Bakan Işık'ın tezkere üzerine konuşması

- Milli Savunma Bakanı Işık: (2) - "Ülkemizin müteaddit uyarılarına rağmen hudutlarımız içine atışlarına devam eden Suriye ordusu ile DEAŞ'a, Türk ordusu tarafından uluslararası hukuk ve mütekabiliyet prensibi çerçevesinde cevap verilmektedir. Tezkereyle yetki vermeniz halinde söz konusu cevap misliyle verilmeye devam edilecektir" - "Bölgesinde ve dünyada etkin bir rol üstlenme siyaseti izleyen ülkemiz, terörle mücadele etmeyi her halükarda sürdürecektir. Bu süreçte, devletin tüm kurumları ile siyasi partiler terörle mücadele hususunda ortak bir irade ve hassasiyetle hareket etmek zorundadır" - "Emniyet birimlerimizce 2013- Ağustos 2016 tarihleri arasında DEAŞ terör örgütüne karşı gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda 92 intihar yeleği, 600 kilogram patlayıcı madde, 175 kilogram patlayıcı yapımında kullanılan malzeme ele geçirilmiştir"

Bakan Işık'ın tezkere üzerine konuşması

TBMM (AA) - Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, "Ülkemizin müteaddit uyarılarına rağmen hudutlarımız içine atışlarına devam eden Suriye ordusu ile DEAŞ'a, Türk ordusu tarafından uluslararası hukuk ve mütekabiliyet prensibi çerçevesinde cevap verilmektedir. Tezkereyle yetki vermeniz halinde söz konusu cevap misliyle verilmeye devam edilecektir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Irak ve Suriye Tezkeresi üzerinde Hükümet adına konuşan Işık, DEAŞ’ın bertaraf edilmesi için siyasi, insani ve askeri mekanizmaları kapsayan kapsamlı bir stratejinin oluşturulması ve askeri önlemlerin siyasi tedbirleri tamamlamasının önemli olduğunu söyledi.
Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgedeki otorite boşluğu ve kaos durumundan istifade eden terör örgütlerinin etkinlik kapasitelerini ve eylem alanlarını gün geçtikçe artırma gayretinde olduğuna işaret eden Işık, söz konusu ülkelerdeki yönetim boşluklarının, terörist gruplara manevra alanı açtığını vurguladı.
Bölgedeki Sünni-Şii ayrımı ve etnik fay hatlarının mevcudiyetinin DEAŞ’ın beslendiği önemli istismar alanları olduğuna dikkati çeken Işık, "DEAŞ terörü maalesef bölge ülkelerindeki bazı rejimlerce desteklenmekte ve beslenmektedir. Bunun en iyi örneği ise Suriye’deki Esed rejimidir. Rejim, DEAŞ’ın yerleşmesinin ve etkinlik alanını genişletmesinin başlıca sorumlusudur." dedi.
- "3 bin 700'den fazla kişi sınır dışı edildi"
DEAŞ tarafından düzenlenen saldırılarda bugüne kadar 254 vatandaşın hayatını kaybettiğini, yüzlerce vatandaşın ise yaralandığını kaydeden Işık, "Terör örgütleriyle ilişkisi olduğundan şüphelenilen ve yasa dışı yollarla ülkemize giriş yapan yabancılar ilgili kurumlarımızca tespit edilerek tutuklanmakta ve sonrasında sınır dışı edilmektedir. Bu kapsamda, 2012 yılında 230 kişi, 2014 yılında 526 kişi sınır dışı edilmiştir. Bu sayı, 2015’te bin 785’e yükselmiş, bugüne kadar 3 bin 700’den fazla kişi makamlarımızca sınır dışı edilmiştir. Emniyet birimlerimizce 2013- Ağustos 2016 tarihleri arasında DEAŞ terör örgütüne karşı gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda 92 intihar yeleği, 600 kilogram patlayıcı madde, 175 kilogram patlayıcı yapımında kullanılan malzeme ele geçirilmiştir." diye konuştu.
Suriye’den Türkiye'ye yönelen tehditlere karşı uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını sonuna kadar kullanarak sınırları, toprakları ve en önemlisi vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya yönelik tedbir almalarının tabii olduğunu belirten Işık, "Bu kapsamda ülkemizin müteaddit uyarılarına rağmen hudutlarımız içine atışlarına devam eden Suriye ordusu ile DEAŞ'a, Türk ordusu tarafından uluslararası hukuk ve mütekabiliyet prensibi çerçevesinde cevap verilmektedir. Tezkereyle yetki vermeniz halinde söz konusu cevap misliyle verilmeye devam edilecektir." dedi.
Işık, Hükümete yetki veren tezkerenin uzatılmasının, terör tehdidinin kalıcı şekilde ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen kapsamlı ve çok boyutlu faaliyetleri destekleyeceğini ayrıca hem bölücü terör örgütünün hem de DEAŞ'ın olası eylemlerine yönelik caydırıcı bir unsur olmaya devam edeceğini söyledi.
- "Demokratik adımların terör sayesinde elde edildiğini zannedenler, tarihi yanılgı içinde"
Ülkenin varlığının, milletin ve devletin bölünmez bütünlüğünün asla tartışmaya açılamayacağını, terörü haklı gösterecek hiçbir gerekçe olamayacağını vurgulayan Işık, devletin bütünlüğüne ve milletin varlığına yönelecek saldırıların, hiçbir yapı veya zümre tarafından bir hak arayışı olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi.
Işık, terörün hiçbir davaya hizmet etmesinin mümkün olmadığına işaret ederek, teröre destek olanların, teröristlere karşı net ve kararlı bir tutum sergileyemeyenlerin, en büyük zararı öncelikle kendilerine daha sonra da ülkenin çocuklarının aydınlık geleceğine vereceğini vurguladı.
Bölgesinde ve dünyada etkin bir rol üstlenme siyaseti izleyen Türkiye'nin terörle mücadele etmeyi her halükarda sürdüreceğini dile getiren Işık, şunları kaydetti:
"Bu süreçte, devletin tüm kurumları ile siyasi partiler terörle mücadele hususunda ortak bir irade ve hassasiyet ile hareket etmek zorundadır. Terörün dini, dili, milliyeti olmaz. Devletimizi terör tehdidi ile köşeye sıkıştırmak ve zafiyete düşürerek zarar vermek amacıyla hareket edenleri bertaraf etmek, hepimizin ortak vazifesidir. Terörle mücadele kapsamında taleplerini şiddete başvurmaksızın, demokratik sistem içerisinde dile getiren vatandaşlarımız ile terörü yücelten ve halkımız ile devletimize zarar verecek tüm faaliyetlere destek olan kesimleri birbirinden ayırmaya büyük önem veriyoruz. Kan ve şiddete başvurarak belirli haklar elde etme çabası içerisinde olanlar, atılan demokratik adımların terör sayesinde elde edildiğini zannedenler, tarihi bir yanılgı içerisindedirler."
- "Terör belası olmasaydı..."
Işık, yıllardır ülkenin başına dert olan terör belası olmasaydı, gerek ekonomik açıdan gerekse demokratik standartların gelişmesi açısından çok daha iyi bir Türkiye’de yaşıyor olacağını vurgulayarak, "30 yılı aşkın süredir devam eden ve bu yolda binlerce masum vatan evladımızı kaybettiğimiz terörle mücadelede, zaman içerisinde kazandığımız tecrübelerimizi uygulamalarımıza yansıtarak, halkımızın güvenliğine azami özen gösteriyoruz. Mücadelede sergilediğimiz tutum insan unsurunu ön plana çıkaran, güvenlik kısıtlamaları ile özgürlük arasındaki hassas dengeyi yakalayan çok boyutlu bir anlayışa dayanmaktadır. Bu süreç içerisinde lüzumu halinde ve caydırıcılık çerçevesinde askeri önlemler alınması terörle mücadelemizdeki bütüncül yaklaşımı tamamlayacaktır. Nihai hedefimiz, bu tür tezkerelere artık bir daha hiç ihtiyaç duymayacağımız sürdürülebilir bir özgürlük ve güvenlik ortamının tesisidir. " diye konuştu.
Daha önce alınan yetki tezkeresi çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetlerince kara harekatı, hava harekatı, hava keşif uçuşu ve topçu ateşi gerçekleştirildiğini hatırlatan Işık, tezkerenin tek hedefinin ülkenin huzuruna saldıran içteki ve dıştaki teröristler olduğunu ve bundan sonra da mücadeleye bu şekilde devam edileceğini sözlerine ekledi.
Bakan Işık'ın konuşmasının ardından birleşimi yöneten Başkanvekili Ahmet Aydın ve Grup Başkanvekilleri, CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu'nun eşi Tülin Kuşoğlu'nun yaşamını yitirmesi nedeniyle taziyelerini dile getirdiler.
(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×