Bakanlar Kurulu toplantısı

- Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş: (2) - "(Yeni anayasa çalışmaları) MHP ile görüşmelerimiz devam ediyor. Gönlümüz arzu eder ki CHP de bu görüşmelerin bir parçası olsun. CHP'nin 'kapımız açıktır' sözüne karşı biz de şunu söylüyoruz, bizim kapımız da sonuna kadar açıktır. CHP, yeni anayasa değişikliği süreçleri içerisinde yer almak isterse, bütün görüşlerini getirebilir, bunları konuşabiliriz" - "AB İlerleme Raporu, tamamıyla Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak, siyaseten Türkiye'nin özellikle teröre karşı verdiği zor mücadelede, Türkiye'nin mücadelesini de bir şekilde etkileyebilecek olan yanlı bir rapordur. Bu raporun içeriğini kabul etmediğimizi, bu raporun yazılmasındaki düşüncenin de çok dostane olmadığını ifade etmek isterim" - "Kaldı ki Sayın Schulz'un açıkça tehditkar sözlerine de anlam vermek mümkün değil. Şimdiye kadar Türkiye, bu kadar çok terörle mücadelede nice badirelerden geçmişken bir kere Avrupa Birliği, çok yüksek perdeden, bu raporda ortaya koyduğu gibi, terörü lanetleyen bir cümle söylemiş midir?" - "(Fırat Kalkanı Harekatı) Türkiye'nin hedefi açıktır. 5 bin kilometrekarelik alanın terör örgütlerinden bütünüyle temizlenmesi, PYD ve YPG'nin Münbiç'in doğusuna çekilmesi ve DEAŞ'ın da bütün unsurlarıyla temizlenerek oradaki halkın yeniden kendi bölgelerine dönmesidir. Bu çerçevede Fırat Kalkanı Operasyonu, El Bab'a doğru planlandığı şekilde ilerliyor. Bütün hedeflerimize ulaştığımız zaman bu operasyon durdurulmuş olacaktır"

Bakanlar Kurulu toplantısı

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin MHP ile görüşmelerin devam ettiğini belirterek, "Gönlümüz arzu eder ki CHP de bu görüşmelerin bir parçası olsun. CHP'nin 'kapımız açıktır' sözüne karşı biz de şunu söylüyoruz, bizim kapımız da sonuna kadar açıktır. CHP, yeni anayasa değişikliği süreçleri içerisinde yer almak isterse, bütün görüşlerini getirebilir, bunları konuşabiliriz." dedi.

Kurtulmuş, Çankaya Köşkü'nde, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ilerleme raporu ve Türkiye aleyhine AB yetkililerinden gelen açıklamaların sorulması üzerine Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yıldırım'ın açıklamalar yaptığını anımsattı.

AB'nin raporunun yanlı ve Türkiye'ye karşı hiçbir zaman kabul edilemeyecek açıklamalarla dolu olduğunu belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Bu ilerleme raporlarının mahiyeti itibarıyla tehditkar olması alışılmış bir şeydir. Sadece Türkiye ilgili değil ama genel olarak bu raporun amacı o. 'Şu eksik var bunu tamamlayın' şeklinde. AB İlerleme Raporu, tamamıyla Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak, siyaseten Türkiye'nin özellikle teröre karşı verdiği zor mücadelede, Türkiye'nin mücadelesini de bir şekilde etkileyebilecek olan yanlı bir rapordur. Bu raporun içeriğini kabul etmediğimizi, bu raporun yazılmasındaki düşüncenin de çok dostane olmadığını ifade etmek isterim. Kaldı ki Sayın Schulz'un açıkça tehditkar sözlerine de anlam vermek mümkün değil. Şimdiye kadar Türkiye, bu kadar çok terörle mücadelede nice badirelerden geçmişken bir kere Avrupa Birliği, çok yüksek perdeden, bu raporda ortaya koyduğu gibi, terörü lanetleyen bir cümle söylemiş midir? Bombalı saldırılardan sonra net bir şekilde 'Terör örgütlerinin arkasından gidin, biz Türkiye'nin terörle mücadelesinin yanındayız' şeklinde herhangi bir şey gördünüz mü?

AB, Türkiye'de düzgün işleyen demokrasinin sağlam bir şekilde yoluna devam etmesini istiyorsa önce teröre karşı mücadelede Türkiye'yi yalnız bırakmamalıdır. Ama maalesef tam tersine Türkiye'nin terörle mücadelesinden rahatsız olan bir üslupla zaman zaman dile getirilen bu tür yaklaşımları kabul etmek mümkün değil."

Kurtulmuş, Türk halkının 15 Temmuz'da verdiği mücadelede de AB'nin tam manasıyla Türkiye'nin arkasından durduğunu söylemenin mümkün olmadığını dile getirdi.

- "Kimsenin Türkiye'yi hizaya sokacağını zannetmemesi lazım"

Demokrasiyi koruma, kollama ve daha da ileri götürme mücadelesinde AB'nin desteğini görmek istediklerini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Yapıcı eleştiriler varsa bunları dinleriz ama yapıcı olmanın ötesinde Türkiye'yi tehdit eden, köşeye sıkıştırmaya çalışan ifade ve raporları da anlamak mümkün değil. Türkiye egemen bir ülkedir. Türkiye, bağımsızlığını, özgürlüğünü her şeyin üstünde tutan bir ülkedir. Bunu Çanakkale'de gösterdiği gibi 15 Temmuz'da göstermiştir. Dolayısıyla, 'Şunu beğenmiyoruz, bunu yapmazsanız şöyle yaparız ha' şeklinde parmak sallayarak kimsenin Türkiye'yi hizaya sokacağını zannetmemesi lazım. Türkiye bu anlamda devletiyle, milletiyle, egemenliğini, bağımsızlığını ve özgürlüğünü koruyacak güce ve bunu geliştirebilecek siyasal mekanizmalara sahiptir. Bu tür tehditkar sözleri hiçbir şekilde kabul etmediğimizi ifade etmek isterim. Türkiye bu tür sözlerin, anlamsız tehditlerin muhatabı değildir."

- Fırat Kalkanı Harekatı

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Fırat Kalkanı Harekatı ve El Bab'a yapılacak operasyona ilişkin bir soru üzerine de en başından bu yana bütün harekatın Türkiye'nin kendisine çizdiği rota istikametinde, planlandığı şekilde devam ettiğini aktardı.

Özgür Suriye Ordusunun (ÖSO) El Bab'a çok yaklaştığını, Türkiye'nin yeniden hava desteğini sürdürmeye başladığını hatırlatan Kurtulmuş, "Buradaki hassasiyetimiz özellikle Halep konusundaki Rusya ve diğer muhataplarla yapılan müzakereler sonucu tedbir amaçlı bir adımdı. Bu müzakereler sonucunda Türkiye havadan ÖSO'ya lojistik destek sağlayabilecek imkanı yeniden bulmuştur. Bu destek verilecektir. Türkiye'nin hedefi açıktır. 5 bin kilometrekarelik alanın terör örgütlerinden bütünüyle temizlenmesi, PYD ve YPG'nin Münbiç'in doğusuna çekilmesi ve DEAŞ'ın da bütün unsurlarıyla temizlenerek oradaki halkın yeniden kendi bölgelerine dönmesidir. Bu çerçevede Fırat Kalkanı Operasyonu, El Bab'a doğru planlandığı şekilde ilerliyor. Bütün hedeflerimize ulaştığımız zaman bu operasyon durdurulmuş olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

- Yeni anayasa çalışmaları

Kurtulmuş, yeni anayasa teklifine ilişkin bir soru üzerine ise ellerinde iki anayasa metninin olduğunu, bunlardan birinin kapsamlı bir yeni anayasa çalışması, diğerinin ise Türkiye'de seçilmiş cumhurbaşkanlığı sistemiyle ortaya çıkan sorunları aşmak için başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı denebilecek sistemle ilgili daha küçük ve daha sınırlı bir anayasa değişikliği metni olduğunu ifade etti.

Gelinen nokta itibarıyla kapsamlı bir anayasa değişikliği yapılmasının başka bir zamana bırakılacağını vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda üzerinde durduğumuz konu Türkiye'de başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı sistemi diyebileceğimiz bir sisteme geçişin altyapısını sağlayacak olan anayasal değişikliktir. 330'u bulduğumuz anda bu TBMM'nin gündemine getirilecektir. MHP ile görüşmelerimiz devam ediyor. Gönlümüz arzu eder ki CHP de bu görüşmelerin bir parçası olsun. CHP'nin 'kapımız açıktır' sözüne karşı biz de şunu söylüyoruz, bizim kapımız da sonuna kadar açıktır. CHP, yeni anayasa değişikliği süreçleri içerisinde yer almak isterse, bütün görüşlerini getirebilir, bunları konuşabiliriz. Mühim olan Türkiye'de çok geniş bir konsensüsle, halkın büyük kesimlerinin katıldığı bir anayasa değişikliği gerçekleştirmektir. 367'yi bulursak ne ala. 367'yi bulsak bile millete gideriz. 330-367 arasında zaten millete gidileceği açıktır. Bizim görüşümüz her halukarda TBMM'den bu işe onay çıktığı, yeşil ışık yakıldığı durumda bunun millete götürülerek sorulmasıdır. Süre vermenin çok doğru olmadığı kanaatindeyim. En kısa zamanda bu meselenin de uzatılmadan Türkiye siyasetinin gündeminden çıkarılması ve Türkiye'de daha etkin bir yönetim modeline geçilmesi herhalde en faydalı yoldur."

(Sürecek)









Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×