


59.332
1,7645
2,3275
650,41


'Açılım başarısız oldu'
Türkiye siyasetinde gergin bir atmosferin yaşandığı bir dönemde, ürettiği uzlaşmacı ve yapıcı yeni siyaset tarzı ile dikkat çeken ve toplumun bütün kesimleri tarafından ilgiyle takip edilen Saadet Lideri Kurtulmuş, Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü'nde konferans vermiş ve sonrasında beni kabul etmişti. Siyasetin gergin atmosferinden biraz olsun uzaklaşmak ve daha rahat bir ortamda konuşmak için burayı tercih etmişti. Gerçekten konuşmamızın ilk dakikalarında üzerinde bulunan gerginliğin zamanla azaldığını hissettim. Kendisiyle Hıdiv'in o tarihi ağaçlarının arasında dolaştık. Kurtulmuş, doğanın kışkırtıcı güzelliğine dayanamayarak zaman zaman çiçeklere dokundu, yürürken karşılaştığımız vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşların fotoğraf çektirme taleplerinin hiçbirini geri çevirmedi. Türkiye siyasetinin yeni yüzü Kurtulmuş, siyasetten uzak bir ortamı tercih etse de, zaman zaman danışmanları ile görüşerek meclisteki oylama hakkında bilgi alıyor ve süreci an be an takip ediyordu. Kurtulmuş, Saadet Partisi'nin halkın çok geniş kesimleri ile diyalog kurduğunu ve ilginin giderek arttığını belirterek, "halkımız bizi ilk seçimde iktidar yapacaktır. Biz de Haziran ayı içerisinde yapacağımız kongrenin adını 'iktidara yürüyüş' kongresi ismini verdik" diyor.
Saadet Partisi'nin yapılacak ilk seçimde güçlü bir şekilde iktidara geleceğine inandığını dile getiren Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "Saadet Partisi Haziran ayı içerisinde "İktidara Yürüyüş Kongresi"ni yaparak mevcut yapıyı güçlendirecek ve Türkiye'yi yönetecek kadroyu ortaya koyacak. 10 binlerce insanımızın katılacağı ve yeni katılımların olacağı coşkulu bir kongre ile Saadet Partisi millete siyasetin yeni çekim merkezi burasıdır mesajını verecek ve güçlü bir şekilde seçime gidecek" dedi.
Haziran ayında...
Saadet Lideri Kurtulmuş, "Türkiye'de erken seçim ihtimali vardır. Saadet Partisi önümüzdeki seçime kadar kongresini tamamlamış olarak çok güçlü bir şekilde halkın karşısına çıkacak. İl kongrelerimizi tamamladık ve illerimiz ciddi bir şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar. Saadet Partisi 26 Ekim kongresini "Atılım ve Açılım" kongresi olarak belirlemişti. Haziran ayı içerisinde yapacağımız kongreyi de 'İktidara Yürüyüş Kongresi' şeklinde planlayacaktır" ifadelerini kullandı.
Siyasal merkez inşası
Kurtulmuş, seçimden bu yana sürekli halkla kucaklaşma programları yaptıklarını ve halkı dinlediklerini belirterek, "Ortaya koyduğumuz projelerle ve siyaset diliyle toplumun çok çeşitli kesimlerine ulaşmayı başararak herkes tarafından ilgiyle izlenen ciddi bir parti haline geldik. Bizim amacımız bundan sonra yüzde 10 barajını aşmak değil, Türkiye'nin gelecek iktidar alternatifini oluşturmaktır ve muktedir bir siyasal merkez inşa etmektir" dedi.
Türkiye yeni bir seçime doğru gidiyor. Siz Partinin lideri olduktan sonra partinin oyunda ciddi bir sıçrama oldu. Yeni dönem için ne gibi stratejiler geliştirdiniz?
Öncelikle 29 Mart seçimlerinde Saadet Partisi oylarını yüzde 250 artırdı. Çünkü daha önce Saadet Partisi'ne hiç oy vermemiş olan önemli bir kitle bu seçimde Saadet Partisi'ne oy verdi. 29 Mart seçimlerinin bizim açımızdan önemli yanı partimiz yüzde 5,3 oy aldı ama yüzde 25 oy almış bir parti gibi büyük etkisi olan bir parti haline geldi. Seçimden bu yana sürekli halkla kucaklaşma programları yapıyoruz, halkımızı dinliyoruz. Etrafımızdaki sempati halkalarının da sürekli arttığını görüyoruz. Bu süre içerisinde öncelikli olarak oluşturulmaya çalışılan önyargıları kırdık. Ortaya koyduğumuz projelerle ve siyaset diliyle toplumun çok çeşitli kesimlerine ulaşmayı başararak herkes tarafından ilgiyle izlenen ciddi bir parti haline geldik. Bizim amacımız bundan sonra yüzde 10 barajını aşmak değildir. Bizim amacımız bundan sonra Türkiye'nin gelecek iktidar alternatifini oluşturmaktır ve muktedir bir siyasal merkez inşa etmektir. Saadet Partisi ekonomiden dış politikaya, gönüllü birliktelikten Anayasa çalışmalarına kadar iktidara her konuda hazırlıklı bir parti olduğunu ortaya koyuyor. Teşkilatlarımızda toplumun bütün kesimleri ile diyalog halindedir. İstanbul İl Teşkilatı tarafından ortaya konulan "Saadet Partisi Mapmutpaşa'yı dinliyor" projesi tüm Türkiye geneline yayılıyor bu çalışma kapsamında bütün esnafımızı dinleyeceğiz. Sadece Mayıs ayı içerisinde, 2 milyon insanımızı dinleyeceğiz. Buradan Türkiye'nin nabzını tutan muazzam bir anket ortaya çıkacaktır. Aynı şekilde 'Saadet köylümüzü dinliyor' projesi çerçevesinde 2-9 Mayıs tarihleri arasında da 500 bin köylümüzü dinleyeceğiz. Saadet Partisi, halkamızla birebir temas kuruyor. Kapalı kapılar ardında kendi arasında toplanan bir parti değil, birebir halkın içerisinde olan bir partidir.
Bazı anket firmaları size yüzde 5 civarında, bazıları ise yüzde 8-9 gibi gösteriyor. Yine Saadet Partisi çok büyük ve etkili mitingler yapan bir parti. Aslında Saadet Partisi'nin çok büyük oy oranlarında olması gerekmez mi?
Az önce de söyledim Saadet Partisi'nin etki alanı çok yüksek. Ben önümüzdeki seçimden itibaren bu etkinin oy olarak sandığa da yansıyacağına inanıyorum. Öte yandan, yapılan anketler gerçeği yansıtmıyor. Bu rakamlar da doğru değildir. Ben ütopik davranmayan bir insanım ama arazideki hareketliliği ve halkımızın ilgisini gözlüyorum. Partimizin oyu hızla artıyor ve artık Saadet Partisi'nin bir baraj sorununun olmadığını ben açık bir şekilde görüyorum.
İnsanlar ciddi bir değişim istiyorlar. Bunu her kademede görüyoruz. Bu statükoda Türkiye'nin daha fazla ilerlemesi mümkün değil. Saadet Partisi bu değişim taleplerine nasıl karşılık veriyor?
Anayasa çalışmaları sürecinde en ileri sözleri en ileri uygulanabilir teklifleri Saadet Partisi yaptı. Saadet Partisi önce yeni bir anayasanın yapılması, 12 Eylül anayasasının tortularının bütünüyle ortadan kaldırılması, yeni çağdaş, demokratik bir anayasa ile yapım süreciyle işe başlanılmasının teklif etti. Bunu dosyalar halinde hazırlayarak hem partimizi ziyaret eden hükümet yetkililerine hem de Sayın Cumhurbaşkanımıza takdim etmiştir. Biz şunu söylüyoruz; bu ülkede Tanzimat'tan beri devam özellikle Anayasa tartışmalarında ortaya çıkan bir süreç var. Biz bu ülkede yaşayan insanları, bu ülkenin sahipleri mi yoksa kiracılar olarak mı kabul edeceğiz. Saadet Partisi olarak diyoruz ki, bu millet bu ülkenin ev sahibidir. Ve diyoruz ki, "Ey millet, buyur kendini anayasanı kendin yap" Bir anayasa meclisiyle birlikte, doğrudan milletin seçtiği vekiller tarafından yapılacak, katılımcı, özgür ve ileri bir anayasa yapmak sürecinin Türkiye'de gerçekleşebileceğini söylüyoruz.
Ak Parti'nin Anayasa çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu çalışmalar müspet adım taşımakla birlikte aslında 12 Eylül anayasasına yapılan bir yama mahiyetindedir. Birkaç yıl içinde Türkiye yeni bir anayasayı Saadet Partisi'nin öncülüğünde yapacaktır. Bir ülkenin yapısının demokratik mi otoriter mi olduğunu anlamak için dört tane hukuki metne bakılması gerekiyor. Bunlardan bir tanesi anayasadır. Diğeri siyasi partiler kanunudur. Diğerleri seçim yasası ile meclis iç tüzüğüdür. Bu metinlere baktığınız zaman, o ülkeyi hiç tanımasanız bile ne kadar demokratik olduğunu anlarsınız. Maalesef Türkiye'deki bu dört hukuk metni de 12 Eylül'ün vesayetçi mantığı altında hazırlanmış olan, egemenliği millete vermek yerine, milletin egemenliğini kısıtlayarak bir takım kurum ve kuruluşlara havale eden bir mantıkla hazırlanmıştır. Şu andaki anayasa tartışmaları çerçevesinde ortaya konulan siyasi görüşlerin 30 yıl önünde olan görüşler ortaya koyuyoruz. Bunu statükocular, reformcular dinamiği içinde düşünürsek doğru bir tasnif olmaz ama illa böyle bir şey söylenecek olursa Saadet Partisi, ortaya koyduğu bu performansla en fazla demokratik görüşleri ifade eden partidir.
"Açılım süreci başarısız oldu"
Demokratik açılım süreci de değişim öyküsünün bir parçası. Demokratik açılımı başarılı buluyor musunuz?
Demokratik açılımda maalesef bir noktaya gelinememiştir. Bunda, iktidar partisinin hazırlıksız olmasının, neyi nasıl yapacağını bilememesinin çok net rolü vardır. Belki bir iyi niyetle ortaya koymuşlardır ama diğer taraftan CHP ve MHP 'istemeyiz, kabul etmeyiz' diyerek ortaya çıktı, DTP' de maalesef 'İmralı'yı dinlemezseniz destek vermeyiz' diyerek çözüm istemediğini ortaya koydu. Dolayısıyla 8 ay boyunca bu konu yüzünden Türkiye'de Doğu ve Güneydoğu'da halk arasında çok yüksek beklentiler oluşturuldu. Diğer bölgelerde ise yüksek endişeler doğuran bir süreç haline geldi. Biz baştan beri 'aman ha sümen altı etmeyin' diye uyarılarda bulunuyoruz. Şimdi korkarım ki sümen altında bile değil, Başbakan'ın çalışma masasının altındaki çöp tenekesindedir. Türkiye şuna karar vermek zorunda, 80 yıllık tarihimizin en önemli sorunu olan bu sorunu gerçekten çözecek miyiz, çözüyor gibi mi yapacağız yoksa hiçbir şekilde çözmeyecek miyiz? Buna cevap vermek lazım. Milletimizin kahir ekseriyeti bunun çözülmesi gerektiğini söylüyor. Siyasetçiler ne çözüyormuş gibi yapsınlar ne de çözüm iradesinin karşısına çıksınlar.
Saadet Partisi bu süreçte nasıl davrandı?
Biz Saadet Partisi olarak sürecin karşısına geçtik ne hükümet ne yapıyorsa eyvallah dedik. Biz iyi niyetle bu sorunun çözülmesi için atılacak adımları doğru kabul ederiz. 'Nasıl olsa muhalefetteyiz ne söylesek yeridir nasılsa sırtımızda yumurta küfesi yok' diyerek değil biz iktidar olsak bu sorunu nasıl çözerdik diyerek buna ilişkin bir proje ortaya koyduk. Projenin isminden başladık. Bir projenin ismi düzgün koyulmazsa yürütülmesinde de zorluklar olur. Dedik ki bu memleketin Türkleri ve Kürtleri 2010 yılında gökten paraşütle buraya inmediler. Bu topraklarda biz 1100 senedir Müslüman milletin çocukları olarak kardeş, akraba, aynı medeniyetin çocukları, aynı coğrafyanın insanları olarak aynı ortak geçmişi ve geleceği paylaşan insanlar olarak beraber, gönüllü bir şekilde yaşıyoruz. Kimse burada zorla durmuyor. Herkesin vatanı, toprağı burasıdır. Bitlisli'nin, Diyarbakırlı'nın, Hakkarili'nin vatanı burasıdır. Erzurumlu'nun, Trabzonlu'nun, Edirneli'nin, İstanbullu'nun da vatanı burasıdır. Son 30 yıldır bir taraftan uluslar arası terör siyasetinin kullandığı yöntem ve araçlarla diğer taraftan bir takım derin çetelerin insanlara hayatı yaşanmaz bir hale getiren baskılarıyla Doğu ve Güneydoğu'da insanlarımız çok zor bir sürecin içine girdiler. Bu süreçte 25 bini aşkın insanımız öldürülmüş, binlerce askerimiz, kamu görevlimiz şehit olmuş, Türkiye 300 milyar ile 1 trilyon dolar arasında büyük bir ekonomik kayba uğramıştır. Bunun ortadan kaldırılması hepimizin vazifesidir. Havanda su döverek, boş söz söyleyerek ve kamplaşarak sorunu çözemeyiz. Onun için Saadet Partisi, Barış ve Kardeşlik İçin Gönüllü Birliktelik Projesi adını verdiği çok net ifadelerle kamuoyuyla paylaştı. STK ve halkın görüşlerini de alarak en sonunda Diyarbakır'da paylaştı. Sevinerek ifade etmeliyim ki bu kadar hassas bir konuda, çünkü biz her kelimesini hassas bir şekilde tartarak ortaya koyduğumuz bu projeye her kesimden büyük destek geldi. Bizim artık bir takım yapıyormuş gibi tavırları değil samimiyetle gerçekten bu sorunu çözmek için mücadele etmeliyiz.
Yeni bir siyasal merkez inşa ediyoruz
*Son dönemde Saadet Partisi'nde kongre hazırlıkları yapıldığı yönünde haberler alıyoruz. Kongre yapacak mısınız?
Türkiye her an bir erken seçime gidebilir. Saadet Partisi seçime kadar kongresini tamamlamış olarak çok güçlü bir şekilde halkın karşısına çıkacak. Geçtiğimiz dönemde Saadet Partisi olarak il kongrelerimizi tamamladık ve illerimiz ciddi bir şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar. Saadet Partisi 26 Ekim kongresini "Atılım ve Açılım" kongresi olarak belirlemişti. Haziran ayı içerisinde de "İktidara Yürüyüş Kongresi"ni yapacağız. Bu kongre mevcut yapımızı güçlendirmek ve Türkiye'yi yönetecek kadroları ortaya koymak için yapılacak bir kongredir. Ümit ediyoruz ki bu kongre Türkiye kamuoyunda da Saadet Partisi'nin gücünü daha fazla arttıracak bir kongre olacaktır.10 binlerce insanımızın katılacağı ve yeni katılımların olacağı coşkulu bir kongre ile Saadet Partisi, millete siyasetin yeni çekim merkezi burasıdır mesajını verecek ve güçlü bir şekilde seçime gidecek.
MİLLİ GAZETE
































