"FETÖ'cüler kadar kötü olabilir miyim bilmiyorum"

- Oyuncu Bingöl: - "Bir oyuncu olarak, senaristler FETÖ'nün örgütlenmesinin ilk dönemlerini yazarlarsa Yavuz Bingöl olarak ben bunu 'Zafer' rolüme nasıl katarım, acaba FETÖ'cüler kadar kötü olabilir miyim, bilmiyorum, buna metin önüme gelince bakacağım" - Oyuncu Özaltun: - "Sevda Kuşun Kanadında, insan hikayelerinin ve siyasi olayların iç içe anlatıldığı bir dizi, bu dizinin bir parçası olmaktan dolayı mutluyum"


İSTANBUL (AA) - SALİHA ÖZDEMİR - TRT 1'de yayınlanan "Sevda Kuşun Kanadında" dizisi oyuncularından Yavuz Bingöl, "Bir oyuncu olarak, senaristler FETÖ'nün örgütlenmesinin ilk dönemlerini yazarlarsa Yavuz Bingöl olarak ben bunu 'Zafer' rolüme nasıl katarım, acaba FETÖ'cüler kadar kötü olabilir miyim, buna metin önüme gelince bakacağım." dedi.

"Sevda Kuşun Kanadında" dizisinin ikinci dönem çekimlerinin devam ettiği Göktürk'teki setinde AA muhabirine açıklamada bulunan sanatçı Yavuz Bingöl, dizide Türkiye'yi 1980 darbesine götüren süreci hazırlayan, "kötü ve sert Zafer Erbay" karakterini canlandırdığını söyledi.

Bingöl, şöyle devam etti:

"Ne derece kötü? Aslında çok vatanperver ve vatansever bir adam. Biliyorsunuz Türkiye 3 hatta 4 darbe görmüş bir ülke. 1968-1972 yılları arasındaki o hareketli dönemde görev alan bir albay, rütbeli bir şahıs. Sert ama ailesine ve kızına karşı özellikle kızı yumuşak karnı onun, siyasi olaylara katılmasını istemeyen bir baba. Ben de ilk kez oynuyorum böyle bir karakteri. Çok keyifle oynuyorum."

Yeni sezonda FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin geçmişteki izlerinin senaristler tarafından diziye dahil edileceği bilgisini veren Bingöl, şunları dile getirdi:

"15 Temmuz'da yapılanı anlatmak için hala bir kelime bulmakta güçlük çekiyorum. Türkçe mealler okudum, dört kitaba baktım. Geriye döndüm sözlüklere baktım. Yapılanı anlatamıyorsunuz. Çok büyük hainlik. Çok üzücü. O kadar insanımızı kaybettik. "Bir oyuncu olarak, senaristler FETÖ'nün örgütlenmesinin ilk dönemlerini yazarlarsa Yavuz Bingöl olarak ben bunu 'Zafer' rolüme nasıl katarım, acaba FETÖ'cüler kadar kötü olabilir miyim, buna metin önüme gelince bakacağım."

Geçmişteki darbelerde çok can yandığını ifade eden Bingöl, yaşananların bilançosuna baktığında rolü sırasında bazı sahneleri oynamakta güçlük çektiğini anlattı.

Bingöl, "Tarihimiz acıyla dolu, gözyaşıyla dolu. Gözümüzü açtık acı, kan, gözyaşı. Yaş geldi 50-52 oldu. Hala 35 yıldır süren bir terör var. Çok zor bir dönem geçiriyoruz." diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün daha birlik ve beraberlikle birbirimize tutunma, birbirimize sımsıkı sarılma, daha güç birliği yapma vakti. 15 Temmuz çok acı, çok dediğim gibi tarifi imkansız bir şey ama başka bir zemin oluşturdu. Bu birlik beraberliğin Yenikapı ruhunun, hem dış güçlere karşı hem içerideki büyük soruna karşı terörün ve şiddetin karşısında birazcık sanatın gücünü, edebiyatın, müziğin gücünü kullanmalıyız. Terörün ve şiddetin karşısında hayatın sesini, sanatın sesini yükseltmek gerekiyor."

Dizinin 1970’li yılları ele aldığını hatırlatan Bingöl, "1970'ler boyunca resmi ideoloji ve askeri vesayetle devletin resmi ideolojisi Kürtleri ve İslamcıları çok mağdur etmiş. Aslında işin bu tarafında da biraz baktığınız zaman şimdi 1970’li yıllara çok fazla sol taraftan bakıldı. İlk kez bir Milli Türk Talebe Birliği, İslami muhafazakar kesimden birisi bir şey anlatıyor. Çünkü gerçekten o dönem böyle bu çatışmaların içinde olmayan, olmak istemeyen bir grup vardı. O grubu anlatıyor aslında hikayemiz." diye konuştu.

Dizinin, 15 Temmuz'u yaşayan ve darbenin ne olduğunu bilmeyen gençler için aydınlatıcı olduğu düşüncesini dile getiren Bingöl, gençlerin daha da bilinçlenmesinin Türkiye'nin geleceği için umut verici olacağını sözlerine ekledi.

- "Biz bir intikam hikayesi anlatıyoruz"

Dizide "Arif Ünlü" karakterini canlandıran başrol oyuncusu Murat Ünalmış ise ilk 6 bölümün girizgah olduğunu, yeni sezonda esas konuların köklerine inileceğini söyledi.

Oyuncu Ünalmış, canlandırdığı karakterin imam hatip mezunu, hukuk fakültesinde okuyan biri olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Ama aslında biz bir intikam hikayesi anlatıyoruz. Sevda Kuşun Kanadında'da bugüne kadar görmeye alışkın olmadığımız bir tablo var, o da şu, dizinin başrol karakteriyle ilk defa çok bakılmamış bir perspektiften döneme bakılıyor. Çünkü döneme baktığınızda belli bir kitlenin gözünden anlatılmıştı, Sevda Kuşun Kanadında'da ise diğer kitlenin gözünden değil, aslında ortadan anlatılıyor."

Dizide, Türkiye siyasetinin bugünkü önemli şahsiyetlerin şifrelenerek anlatıldığını belirten Ünalmış, "Direk isim koyduğunuzda o insanın hayatına vurgu yapmak, tam olarak anlatmak zorundasınız. O zaman bu bir biyografiye döner. Biz bir intikam hikayesi üzerinden, bugün de olduğu gibi, o dönem Türkiye'nin gençlerinin birbirinden nasıl ayrıştırılmak, emperyalizmin tuzağına düşürülmek istendiğini anlatıyoruz." ifadelerini kullandı.

- "Cumhurbaşkanımızın gençliğinin anlatıldığı bir dizide oynamaktan mutluyum"

Yeni sezonda "Tümay" başrolünü canlandıracak oyuncu Sevtap Özaltun da ekibe yeni katıldığı halde setteki sıcaklık ve dostluk ortamı sayesinde kolay uyum sağladığını belirtti.

Özaltun, diziyi ilk izlediğinde "Bu kastta neden ben yokum?" diye düşündüğünü aktararak, şunları vurguladı:

"Çok güzel gidiyor her şey. TRT ailesine katılmak keyif veriyor. Benim diziye girme sürecim biraz hızlı olduğu için dönemi anlamak için daha çok çalışıyorum. Dönemle ilgili bilgilerim zaten vardı, ama şimdi daha çok okuyarak, döneme ait belgeselleri izleyerek senarist ve diğer oyuncu arkadaşlarımla konuşarak eksiklerimi de tamamlıyorum. Ayrıca bir sanatçı olarak da besleniyorum."

Dizide 1980 darbesine giden sürecin anlatıldığının altını çizen Özaltun, "Daha önce bir darbeye tanıklık etmemiştim. Ama 15 Temmuz'da çok büyük bir kaos hissettik. 15 Temmuz hepimiz için dönüm noktası oldu. Birlik ve beraberliğimizin ne kadar önemli olduğunu, hep birlikte olursak her türlü problemin çözebileceğimizi gösterdik. Elimizden gitmekte olan bir ülkeyi hep beraber geri aldık." yorumunu yaptı.

Özaltun, rolünü kabul etmesinde 15 Temmuz darbe girişimini tezgahlayanların ilk ortaya çıkışının anlatılacağının etkisi olduğunu söyleyerek, şu şekilde konuştu:

"Dizi, 15 Temmuz'da ciddi bir liderlik duruşu sergileyen Cumhurbaşkanım Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlik yıllarını da anlatıyor. Sevda Kuşun Kanadında, insan hikayelerinin ve siyasi olayların iç içe anlatıldığı bir dizi, bu dizinin bir parçası olmaktan dolayı mutluyum."

- "Memleket meselesi ne demek öğrendim"

Dizide "Nesteren" karakteriyle rol alan Özge Sezince de "Dizide canlandırdığım 'Nesteren' ağustos gülü demek, özellikle ağustosta açan beyaz güllere verilen bir isimmiş, anlamı o kadar güzel ki bana çok dokunuyor. Güzel bir isim, güzel de bir karakter." diye konuştu.

Özge Sezince, yeni sezonda çok heyecanlı bölümlerle izleyici karşısında olacakları bilgisini vererek, şöyle devam etti:

"15 Temmuz'dan sonra, bu sezon çok daha önemli bence. Çünkü her şeyden önce toplumun bilinçlenmesi lazım. Geçmişimizi bileceğiz ki bugün bu olayları, bu yaşananları, maalesef geçmişte de yaşanan bu kötü şeyleri daha iyi algılayabilelim. Bu sürece nasıl geldik, işler buralara nasıl taşındı, bunları bilmek adına bence bu dizi önemli."

Yaşı dolayısıyla daha önce bir darbeye şahit olmadığını vurgulayan Sezince, "Kendi adıma 15 Temmuz'da memleket meselesi yüzünden uyuyamamak ne demek, bunu öğrendim. Hiçbirimiz memleket meselesi yüzünden uyuyamadık günlerce, korkunç günlerdi. 'Nesteren' açısından bakarsak, bu dizi bir taraftan içimde birtakım şeyleri daha da iyi anlamlandıracak, birtakım şeyleri daha iyi öğreneceğimi düşünüyorum. Gençlere de çok faydası olacağını düşünüyorum." değerlendirmesini yaptı.

Gazeteci "Leyla" karakterini canlandıran Emel Dede ise çekimler başladığı için mutlu olduğunu vurgulayarak, şunları dile getirdi:

"Yeni sezonda çok fazla yenilik var açıkçası, hem işlediğimiz konu açısından, hem karakterlerin devinimi ve ilerlemesi açısından birçok değişiklik var. Karakterleri daha net göstereceğiz, iç çatışmalarını, derinliklerini daha çok dışa vurmalarını sağlayacağız. Çok aktif, yüksek aksiyonlu sahnelerimiz var."

Rolüne hazırlanırken Babıali'yi gidip gözlemlediğini, 1970'lerde gazetecilik yapanlarla görüştüğünü aktaran Dede, "Gazeteciler Türkiye ve Dünyayı yönlendirecek güce sahipler. Bu gücü nasıl kullandığınızla alakalı tabii. O dönemde ters yansıtmalar da olmuş. Doğru yansıtmak, objektif olmak ve halkı doğru bilinçlendirmek çok önemli." dedi.

Dede, 15 Temmuz'da da medyada yanlış ve negatif haberlere rastladığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Olayları alevlendirmek, provoke etmek isteyenler oldu. Bütün yanlış aktarımlara rağmen milletin birlik ve beraberliği üst düzeydeydi. Dini, sosyal, insani birçok şey bir aradaydı. Olması gereken de buydu. Farklı siyasi görüşler olmasına rağmen, söz konusunun adalet, özgürlük, vatan, aidiyet olduğu gurur verici bir tabloydu."




İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×