Çocuklar neden ölür ?

Anne, baba ve ailesini kaybettiği süregelen savaş nedeniyle kamplarda, konteyner kentlerde yaşarken kendilerine yardım amaçlı gelen kişilerin gerçekleştiremeyeceklerini bildikleri halde vicdanlarını rahatlatmak adına “ senin annen olayım mı” sorusuna muhatap olan, bir umut olarak aylarca soruyu kendisine soran kişiyi çadırın, yetimhanenin, konteynerin kapısında beklerken ölür çocuklar...

Çocuklar neden ölür ?

Hamza Çakar / İHH Yetim Birimi
 
Savaşlar; can yakan, yetim, öksüz ve kimsesiz bırakan, sudan sebeplerle başlayan ve baronların kana doymasıyla duraksayan veya biten, kısacası aileleri yıkan, toprağı masum kanları ile sulayan, nesilleri bitiren, mazlumlar için tabiri caiz ise cehennem günleri…

Yetimlerimiz, öksüzlerimiz, kimi kimsesi kalmamış korunmaya muhtaç çocuklarımız. Hepsi bizim geleceğimiz. Büyük hesap gününde onlar için yapmadığımız her hizmet için bizlerden hesap sorma yetkisine sahip olacak olan mazlumlarımız, yavrularımız, göz bebeklerimiz, cennet anahtarlarımız, çocuklarımız…

Koca koca ( adamlar) dizginleyemedikleri hırsları ve çıkarları için “ ya benimsin ya toprağın “  modunda tehdit ve iftira ile birbirlerine savaş açtıklarında ölür çocuklar…

Bırakın evleri sokakların bile hangi amaca hizmet ettiğini anlamadığı, birbirine çarpan mermiler ve patlayan bombalar ile aydınlandığı, her bomba patladığında küçücük yüreği yerinden fırlayacakmış gibi çarpan, eski güzel günlerde kutlama yapılırken atılan havai fişeklerin sesinden artık korktuğu için sığınacak kucak, sığınacak alan aradığında ölür çocuklar…

İnsafsızca atılan bombalardan yıkılan, en güvenli sığınak olarak bildiği evinden başka bir binanın altına sığınmak için kendince çok büyük fakat aslında küçük adımlarla kaçtığında ölür çocuklar…

Babası gözlerinin önünde acımasızca ve kahkahalar eşliğinde katledilirken, annesine defalarca yapılan zulüm ve cefayı izlemek zorunda bırakıldığında ölür çocuklar…

Haince saldırılar sonrasında toprağa verdiği ailesini, anne veya babasını terk ederek sığınma kamplarına gitmek zorunda kaldığında ölür çocuklar…

 Küçücük elleri ile kardeşlerine annelik yapmak zorunda kaldığında veya her sabah rızk temini için sokaklara çıkan bir baba olmak zorunda kaldığında ölür çocuklar…

Sığındıkları komşu ülkede “nereden çıktılar, bir an önce gitsinler, bunlara da mı bakacağız “tepkisi ile istemeyerek terk ettikleri ülkelerine gönderilmek istendiklerinde, akıllarının almadığı binlerce tepkiyi göğüslemek zorunda kaldıklarında ölür çocuklar…

Savaştan uzaklaşmak için denizleri aşmak zorunda kaldıklarında, 20 kişilik botta 60 kişi ile seyahat ederken alabora olan botla birlikte çığlıklar arasında hayatında kalan son sevdiklerini ne kaybederken denizin tuzlu suyunu ciğerlerine kadar aldığında ölür çocuklar…

Anne, baba ve ailesini kaybettiği süregelen savaş nedeniyle kamplarda, konteyner kentlerde yaşarken kendilerine yardım amaçlı gelen kişilerin gerçekleştiremeyeceklerini bildikleri halde vicdanlarını rahatlatmak adına “ senin annen olayım mı” sorusuna muhatap olan, bir umut olarak aylarca soruyu kendisine soran kişiyi çadırın, yetimhanenin, konteynerin kapısında beklerken ölür çocuklar...

Çeşitli sebepler nedeniyle terk edilen ve yetimhanelere yerleştirilen anne hasretiyle yanıp tutuşan; ellerinde bulunan anne olarak kucakladıkları bebeklerine sımsıkı sarılırken, anne sıcaklığını bulamadıklarında ölür çocuklar…           

Zorluklar altında yaşarlarken, her ihtiyaçlarına bir özellerini kaybederek ulaşan çocuklar toplum tarafından hoş görülmeyen davranışları sergilemeye başlıyorlar.

Çocuklarımızın psiko-trapi seansları ile tedaviye, eğitim ve sosyal aktiviteler ile normal yaşantıya dönmeye ihtiyaçları var. Bu konuda acil olarak projeler üretilerek hayata geçirilmelidir. Yoksa ümmet tarafından yapılan her eksik uygulamada bir nesil kayboluyor ve kaybolan bu nesiller uygun ortam doğduğunda patlamaya hazır bir bomba gibi uykuda bekliyor.

Savaş ortamında çocuk olmak; bombaların nereye düşeceğine aldırmadan oyun oynamaktır ve savaş ortamında çocuk olmak yürek ister.

Eski Yugoslavya savaşında 14 yaşındaki Dunja isimli çocuğumuzun sözleriyle yazımızı nihayetlendirelim. “ Artık havalar iyice soğudu, kuş sesleri ise duyulmaz oldu. Şimdi yalnızca anne veya babasını, kardeşlerini yitiren çocukların ağlamaları duyuluyor. Bizler bir ülkesi ve gelecek umudu olmayan çocuklarız…
            Selam ve Dua ile
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×