


59.332
1,7645
2,3275
650,41



Müzik yasağına sert tepki
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun gece 23:59'dan sonra İstanbul Boğazı'nda müziği yasaklayacağız açıklaması Gazeteci-Yazar Reha Muhtar'dan sert tepki aldı. İşte Bakan Eroğlu'nu yasak açıklaması ve Reha Muhtar'ın tepki yazısı...
Eroğlu'nun yaptığı açıklamalar:
BİNLERCE ŞİKAYET GELDİ
** İstanbul Boğaz hattında yoğun bir tartışma konusu olarak gürültü kirliliği meselesi var, buna bağlı olarak çok ünlü kulüpler ceza aldılar, kapatıldılar. Gürültü kirliliği ile ilgili nasıl bir düzenleme getirildi?
Herkesin dinlenme, sakin bir şekilde uyuma, istirahat etme hakkı var. Bu insanların en tabii hakkıdır. Bizim gürültü ile mücadele yönetmeliğimiz var. Bu yönetmelik çerçevesinde gürültü yapılması yasak esasen ancak tabii Boğaz'da eğlence mekânları var, bunlara belli bir seviyeyi aşmamak şartıyla saat 23.59’a kadar toleransla bakıyoruz. Bazen öyle oluyor ki haddi aşıyorlar ve inanır mısınız Kuruçeşme’deki, Bebek’teki bu tesislerden ve lokantalardan yükseltilmiş sesten, musiki yayını yapan bu yerlerden karşı yakada yaşayan insanların uyuması mümkün değil. Bazen öyle ki gecenin saat 03:00’ünde dayanamayıp cep telefonu ile e-posta mesajı ile bana ulaşıp ‘artık dayanamıyoruz’ diyenler var.
EĞLENCEYE KARŞI DEĞİLİZ
Hakikaten bu çok kötü bir durum, özellikle Boğaz’daki işletmelerde suyun da etkisiyle gürültü karşı tarafa inanılmaz yansıyor. Kuzguncuk’tan, Üsküdar’dan, Çengelköy’den vs. veya tam tersi Beykoz tarafında bu şekilde musiki yapılıyor bu kez Avrupa yakasında oturanlar fevkalâde rahatsız oluyorlar. Her gün onlarca e-posta mesajı geliyor ve tabii ben bunu ilgili arkadaşlara gönderiyorum. Bu doğru bir şey değil insanlar tabii ki eğlenebilir, eğlenmek en tabii haktır fakat diğer insanları rahatsız etmemek şarttır. Bir kere bu konuda yükseltilmiş seste, musiki yayını yapacak eğlence mekânlarının Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan izin alması gerekir. Yönetmelik buna amir ayrıca gürültü yapmamaları gerektiği gayet açıktır. Ben hatta şunu belirteyim bazıları diyor ki: ‘Eğlenceye mi karşılar?’ Bunu bu şekilde düşünmek fevkalade yanlıştır. Örneğin Fransa’ya yılda 80–90 milyon turist geliyor ama Paris’e gidiyorsunuz Champs-Elysées Bulvarı’na bakıyorsunuz ki gürültüden eser yok. Geçenlerde ben Paris’teydim gürültü açısından ele aldım hakikaten hiçbir gürültü yok, gayet sakin, eğlence mekânları ona göre tedbirini almış insanlar kapalı mekânlarda, dışarıya ses yansıtmayacak mekânlarda eğleniyor. Turizm açısından herhangi bir engeli yok ama bu o kadar mahsurlu ki bana gelen mektupları sizlere, vatandaşlarımıza okusam şaşarsınız. Ertesi gün ameliyathaneye gidecek kritik bir ameliyatı gerçekleştirecek doktor mu dersiniz, ertesi gün sınava girecek öğrenci mi?.. Veya bugün daha yeni bir şikâyet geldi ‘ben çalışıyorum, bu gürültüler yüzünden gece 03.00’e kadar uyuyamıyorum, iş verimim düşüyor kaza yapma riskim artıyor’ diyor.
MEKANLARA BAŞKA BİR YER TAHJSİS EDECEĞİZ
** İşletmeciler diyor ki: ‘ bu yasa bununla kalmayacak, yakında açık alanda eğlence tamamen yasaklanacak. Biz binlerce insan çalıştırıyoruz, onlar ne olacak, biz ne olacağız?’
Çalıştırsınlar, biz onlara yer verelim uygun mekânlar tahsis edelim yine çalıştırmaya devam etsinler. Binlerce insanın çalışması söz konusu değil fakat doğru olduğunu varsayalım, peki karşıda 500.000 kişi rahatsız oluyor, iş verimi düşüyor fevkalâde sıkıntı doğuyor, psikolojik sıkıntılara düşünler var ona ne diyeceğiz? İşletmeler ona göre tedbirini alacak. Boğaz yüksek sesli eğlence merkezlerinin bulunacağı bir mekân değildir. Dolayısıyla bu işletmelere uygun mekân tahsis ederiz, ona göre tedbir alırlar, insanlar da istedikleri şekilde eğlenirler.
Müzik yapacaklarsa taşınacaklar ama müzik yoksa Boğaz'da istedikleri gibi devam edebilirler diyorsunuz.
BÜYÜK CEZALAR GELİYOR
Bu işletmelerin çoğu zaten lokanta izni almıştır. Bizim Bakanlığımızdan bu şekilde yükseltilmiş sesle yayın yapacak bir ruhsat söz konusu değildir. Bunda yetkili biziz, gürültüden sorumlu bakanlık Çevre ve Orman Bakanlığı’dır. Dolayısıyla lokanta izni almışlar insanlar orada rahatlıkla kaça kadar isterlerse güzelce yemek yiyebilirler ama bu şekilde gürültü yapamazlar. Bakın çok açık söylüyorum bununla ilgili zaten son zamanlarda yönetmelik değişikliği de yapıldı. Büyük cezalar geliyor ve bunun da takipçisi olacağız. Bu konuda valilere yetki verildi, belediye başkanlarına, çevre ve orman il müdürlerimize tam yetki verildi.
Bu yazlık beldelerimizde de çok ciddi bir sorundur diye tahmin ediyorum.
Sadece İstanbul değil, İzmir’den, yazlık mekânlardan da gürültü kirliliği ile ilgili şikâyetler var. Turistlerin bir kısmı eğlenmek istiyor ama bir kısmı da belli saatten sonra yoruluyor ve yatarak dinlenmek istiyor. Kafasını dinlemeye gidiyor. Sabaha kadar bütün bölgeyi rahatsız edecek şekilde yayın yapmak doğru değil.
İşletmecilerin bir de şöyle bir açıklaması var: ‘Geçen yıl bize yine bir takım düzenlemeler yapılmıştı, ona uymak için gittik ses perdesi aldık.’ İddialara göre bu ses perdesi ile ses söylenildiği kadar dışarı yansımıyor.
Yansıyor. Ben bizzat şahidim geçenlerde Anadolu yakasında kaldım. Saat 03:00’de Boğaz’daki eğlence mekanlarından musiki gibi de değil sanki yan taraftaki avluda davul çalıyorlar şeklinde güm bas güm bas insanın beynini adeta zonklatırcasına bir müzik yayını yapılıyordu. Bazılarının hoşuna gidebilir ama bazıları da gecenin 02:00’sinde 03:00’ünde bu sesleri duymak istemiyor. Neticede adeta insanın beynine balyozla vuruluyormuş gibi bir tesir bırakıyor. İnsanların psikolojisini bozuyor, çalışma verimini düşürüyor. Bunlar asla doğru değil, kusura bakmasınlar buna asla müsaade edemeyiz. Zaten bana Çengelköy’den Beylerbeyi’nden binlerce imzalı mektup geldi. Vatandaş bu konuda ‘artık yeter’ diyor. Ben buradan özellikle sayın idare mahkemesi üyelerine de bir istirhamda bulunmak istiyorum. Bu konuda gürültü ile mücadelede tek yetkili kurum Çevre ve Orman Bakanlığı’dır. Dolayısıyla işletmelerin ruhsatlarında gecenin belli saatlerinde hatta normal saatlerde de gürültü yapma izni diye bir şey yoktur. Belediyelerin bu şekilde ruhsat verme yetkileri yoktur. Bir yerden veya karakoldan izin almışlarsa o sadece lokanta içindir, geçersizdir.
** Gürültü kirliliği ile ilgili cezai yaptırım şu anda tam olarak gündemde değil, önümüzdeki sene mi tam olarak yürürlüğe girecek?
Şöyle ifade edeyim; bu şekilde devam ederlerse kapatmaya devam edeceğiz. Yani bazen kapatıyoruz, idare mahkemesinden yürütmeyi durdurma kararı geliyor ama tabii ki o yürütmeyi durdurma kararı o gün işledikleri fiille alâkalı ama yeni bir fiil için tekrar kapatma cezası verebiliriz. Tabii bazen şöyle diyorlar ‘ kapatmadan önce ikaz edin.’ Biz defalarca ikaz ettik, ben kendim de ikaz ettim. Ayrıca, biz öncelikle tabii ki yaklaşık olarak on beş milyon TL’lik ceza kesiyoruz, arkasından otuz milyon, kırk beş milyon gibi rakamlarla ceza katlanıyor ama bu işletmeler için bu cezalar önemli bir rakam olmuyor. Cezayı öderim, çalışmaya devam ederim şeklinde bir anlayış var. Dolayısıyla gürültü kirliliğinde kapatma önemli bir çözüm diye düşünüyorum. Yani şunu ben rica edeceğim; bu işletmeler açık alanda bu şekilde sesli yayın yapamazlar, hele 23:59’dan sonra yapan işletmeyi kesinlikle kapatacağız, kapısına kilit de vuracağız. Bu konuda kararlıyız ve bu konuda sayın valiye talimat verdim, çevre ve orman il müdürümüze talimat verdim, bunun gereğini yapacağız. Kimsenin hiç kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok. Rahatsız olan bir kişi dahi olsa. Çünkü bu insan hak ve hukukudur hele 23:59’dan sonra bakın 24:00 demiyorum bir tek sesli yayın yapsınlar bakayım, göreyim hemen kapatma talimatı verdim. Bu konuda Türkiye genelinde herkesin, bütün kurum ve kuruluşların hassas olmasını rica ediyorum.
Reha Muhtar'ın tepkisi
Boğaz'daki eğlence mekânlarını 23:59'da mı kapatacaksınız Sayın Bakan?..
Koskoca bir yaz içinde toplasan 5 defa, Reina’ya ya da Sortie’ye gitmem...
Gittiğimde de restoranlarında yemek yer, en fazla oniki bilemedin yarım eve dönerim...
Sabaha kadar eğlenmem ki, Reina’nın ya da Sortie’nin eğlencesini savunayım...
Bir işim bir çıkarım yok, üstelik sigara “mekânlarda” serbest bırakılmasın diye o kadar ağır yazılar yazıyorum ki, hani işletmeci olarak kendilerince bana “gönül koysalar” yeridir...
Önemi yok ben doğru bildiğimi yazarım...
***
Biliyorum ki suyun üzerindeki bu iki mekân İstanbul’un medar-ı iftiharıdır...
Dünyaca ünlü santrafor Carew’i Beşiktaş’a aldığımız günün gecesi onu oraya götürdüğümüzde “çocuğun yüzündeki hayret nidası” gözümün önünde...
Del Bosque denilen dünyanın turizm cenneti İspanya’dan gelen “büyük antrenör” oraya gittiğinde nasıl hayran baktığını gözlerimle gördüm...
Dikkat buyrun İbiza adasının eğlencesini bilerek gelmişti buralara Del Bosque...
Eğer bugün İstanbul dolar milyonerlerinin tercih ettiği dünyanın en trendi 10 kentinden birisiyse, Avrupa’daki hemen bütün başkentlerin özellikle yazın pabucunu dama attıysa, bunda hatırı sayılır bir pay sahibidir Reina ve Sortie...
***
Çevre Bakanı Veysel Eroğlu Bloomberg TV’de Gülin Yıldırımkaya’ya aynen şöyle konuşuyor:
“Boğaz’da müzik tamamen yasaklanacak...
Ünlü işletmelere başka yer tahsis edilecek... Hele bir gürültü yapsınlar da göreyim...
Bakın 00.00 demiyorum, 23.59’a kadar diyorum...
Anında kapatma talimatı veririm...”
Bakan Bey sonra da sayıp döküyor:
“Boğaz’daki işletmelerde suyun da etkisiyle gürültü karşı tarafa inanılmaz yansıyor...
Kuzguncuk’tan, Üsküdar’dan, Çengelköy’den şikâyetler alıyoruz...
Veya tam tersi Beykoz’da bu şekilde müzik yapılıyor bu kez Avrupa yakasında oturanlar fevkalade rahatsız oluyorlar...
Geçenlerde Paris’teydim...
Champs Elysees bulvarına bakıyorsunuz gürültüden eser yok...”
***
Paris ve Champs Elysees bulvarı konusuna sonra cevap vereceğim, ama önce ben de Çevre Bakanı Veysel Bey’i bir Boğaz sakini olarak bilgilendireyim...
Size kimden nasıl şikâyet geliyor bilmiyorum, ama siz acaba bir yaz gecesi Boğaz’ın herhangi bir yakasında huzur içinde salaş bir balıkçı lokantısında yemek yemeyi düşündünüz mü?..
O motorlarda cart ve cırtlak müzik, davul zurna, volümü en sonuna kadar açılmış tiz sesle türküler, şarkılar, oynayanlar, davul çalanlar, “Allah Allah Allah bu nasıl sevmek” nidaları altında, inleyenleri hiç gördünüz mü?..
Bütün bir gece durmaksızın...
Deniz (Uğur) geçen yaz eve taşındığında önce şaka zannetti...
“Bu nedir böyle?..” dedi...
“Burası Boğaz böyle olur Boğaz’da yaz geceleri” dedim...
***
Hani beni hesap soran gazeteci tayfasından biliyor ya;
“Şikâyet etmiyor musunuz bunu?..” dedi...
“Yoo” dedim, “Etmiyoruz niye edeceğiz ki?.. Burası İstanbul Boğazı... Benim malım değil... Adam yaz gecesi eğlenecek, çalacak, söyleyecek... Evet gürültü çok fazla, üstelik estetik değil, kulağı tırmalayacak kadar zevksiz ve cızırtılı... Ama yapacak birşey yok... Ben öyle kendi sorunlarımı gazetecilik sorunu haline getirecek kadar küçülmedim...”
Böyle dedim ve kızın hayreti üzerimde tartışmayı bitirdim...
Bunu şimdi niye anlatıyorum?..
Çevre Bakanı eğer bir şikâyet alacaksa esas bu motorlardan çızkan gürültüyle ilgili şikâyet alırdı...
Beşiktaş’tan başlıyor bütün bir Boğaz’da kim var kim yoksa iki taraflı kendini dinlete dinlete Baltalimanı veya Yeniköy’e kadar, karşıdan da Beykoz’a kadar gidiyor...
Boğaz’ın ortasında iki yakaya da gümbür gümbür müzik yaparak...
***
Şimdi soruyorum Sayın Bakan’a...
Bunlarla ilgili şikâyet almıyor musunuz?..
Yoksa gece 12.00’ye kadar, davul zurna eşliğinde Boğaz’ın iki yakasına mikrofonlarla canlı konser verilmesi size ters gelmiyor mu?..
Reina ve Sortie’nin fark, buralarda yapılan müziğin türkü ya da yöresel folklorik özellikler taşımamasından mı ileri geliyor?..
Siz dünya çapında Batı’lı standartlarda bir eğlence mekânının olmasına mı karşısınız, gürültü kirliliğine mi?..
Eğer gürültünün yarattığı kirliliğe karşıysanız, durmayın bütün bir gece Boğaz’ı iki yakalı inanılmaz bir gürültü kirliliğine uğratan bütün tekneleri yasaklayın...
Bir defa bile bu konu gündeminize gelmedi Sayın Bakan...
Ama her hafta Boğaz’daki bu iki mekan “kapandı kapanacak...”
Size şikâyet eden bu Boğaz sakinleri niye bu tekneleri şikâyet etmiyorlar acaba?..
Yanlış anlamayın...
Benim karşı çıktığım bu çifte standart...
Sakın gece 12.00’den sonra “o tekneler yoklar” demeyin bana...
O tekneler bütün Boğaz’ı dolaşıyorlar...
Ne yani milletin çocuğu yok mu gece 10.00’dan sonra o çocuklar uyumayacak mı..?
Ama çıt yok bu konuda ne sizden ne de kimseden... Neden acaba?..
***
O mekânları başka bir yere taşırsınız...
Ama o mekânları başka yere taşımanız, İstanbul’un turizmine ağır darbe vurur...
Mesele turistik ve içkili yerlerin “Kırmızı noktalı bölgelerde veya ?ehrin iskanının uzağındaki alanlarda” faaliyet göstermeli değil...
Kent yaşamının içinde turistin de istifade edeceği bölgede bulunmaları...
İstanbul’un en önemli turistik merkezi Boğaz’ın üzerinde olmaları...
Boğaz yaz geceleri panayır yeri gibi...
Ben çocuklarım uyuyamayadığı halde “Boğaz benim değil... O tekneler yaşamalı... İnsanlara bir gecelik mutluluk çok görülmemeli...” diyorum, siz “Şikâyet var illa ki o iki kulüp kapatılacak buyuruyorsunuz?..”
Emin olun Sayın Bakan...
O şikâyetlerin altında bazı gizli ellerin başka hesapları var...
Emin olun bu söylediğimden ve isterseniz iyice bir araştırttırın...
Şikâyet gibi şeyler çok güzel manipüle edilirler...
Zamanında beni de televizyon programlarımın ertesinde “RTÜK’e şikâyet ederlerdi...”
O şikâyetlerin nasıl bir organize manipülasyon çalışması olduğunu öğrendiğimde, “Bu ülkede insanların idama bile şikâyetler ve manipülasyonlar gönderileceğine” kanaat getirdim...
Ne demek istediğimi siz anlamışsınızdır, benden şimdilik bu kadar sevgili Bakan...
Reha Muhtar - Vatan
































