CNN Türk muhabirinden Blinken'e cesur sorular

CNN Türk muhabiri Arslataş, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Blinken'e, sırtlarını neden PYD'ye yasladıklarını sordu

CNN Türk muhabirinden Blinken'e cesur sorular
18 Haziran 2016 Cumartesi 17:20

CNN Türk muhabiri Büşra Arslantaş, ABD'nin iki gündür Ankara'da çeşitli temaslarda bulunan Dışişleri Bakan Yardımcısı Blinken'e çok cesur sayılabilecek sorular yöneltti. Arslantaş, ABD'nin sırtının neden Türkiye yerine, Türkiye'nin terör örgütü ilan ettiği bir gruba dayandığını sordu. Aynı muhabir, bakan yardımcısına, "Sizin yaptığınızı Türkiye yapsaydı, ne yapardınız?" sorusunu da yöneltti. İşte okunaşmadan ilgili sorular ve cevapları:

Sayın Bakan Yardımcısı, IŞİD’le mücadele hakkında konuştuğumuzda bugünlerde dikkatler özellikle Menbiç üzerine yoğunlaşmış durumda. Türkiye’nin ABD’ye Suriye’de Kürtlerin bulunmadığı ortak bir operasyon düzenlenmesi teklifinde bulunduğunu biliyoruz. Washington bunu neden reddetti? Washington sırtını PYD’de yerine Türkiye’ye dayamayı neden kabul etmedi?

-Bakan Yardımcısı Blinken: Aslına bakarsanız Menbiç’te beraber çalışıyoruz ve bu çok önemli bir operasyon. Türkiye ile Suriye arasındaki sınırın bir süredir DAEŞ’in kontrolü altında bulunan bir kısmı var. DAEŞ bu bölümü yabancı savaşçıları Suriye’ye sokmak ve savaşçı tedarikini tazelemek için kullanmanın yanında, eğitimlerini tamamlayan söz konusu savaşçıları ve teröristleri Türkiye’de, Avrupa’da ve ABD’de saldırılar düzenlemek üzere Suriye’den çıkarmak için kullanıyor. Bizler, hem batıdan doğuya doğru hareket ederek batı yönünden, hem de kuzeye ve batıya doğru hareket ederek doğu ve güney yönünden bu sınırı kapatabilmek için birlikte bir operasyon ortaya koyduk. Söz konusu operasyon gerçek anlamda başarı elde ediyor ve ABD ile Türkiye arasındaki koordinasyon ve işbirliğinin bir sonucu.

Fakat ABD’nin NATO müttefiki ve stratejik ortağı olan Türkiye, YPG’nin PKK’yla derin ideolojik ve lojistik bağları olduğunu söylüyor, ABD ise bu grupla işbirliği yapmaya devam ediyor. Peki, ABD’nin bu tavrının terörle mücadeledeki dayanışmayla bağdaştığını düşünüyor musunuz? Türkiye aynısını yapsaydı nasıl hissederdiniz, ABD’nin terör örgütü olarak adlandırdığı bir grubu desteklese, onunla işbirliği yapsa, onların armasını taksaydı örneğin?

-Dediğim gibi, DAEŞ’i mağlup etmek güçlü ve ortak menfaatimiz ve Suriye’de bu menfaati paylaşan çeşitli gruplarla çalışmaktayız. DAEŞ’in teşkil ettiği tehdidi ortadan kaldırma konusunda olabildiğince etkili olmaya çalışıyoruz. Öte yandan, Türkiye’nin PKK konusundaki endişelerine karşı son derece hassasız; ve esasında, Türkiye’nin çabalarını destekliyoruz, bilhassa da PKK’ya terör eylemlerine son vermesi, silahlarını bırakması ve maalesef kalkmaya karar verdiği müzakere masasına geri dönmesi yönünde defalarca çağrıda bulunduk. Yani, PKK konusunda Türkiye ile dayanışma içerisinde hareket ediyoruz.

GÜVENLİ BÖLGE İDDİASI

Ankara’nın temel endişesi bir Kürt koridoru ve Türkiye’nin güney sınırı boyunca özerk bir Kürt bölgesi oluşması ve bugün Suriyeli Kürtlerin özerk bir federasyon hazırlığında olduğuna dair haberler de gündeme geldi. IŞİD geriletilirse, ABD Kürtleri kendi haline bırakıp, onların kendi devletini kurmasına izin verecek mi?

- Hiçbir grubun Suriye’nin doğasını değiştirip kendi siyasi çıkarlarını ilerletmek adına Suriye’deki durumdan yararlanmasını desteklemiyoruz. Birleşik, toprak bütünlüğü korunan ve kendi birleşik milli egemenliğine sahip bir Suriye’den yanayız. Hedeflediğimiz amaç bu.

Yani, Menbiç operasyonunun ardından YPG kuvvetleri burayı terk edecek?

Bakan Yardımcısı Blinken: En önemlisi, ilk olarak, Suriye’de yürütmekte olduğumuz operasyonların DAEŞ’in yenilgisi ve ortadan kaldırılmasıyla sonuçlanması. Zorluklardan biri bu ve üstesinden gelmek için birlikte çalışıyoruz. Ancak Suriye’de kritik bir başka zorluk daha var, o da Esad rejiminden uzak bir siyasi geçiş dönemi için gerekli koşulları yaratmak. Çatışmaların durdurulması ve daha fazla kişiye insani yardım ulaştırma konularında beraberce bu kadar sıkı çalışmamızın sebebi bu; ki böylelikle müzakerelerin ilerlemesi için gereken koşullar sağlanabilsin. Tüm halkının menfaatlerini temsil eden, ancak toprak bütünlüğü bozulmamış birleşik bir devlet olmayı sürdüren, tamamen egemen, kurumları işlevlerini hala yerine getirebilen bir Suriye’ye bu şekilde ulaşabiliriz.  Türkiye ile de ortak hedefimiz bu ve her iki zorlukla da aynı anda uğraşmak zorundayız.

Aslında, bu federasyon iddiaları Ankara’yı öyle kaygılandırıyor ki, şu sıralar çok geçmeden bu durumun Ankara’yı PYD’ye karşı yavaş yavaş Esad rejimiyle yakınlaştıracak bir stratejik yol ayrımına getireceği bile söyleniyor. Siz böyle bir olasılık görüyor musunuz? Bu söylentiler hakkında ne demek istersiniz? Endişeli misiniz?

- Ortak hedefimiz, Suriyelilerin, geleceklerine dair kendileri için ve özgürce karar alabilmeleri, geleceklerinin neredeyse halkının tamamının haklarını her gün ihlal eden otoriter bir hükümdar tarafından kendilerine dayatılmaması, Esad ya da hatta herhangi bir dış güç tarafından. [sic] O nedenle, beraberce yaptığımız şey, Suriyelilerin ülkenin geleceğini belirlemelerini sağlayacak koşulları yaratmak; ancak bunu, toprak bütünlüğüne ve egemenliğine tüm komşuları ve diğer dış güçler tarafından saygı duyulan, birleşik bir Suriye olarak gerçekleştirmek. Ortak hedefimiz bu.

Sayın Bakan Yardımcısı, özellikle Türkiye’nin doğuda PKK’ya karşı vermekte olduğu mücadele hakkındaki görüşlerinizi de merak ediyorum. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi John Bass’in PKK’ya defalarca silah bırakma çağrısında bulunduğunu hatırlıyorum, fakat sizce bu yeterli mi? ABD bu konuda başka adımlar atabilir mi ya da atmayı planlıyor mu?

- Her hükümetin ilk yükümlülüğü halkının güvenliğini sağlamaktır; PKK ise terör ve şiddet eylemleri gerçekleştirerek, ülke çapında Türk halkının güvenliğini tehdit ediyor. Bu nedenle PKK’ya şiddete son vermesi, teröre son vermesi, silahları bırakması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müzakere masasında çözüm aramaya dair ileri görüşlü liderliğiyle oluşturulan sürece geri dönmesi yönünde son derece açık çağrılarda bulunduk. Maalesef, PKK bu süreci terk etme ve şiddete dönme yönünde son derece yanlış bir karar verdi.
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×