Demirtaş'ın sokağa çıkma çağrısına tepki

HDP Eş Başkanı Demirtaş'ın milletvekillerinin tutuklanması halinde sokağa çıkılması yönündeki çağrısına AK Parti, CHP ve MHP'den tepki geldi

Demirtaş'ın sokağa çıkma çağrısına tepki
03 Ekim 2016 Pazartesi 13:42

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Sokağa çıkın" çağrısına ilişkin, " Milletvekillerinin yeri, parmaklıkların arası değil, Meclis'tir. Ancak siyasetin daha tükenmediği noktada, bu tip çağrılar gerginlik ve kutuplaşmayı artırıyor. Henüz ortada bir şey yokken, sokağa çağırma, içinde bulunduğumuz durum da düşünüldüğünde son derece tehlikeli." dedi.

CHP'li Özel, Demirtaş'ın, "Milletvekillerimize dönük tutuklama niyetleri var. Bunu yaparlarsa talimat, çağrı beklemeden herkes bulunduğu yerde sokağa çıkmalı, geri adım atmadan sonuna kadar direnmeli." yönündeki açıklamalarını değerlendirdi.

Milletvekillerinin gözaltına alınması, tutuklanmasının, Türkiye demokrasisinin çok gerilerde bıraktığı bir görüntü olduğunu belirten Özel, 24. Dönem'de, tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmamasının Türkiye'nin bir ayıbı olduğunu savundu.

Bütün dünyanın bunu eleştirdiğini, sorunun daha sonra çözüldüğünü anlatan Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"24. Dönem'deki tutuklu milletvekilleri meselesini bugün AKP'ye sorsanız, Fetullahçı hakimlere, savcılara yüklüyor. Milletvekillerini serbest bırakma, tutuksuz yargılanmayla ilgili düzenlemenin yapılmasıyla ilgili taahhütlerine, Meclis'te varılan anlaşmaya rağmen, bu sözlerinden dönmüşler, milletvekillerinin yıllarca içeride hapiste kalmasını, dolayısıyla halkın iradesinin tutuklu kalmasını sağlamışlardır. Tutukluyken, AKP milletvekillerinin hiçbiri ziyarete gitmedi ama döndüklerinde 3 partiden tutuklu 8 milletvekilinin önünde, geçmiş olsun diye uzun kuyruklar oluşturdular. Bugün de milletvekillinin tutuklanmasıyla ilgili bir tartışma yeniden gündeme gelmiş bulunuyor. Bir milletvekilinin zorla götürülmesi, gözaltına alınması, tutuklanması, demokrasimizi yüzyıl geriye götürür. Görevi başında milletvekillerinin zorla götürülmesiyle ilgili süreç, bize 1990'ları hatırlatır. Meclis'ten milletvekillerinin başına bastırılarak arabalara bindirildiği, götürüldüğü bir süreç. O, Türkiye'nin iç barışına, demokrasisine bir katkı sağlamamıştı. Halen daha toplumun önemli bir kesiminde ciddi bir yara, demokrasimizde zaman zaman hatırlandığında tetiklenebilecek bir fay kırığı olarak da ortada duruyor. "

CHP Grup Başkanvekili Özel, milletvekillerinin zorla ifadeye götürülmesini, tutuklanmasını, Türkiye demokrasisi açısından tehlikeli, herkese kaybettirecek davranışlar olarak gördüklerini bildirdi.
AK Parti'ye çağrıda bulunan Özel, böyle bir ihtimal varsa, buna karşı Meclis'in gerekli düzenlemeleri yapması gerektiğini belirtti.

Halkın seçtiği, Meclis'te bulunması gereken milletvekilinin, suçu ispatlanmadan demir parmaklıklar arkasına konulmaması gerektiğini vurgulayan Özel, milletvekillerinin tutuksuz yargılanması formülünün düşünülmesi önerisinde bulundu.

Özel, hiç kimsenin, milletvekillerini zorla götürmeye ve yeniden toplumda bir gerginlik, kutuplaşma yaratacak bir şeye kalkışmaması gerektiğini yineledi.

Tüm milletvekillerinin eşit oyla seçildiğini, gelen hiçbir milletvekilinin diğerine üstünlüğünün olmadığını anlatan Özel, "Bir milletvekilinin özgürlüğüne getirilmeye çalışılan kısıtlama, tüm Meclis'e getirilmiş kabul edilmelidir. O milletvekilinin seçim bölgesine ve ona oy veren seçmenlere karşı yapılmış büyük bir saygısızlıktır." dedi.

"TEHLİKELİ ÇAĞRI"

"Milletvekillerinin gözaltına alınması, tutuklanması ihtimali üzerinden konuşurken, toplumda bir kutuplaşma, bir fay kırığı yaratabileceğini söylemiştim. Demirtaş'ın ifadeleri ona işaret ediyor. Ama sonuçta iki yanlış bir doğru etmiyor." diyen Özel, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Toplumların direnme hakkı vardır. Ama özellikle siyasi gerginliklerde, hele hele daha gerçekleşmemiş, gerçekleşmesi olasılığına karşı siyasetin daha tükenmediği noktada, bu tip çağrılar gerginlik ve kutuplaşmayı artırıyor.Siyaseten genel değerlendirme olarak tutuklanma meselesini tamamen yanlış buluyoruz. Ama buna karşı da henüz ortada bir şey yokken, sokağa çağırma, içinde bulunduğumuz durum da düşünüldüğünde son derece tehlikeli. Onun yerine kimseyi bu konuda sokağa çağırmayalım. Sonuna kadar demokrasiyi, Meclis'i zorlamak lazım. Seçmenin, kendi iradesiyle seçtiği kişilerin zorla götürülmesine, demokratik yollarla reaksiyon vermesi de son derece meşru haktır. Ama AKP ile HDP arasında son sokağa çağırma restleşmesinden sonra çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybettiği süreç de yaşanmıştı. O yüzden iki tarafın da daha sorumlu davranması gerekir. Ama milletvekillerinin yeri de parmaklıkların arası değil Meclis'tir."

"MİLLETİMİZİN DARBECİLERE VERDİĞİ MÜCADELEYİ BEKLEMELERİNİ BEKLEMİYORUZ"

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da AA muhabirine yaptığı açıklamada, dokunulmazlıkların kaldırılmasını en fazla isteyen ve bunu gündem yapan partinin HDP olduğunu belirterek, Meclis'e girdikleri günün ertesinde TBMM Başkanlığına başvurarak dokunulmazlıklarının kaldırılmasını talep ettiklerini ifade etti.

"Ama ne zaman ki iş ciddiye bindi, bu kez geri adım attılar." diyen Turan, herkesin hukuka saygı duyup, yargıya yardımcı olması gerektiğini savundu.

HDP'lilerin efelenmek yerine, yargıya gidip ifade vermesi gereğine işaret eden Turan, şöyle konuştu:

"Eğer terörle ilgili bir suç söz konusuysa ve tutuklama gerekçesi varsa yargı bundan kaçınamaz ve bunu yerine getirir. Kimseye hukuki bir ayrıcalık tanınamaz. Keşke HDP, siyasi bir parti olma sorumluluğunu yerine getirip sivil olabilseydi. Ancak ne yazık ki HDP, Kandil vesayetini kabul ederek terörün gönüllü sözcüsü oldu. HDP’nin Eş Başkanı açık açık 'sırtımızı PYD’ye, YPG’ye yaslıyoruz' dedi. Kısa bir süre önce de Demirtaş, PKK’yı terör örgütü olarak değerlendirmediklerini söyledi. 15 Temmuz ile ilgili Demirtaş’ın yaptığı kıyas, en hafif deyimle hadsizliktir. Birinde millet, milli egemenliği gasbetmeye çalışanlara karşı destansı bir mücadele vermiştir. Diğerinde ise egemenliğin bir unsuru olan yargıya karşı bir direniş söz konusu. Seçmenlerin iradesini Kandil’deki teröristlere teslim eden birinin, milletimizin darbecilere karşı verdiği mücadeleyi anlamasını zaten beklemiyoruz. Bütün ikazlara rağmen Kandil’le ilişkisini bitirmeyen bu partiye esas cezayı da yargı değil, bu millet verecektir. "

15 TEMMUZ ZİHNİYETİNİN DEVAMI

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Demirtaş'ın açıklamalarının son derece yanlış olduğunu vurgulayarak, "Bu açıklama tamamen, haince bir kışkırtıcılık. Çağrı 6-7 Ekim olaylarını hatırlatan bir beyanat." diye konuştu.

Akçay, "Bu açıklama, 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan darbeci zihniyetle ele ele, kol kola olduklarını gösteriyor, onun bir devamı niteliğinde görmek mümkün." değerlendirmesini yaptı.

DEMİRTAŞ NE DEMİŞTİ?

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, örgüte yakın bir gazeteye yaptığı açıklamalarda, milletvekillerinin tutuklanıp tutuklanmayacağına yönelik bir soru üzerine şunları söylemişti: 

Milletvekillerimize dönük tutuklama niyetleri var. Gözlerinin kestiği ilk anda bunu da hayata geçirecekler. Yani uzun süredir bunun ertlenmesinin nedeni halkın örgütlü bir tepki göstereceğini bilmeleridir. Halkımız bu konuda duyarlılığın sürdürürse tutuklamaya cesaret etmeyebilirler. Ama yine de bunu yaparlarsa talimat/çağrı beklemeden herkes bulunduğu yerde sokağa çıkmalı, geri adım atmadan sonuna kadar direnmelidir. 15 Temmuz gecesi tankın topun karşısına çıkmak ne kadar meşruysa bizim seçmenimizin de aynı kararlılıkla sokakta olması o derece meşrudur.



 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×