"Toplumsal gerginlikleri önlemek kapsayıcı bir sivil anayasadan geçer"

Malatya Aktif İşadamları Derneği ile Malatya Gazeteciler Cemiyeti tarafından her ay düzenlenen ‘Ortak Akıl Toplantıları’nın bu ayki konusu ‘toplum psikolojisi’ oldu.

14 Mart 2014 Cuma 17:18

Malatya Aktif İşadamları Derneği ile Malatya Gazeteciler Cemiyeti tarafından her ay düzenlenen ‘Ortak Akıl Toplantıları’nın bu ayki konusu ‘toplum psikolojisi’ oldu. Gazeteler ile işadamlarının katıldığı toplantıda son 1 yıl içinde yaşanan gerginlikler nedeniyle toplumsal kutuplaşmalar başladığına dikkat çekildi. Ülke içindeki farklı grupların ayrışmasının tehlikelerine değinilen programda Türkiye’nin kutuplaşmaların yaşandığı dönemlerde 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat gibi acı durumlarla yüz yüze kaldığı anımsatıldı. Durumun buhran haline dönüşmeden önlemler alınması gerektiği vurgulanan toplantıda, çözüm olarak siyasetçilerin nefret dili kullanmayı bırakması, toplumdaki bütün kesimlerinin haklarını güvence altına alan bir yeni anayasa hazırlanması, insanlar arasında uzlaşma kültürü oluşturmanın gerektiği kaydedildi.

MAKİAD Yönetim Kurulu Üyesi işadamı Ahmet Gülçek, kimsenin ötekileşmediği, herkesin birbirin din vicdan, özgürlüğüne saygı duyduğu bir nesil yetiştirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumsal ayrışmanın çok kötü boyuta geldiğini belirten Gülçek, kutuplaştırıcı ifadelerden kaçınılması gerektiğini, herkesin din, dil ve ırkına saygı duyan bir nesil yetiştirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Malatya Şube Başkanı İbrahim Göçmen de özellikle 17 Aralık’ta gerçekleştirilen rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun insanların psikolojilerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Cumhuriyet tarihi boyunca her kesimin belirli dönemlerde ötekileştirildiğini vurgulayan Göçmen, bu sorunun çözülmesi için sivil anayasa yapılmasının şart olduğunu vurguladı. Göçmen, şöyle devam etti: "17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması sonrası 76 milyon insanın psikolojisi farklı şekillerde etkilendi. İktidar, yaptığı düzenlemelerle devletin yapısını kendine göre değiştirdi. Referandumla daha 3 sene önce değiştirilen HSYK’nın yapısı değiştirildi. Hükümet, MİT yasası ve internet yasası aynı şekilde kendini korumak için değiştirdi. Sonucunda Mehmet Baransu’nun sitesi anında kapatıldı. Basın özgürlüğü tehdit altında. Bütün bunlar birleştiğinde toplumun psikolojisi olumsuz etkileniyor. Türkiyenin psikolojisi çok iyi yere gitmiyor. Korkuyoruz. Cumhuriyetin başından bu yana statükocu düzen değişmeli. Sistemin demokratikleşmesi lazım. Mutlaka sivil anayasanın yapılması gerekiyor. İnsanlarımız böyle değil ama siyasetçilerin konuşmaları düşünceleri zıtlaştırıyor."

Güneş Medya Grup'un Sahibi Duran Özkan ise gelinen noktada akıl yerine hislerin insanları yönlendirmeye başladığını ifade etti. Türkiye’deki toplumların gittikçe kutuplaştığının altını çizen Özkan, "Toplumsal anlamda bölünmeler yaşanıyor. Cemaatin üzerine son dönemde ciddi baskı var. Cemaati ötekileştirme yapılıyor. Son olarak Fethullah Gülen hocanın Berkin için taziye mesajı bile kutuplaştırma aracı olarak kullanıldı. Siz bir inanç grubuna bunu söyleyemezsiniz. Bu aslında uluslar arası adalet divanında yargılanacak bir suçtur. Toplumu bütünleştiren normlar ve değerler zayıflıyor. Bugüne kadar dillendirmediğimiz bölünme parçalanma sendromu yaşanıyor. Cemaat, yapılan ötekileştirmeler sonrası aidiyetlikten uzaklaşıyor. Alevi toplumu Adana’da yakalanan tırlar nedeniyle devletten şüpheleniyor. Mevcut iktidar, ötekileştirdiği toplumun tepkileri dışlıyor, kendi yanındaki insanların acısı hemen büyüterek vermeye çalışıyor. Berkin için Başbakan’ın taziye yayınlamaması buna örnek olabilir. Başbakan biz ve onlar tabirlerini kullanıyor. Türkiye otoriterleşmeye doğru gidiyor. Ak partinin ilk dönemde herkese söylediği sözlerden geriye dönüş var. Teokratik bir rejim oluşturuluyor. 17 Aralıkta bir yolsuzluk ortaya çıktı. Darbe olduğu söylendi ama bu darbe söylemleri yolsuzluğu gizlemez. Dinimiz zekatın şartlarını ortaya koymuştur. Yolsuzlukta ortaya çıkan paralar için zekat ifadeleri kullanılıyor. Dinsel değerler dejenere ediliyor. Yolsuzluk dinsel bir örtü ile örtülmeye çalışılıyor. Biz çalıyoruz ama çalışıyoruz da. Bu söz dünyada ‘müslümanlar çalıyor ama çalışıyor’ algısı oluşturuyor. Bu çok tehlikelidir." diye konuştu.

Yazar Asım Demirkök ise "Hz Muhammed SAV peygamberliği boyunca hep toplumun tüm insanlarının hassasiyetlerini dikkate alarak adım atmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetleri dikkate alınarak devlet oluşturuldu. Türkiye 27 Mayıs 1960 darbesinde çok acılar yaşamıştır. Günümüzdeki kapışma uzun süreli olursa her iki kesime de çıkış olmayacaktır. Türkiye’de kaybeder. Devlet yine gelir oturur başımıza. Daha önce yaşanmış acılara benzer acılar yaşanabilir. İnsanlar günlük bir algı üzerinden hareket edince yanlış olaylar ortaya çıkıyor. Toplumda tüm kesimlerin hassasiyetleri dikkate alınarak yeni bir anayasa hazırlanmalıdır. Türklerin Kürtlerin, cemaatlerin, dini grupların hakları konularak yeni bir anayasa acilen yapılmalıdır. Yoksa Ergenekon gelir yine yönetimi ele alır." ifadelerini kullandı.

İşadamı Tamer Demirel de ülke olarak zor günlerden geçildiğini adaleti sağlayacak bir hukuk sistemi oluşturulması gerektiğini bildirdi.

"Toplumun psikolojisini iktidarın yanında ekonomi belirliyor" diyen Sonsöz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Vahap Güner de "10 milyona yakın işsiz var. Bu hükümet sol kesimi, liberalleri, muhafazakarları kandırdığını düşünüyorum. Yüzde 50’ye oy oranına yaklaşıldığında otoriterleşme eğilimlerine doğru gidiliyor. Bizim yaşadığımız 1976-77’de büyük toplumsal olaylar yaşadık. Hamido bomba ile öldürüldü. O gün sabahtan akşama kadar insanlar sokaklardaydı. Birçok işyeri yağmalandı. O gün hiç unutmam Demirel, Erbakan, Türkeş cenaze namazına katıldı. Çilesiz Mahallesi'nde 3 gencin kafasına kurşun sıkıldı. Trenin altına atıldılar. O çocuklar için bir tek cümle söylemediler. Bugünde Tayyip Erdoğan’ın Berkin taziye vermemesi de benzerdir. Ailelerin sağduyulu davranması olumludur. Sağ muhafazakar iktidarların demokrasi getirme uğraşı olmuyor. Yeni anayasa yapma çalışması yapmıyor. Cinnet hali yaşamaya başladık. Caddede insanların kendi kendine konuşarak gittiğini görüyoruz. Artık psikoloji bozulmaya başladı." değerlendirmesinde bulundu.
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×