

59.867
1,5080
1,9625
381,03



Diyarbakırspor ligden düşebilir!
Kocaeli'nin Süper Lig'den düştükten sonra şehre yayılan ümitsizliğin, halkın sosyal hayatına nasıl yansıdığına bizzat şahit oldum.
Bursaspor'da Asbaşkanlık görevinde bulunduğum iki yıla yakın bir süre içerisinde, bir futbol kulübünün o şehire neler kattığını da bizzat yaşadım.
Yukarıda saydığım saikler ile Diyarbakırspor'un da, Denizlispor'un da, Türkiye Futbol Süper Ligi'nde bulunması gerektiğine inanıyorum.
Benim inanmam yetmiyor tabii ki. Buna önce Diyarbakırsporlu yöneticiler ve bizzat Diyarbakırspor taraftarlarının da inanmaları gerekiyor.
Cumartesi akşamı, Diyarbakır'da oynanan Diyarbakırspor-Bursaspor maçını izleyince dehşete kapıldım.
Bu bir futbol maçı değil.
Olamaz da.
Çoğunu yakinen tanıdığım Bursasporlu futbolcuların yüzündeki endişe ve korkuyu görünce acıdım çocuklara.
Ortaçağ'da areneya öldürülmek üzere salınmış, "esir savaşçılar" gibiydi herbiri.
Tribündekiler de, onların bir an önce öldürülmesi gerektiğine şartlanmış "şehir tebası".
Bursa'da, Lig'in 1. yarısında vukubulan olayların devamıydı demek yanlış olur bu olaylara.
Bu, başka bir şey.
Dün vuku bulan olayları, futbol takımlarını desteklemeye çalışan, fanatik taraftarların çıkarttığı olaylar olarak değerlendirmek yanlış olur.
Bu maçın tarihinin, Belçika'da PKK Avrupa ayağının çökertilmesine yönelik operasyona denk gelmesi, olayların bu boyuta gelmesinde çok büyük bir etken.
Birileri, yine yaşları 15-16 yı geçmeyen çocukları kullanıp bu olayları tırmandırdı.
Belçika'daki gözaltına almalara karşı, birilerinin organize ettiği bu tepki, Bursaspor'a patladı.
İşte o birileri, Diyarbakır şehrinin normalleşme sürecine katkısı olan Diyarbakırspor'un, Türkiye Süper Ligi'nde kalmasını hiç istemiyor. Bölgenin "Türkiye'den enterne edilmesi", "ayrışma sürecine katkı sağlamak", düşünceleriden hiç vazgeçmiyor.
O gün, maçın tatil edildiğini gördükten bir kaç dakika sonra, Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı'yı aradım.
Maçı Polis Evi'nde seyretmek zorunda kalmış Yazıcı.
Hükmen galip gelmek suretiyle kazandıkları 3 puanı unutmuş, sesinden de belli olduğu üzere, çok üzgün olduğunu ifade etti.
- "Bizi bu kadar düşman hale getirenler bayram yapsın. Bu Türkiye açısından elem verici bir durum. Ülkem açısından endişeliyim" dedi.
Ülkesi ve milleti adına duyarlı olan, geçmiş dönemlerde uzun yıllar parlamentoda da bulunmuş, deneyimli bir siyasetçi İbrahim Yazıcı.
Yaşadıkları karşısındaki endişeleri haksız değil. Başbakan bile sayıları onbinleri bulan bir polis gücüyle gidebiliyorsa bölgeye, yedi yılda geldiğimiz durumu düşünün siz.
Türkiye'de "etnik kimlikleri öne çıkarmak" suretiyle "ayrışma süreci" ni başlatarak ülkeyi yangın yerine çevirenler, kendilerinin de, bu yangının da bizzat ortasında kalacaklarını hesaba katmalılar.
İNTERNET HABER

















