PİYASALAR
IMKB     59.332
Dolar     1,7650
Euro     2,3276
Altın     650,62
ÇOK OKUNANLAR
HAVA DURUMU
İstanbul
3 / 5 °C
Ankara
-10 / 0 °C
İzmir
2 / 12 °C
Erzurum
-24 / -8 °C
Konya
-8 / 6 °C
YORUMLANAN
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
14 Aralık 2009 Pazartesi 13:12

Minare yasağı da 11 Eylül gibi..

İslam korkusunun yenilmesinde Avrupalı Müslümanlara düşen görevleri ve fobiye rağmen...

Dicle Üniversitesi eski hukuk fakültesini dekanı, Şanlıurfa Harran Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Servet Armağan'la bu eksende konuştum. Armağan, 40 yıl anayasa hukuku, 25 yıl İslam hukuku dersleri verdi. Başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde İslami konularda araştırmalar yaptı, bilimsel temaslarda bulundu. İslam hukukuna ait çok sayıda makalesi, yirmiden fazla kitabı ve Almanca, İngilizce, Arapça çevirileri var. 
 
 
 
-İsviçre'de Türk asıllı milletvekili Atilla Toptaş minare yasağının altında kara parayla gelen zenginlik ve zırhın kaydebilmesi endişesinin olduğunu, ABD'nin terörle ve yolsuzlukla mücadele için uluslararası mevduat trafiğini şeffaflaştıracak tedbirler almasının bedelinin ülkedeki yabancılara ödettirildiğini iddia etti. Katılır mısınız?

-İsviçre'deki milletvekili vatandaşımız, oradaki durumu benden daha fazla yaşıyor, olayların perde arkasını daha iyi bilir. Bu iddiada hakikat payı vardır belki, ama bir sosyal olayda bir çok faktör rol oynar. Kara propaganda yapılmasının, halkın yanlış yönlendirilmesinin de payı var bu sonuçta. Bu tür iddialar cazip olabilir ama bir olayın perde arkasını böyle inanırlık derecesi sorgulanabilecek tek bir nedenle, basite indirgenmiş gerekçelerle meseleyi kolayca açıklamak bilimsel bir tavır olmuyor bana göre.

Müslümanlar camilerini temiz tutsalardı, ve ondan daha önemlisi oranın yerli halkıyla dostluk geliştirebilmiş olsalardı, minareler bir korku etkisi yaratmayacaktı diyorsunuz.

-Tabii, müslümanların vücut temizliğinden ibadet yerlerine kadar, alışveriş merkezlerine kadar temiz tertipli olmaları lazım. Dediğiniz gibi sadece temizlik mevzuu değil. Yeterince dostluk kurulamamış, tanışılamamış, görüşülememiş. Mesela birkaç defa ben oradayken de gördüm, televizyonda da gördüm, Alman üniversite ve lise öğrencileri öğretmenleri nezaretinde Frankfurt camiine geziler tertip ettiler. Oradaki Müslüman kardeşlerine dedim ki siz niye davet etmediniz onları, davet sizden gitseydi. Deyin ki gelin camimizi gezin, size bilgi verelim. Baktım gelen o Alman ziyaretçiler gördüklerinden memnunlar, kendi aralarında konuşuyorlar mesela ayakkabıların çıkarılması, içerisi de temizdi o gün.

-İsviçre'de daha evvel de Müslümanların geleneksel hayvan kesme yöntemlerine karşı çıkılmıştı. Fakat Yahudilerden çekinerek bunu gündeme getirmediler.

-Avrupa'da Müslümanlar kendileri evlerinin bahçesinde kesme yoluna gitti uzun seneler. Bu oranın kanunlarına göre yasak. Bir sefer başımdan şöyle bir şey geçti, Köln'de bir müslüman beni tercüman olarak rica etti, anlatamıyor ya polis geldi beni ifadeye çağırıyor. Gittim. Polis diyor ki bunlar evin içinde kurban kesmiş. Kesince de evin pis su borularına atmışlar parçalarını. Boruları tıkanınca şikayet etmiş apartmanda oturanlar. Hukuken haklı. Kesen de kesmeyi bilmeyen bir kimse. Sonraki senelerde ben yol gösterdim. Dedim ki gidin, belediyeden izin alın. Deyin ki mezbahanızda kurban keseceğiz. Onlar mezbahalarını artık kurban bayramında açıyorlar. Hem kanunen, hem mantıken böylesi daha doğru.

-Bir grubun başına sıkıntılı bir durum geliyorsa onda muhakkak o grubun bireylerinin de payı var.

-Tabii. Mesela evlerde toplanıp düğün, yemek, işte mevlit okutma gibi faaliyetler var. Bunu yaparken çok ses çıkarıyor, çok bağırıyorlar. Komşulardan şikayet geliyor. Bunlara dikkat etmeniz lazım. Bir hadis var, Müslüman, diğer Müslümanların dilinden ve elinden zarar görmediği kimsedir. İyi komşuluk münasebetlerini ihmal ediyor bizim Müslümanlar. Noellerinde, yortularında onları ziyaret etmek, peygamberin de yaptığı şeylerdir. Peygamberimiz Yahudilerin, Hıristiyanların düğünlerine gidiyormuş. Tebrik ediyormuş onları. Giderseniz imanınız bozulmaz. Dersiniz ki Allah mesut etsin, çoluğunuzu çocuğunuzu büyütün, iyi günlerde yaşayın.

-Müslümanlar yaşadıkları topluma entegre olsalar sorunların çözümü kolaylaşacak.

-Usulune uygun olarak Müslümanlar bir şey istese, Avrupa dünyasında Amerika da dahil, kavuşamayacakları bir şey yoktur. Her şeyden önce dil öğreneceksiniz. Bu gavur lisanı niye öğreneceğim diye düşünüyorlar. Kimse yabancı dil öğrendi diye gavur olmaz. Dilekçe verme haklarından yararlanmıyorlar. Hannover'de bir defasında tercüman olarak rica ettiler, gittik, belediyeden bir ibadet yeri istedik. Muhatabımız dikkatle bizi dinledi. Dedi ki bize niye dilekçe vermediniz şimdiye kadar. Belediyenin ahalisisiniz siz burada, oturuyorsunuz. Verin dilekçenizi, yapalım istediğiniz şeyi. Aynı şekilde Köln'de taşkömürü fabrikası var. Türk işçiler de çalışıyor. Bir vesile ile genel müdürüne çıktık. Mescit istedik fabrikanın bir köşesinde. Hemen yaptılar. Yani bunu düzgün bir şekilde istediğiniz takdirde birçok imkanlardan istifade edebiliyorsunuz. Duisburg'da minareli bir cami var şimdi. Ben oradayken henüz bitmemişti, zannediyorum bu sene açıldı. Belediye başkanı geldi, kurdele kesti, merasim yapıldı.

-Sadece Almanya'da değil, hemen her Avrupa ülkesinde var bu imkanlar.

-Doğru. 2000 yılında İsveç'e gittim. Süleyman Efendi'nin talebelerinin kurduğu bir Kuran kursuna götürdüler. Dedim nasıl yaptınız bunu? Yani bir teşkilat ve masraf gerekiyor. Hepsini İsveç hükümetinden aldık demezler mi? Nasıl aldınız peki parayı? Bir rapor sunmuşlar belediye. Demişler ki biz burada gençlere uyuşturucudan, alkolden, her türlü kötü alışkanlıklardan uzak kalmalarını telkin eden, İsveç dilini öğreten kurslar vermek istiyoruz. Belediye beğenmiş bu projeyi. Bütün masrafınız bizden demiş. Oranın kirası, iskemleleri, sıraları var. Bir de imam getirtmişler Türkiye'den ailesiyle birlikte. Bütün masrafını ve maaşını da veriyor İsveç hükümeti. İsveç hükümetine bunu yaptıran iyi bir takdim, iyi bir dostluk münasebetidir.

-Mesela sadece cami olmasa gerek. Bilim yapma imkanlarını da değerlendirmek lazım.

-İsviçre'de yaşayan yabancı gruplar içinde Türkiye, 120 bin kişiyle dördüncü sırada. Tüm müslümanların mevduatı 50 milyar dolar. Bunun 4 milyar doları Türklerin.

İsviçre hükümeti bir açıklama yaptı, dedi ki biz Arap İslam devletleri ile olan ticari ilişkilerimizin bozulacağından da korkarız. Yani para var bu işin ucunda. Bir menfaatin zedelenmesi var. İsviçre mallarını boykot geniş kesime yayılır diye çekiniyorlar.

Bu endişeye katılırım. Paranın ve her türlü menfaatin sosyal ve siyasal olaylarda birinci derecede rol oynadığını da kabul ederim. Bana göre İsviçre-İslam Dünyası ticari ilişkileri tam bozulmaz ve boykot tam olarak yayılmaz. Çünkü unutulmasın: İsviçre bankaları dünyada en güvenli bankalardır. İsviçre parası dünyanın en stabil ve sert (hard currency) parasıdır. İsviçre malları ise güven sağlamış imalattır. Bu endişelere kısmen katılırım.Vaktiyle APO İtalya'ya gitmiş ve himaye görmüştü. Türkler İtalyan mallarını boykot edeceklerini söylediler ve gösteri yaptılar.Ama fazla tesiri olmadı.Gerçi bir müddet sonra da APO İtalya'dan ayrıldı.

-Daha evvel Avrupa'da minare krizi yaşandı mı?

-Bundan evvel lokal bir takım tartışmalar oldu. Almanya Meinheim'da bulundum bir müddet. 2002'de yeni bitmek üzere olan küçük bir mescit ve minaresi vardı. Oranın mutaassıp halkı ve Belediye karşı çıktı. Derken o sırada bir seçim oldu. Seçimi kazanan belediye başkanı dedi ki, ben karşı çıkmam bu işe ve o minare öyle kaldı. Berlin'de de bir minare krizi olmuştu. Orada şehitlik camii var. Osmanlı döneminde Prusya hükümeti müslümanların şehitlerini defnetmeleri için bağışlamış o arsayı. Diyanet'in yardımıyla o camiye bir minare yaptılar 2005'de. Bu caminin yakınında bir havaalanı var. Belediye başkanı uçakların kalkışı, inişi için minareleri tehlikeli buldu fakat yıktırmadı, para cezası kesti. O zaman bir hayli tartışılmıştı. Krize dönüşmeden, hafif bir sürtüşme ile çözüldü.

                                                                                                    ZAMAN

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
 
 
 
 
ANKET
Tayyip Erdoğan'ın sizin gözünüzdeki durumu nedir?