CHP TBMM Grup toplantısı

- Genel Başkan Kılıçdaroğlu: (2) - "Namuslu, yürekli bir savcı arıyorum. Ankara Büyükşehir Belediyesinin parsel parsel cemaate verdiği arsalar nerede? Niye sormuyorsunuz? Yüreğiniz mi yetmiyor? Cesaretiniz mi yok? Siz cumhuriyetin savcısı değil misiniz? Onun hesabının sorulması lazım" - "Emekli iki maaş istedi, vermediler, Gülen örgütüne dünyanın arsalarını, paralarını aktardılar. İstanbul'da hangi arazileri verdiler? Ankara'yı parsel parsel tahsis ettiler bunlara"

CHP TBMM Grup toplantısı

TBMM (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Namuslu, yürekli bir savcı arıyorum. Ankara Büyükşehir Belediyesinin parsel parsel cemaate verdiği arsalar nerede? Niye sormuyorsunuz? Yüreğiniz mi yetmiyor? Cesaretiniz mi yok? Siz cumhuriyetin savcısı değil misiniz? Onun hesabının sorulması lazım." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iktidarın 2002 yılında terörsüz bir Türkiye devraldığını, bugün ise her gün şehit veren bir ülke konumuna geldiğini belirtti.

Annelerin ellerine kına yakarak, umut içinde askere gönderdikleri çocuklarının şehit haberiyle yıkıldığını aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, kürsüden, şehit Jandarma Er Erkan Özdemir'in annesi Havvagül Özdemir'in oğlunun şehit olmasının ardından yazdığı satırları okudu.

"Bu acılı annenin derdini kim bilecek?" diye soran CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ateşin düştüğü yeri yaktığını vurgulayarak, "Bu siyasilere soruyorum, bu Ankara'da oturan beylere, hükümet edenlere soruyorum; sizin hangi evladınız Doğu'da, Güneydoğu'da askerlik yapıyor? Çıkın, söyleyin." ifadesini kullandı.

CHP'nin anaların acısını anladığını ve paylaştığını bildiren Kılıçdaroğlu, "Onlar bizi PKK'lı olarak suçluyor. Utanmazlar ve arsızlar. Biz ülkemizi seven insanlarız. Hiç kimsenin burnu bile kanamasın isteriz. Görüşü, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun, bu memlekette herkes huzur içinde yaşasın isteriz." diye konuştu.

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde Yalova'dan İstanbul'a getirilen ve yaşanan olaylar sırasında öldürülen Hava Harp Okulu öğrencisi Murat Tekin'in İzmir'deki ailesinin evini ziyaret ettiğini kaydeden Kemal Kılıçdaroğlu, Tekin'in babasının yaşadıklarına ilişkin anlattıklarını aktardı.

Oğlu linç edilen bir babanın gözyaşlarına tanık olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, babanın, oğlunun cenazesini İzmir'e getirmek için ambulans talebinin karşılanmadığını, cenaze namazının da İzmir'de kılınmaması üzerine köyüne getirmek zorunda kaldığını söylediğini belirtti.

Babanın, oğlunun şehitliğinin kabul edilmesini istediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bunu Sayın Erdoğan ile yaptığımız ilk görüşmede, Sayın Erdoğan'a söyledim. Linç edilenlerin hakkının korunması ve bunları yapanların tutuklanıp yargılanmasını istedim. 'Haklısın' dedi. Aileye sordum, bugüne kadar hiç kimse kapısını çalmamış. O ailenin kapısını kim çaldı? Biz çaldık. Anneyi ve ablayı göreceksiniz, toplumdan dışlanmışlar gibi. Çocukları linç edilmiş sanki aile suçluymuş gibi. Yok öyle bir şey. İnsanlığımızı kaybedecek noktaya geldik. Müslüman bir ülkede bir Müslüman'ın cenazesi kılınamaz hale geldik. Nasıl bir kindir, öfkedir? Bunu ben kabul edemiyorum. Vicdanım, ahlakım, imanım, inancım kabul etmiyor. Emin olun kitabımız da kabul etmiyor."

Kılıçdaroğlu, amacı ne olursa olsun, terörü yapanın da yaptıranın da destek olanın da göz yumanın da karşısında olduklarını bildirdi.

CHP'nin mağdurdan yana olduğunu, suçluların ise karşısında durduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "Onlar bunu söyleyebilirler mi? Yok. Çünkü yardım ve yataklık yaptılar. Biz yardım ve yataklık yapıyor muyuz? Allah korusun. Yok öyle bir şey. Biz ancak kendi insanımızın haklarını koruruz ve savunuruz. Onun dışında suçlulara sahip çıkmak gibi bir geleneğimiz yok bizim. Ama herkesin adalet içinde yargılanmasını isteriz. Devleti devlet yapan, adalettir." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, haksızlığa karşı durmanın görevleri olduğunu ifade ederek, Murat Tekin ve onun gibi öldürülenlerin hukuken haklarını savunacaklarını aktardı.

- "Bunların yatacak yeri yok"

CHP'nin TBMM'de, DEAŞ ile ilgili Araştırma Önergesi verdiğini, ancak önergenin AK Parti milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin DEAŞ ile ideolojik akrabalığı olduğu için bu önergeyi reddettiğini ileri sürdü.

Başbakan Binali Yıldırım'a "Musul Konsolosluğu basılıp vatandaşlar rehin alındığında neden IŞİD'e terör örgütüdür diyemediniz?" diye sorduğunu, bu sorunun cevabını hala alamadığını aktaran Kılıçdaroğlu, "Hangi milletvekiliniz PKK ve IŞİD terör örgütü değildir, dedi" diye sorduğunu, bu soruya da yanıt alamadığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Kazara bir CHP milletvekili dese ki PKK ve IŞİD terör örgütü değildir, başımıza neler gelir. Bunlar rahatlıkla söylüyorlar. Belçika'daki mahkemenin kararına tabii o yüzden itiraz etmiyorlar. O yüzden diyemiyorlar ki 'Belçika'daki karar doğru bir karar değildir". Yüzlerce vatandaşımızı öldürdüler canlı bombalarla, 70 ilden IŞİD'e militan kazandırılıyor. Türkiye sorumlusu kim diye sordum, elini kolunu sallayarak geziyor Türkiye sorumlusu. Sessiz değil mi? Sessiz. IŞİD'e, El Nusra'ya tırlarla silah gönderdi bunlar. Müslümanı Müslümana kırdırmak için gönderdiler. Küçücük çocuklar yok olsun diye gönderdiler. Bunların yatacak yeri yok."

- "Kendi elleriyle kendi kabahatlerini bize gösteriyorlar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün bir konuşmasında DEAŞ'ın "Hiçbir sebep olmadığı halde sürekli ülkemizde eylem arayışı içinde" şeklinde bir ifade kullandığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Bunun ne istediyseniz verdik, niye gelip burada eylem yapıyorsunuz." anlamına geldiğini iddia etti.

Bir ülkenin cumhurbaşkanının böyle bir ifade kullanmasının kabul edilebilir olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, ülkeyi yönetenlerin kendi elleriyle kendi kabahatlerini gösterdiklerini kaydetti.

İktidarın geçmişte FETÖ'nün elebaşı Fethullah Gülen'i yere göğe sığdıramadığını, "Ne istedin de vermedik?" diye seslendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Düşünün, taşeron işçisi kadro istedi, vermediler, onlar üniversite istedi, 17 üniversiteyi birden verdiler. Emekli iki maaş istedi, vermediler, Gülen örgütüne dünyanın arsalarını, paralarını aktardılar. İstanbul'da hangi arazileri verdiler? Ankara'yı parsel parsel tahsis ettiler bunlara. Şimdi ben namuslu, yürekli bir savcı arıyorum, Ankara'da arıyorum. Ankara Büyükşehir Belediyesinin parsel parsel cemaate verdiği arsalar nerede? Niye sormuyorsunuz? Yüreğiniz mi yetmiyor? Cesaretiniz mi yok? Siz cumhuriyetin savcısı değil misiniz? Onun hesabının sorulması lazım. Biz onun hesabını soracağız."

Bazı gazetelerin "İzmir Büyükşehir Belediyesinde FETÖ operasyonu" başlıklı bir haberler yayınladıklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, olayın, bütün belediyelere giden bir yazı gereği "Bylock" kullanan 24 kişi hakkında soruşturma yapılması olduğunu anlattı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde 26 bin kişinin çalıştığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Operasyon yapacaksanız bakın İstanbul orada duruyor, Ankara orada duruyor." dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın İzmir Büyükşehir Belediyesini hazmedemediğini, çünkü belediyenin uluslararası kredi notunun, Türkiye Cumhuriyeti'nin kredi notundan yüksek olduğunu kaydetti.

- "İçtikleri su ayrı gitmiyordu"

İktidarın FETÖ'den hep haberdar olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, 25 Ağustos 2004 yılındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında görüşülen bir raporda cemaatin himmet paraları topladığının yer aldığını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, "Ne zaman uyandılar? Ayakkabı kutularında paralar çıkınca. Bakanların çocuklarının yatak odalarında boy boy para kasaları çıkınca. 700 bin liralık saat çıkınca. Ondan sonra dediler ki 'Bu terör örgütüdür'. Yoksa içtikleri su ayrı gitmiyordu." dedi.

Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un Meclis'teki 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nda yaptığı konuşmadan bölümler okuyan Kılıçdaroğlu, Başbuğ'un FETÖ'ye ilişkin uyarılarına iktidardan gerekli tepkiyi alamadığını anlattığını aktardı.

İktidarın FETÖ ile ilişkisini kesmediğini, ilişkinin devam ettiğini öne süren Kılıçdaroğlu, "Kardeşlik devam ediyor, önde bir kavga varmış gibi. Nasıl devam ediyor? Cumhuriyet Gazetesine yapılan operasyonda biz bunu öğreniyoruz. Cumhuriyet Gazetesinde iddianameyi düzenleyen kim? FETÖ davasından yargılanan bir savcı." diye konuştu.

- "Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacağız"

Konuşmasında son siyasi gelişmelerin ardından hafta sonu toplanan CHP Parti Meclisi'nin yayımladığı bildiriye de değinen Kılıçdaroğlu, iktidar kanadından yapılan yorumlara bakınca bildiriden müthiş bir rahatsızlık duyduklarını gördüğünü aktardı.

Bildiride yer alan konuları başlıklar halinde sıralayan Kılıçdaroğlu, metnin "Ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi." ifadeleriyle bittiğini kaydetti.

Kamal Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Türkiye'yi böldürmeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacağız. Doğruları söylemeye her zaman devam edeceğiz. Her zaman mazlumların yanında olacağız. Her zaman halkımızın yanında olacağız. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti deriz ve gurur duyuyoruz."

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×