Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: (2)

- "7 Ağustos için denilen 'Yenikapı, yeni bir kapı' ifadesinden hareketle o yeni kapıyı asla kapattırmayacağız" - "Bir el, bir manevi el, sanki milletin gönlüne değmiş, tek tek her bir vatandaşımız, hiçbir yerden organize edilmeden, sokağa çıkmış ve aynı tepkiyi göstermiş. Bu olağanüstü bir şeydir. Bu milletin sahip olduğu sosyal genetiğin bir sonucudur. Hakikaten imanın, cesaretin, inancın bir sonucudur"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: (2)

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "7 Ağustos için denilen 'Yenikapı, yeni bir kapı' ifadesinden hareketle o yeni kapıyı asla kapattırmayacağız." ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, Basın İlan Kurumunun "Basın Hayatı" dergisine, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşanan gelişmeler ile Fırat Kalkanı Harekatı'nı değerlendirdi.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi gecesi neler yaşadığının sorulması üzerine Kurtulmuş, o gece sabaha kadar Başbakanlıkta olduğunu anımsattı.

Geriye dönüp baktıkça çok büyük tehlikeler atlatıldığının görüleceğini belirten Kurtulmuş, 15 Temmuz gecesi Başbakanlıkta yaşananları şöyle anlattı:

"O gece beş tank, çeşitli defalar teşebbüste bulunarak Çankaya'ya girmeye çalıştı. Her defasında vatandaşlarımız ve güvenlik güçlerimizin müdahalesiyle püskürtüldü. Başbakanlık, üç defa alçak uçuş modundaki helikopterlerce ateşe maruz kaldı. Sonradan gördük ki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayına komşu olduğumuz için büyük bir tehlikeyi de atlatmışız. Uçaklar alçak uçuşla üstümüzden geçtiler. Birkaç defa korumalarımız güvenlik nedeniyle bizi yere yatırdılar. Ses bombaları atıldı. Bütün ışıkları söndürerek bir, iki odada açabildiğimiz ışıkla çalışmalarımızı sürdürdük. Telefon diplomasisi ile kimleri harekete geçirebilirsek onlarla görüşmeler yaptık. Ben Necdet Özel Paşa'yı aradım. Diğer Bakanlarımız farklı isimleri aradılar. Sela okunması talimatını verdim.

O gecenin önemli adımlarından birisi de TRT ile ilgiliydi. Bildiri okunurken, yayını kesmek için TÜRKSAT'a müdahale ettik ve diğer yayınların devamı için TÜRKSAT'ı teyakkuza geçirdik. Fakat biz TRT'nin yayınını kesince maalesef TÜRKSAT'a saldırıda bulunuldu ve iki kardeşimiz şehit oldu."

- "Hakikaten imanın, cesaretin, inancın bir sonucu"

O gece çok enteresan şeylerin olduğunu, gece boyunca belki onlar, belki de yüzlerle ifade edilebilecek telefon görüşmesi yaptığını, sürekli televizyon kanallarına bağlantı gerçekleştirdiğini aktaran Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"İnandığım için hep şunu söyledim; çok karanlık bir gece yaşıyoruz. Ne olacağı belli değil ama şundan emin olun ki Türkiye yarın yeni bir güne uyanacak ve bugün çok güzel ve aydınlık bir gün olacak. Başbakanlıktan saat 05.30'da ayrılıp TRT'ye gittiğimde henüz darbe tehdidi bitmemişti ama şu görünüyordu ki milletimiz büyük bir cesaret örneği sergilemiş ve bu darbeyi önlemişti. Yollarda sabaha kadar uyumadan, gözleri kıpkırmızı, yorgun, mücadele etmiş ama umutlu, yüzlerce yürekli insanımızı görünce 'Allah'a çok şükür, bu millet büyük bir badireyi atlattı.' dedim. Diyarbakır'dan bir arkadaşımız, o gece orada olanları anlattı. İnsan hakikaten çok duygulanıyor. Bir el, bir manevi el, sanki milletin gönlüne değmiş, tek tek her bir vatandaşımız, hiçbir yerden organize edilmeden, sokağa çıkmış ve aynı tepkiyi göstermiş. Bu olağanüstü bir şeydir. Bu milletin sahip olduğu sosyal genetiğin bir sonucudur. Hakikaten imanın, cesaretin, inancın bir sonucudur. Hakkını bir kez daha teslim etmek gerekir ki Sayın Cumhurbaşkanımızın, meselenin en zor anında, televizyonlara bağlanması, yüzünde hiçbir tereddüt, endişe, korku emaresi olmadan, 'Meydanlara çıkın ve demokrasiyi savunun' talimatı vermesi ve 'Ben bu ülkede beşeri anlamda milli iradeden daha büyük bir güç tanımıyorum' sözünü söylemesi, milleti ciddi anlamda cesaretlendirdi."

- "Bütün insanlar ortak bir tavır sergiledi"

Kurtulmuş, o gece maşeri vicdanın harekete geçtiğini, bir milli birlik ve beraberlik ruhu içerisinde sonuç elde edildiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"O gece dünya görüşü, siyasi duruşu ne olursa olsun, bütün insanlar ortak bir tavır sergiledi. Unutmadığım bir şey var o geceye dair; İstanbul'da ilerleyen bir tankı 20-25 kişi durduruyor, aralarında bir psikiyatrist de var. Psikiyatrist, tankın üzerinde elinde makineli tüfek olan bir binbaşıyı ikna etmeye çalışıyor. Ancak binbaşının gözlerinin donduğunu, kilitlenmiş biri olduğunu yine de uzmanlığı nedeniyle ikna edip, teslim alabileceğini düşünürken, millete ateş etmek üzere elinin tetiğe gittiğini fark eder. Arkadaşlarını uyararak tedbir almalarını söyler. O sırada şortlu ve askılı giyimli bir kadın koşarak geliyor ve 'Ya Allah. Bismillah' diyerek binbaşıya birkaç tokat atıyor. Bundan istifade ederek gençler silahını alıyor ve tankı kurtarıyorlar."

Milletin, imanının ne kadar büyük ve güçlü olduğunu o gece gösterdiğine değinen Kurtulmuş, "O gece siyaset çok dik durdu. Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve hiçbir ayrım yapmadan bütün siyasi partiler darbenin karşısında yer aldı. Millet cesaretle, imanla, inançla tankların karşısına çıktı." değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, medyanın da ilk andan itibaren hiçbir tereddüt göstermeden demokrasinin, meşru ve seçilmiş hükümetin, milli iradenin yanında durduğunu, bunun da tarihi bir adım olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"O gece Türk medyasıyla iftihar ettik. Yerel medya aynı şekilde milli iradeye sahip çıktı. Gazetelerimiz hemen ertesi günden itibaren fevkalade güzel başlıklarla, manşetlerle çıktılar. Bu tecrübe Türkiye toplumunun milletiyle, siyasetiyle, medyasıyla, STK'larıyla demokrasisine sahip çıktığının çok güzel bir göstergesi oldu. Türkiye, demokrasinin nimetini bir kere daha gördü. Hani deriz ya demokratik kazanımlar bedel ister. Türkiye belki de demokratik kazanımlar bakımından en büyük bedellerden birini ödedi. Türkiye çok daha sağlam bir demokrasi haline geldi."

- "Yenikapı, güçlü bir yeni Türkiye'nin kapısıdır"

Kurtulmuş, 7 Ağustos'taki Yenikapı Mitingi'ne işaret ederek, "7 Ağustos için denilen 'Yenikapı, yeni bir kapı' ifadesinden hareketle o yeni kapıyı asla kapattırmayacağız." ifadesini kullandı.

O yeni kapının, birliğin, dirliğin, kardeşliğin, güçlü bir yeni Türkiye'nin kapısı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Bu, siyasette rekabet dili üzerinden yarış edebilmenin, siyasette yeni bir dil ve üslup inşa edebilmenin yeni bir kapısıdır. Biz hep beraber bunu yapmaya gayret edeceğiz. Hem 15 Temmuz ruhunun hem de 7 Ağustos'ta ortaya konan milli birlik ve dayanışma ruhunun kıymetini bileceğiz. Siyaset olarak buna gözümüzün bebeği gibi bakacağız ve bunu koruyacağız." değerlendirmesinde bulundu.

- "Dış basında da çözülmelerin olacağını ümit ediyorum"

Kurtulmuş, yabancı basının darbe girişimi karşısındaki tutumuna yönelik soruya ise şu cevabı verdi:

"15 Temmuz akşamından beri kamu diplomasisi alanında çok yoğun çalışıyoruz. Henüz merkezi bir Kamu Diplomasisi Koordinasyonunu sağlayan kurumumuz yok. Ancak yakın zamanda bunu yasalaştıracağız. O geceden beri neredeyse her gün mesaimin önemli bir kısmını bu konuya ayırıyorum. Yurt dışından sürekli heyetler, gazeteciler geliyor. Türkiye'den çok farklı grupları bir araya getirip, onlarla toplantılar yapıyoruz. Ekonomi diplomasisi ile ilgili insanları bir araya getirdik. Yine aynı şekilde insan haklarıyla ilgili çalışan insanları bir araya getirdik. Çünkü darbeden sonra özellikle ekonomi ve insan hakları alanlarında birtakım tezviratlar üreterek, algı operasyonları yapacaklarını gördük."

Dış politikayla ilgili insanları bir araya getirdiklerine değinen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Darbeden hemen sonra uluslararası ajansların temsilcileriyle bir araya geldik. Bu ekibi, 'darbe tahribatını kendi gözleriyle görsünler' diye Meclis'e, Özel Kuvvetler Komutanlığına götürdük. Elimizden gelen bütün gücü sarf ediyoruz. Ama yine de anlamak istemeyene bir şey anlatamazsınız. Ön yargılı, bir şeyi anlamak istemeyenlere neyi, hangi delille ortaya koyarsanız koyun, anlamaları mümkün olmuyor. Ben bu anamda 7 Ağustos Yenikapı ruhunun zihinleri değiştirici, dönüştürücü bir etkisi olduğuna inanıyorum. En kısa zamanda dış basında da, Türkiye'ye karşı bu art niyetli duruşla ile ilgili birtakım çözülmelerin olacağını ümit ediyorum."

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, FETÖ'nün yurt dışında bir network oluşturduğunu, bunun önemli bir kısmını Türkiye'deki kamu kurum ve kuruluşları üzerinden gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, "Bu adamlar çok kabiliyetli oldukları için bunu yapmış değiller. Devletin imkanlarından istifade ederek birçok yerde networkler oluşturmuşlar. Bu da bir günün işi değil. Belki 30 yılda oluşturdukları bir network. Türkiye aleyhine çok sıkı çalışmalar yapmışlar. Bundan sonra daha çok çalışacağız, 15 Temmuz'da oluşan milli iradeyi bu algı operasyonlarına çiğnetmeyeceğiz." ifadelerini kaydetti.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×