Türkiye’deki adliyelerde ilk Medya İletişim Bürosu Adana’da açıldı

Adalet Bakanlığı Strateji Daire Başkanlığı koordinasyonu ile yürütülen 'Kitlesel Medya ve Yargı Arasındaki İlişkilerin Güçlendirilmesi' projesi kapsamında Türkiye’deki ilk ‘Medya İletişim Bürosu' Adana Adliyesi’nde açıldı. Büronun...

Türkiye’deki adliyelerde ilk Medya İletişim Bürosu Adana’da açıldı

Adalet Bakanlığı Strateji Daire Başkanlığı koordinasyonu ile yürütülen 'Kitlesel Medya ve Yargı Arasındaki İlişkilerin Güçlendirilmesi' projesi kapsamında Türkiye’deki ilk ‘Medya İletişim Bürosu' Adana Adliyesi’nde açıldı.

Büronun açılışı nedeniyle düzenlenen törende konuşan Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanı Akın Çakın, Türk adalet sisteminin son yıllarda kapsamlı bir dönüşüm sürecine girdiğini söyledi. Tüm çalışmalarda ‘adalete güven’ konusunun öncelikli konu olarak ele alındığını belirten Çakın, olayları topluma aktarmada en önemli araçlardan biri olan kitlesel medyanın bu güven üzerindeki etkisinin önemini kaydetti.

'Kitlesel Medya ve Yargı Arasındaki İlişkilerin Güçlendirilmesi' projesi ile halen kişisel çabalarla beli bir ölçüde yürütülmekte olan yargı ile medya arasındaki ilişkilerin kurumsallaştırılarak, kurullara bağlanması ve sürekli hale getirilmesinin amaçlandığını vurgulayan Çakın, “Proje kapsamında 30 yıldır yargı basın sözcülüğü kurumunu uygulamakta olan Almanya ve Hollanda’dan gelen uzmanların katkısıyla Türk adalet sisteminin gerçekleri de göz önüne alınarak yeni bir sistem kurulmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.” dedi.

Gerçekleştirilen çalıştay, ziyaretler ve raporlardan esinlenerek ‘Yargıda Basın Sözcülüğü ve Medya İletişim Büroları Çalışma Kılavuzu’nu hazırladıklarını bildiren Akın Çakın, bu rehberle ile medya irtibat bürolarının kuruluş ve işlevlerine yönelik standartların ortaya konulduğunu dile getirdi. Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, düşünce özgürlüğü ve haber alma hakkı üzerinde durdu. Kişinin iç dünyasında kalan, açıklayamadığı fikirlerinin düşünceyi açıklama özgürlüğü olarak kabul edilemeyeceğini ifade eden Yeldan, “Asıl özgürlük düşüncelerin serbestçe açıklanabilmesi ve yayılabilmesidir. Kamuoyu, olaylar ve sorunlar üzerinde herkesin özgürce düşünce açıklayabildiği, eleştiri yapabildiği, değişik yorumların, tezlerin tartışıldığı bir ortamda gelişip olgunlaşabilir. Bireylerin doğru habere ulaşabilmelerini sağlamak, diğer taraftan kişinin özgürlük ve güvenliği, adil yargılama hakkı arasında dengeli bir ilişkinin oluşmasına sağlayacak ‘Medya İletişim Bürosu’ bu alanda çok önemli bir ihtiyaca cevap verecektir.” diye konuştu.

İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Mehmet Kaya, bu güne kadar adli konulardaki açıklamaların adliye ile ilgisi olmayan birimler tarafından yapıldığını; böylece hızlı ve doğru bilgiye ulaşmanın engellendiğini açıkladı. Medya İletişim Bürosu ile bu sorunun çözüleceğine işaret eden Kaya, şöyle devam etti: “Şu anda bu konunun bir hukuki altyapısı mevcut değil. Basın Sözcülüğü’ne ilişkin HSYK’nın çıkardığı bir genelge mevcuttu. Ancak son yasal düzenlemeyle bu genelge yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle bu tip açıklamaların öncelikle adli görevliler tarafından yapılması gerektiğine dair yasal düzenleme; en azından benzeri bir genelgenin yürürlüğe konulması uygun olacaktır.”

Adana Basın Savcısı Ali Yalçın, yaşamın her alanı kendisi için konu olan kitlesel medyanın yargı ile etkileşim içerisinde olmamasının düşünülmeyeceğini hatırlattı. Bu etkileşimin belirli bir düzeye bağlanması ve güçlendirmesinin iki taraf açısından da değerli olduğunu anlatan Yalçın, “Şu anda yazılı bir kuralı olmayan kitlesel medya ve yargı ilişkisinin böyle bir proje ile güçlendirilmesi önemli bir gelişmedir. Yargının görevi medyayı geliştirmek değil, onun özgürlük alanını rahat bırakmak, belki yardımcı olmaktır.” şeklinde konuştu.

Alman mahkemelerinde yıllarca Basın Sözcülüğü görevi yaptıktan sonra şu anda üniversitede okutmanlık yapan hakim Brigitte Koppenhöfer, kamuoyunun bilgi edinme hakkının sabit olduğunu kaydetti. Gazetecilerin ‘Özel hayatın korunması’ kavramına yabancı olduğunu savunan Koppenhöfer, “Buradaki çıkar çatışması mutlaka dengelenmelidir. Bu yüzden hukuk dilinin mutlaka tercüme edilmesi gerekir. Bu tercüme edecek araca ihtiyaç vardır. Bunlar basın sözcüleridir. Basın sözcüleri dava hakkında basınla bilgi paylaşırken anlaşılır bir dil kullanmalı. Tarafların hakları korunmalı. Adalet halkı için yargılar. Yargı aktif olarak bilgi paylaşmalı; aynı zamanda hızlı ve anlaşılır olmalı.” değerlendirmesini yaptı.

Almanya Basın Sözcüsü Savcı Günter Rüter ise yargı makamlarının basın mensupları ile bilgi paylaşımında bulunmak durumunda olduğunun altını çizdi. Bu noktada soruşturmanın tehlikeye atılmamasını isteyen Rüter, “Açıklama yasarken tarafların haklarını korumak zorundayız. En önemli husus ise masumiyet karinesidir. Gazetecilerin bakış açısı bizimle aynı değildir. Açıklamalarımız tarafları nahoş durumlara sokabilir. Yanlış anlaşılmak istemem; tabiki yargı ile medya işbirliği içinde çalışmalıdır. İstişare ile çok güzel başarılar elde edebiliriz.” açıklamasını yaptı.

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir, Adana Adliyesi’nde kurulan Medya İletişim Bürosu’nun polis ve adliye muhabirlerine büyük kolaylıklar sağlayacağını ve doğru bilgiye daha hızlı ulaşılacağını aktardı. Esendemir, “Karşılıklı güven esastır. Bu olduğu zaman gazeteciler adliye koridorlarında fotoğraf çekebilecek, doğru bilgiye daha kolay ulaşıldığında Adana için daha güzel haberlerin çıkacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Konuşmalardan sonra davetliler Adana Adliyesi Medya İletişim Bürosu’nun açılışını yaptı.

CİHAN

Türkiye’deki adliyelerde ilk Medya İletişim Bürosu Adana’da açıldı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×