, kendilerini irtica ile suçladığını söyledi. Kamalak, “İslam’a hizmet etmekle suçladılar. Biz de ‘elhamdülillah’ dedik. Ancak, millete hizmet gitmesinden rahatsız olanlar, istedikleri ihaleyi istedikleri fiyattan alamayanlar, rüşvet çarkları bozulanlar harekete geçti. İrtica ve laiklik hezeyanlarıyla partilerimizi kapattılar. Milli Görüş’ün yolunu keseceğiz diye milletin yolunu kestiler. Partilerimizi kapatanlar, rüşvetin ve yolsuzluğun yolunu açtılar. İşte manzara ortada.” şeklinde konuştu.

"ORTALIK YOLSUZLUK İDDİASINDAN GEÇİLMİYOR"

Kamalak, 2009 yerel seçimlerinden bu yana belediye başkanlarıyla ilgili olarak bin 522 soruşturma açıldığını belirtti. Bunların 600’ünün AKP, 454’ünün CHP, 232 tanesinin MHP ve 96’sının ise BDP’li belediyelere ait olduğunu aktaran Kamalak, şöyle devam etti: “Peki ne var bu dosyalarda? Ne yok ki. Rant, usulsüzlük, yolsuzluk, rüşvet var… Var da var…Şimdi buna bir de hükümet üyelerinin birbiri ardına patlak veren skandalları eklendi. Ortalık yolsuzluk iddiasından geçilmiyor. Sonra da ekliyorlar ‘Aman ha, oyları bölmeyin; yoksa şu parti gelir, bu parti gelir.’ Yahu o gelse ne olur, bu gelse ne olur. Hepsi de batıcı, ikisi de faizci, ikisi de taklitçi, ikisi de hırsız değil mi? Allah aşkına 30 Mart’ta belediye başkanı mı seçeceksiniz, yoksa sizi soymaları için hırsız mı seçeceksiniz? Takdir sizin. Huzurlarınızda söz veriyorum; Allah’ın izniyle ilk iş olarak, bütün bakanlıkların, bütün belediyelerin kapısına ‘Rüşvet alan da veren de melundur.’ tabelasını yeniden asacağız. Tüyü bitmemiş yetimin hakkına sahip çıkacağız. Yolsuzluğun, usulsüzlüğün kökünü kazıyacağız. İsraf etmeyeceğiz, ettirmeyeceğiz. Yerel ve yaygın sanayileşmeye öncülük edeceğiz. Herkes doğduğu yerde doyacaktır.”

"ÜZERİMİZE TANKLAR SÜRÜLDÜ"

Türkiye'nin; kısır kavgaların, içi boş polemiklerin, seviyesiz tartışmaların esiri edildiğinin altını çizen Kamalak, ülkenin yeni bir sese, yeni bir siyasete ihtiyacı olduğunu kaydetti. “Bizim ne hasetimiz var, ne de kasetimiz !” diye sözlerine devam eden Kamalak, “Evet, bizim ne kirimiz; ne de kinimiz vardır. Bu yüzden kimse bizi bu ülkenin insanına tuzak kurmakla suçlayamaz. Kimse bizi, AB’nin, ABD’nin ve İsrail’in maşası olmakla suçlayamaz. 4 tane partimiz kapatıldı. Üzerimize tanklar sürüldü. Ama biz o tanklarımıza tek bir taş bile atmadık. Korktuğumuz için değil, milletimizi sevdiğimiz için. Her seçim önemlidir. Ancak bu seçim, çok ama çok daha önemlidir. Çünkü bu seçim tarihidir.” ifadelerini kullandı.

"OY VERMEK AYNI ZAMANDA ONAY VERMEKTİR"

Oy vermenin, aynı zamanda onay vermek anlamına geldiğini vurgulayan SP Genel Başkanı Kamalak, hükümetin ülkeyi tam bir çıkmaza sürüklediğini savundu. Sosyal barışın bozulduğuna dikkat çeken Kamalak, şunları söyledi: “Şimdi yeni bir istiklal mücadelesinden bahsediyorlar. Kime karşı mücadele? Kime karşı savaş? Düşmanımız kim? Kiminle savaşacağız? 55 yıldır girmek için hazır olda beklediğimiz Avrupa ile mi savaşacağız? Yoksa milleti birbirine mi kırdıracağız? Ülke bölünme noktasına gelmiştir! Toprak kayıyor ayağımızın altında. Ülkemizin, diğer dengeleri de bozulmuştur. Türkiye’de bankaların yüzde 60’ı, borsanın yüzde 70’i, sigorta şirketlerinin yüzde 80’i yabancıların elindedir. Bütün stratejik kuruluşlarımız yabancıların kontrolüne geçmiştir. Döviz, Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı; faiz 3’e katlandı. Türkiye sömürülüyor. Hükümet, açık bütçe ile halkın sömürülmesine aracılık ediyor. Açık bütçe, hükümetin para babaları lehine halkı soyduğu bütçe demektir. Son 12 yılda zengin daha zengin, fakir ise daha fakir oldu. Bankalar, 10 yılda bile kazanmaları mümkün olmayan parayı, 2 yılda kazandılar. Hükümet açık bütçe vasıtasıyla 12 yılda, para babalarına tam 600 milyar TL faiz ödemiştir. Bu, 4 tane GAP, 60 tane MARMARAY, her biri 40 bin TL’den tam 15 milyon daire demektir.”

Miting sonrası SP’nin belediye başkan adayları tanıtılırken, Gençlik Kolları Başkanı, Mustafa Kamalak’a, “Rüşvet alan da veren de melundur” tabelasını hediye etti. Genel Başkan Kamalak ise bu tabelayı, SP Adana Büyükşehir Belediye başkan adayı Yakup Budak’a verdi.





CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×