

Kur’an mealini nasıl okumalı?
Son dönemde ülkemizde: 1. Örgün öğretimin yaygınlaşması, 2. Dinî eğitimde yaşanan bir fetret döneminden sonra aydınlarımızın önemli bir kısmının dinî bilgileri edinme ihtiyacı duymaları, 3. Özellikle Kur’an tefsiri ve hadis okuyarak İslam’ı ana kaynaklarından öğrenmek istemeleri, 4. Buna fazla vakit ayıramamaları sebebiyle birçoğunun Kur’an bilgisi namına sadece meal okuma durumunda kalmaları gibi sebeplerle meal okuma nispeti artmıştır.
Meal, Kur’an-ı Kerim’in manalarını toplu ve kısa bir şekilde hedef dile aktarmaya çalışan eserdir. Tercüme işlemi yapıldıktan sonra ortaya çıkan metin artık Kur’an değildir. Kur’an’ın falan kişi tarafından yazılmış bir mealidir. Malum olduğu üzere hiçbir edebi metnin tamı tamına tercümesi mümkün değildir. Bu hüküm, Kur’an-ı Kerim için öncelikli olarak geçerlidir. İslam âlimleri Kur’an’ın kelimesi kelimesine tercümesinin mümkün olmaması sebebiyle böyle bir teşebbüsün caiz olmadığını da belirtmişlerdir. Onun içindir ki, her meal eksik olmaya mahkûmdur. Hiçbir meal, Kur’an’ın eksiksiz, mükemmel tercümesi olduğunu iddia edemez.
Bütün insanlığa rehber
Bununla beraber Cenâb-ı Allah, gönderdiği Kur’an’ı sadece Arapça bilenlere değil, her dilden, her ırktan bütün insanlara göndermiştir. Allah Teâlâ, kitabının kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa rehber olmasını dilediği için, insanların onu anlamaya çalışmasını, hatta tedebbür etmelerini, etraflıca düşünmelerini istemiştir: “Biz sana feyizli, kutlu bir kitap indirdik ki insanlar onun ayetlerini iyice düşünsünler ve aklı yerinde olanlar ders alsınlar” (Sad 38/29). Bir ayette de şöyle buyurmuştur: “Biz her peygamberi, hakikatleri iyice açıklaması için kendi milletinin lisanı ile gönderdik” (İbrahim 14/4). Müfessirlere göre bu ayetler, kitabın manalarının diğer dillere çevrilmesini gerektirir.
Çünkü bu tefsir ve tercüme olmazsa, kitabın manası anlaşılamaz ve ayetleri üzerinde düşünülemez. Kur’an’ın manaları tefsir eserleriyle açıklanır. Geniş tefsir yapılmadığı takdirde tefsirî tercümeye, açıklamalı meal ile ayetlerin toplu manalarını Arapça dışındaki dillere tercümeye cevaz vermişlerdir. Kur’an’ın üslup hususiyetleri, özellikle veciz ifadesi sebebiyle birçok durumda ayette birden fazla mana ihtimali ortaya çıkar. Tefsirde bunlar ayrı ayrı yazılır. Fakat meal hazırlayan, o ihtimallerden bir manayı tercih ederek tercüme eder. Onun için, her mealin kısa bir tefsir olmaya mahkûm bulunduğunu unutmamamız gerekir.
Kur’an-ı Kerim’in en bariz özelliği onun edebi bir mucize olmasıdır. Edebi zevkin; ilim, kültür ve sanattaki ilerlemelere paralel olarak gelişmesi de bilinen bir vakıadır. Fakat entelektüel kesimin bir kısmı, genel olarak İslami kitapları, özel olarak da Kur’an meallerini, anlaşılır olma yönünden cazip ve okunaklı bulmadıklarını söylemektedirler. Bu değerlendirmenin isabetsiz ve sübjektif tarafları elbette vardır. Fakat Türkçenin edebi ifade imkânlarını güzel kullanma yönünden meallerimizin noksanlarının olduğunu da itiraf etmemiz gerekir (Biz bu konuyu örnekleriyle geniş olarak Kur’an Mealleri Sempozyumu, 2003, c. II, s. 325-342’de sunmuştuk). Mükemmele ulaşmak mümkün değil. Ama üslup çilesi çeken bir titizlikle, mümkün olan başarı nispeti yükseltilebilir ve okuyucuya cazip gelecek meal hazırlanabilir.
Okuyucu böyle bir meali dikkatle, iyice teveccüh ederek okumak suretiyle Kur’an’ın manaları üzerinde iyice düşünme görevini yerine getirebilir. İbn Abbas (ra) Hazretleri tefsirin dört bölüm olduğunu söyler: a- Ümmetten, bilmemekte kimsenin mazereti bulunmayan tefsir. b- Arapların kendi dillerinden anladıkları tefsir. c- Âlimlerin bilebilecekleri tefsir. d- Allah Teala’dan başkasının bilemeyeceği tefsir. Kanaatimce meali dikkatli okuyan kimse, bunlardan ilk iki bölümdeki tefsiri öğrenme imkânını bulur.
Günde iki sayfa bile okunsa…
İnsan günde iki sayfa bile okusa, bir senede mealin tamamını bitirebilir. Surelerin muhtevalarını, konuların nerelerde geçtiğini bellemeye çalışır. Meal okuyan başka arkadaşları ile Kur’an hakkında müzakere yapabilir. Mesela ezan, abdest, teyemmüm, hac, oruç, tebliğ metodu, hicret vb. konular Kur’an’ın neresinde yer alıyor diye sorulduğunda cevap verecek bir seviyeye gelebilir ve gelmelidir. Bazı ayetlerin meallerini ezberine almaya gayret eder ki, gerektiğinde okuyup başkasına da tebliğ edebilsin. Bilhassa -günlük emir alan bir asker gibi- Rabb’inden günlük talimatını ve irşadlarını alma niyetiyle meal okuyarak hayatını Kur’an’la aydınlatabilir.

Pakistanlı Arsalan Naseer'dan Ahmet Kaya'nın 'Giderim' şarkısı

İran'da Alkolün Cezası!

Bu gençler çıldırmış olmalı!

Çocuğunu Çamaşır Makinasına Koydu!
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
Tel : 0212 658 88 11 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA





































