Bugün 25 Mayıs 2012 Cuma
  • İstanbul20 °C
  • Ankara16 °C
  • İzmir20 °C
  • Erzurum8 °C
  • Konya19 °C
  • IMKB
    54.885
    %-0.06
  • Altın
    620,35
    %-0.47
  • Dolar
    1,8405
    %-0.11
  • Euro
    2,3075
    %-0.56

Güngör Mengi / Vatan

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Oynamayın!

10 Aralık 2011 08:36

 

Camcı dükkânına giren filin yarattığı hasar, şike yasasından doğan tahribatın yanında hafif kalır...

Geçen günler, çözüme değil olayın kördüğüm hâlini almasına katkıda bulunuyor.

Bir yanda abartılmış şike cezalarını dengeli hale getirmek amacıyla yapılan bir yasa var.

Diğer yanda ise şike suçlamaları ile ilgili soruşturmanın ürünü olan bir dava ve ona temel olan iddianame...

Doğrusu şu ki, bunların birbirlerinden bağımsız yürümesi lâzım.

Ama yargının müzminleşmiş hastalıkları burada kendini gösteriyor.

Masumiyeti şüpheli rastlantılar birbirini izlemeye devam ediyor:

Cumhurbaşkanı Gül’ün şike yasasını veto ettiği gün özel yetkili savcılığın şike iddianamesi mahkemeye gönderilmişti.

Tam bir hafta sonra (dün) veto edilen yasayı üç parti (AKP, CHP, MHP) Resmi Gazete’de yayınlatmak üzere Çankaya’ya aynen iade etmek üzere Meclis’te ele almaya karar vermişlerdi ki mahkemenin iddianameyi oybirliği ile kabul ettiği açıklandı.

Dava resmen açılmıştır.

Ama önümüzde eski yasanın öngördüğü ağır cezalara göre düzenlenmiş bir iddianame bulunduğu halde mahkeme cezaların hafifletildiği yeni yasayı uygulayacak.

Meclise mesaj mı?

Yasanın değişebileceği belliydi. Savcılık iddianameyi mahkemeye sunmak için bir süre bekleyebilirdi. Beklemedi.

Aynı şekilde mahkeme de gelişmelerin yönüne bakarak iddianameyi kabul etmekte acele etmez, sahip olduğu kanuni süreyi kullanabilirdi.

Çünkü cezaları hafifleten yasanın Meclis’ten geçirileceği gün iddianamedeki suç isnatlarının ortalığa saçılması, Meclis iradesi üstünde baskı oluşturma kastı olarak değerlendirilebilirdi.

Nitekim öyle oldu.

Belki de istenen buydu.

Sanki yargı, milletvekillerine “Cezalarını hafifletmek için çırpındığınız adamların marifetlerini okuyun, öğrenin de ona göre davranın” demek istemiştir.

Gülen cemaatinin bile adının karıştığı bir çorba var önümüzde.

Aynı zamanda politikleşmiş bir yargı..

Yargı burada satranç tahtasındaki bir taş değil, adetâ oyunu oynayan taraflardan biridir.

İktidar siyasetçileri, spor, yargı ve medya çevresi olarak işi yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız kesin görünüyor.

Gelecek günler, keşke düğümün çözülmesine yarasa. Ama öyle olmayacaktır.

Büyük balık aşkı

Bundan sonra yargının ve federasyon kurullarının bulacakları suçlular birbirini tutmayacak, haksızlıkların ve tatsızlıkların sonu gelmeyecektir.

İddianame iki bölüm halinde 401 sayfa tutuyor. Sayılan suçların yarısı doğruysa çoğumuz Cumhurbaşkanı Gül gibi futboldan soğuyacaktır.

İşte bu noktada bağışlanmaz bir eksiğimiz ortaya çıkıyor. Sanki bin yıllık devlet geleneğine sahip bir toplum değiliz.

Adalet cihazı ve kolluk güçlerinin “büyük balık” avlamak hayaline kapıldığı, müdahale edilmesi gereken olaylara müdahale etmeyip izlemeye aldığı ve buradan örgütlü suça ulaşmak istediği anlaşılıyor.

Ceza vermeye kurgulanmış devletle koruyucu devlet arasındaki farktır bu.

Şike suçtur ve bunun cezası vardır.

Bu suçu işleyen kişiyi mümkün iken yakalamamak, onun başka bağlantılarını bulmak niyetiyle bile olsa pusuya yatmak, sorumlu ve ahlâklı bir davranış değildir.

Şikeci eğilimleri özendirecek, cesaretlendirecek yerde suçu işledikleri an yakalayıp cezalandırmak esas olmalıdır.

Bundan sonra futbol oynayalım; futbolla oynamayalım!

Bu yazı toplam 281 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ HABERLER
  • FLAŞ Kayseri'de 'canlı bomba' saldırısı: 2 şehit
  • Yazıcıoğlu kazasında ŞOK GÖRÜNTÜ
  • Ahmet Kaya Yeniden mi Doğdu?
  • Kayseri'deki Patlamada Son Durum
  • FLAŞ PKK 10 köylüyü kaçırdı
ANKET
Haber Sitemizin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Son Haberler | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 658 88 11 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA