PİYASALAR
IMKB     59.867
Dolar     1,5080
Euro     1,9625
Altın     381,03
ÇOK OKUNANLAR
HAVA DURUMU
İstanbul
24 / 31 °C
Ankara
16 / 39 °C
İzmir
25 / 38 °C
Erzurum
2 / 27 °C
Konya
17 / 36 °C
YORUMLANAN
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
09 Mart 2010 Salı 11:38

Futbol maçı ülkeyi böler mi?

Yan çizmenin hiç anlamı yok; Diyarbakır’daki provokatörlere en güzel malzemeyi verenler, Bursa’daki karşılaşma sırasında Diyarbakırsporlulara karşı ırkçı sloganlar atan kışkırtıcılardı..

Ne Bursa’da o sloganları atanların, ne de Diyarbakır’da sahaya taş atanların takımlarını düşündükleri vardı.

Yaşanan olayların hiç de sürpriz olmadığı, herkes tarafından beklendiği de çok açıktı.

En küçük bir olayda küçücük çocukların sokağa fırlayıp taş attığı -ya da attırıldığı- bir ortamda holiganların -ve elbette provokatörlerin rahat duracağına kim inanırdı ki zaten.

Maçtan önce dile getirilen iyimser beklentiler, Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer’in, basın toplantısı düzenleyerek sağduyu çağrısı yapması, Diyarbakırspor Taraftarlar Birliği’nin itidal mesajlarıyla dolu bir bildiri hazırlayarak sokaklarda dağıtması; vali, belediye başkanı ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin '’Atılan her taş Diyarbakır'ı yaralar,’' şeklindeki açıklamaları da pek bir işe yaramadı.

Provokatör takımı ile holigan takımı, Bursaspor için esaslı bir karşılama hazırlamışlardı.

Bursaspor TV’nin çektiği ‘’özel’’ görüntüler, her şeyin bir plan ve program dahilinde belli gruplarça yapıldığını, kalabalıkların harekete geçirilmeye çalışıldığını kanıtlıyordu.

Emniyet güçleri de durumun pekala farkındaydılar ki olağanüstü koruma tedbirleri almışlardı.

Bursaporlular, ‘’Diyarbakır Emniyet Müdür Yardımcısı Celil Taşkın’ın aldığı önlemler olmasaydı çok daha vahim olaylarla karşılaşabilirdik,’’ diyorlar.

...

Fazla uzatmayalım, son derece tehlikeli gelişmelere açık olan bir durumu olabilecek en ufak hasarla atlattık.

Diyarbakırlılar’a ve Bursasporlular’a büyük geçmiş olsun.

Olaylar sonrası yapılan açıklamalar, örneğin Diyarbakırlı futbolcuların "Konuk takımı, taraftarın o müthiş desteğiyle yenebilirdik. Ama birileri farklı yollar denedi. Bizim taraftarımız böyle değildi, ne oldu anlamadık." şeklindeki açıklaması ise durumun iç yüzünü göstermesi bakımından ilginçti.

Gerek Diyarbakırsporluların gerekse Diyarbakır’daki sivil toplum örgütlerinin açıklamaları da olayların provokatörlerin eseri olduğu konusunda fikir birliği içindeydi.

Bursasporluların açıklamaları da son derece umut verici. Onlar da durumun fazlasıyla farkındalar ve oyuna gelmeyeceklerini söylüyorlar. Üstelik, bu konuyu daha fazla uzatmadan bıçak gibi kesip bitirmek için -taraftarlarıyla beraber- kampanya başlattıklarını da özellikle vurguluyorlar.

Sonuç olarak: Bu olayların, ülkedeki kitlesel öfkeyi yansıtan, bölünmeden hemen önceki adım olarak yorumlanması, fazla abartılı ve insafsızca. Üstelik de maksadı fersah fersah aşacak kadar tehlikeli bir söylem.

İnsanların bilinçaltlarına öfke, intikam ve korku tohumları ekmenin vebali taşınamayacak kadar ağır olur.

Hem, bu ‘’kitlesel öfke’’ söylemi doğru olsaydı eğer, bugün Bursasporlular’ın başına gelenler, dün Denizlispor ve Trabzonspor’un da başına gelirdi.

İNTERNET HABER

Bu haber toplam 206 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.