'Tahşiye'de kumpas'ta yedinci duruşma

- PDY'nin Tahşiyecilere kumpas kurduğu iddiasıyla 10'u tutuklu 33 sanığın yargılandığı davanın yedinci duruşması yapıldı

'Tahşiye'de kumpas'ta yedinci duruşma

Paralel yapılanmanın, Tahşiyecilere kumpas kurduğu iddiasıyla, aralarında firari sanık Fetullah Gülen ile Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün ve Ömer Köse'nin de bulunduğu 10'u tutuklu 33 sanığın yargılandığı davanın, yedinci duruşması yapıldı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, Hidayet Karaca ve eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ile Yurt Atayün'ün de aralarında bulunduğu 10 tutuklu ve başka suçtan tutuklu 2 sanık ile bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Tahşiye ve Rahle Yayınevi'nin sahibi Mustafa Kaplan'ın da aralarında bulunduğu bazı müştekiler de duruşmada hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanıklardan eski emniyet müdürü ve senarist Bayram Özbek, dava konusu "Tek Türkiye" dizi senaryosunu kendisinin yazmadığını ve suçlamalarla ilgisinin olmadığını savunarak, daha önce Kurtlar Vadisi filmini yapan Osman Sınav'a, dizide geçecek emniyet görevlileriyle ilgili işlemler için oyuncu koçluğunu yaptığını ve bunu yaptığı için hakkında, "istihbarattan bilgi alıyor" dedikodusu çıkmış olabileceğini söyledi.

"2 YIL 10 AY SONRA MESAJ CEVAPLAMA" SORULDU

Özbek, hakkında hiçbir somut delil bulunmadığını ve senaryosunu yazmadığı bir diziyle toplum düzenini bozmasının söz konusu olamayacağını öne sürerek, "Asıl kumpas, iddianamenin kendisidir. Ben talimat versem, senaryo mu yazarım? Gider, talimatı doğrudan veririm. Çok gülünç bir iddia bu. Sanıklardan sadece Kazım Aksoy'u tanırım, diğerlerini tanımıyorum. Dizideki 'Karanlık Kurul' konseptine zaten eskiden de karşı çıkardım. Çünkü bu tür konseptler, filmin ruhuna ve hikayeye terstir. Sanatsal değeri sıfırdır. Muhtemelen benzer diğer dizilerle rekabet etmek ve reyting almak için yapılmıştır ama kesinlikle yanlış bir sistemdir." ifadelerini kullandı.

Aleyhinde ifade veren gazetecilerin bir dönem işsiz olduklarını ve ifade verdikten sonra ödüllendirildiklerini iddia eden Özbek, hakim Bünyamin Karakaş'ın, "Üyesi olduğunuz 'Sinematurk' adlı siteye, Tarık Şahin adlı kişi, 'Karanlık Kurul'u siz mi yazıyorsunuz?' yazdı. 'Ben yazmıyorum, Nakkaş yazıyor' demişsiniz. İlk mesaja 1 yıl sonra, ikinci mesaja ise 2 yıl 10 ay sonra, yani operasyon başladıktan sonra cevap vermenizin nedeni nedir?" sorusuna karşılık, "24 Nisan 2014'teki mesaja yazdığım cevap, savcılık tarafından kasıtlı olarak görünmüyor. Farz edin ki mesaja cevap yazmadım, ne olacak, suç mu işlemiş olurum? Sinematurk'un 500 bin üyesi var. Herkes her şeyle ilgili yorum yapabilir." dedi.

"SENARİST BEN DEĞİLİM"

Sanık Özbek'in savcılıkla ilgili beyanları üzerine söz alan savcı Evliya Çalışkan, "Nezaket ölçüsünü aşacak şekilde hakaret ediyorsunuz, 'bizi kumpasa getirdiler' diyorsunuz? Kimsenin kumpas kurduğu yok." şeklinde uyarıda bulunduktan sonra, "2012 yılında yazılan mesaja 2014'te cevap veriyorsanız, mesajı görüyorsunuz demektir. Senaryoyu sizin yazdığınıza dair haberler, anlatımlar var. Savcının zorla bulduğu adamlar değil, sizin arkadaşlarınızın bu yönde beyanları var. Diziyle alakan olmadığını, operasyondan sonra mı fark ettin?" diye sordu.

Özbek, senaryoyu yazmadığını tekrar ederek, iddianamede "Nakkaş" müstear ismini kullandığı belirtilmesine rağmen, bu ismi kullanan kişinin "Kollama" adlı senaryoyu yazan başka bir senarist olduğunu ileri sürdü.

Söz alan sanık avukatlarından Fikret Duran'ın, "Senaryoda, kelimelerin kullanılmasını yasaklayan bir kanun mu var?" diye sorması üzerine üye hakimlerden Cem Karaca, "Bir dizide, toplumun henüz hiç duymadığı ve sadece emniyet raporlarında geçen bir ismin, 'Tahşiyecilere operasyon yapılacak' şeklinde replikle geçiyor olması normal mi karşılanmalı?" şeklinde karşılık verdi. Heyet Başkanı Canel Rüzgar da "Dizide, 'onlar bizim üzerimize gelmeden biz onların üzerine gidelim.' Sonra, 'rahle mahle' gibi diyaloglar geçiyor." hatırlatmasını yaptı.

Sanık Özbek ise "Replik, hayatın gerçeğine dolaylı ya da dolaysız bir şekilde değindiyse, bunun yargılanması haksızlıktır. Dizi başka, hayat başka." dedi.

İHTİYAÇ TARTIŞMASI

Duruşma devam ederken sanıklardan Hidayet Karaca, ihtiyacını gidermek için salondan dışarı çıktıktan bir süre sonra salona dönerek. mahkeme heyetine, tutuklu sanıkları getirip götürmekle görevli jandarma komutanını şikayet etti. Karaca, jandarma üsteğmene dönerek, "Ben, senden izin almıyorum." dedi. Görevli jandarma üsteğmenin de heyete, "Bu insanlar tutuklu, çıkarken nereye gidecek bilemeyiz?" demesine, salondaki avukat ve sanıklar tepki gösterdi.

Araya giren mahkeme heyeti başkanı Canel Rüzgar, "Bir dakika, buranın patronu biziz. Burada tutuklu olanlara, nezaketen yardımcı oluyoruz zaten. Jandarma, genel güvenliği sağlamak zorunda. Onları zor duruma düşürmeye gerek yok." dedi.

Avukatlardan birinin "Jandarmanın bu kadar rahat davrandığı sanık grubu olmamıştır daha." şeklindeki ifadesi üzerine Başkan Rüzgar da "Bizim de bu kadar rahat davrandığımız bir grup olmamıştır mı diyelim biz de, ne diyelim?" cevabını verdi.

"16 AY TUTUKLU KALDIM"

Duruşmada bulunan müdahillerden Mustafa Kaplan, sanık Özbek'e soru sormak istediğini belirterek, ön tarafa geçti. Kaplan, "Ortada bir senaryo var. 'Hayali bir senaryo' diyorlar. Orada kullanılan kelime, benim yayınevimin ismi. Kimsenin bilmediği isim, polis raporunda geçiyor sadece. Kullanılması sonrasında, yayınevi sahibi olarak biz operasyona maruz kalıyoruz. 16 ay tutuklu kaldım. Bu bir algı operasyonu. Bunun çok mükemmel yapılması lazım. Sanık, 'senaryoyu ben yazmadım' diyor. Müslüman adamım, sözüne itibar ediyorum." diye konuştu.

Kaplan daha sonra sanık Özbek'e, "Zaman gazetesinde muhabirlik yapıp yapmadığını ve bu gazeteye gidip gitmediğini" sordu. Özbek de gazetede muhabirlik yapmadığı gibi o gazeteye hiç gitmediğini söyledi.

Konuşmasına devam eden Kaplan'ın, "Ben bir senaryoyla mağdur oldum. Senaryoyu yazanın Bayram Özbek olduğuna dair bana bilgiler geldi. İnternette araştırdım. Anadolu Ajansında 2009 yılında yayınlanan haberde, senaryonun sanık tarafından yazıldığı belirtiliyor. Haber, Zaman gazetesinde de kullanıldı. Sanık, bu haberi bugüne kadar tekzip etti mi?" şeklindeki sorusuna karşılık Özbek de "Ben öyle bir haber görmedim. Görsem tekzip ederdim." ifadelerini kullandı.

Duruşmada müdahil Kaplan'ın soru sormaya devam ettiği sırada ayağa kalkarak itiraz eden sanıklardan Ali Fuat Yılmazer, "Algı çalışması yapılıyor, ben bu kişiyi tanıyorum. Beyefendiyi iyi bilirim, Sincan olaylarından beri MİT'le ilişkisini de bilirim" dedi.

Bir süre ara verildikten sonra başlayan duruşma, yarına ertelendi.

Ceza istemleri

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca hazırlanan iddianamede, bir numaralı sanık Gülen ile tutuklu sanıklardan Karaca, "silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek"le suçlanırken, diğer 31 sanığın "silahlı terör örgütü üyesi olma" suçundan cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Gülen ve Karaca'nın, "silahlı terör örgütünü yönetme" suçundan 15 ila 22 yıl 6 ay, zincirleme şekilde "resmi belgede sahtecilik"ten 4 yıl 10,5 ay ila 22 yıl ve zincirleme şekilde "delil uydurarak iftirada bulunma" suçundan da 1 yıl 10,5 ay ila 10 yıl 6 ay olmak üzere toplam 21 yıl 9 ay ila elli beşer yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Ayrıca eski emniyet müdürlerinden Ali Fuat Yılmazer'in, "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "delil uydurarak iftirada bulunma" suçlarından 9 yıl ila 21 yıl, Tufan Ergüder'in, "silahlı terör örgütüne üye olma" ile zincirleme şekilde "resmi belgede sahtecilik" ve "delil uydurarak iftirada bulunma" suçlarından 14 yıl 3 ay ila 47 yıl 6 ay arasında değişen hapisle cezalandırılması isteniyor.

Yurt Atayün ve Ömer Köse'nin de "silahlı terör örgütüne üye olma" ile zincirleme şekilde "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" ve "delil uydurarak iftirada bulunma" suçlarından 14 yıl 3 aydan 47 yıl altışar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, Mutlu Ekizoğlu'nun da "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 7,5 ila 15 yıl arasında hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, Ertan Erçıktı, Mustafa Kılıçaslan, Kazım Aksoy, Ali Cihan, Mehmet Ali Doğan, Recep Güleç, Mustafa Altunbulak, Çetin Öztürk, Rıfat Aslan, Erdem Kısa, Halit Akbulut, Yakup Ergün, Ufuk Yıldırım, Yasin Koyuncu ve Mustafa Uyanık'ın da yer aldığı 26 sanığın "silahlı terör örgütüne üye olma", zincirleme şekilde "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" ve "delil uydurarak iftirada bulunma" suçlarından 7,5 ila 47,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×