İslami STK’larda mali kaynaklar ve yönetimi

Son yirmi yılda yapı ve faaliyetlerinde önemli değişiklikler meydana gelen İslami STK’ların mali kaynakları bakımından da yapısal değişim geçirdikleri ve geçirmeye devam ettikleri, 31 İslami STK’dan 40 üst yönetici ile yapılan görüşmeler ve çeşitli incelemelere dayanılarak hazırlanan çalışmanın bulguları arasındadır.

İslami STK’larda mali kaynaklar ve yönetimi
05 Mart 2018 Pazartesi 12:20

Fatih Yiğit | Sonhaberler.com

İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği bünyesinde yer alan Kurumsal Yönetim Akademisi (KYA) tarafından yayınlanan ve Lütfi Sunar tarafından hazırlanan Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi başlıklı araştırma raporu, konunun farklı yönleriyle ilgili önemli tespit ve öneriler içermektedir. Son yirmi yılda yapı ve faaliyetlerinde önemli değişiklikler meydana gelen İslami STK’ların mali kaynakları bakımından da yapısal değişim geçirdikleri ve geçirmeye devam ettikleri, 31 İslami STK’dan 40 üst yönetici ile yapılan görüşmeler ve çeşitli incelemelere dayanılarak hazırlanan çalışmanın bulguları arasındadır.

Diğer tüm organizasyonlar gibi İslami STK’ların da gelir kaynakları, çalışmalarının kapsamı üzerinde önemli derecede etkilidir. Dini vazifelerin gereği olarak ortaya çıkan zekat ve infak, geleneksel mali kaynakların başlıcalarıdır. Bu durum İslami STK’ların Ramazan ayı gibi belirli dönemlerde elde ettikleri gelirleri tüm yıla yayarak faaliyetlerini devam ettirme zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Ancak son dönemde İslami STK’lara sağlanan devlet destekleri, proje temelli çalışmalardan elde edilen gelirler gibi yeni mali kaynaklar önemli yer tutmaya başlamıştır. Geleneksel mali kaynaklardan yeni dışsal fonlara doğru değişim, İslami STK’ların değişmesinin ve dönüşmesinin itici faktörü olmuştur.

Geleneksel mali kaynakların büyük kısmı kayıt altına alınmadan rahatça harcanabilirken devlet destek ve teşvikleri ile proje gelirlerinden oluşan yeni mali kaynakların kayıt altına alınması zorunluluğu kurumsallaşma baskısı oluşturmuştur. Bireysel bağışçıların güven ve verimlilik beklentileri de mali durum ile ilgili açık ve şeffaf paylaşımlar yapılmasını gerekli kılmaktadır.

Çeşitli kamu kurumlarının STK’lara kaynak aktararak kendi alanları ile ilgili çalışmaları desteklemeleri, kamunun statik yapısı ile girişilemeyen çalışmaların STK’ların dinamik yapısı ile yürütülmesi adına oldukça önemlidir. Ancak sağlanan kaynakların yerinde kullanılmaması, nitelikli çalışmaları değil de belirli STK’ları fonlama amacı taşıması, çalışmanın etkilerinin yeterince ölçülmemesi gibi durumlarda kamusal faydanın oluştuğundan bahsedilemeyecektir. Raporda da altı çizildiği üzere AB fonları dışında kamu fonları için yeterli süreç ve prosedürler maalesef geliştirilememiştir.

STK’lara sağlanan kamu kaynakları zaman içerisinde önemli bir artış trendi göstermiş olsa da STK’ların bütçelerini oluşturan en önemli kalemler halen bağışlar ve üyelik aidatlarıdır. Bu gelir kalemlerinin sürekliliklerini sağlamak oldukça zor olduğundan gerekli fonların sağlanması STK’ların en önemli sorunlarından biri olarak durmaktadır. Bireysel bağışçılığın düşüşte olduğuna dair bulgular, sorunun zamanla derinleşeceğine işaret etmektedir.

Özel sektörün STK’lara kaynak sağlaması son dönemde giderek yaygınlaşmıştır. Kurumsal sosyal sorumluluğun firma performansını artırdığına dair bulgular bu eğilimi güçlendirmektedir. Ancak bu kapsamda sağlanan desteklerin toplumsal görünürlüğünün olması beklendiğinden genellikle büyük ölçekteki STK’lara sunulmaktadır. 

Sürdürülebilir kaynakların üretilememiş olması, hedeflerine ulaşmak için çalışmalar yürütmesi esas olan STK’ların fon sağlama probleminde boğulmasına neden olmaktadır. Sürdürülebilir kaynakların başlıcaları gayrimenkul gelirleri ve iktisadi faaliyetlerdir. Mevcut faaliyetlerini yürütmek için fon sağlamakta zorlanan STK’ların önemli derecede fonlarla sahip olunabilecek gayrimenkuller edinmesi çok da mümkün görünmemektedir. İktisadi faaliyetlerin yürütülmesinin önündeki en büyük engellerden birisi ise vergi teşviklerinin yeterli olmamasıdır. Esas işi ticaret olan işletmelerden alınan vergi, esas işlerini yürütebilmek için iktisadi işletme kuran STK’lardan da alınmaktadır. Asıl odakları ticaret olmayan STK’lar, ticari işletmeler kadar uzmanlaşmadıklarından ve aynı düzeyde kâr elde edemediklerinden bazı vergi indirimleriyle teşvik edilmelidir.

Mali kaynaklara ulaşmanın ötesinde mali kaynakların verimli kullanılması da İslami STK’ların önemli sorunlarındandır. Gelinen noktada sürdürülebilirlik ile ilgili sıkıntılara rağmen mali kaynakları gittikçe artan, bununla birlikte uluslararasılaşan ve faaliyetlerini nitelikli şekilde sürdürmek için daha çok profesyonel çalışanın yer aldığı İslami STK’ların karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri temsilcilik maliyetleridir. Faaliyetlerinde vekil olarak profesyonelleri kullanan STK’lar, vekillerin kaynakları verimli kullanamaması ve/veya kendi menfaatleri için kullanması durumunda bir maliyete katlanmak durumunda kalacaktır. Ayrıca vekillerin takip edilebilmesi için yazılım kullanılması ve denetim gibi maliyetler yer almaktadır.

Sonuç olarak faaliyetlerinin çeşitliliği her geçen gün artan İslami STK’ların mali kaynaklarını sürdürülebilir hale getirebilmesi büyük önem arz etmektedir. Son yıllarda mali desteğini artıran kamunun bu desteklerle birlikte iktisadi işletmelere vergi muafiyetleri veya indirimleri gibi çeşitli yapısal değişikleri de sağlaması büyük bir ihtiyaçtır. STK’lara yapılan bağışların teşvik edecek güven ortamının sağlanabilmesi için ise STK’ların çok daha açık ve şeffaf faaliyet göstermesi gerekmektedir. Son olarak mali kaynaklara ulaşmak kadar mali kaynakların kullanımının da önemli olduğunun altı çizilmelidir. Bu bağlamda insan kaynakları profesyonelleşen yapılar haline gelen STK’larda temsilcilik maliyetleri göz önünde bulundurulmalı, bu maliyetleri düşürecek ve verimliliği artıracak önlemler alınmalıdır.
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×