Bir asır önce de leopar öldürülmüş

Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi’nin ocak sayısında ‘Anadolu Parsı’ olarak anılan leopar cinsinin Diyarbakır’da öldürülmesine benzer olarak 1890 yılında da aynı vakanın yaşandığı açıklandı.

Bir asır önce de leopar öldürülmüş

Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi’nin ocak sayısında ‘Anadolu Parsı’ olarak anılan leopar cinsinin Diyarbakır’da öldürülmesine benzer olarak 1890 yılında da aynı vakanın yaşandığı açıklandı. Dergide yer alan makalede, 1936’dan 1974’e kadar Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaklaşık 20 leoparın öldürüldüğü belirtildi.

Dergide, Anadolu’da yaşanan pars vakalarına yer veren geniş bir makale yayınladı. ‘1890 Yılında da Bir Leopar Öldürülmüştü’ başlığıyla sunulan Tarihçi Yazar Selman Soydemir ve Yakup Emre’nin kaleme aldığı yazıda, ülkemizde daha önce yaşanan pars (leopar) vakalarına yer veriliyor. Yazıya göre bilinen ilk pars vakası 1890 yılında olurken, 1936’dan 1974’e kadar Türkiye’nin farklı bölgelerinde 20 kadar Anadolu parsı hadisesi yaşanmış.

‘Anadolu Parsı’ olarak anılan leopar soyu tükendi zannedilirken 40 yıl aradan sonra Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde görüldü ve avcılar tarafından vurularak öldürüldü. Hayvanseverlerin büyük tepkisini çeken hadisenin makaleye göre bir benzeri meğer 123 yıl önce de yaşanmış.

Dergide yer alan makaleye göre, basına yansıyan en eski leopar öldürme hadisesi Osmanlı devrinde, 1890 yılında meydana gelmiş. Devrin önemli gazetelerinden Sabah’ta yer alan habere göre hadise, İskilip’e bağlı Eskialibey köyü ile Taytak köyü civarlarında cereyan etmiş. Bugün Eskialibey köyü belde olarak Çorum’un Bayat ilçesine bağlanırken, Taytak köyü ise Çankırı’ya bağlı olarak Yeşilyurt ismini almış. Gazetedeki haber ‘Serseri Kaplan’ başlığını taşıyor.

İkinci Meşrutiyet’ten sonra yayına başlayan Osmanlı mecmualarından Şehbal’in 58. sayısında bir pars resmi neşrederek altında şu bilgilerin verildiği belirtildi: “Cezayir’den Ümit Burnu’na kadar Afrika’nın her tarafında ve Filistin’den Hindistan’a ve Çin’e kadar Güney Asya’nın muhtelif bölgelerinde tesadüf olunan bu yırtıcı, kedigiller ailesinin bünye itibariyle en fazla öne çıkanlarından biridir. Ekseriyetle vücudunun boyu üç buçuk ile dört buçuk ayak arasında ve kuyruğunun uzunluğu ise iki buçuk ile üçayak arasında değişmektedir. Postunun zemini, geyik renginden yaban öküzü rengine kadar bir renk çeşitliliği gösterir. Bu zeminin üzerinde koyu kahverengi yahut siyah benekler vardır. Resmimiz parsın iri benekli ve nadir cinsinden bir örneğini gösteriyor. Hareketlerinde gayet seri olduğu halde avını ekseriyetle pusuda bekleyip dalgın bir anında yakalamak suretiyle avlar. Koyun, keçi, geyik, karaca, maymun, tavus gibi hayvanlara ve bazen de -Hindistan’da vuku bulduğu üzere- insanlara hücum eder.”
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×