4. Ulusal Taşkın Koruma Sempozyumu

- Orman Su İşleri Bakanı Eroğlu: - "Mutlaka derelerin şehrin gerdanlığı gibi olmasını istiyorum. Köprüler göze çirkin görünüyor. Artık bunları estetik, göze hoş gelen köprüler inşa etmemiz gerekir" - "Felaketten sonra harcama yapmak yerine, birde mal ve can kaybı olunca bunun bedelini taktir etmek mümkün değil. Bu yüzden felaket gelmeden önce bütün tedbirleri alalım" - "Sadece köprünün altından su geçmiyor. Öyle şeyler var ki buzdolabı, yatak, yorgan geliyor"

4. Ulusal Taşkın Koruma Sempozyumu

RİZE (AA) - Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "Mutlaka derelerin şehrin gerdanlığı gibi olmasını istiyorum. Köprüler göze çirkin görünüyor. Artık bunları estetik, göze hoş gelen köprüler inşa etmemiz gerekir." dedi.

Bakan Eroğlu, 4. Ulusal Taşkın Koruma Sempozyumu'nun kapanış töreninde yaptığı konuşmada, son zamanlarda iklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejiminde önemli değişiklikler olduğunu belirtti.

Bir yılda gerçekleşmesi gereken yağışın 24 saatte 3’te birinin yağdığını gördüklerini vurgulayan Bakan Eroğlu, Rize’de bir gecedeki yağışın Konya'da belli bölgelerde bir yılda düştüğünü ifade etti.

Derelerdeki taşkınlara bakılınca sebeplerinin belli olduğunu kaydeden Eroğlu, "Aşırı ve anlık yağışlar. Meteoroloji ne yapabilir? Küçük havzaları anlık yağışları dikkate alarak erken uyarı yapabilir. Risk altında olan yerler belirtilebilir." diye konuştu.

Derelerin işgal edildiğine dikkat çeken Eroğlu, "Derelerde yapılan yanlış imalatlar. Uygun olmayan, köprüler, menfezler hatta ve yollar. Bunlar bir vaka. Ayrıca derelerden kaçak kum çakıl alınması. Özellikle derelerde çöplerin, hafriyat ve toprakların derelere doldurulması büyük felaketlere sebep oluyor." ifadesini kullandı.

Samsun’da geçmişte Yılanlı Vadisi'nde çöp dağları oluştuğunu bunu belediye başkanı ile paylaştığını kaydeden Eroğlu, yaptıkları baraj sayesinde ardından yağan yağmur ile büyük bir felaketin önüne geçtiklerini bildirdi.

Yanlış yapılaşma ve imalatlarla çoğu kez derelerin işgal edildiğine dikkat çeken Bakan Eroğlu, şunları söyledi:

"Dere eninde sonunda yatağını bulur. Yatağı neyse işgal edilen yatağı geri alır. Biz derelerde ıslah yaparken beş yüz, bin yıllık debiyi dikkate alarak bir hesap yapıyoruz. Vatandaşlar bunu yanlış anlıyor. Vatandaş İstanbul'da dereleri işgal etmiş. Küçükköy ve Alibey deresinde taşkın olunca 'Devlet nerede? Belediye nerede?' diye bağırıyor. Biz dereleri ıslah edeceğimizi ve beş yüz yıllık debiye göre hesap yaptığımız söyleyince vatandaş ne desin bana. 'Biz beş yüz yıl yaşayacak mıyız' diyor. Derenin ne zaman geleceği belli olmaz. Belki elli, belki yüz sene sonra gelecek diyerek dereyi ıslah ettik."

Dere ıslahı yapılmadığı takdirde, toprakların su altında kalarak ekilemediğini kaydeden Eroğlu, "Zirai ürün kaybına yol açıyor. Şu ana kadar 4,5 milyon dekar araziyi taşkınlardan koruduk ve çalışma yaptık. Özellikle şunu vurgulamak istiyorum. 2003 yılında DSİ Müdürü olduğumda para yoktu, büyük borçlar vardı. Bizim üç E prensibimiz vardı. Ekonomik, emniyetli ve estetik olsun diyorduk. Geçmişte ekonomiye önem veriyorduk şimdi dere ıslahlarında estetiği ön plana alıyoruz." diye konuştu.

-"Bütün dereler şehirlerin gerdanlığı gibi olması lazım"

Dereleri son derece zarif ve estetik olacak şekilde planlamaya gayret ettiklerine işaret eden Eroğlu, "Bütün dereler şehirlerin gerdanlığı gibi olması lazım. Arkadaşlara şu talimatı veriyorum. Kesinlikle dereler zarif, estetik olacak. Uydurma borularla değil gerekirse ferforje korkuluklar yaparak, çok daha zarif, vatandaş hayranlıkla seyredecek." dedi.

"Ucuz etin yahnisi kara olur" atasözünü hatırlatan Eroğlu, şöyle devam etti:

"Ucuz derenin görüntüsü berbat olur. Mutlaka derelerin şehrin gerdanlığı gibi olmasını istiyorum. Köprüler göze çirkin görünüyor. Artık bunları estetik, göze hoş gelen köprüler inşa etmemiz gerekir. Esnekliğe zarafete çok önem vereceğiz. Derelerde yapılan büyük yanlışlıklar var. Taşkın olunca mansaba bakıyoruz. Rize'de Taşlıdere vardır. Heyelan olunca taşlar inerken millet gürültüsünden korkar. Mansaba yakın bölümlerde taşlar dozerle kenarlara alınmış. Alt havzada çalışma yapılmış. Üst havzaya menbaya kimsenin çıkmadığını hayretle gördük. Membaya en uca çıktığımızda bir vatandaş orada herkese mühendislik dersi verdi. Üst havzayı gösterdi. 'Balık baştan tutulur' dedi. Çünkü kişi burada yaşıyor. Artık ıslaha mansaptan değil, membadan bakacağız. Yukarı Havza Islah Planı başlattık. Sellerin oluşmasında yağan yağmurda yukarı havza tutulamazsa aşağı havzada sel haline gelir. Yağan yağışın akışını azaltmamız lazım. Yukarı havzada teraslama, ağaçlandırma ile akış kat sayısını azaltmamız lazım. Akış süresini uzatmamız lazım. Yukarı havzada tedbir almak tek çaredir. DSİ mansapta dere ıslahına başlamayacak."

Yukarı havza sel kontrol tedbirlerinin başarılı bir şekilde uygulandığını vurgulayan Eroğlu, "Doğubayazıt’ta havzanın bir bölgesinde yukarı havza tedbirleri alınca taşkın vuku bulmadı. Yakında bir köyde izin alamadığımız için tedbir alamadığımız için taşkın oldu. Sonuçta zararın ortaya çıkmasının ardından vatandaşın tedbir istemesi ile tedbir aldık. Geçmişte akış katsayısı yüzde 70 seviyelerindeyken yukarı havza tedbirleri ile yüzde 20 seviyelerine düştüğünü gördük." dedi.

Bütün kurumların dikkate alındığı ve ortak pilot havzaların seçildiği bir Taşkın Rusubat Eylem Planı hazırladıklarını bildiren Eroğlu, "Kim neyi ne zaman yapacak? Bütün kurumlar ne yapacağını belirleyerek bunun takipçisi de başbakan yardımcımız ile bizzat biz olacağız. Takvimi yapılmayan, takibi yapılmayan iş sonuçlanmıyor. Bütün kurumlar neyi, ne ne zaman yapacak? Bunu belirleyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

- "Ateş düştüğü yeri yakar"

Afetlerde hayatlarını kaybeden insanları görünce çok üzüldüğünü ve önleyici tedbirler alınması gerektiğini ifade eden Eroğlu, "Ateş düştüğü yeri yakar. Gerçekten insan büyük acı yaşıyor. Çamlıhemşin’de heyelan oldu. Bizde gelirken beş dakika önce gelmiş olsak bizde heyelan altında kalacaktık. Bütün araçlar kum çakıl yığınları altında kaldı. Beş dakika içinde oldu. Derelerin çoğunu ıslah ettik. Yaşananların çoğu derenin ıslahından değil heyelandan. Artık heyelan derelerdeki taşkınların çok önüne geçti." diye konuştu.

Hopa’da bir yıl önce yaşanan felakette dereler suya karşı mücadele ettiğini kaydeden Eroğlu, şunları söyledi:

"Vatandaşların ölüm nedeni yamaçtaki heyelan. Heyelanın kişilerin kaldığı evlerin üzerine toprak kayarak evi yıkarak hayatlarını kaybetmesine neden oldu. Her kuruma bir vazife düşüyor. Bitki örtüsünün değişmemesi, özellikle köy yolları yaparken heyelan riskinin dikkate alınması, suyun drene edilecek bütün tedbirlerin alınması, köprü menfez bütün sanat yapılarının fen ve sanat kaidelerine uygun yapılması kanaatindeyim. Bunları yapmazsak bu felaketlerle karşı karşıya kalırız."

Heyelan olunca vatandaşların zararını gidermek için büyük masraflar yaptıklarını vurgulayan Eroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Yaptığımız çalışmalarla, sel ve heyelan baskınından önce alacağımız tedbirler için harcanan paralar, felaket geldikten sonra yapılan harcamalardan miktarlardan çok daha düşük. Bütün kuruluşlardan şunu talep ediyoruz. Felaketten sonra harcama yapmak yerine, birde mal ve can kaybı olunca bunun bedelini taktir etmek mümkün değil. Bu yüzden felaket gelmeden önce bütün tedbirleri alalım. Bu maliyetli gibi görünse de, maliyet felaketten sonraki maliyetten çok daha düşük oluyor. Daha önce tedbir alarak bu çalışmaların yapılmasını talep ediyoruz. Birlikte başaracağız."

Dere yataklarında işlevini kaybetmiş arazilerin istimlakının zor olduğuna işaret eden Bakan Eroğlu, "Bu çok önemli. Bunu başaracağız. Bunla ilgili çalışma yapalım. Belediyelerimiz İmar Kanunun 18. maddesini uygularken mutlaka bu dere yataklarını ayırmaları lazım. 18. maddeyi uygulamak mümkün değilse ya belediyeler kendi imkanları ile zor olduğunu eski bir belediyeci kardeşiniz olarak biliyorum. Bu konuda AFAD'dan sorumlu Başbakan Yardımcımızdan yardım talep ediyoruz. Çünkü biz istimlak bedelini ödemezsek, daha sonra zararları tanzim etmek için o parayı ödeyeceksiniz. Dolayısıyla peşin peşin ödeyelim yiğitlik bizde kalsın." diye konuştu.

Karadeniz’de herkesin bir yere ev kondurduğunu aktaran Eroğlu, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Sonra beni de arıyor. Birkaç ev için özellikle Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanını ne kadar rahatsız ettiği mi ben bilirim. Bu yolların heyelana sebep olmayacak, tetiklemeyecek, gerekli drenajların yapılması gerekiyor. Ayrıca dere güzergahındaki altyapı tesislerinin rölegasyonu. Özel idareler veya belediye uhdesindeki köprüleri DSİ yapsın ama anayollarda köprüler varsa onu karayolları yapsın. Biliyorum belediyelerin ve özel idarenin imkanları sınırlı. İl Genle Meclisi başkanlarımızda burada buna sevinecektir. DSİ Genel Müdürüm özel idareye ait bütün köprüleri siz yapıyorsunuz. Karayolları hariç büyük şehirlerdeki köprüleri de siz yapıyorsunuz. Yanlış yapılan köprüler varsa yıkın, fen ve sanat yapılarına uygun gabari olacak şekilde yeniden yapın. Sadece köprünün altından su geçmiyor. Öyle şeyler var ki buzdolabı, yatak, yorgan geliyor. Dolayısıyla menfezlerin gabarisini uygun şekilde seçeceksiniz. Sadece su geçmiyor. Burada Karadeniz'de köprüler boşuna kemer şeklinde yapılmamış. Bunu dikkate alacaksınız."

Bazen bir yol baraj vazifesi şeklinde görev gördüğünü kaydeden Eroğlu, "Burayı incelediğimizde bakımla ilgili eksik var. Bunun kontrol denetimi kim yapacak? Herkes yaptığı tesisin bakım temizliğini yapacak. Bunun kontrolünü bir heyet kontrol edecek, raporlayacak. Bazen şifahi söyleniyor. Arkadaşlar devletin dili yazı dilidir." dedi.

Bakan Eroğlu, çalışmaların üniversitelerle de ortak yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Programa Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Rize Valisi Erdoğan Bektaş, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Rize Belediye Başkanı Reşat Kasap, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman ve ilgili kuruluşlarının görevlileri ile davetliler katıldı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×