"Sosyal mekanizmalar hükümete paydaş olamaz fikirlerini söyleyebilirler"

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, sosyal alandaki mekanizmaların hiçbir zaman hükümete paydaş olamayacağını ve sadece fikirlerini beyan edebileceklerini söyledi.

01 Mart 2014 Cumartesi 00:13

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, sosyal alandaki mekanizmaların hiçbir zaman hükümete paydaş olamayacağını ve sadece fikirlerini beyan edebileceklerini söyledi. Yazıcı, toplumda haksızlıkların olabileceğini ama bunların hiçbir zaman sürekli olmayacağını dile getirdi.

Kayseri Ticaret Odası tarafından Gelecek Kayseri’de Ödül Gecesi programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını Kayseri Ticaret Odası Başkanı Mahmut Hiçyılmaz yaptı. Hiçyılmaz, oda çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Daha sonra Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Kayseri’de gerçekleştirilen yatırımlar hakkında bilgiler anlattı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’deki ekonomik açıdan yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Hisarcıklıoğlu, Kayseri’nin yeni bir yatırım alanını keşfettiğini ve bu alanın turizm olduğunu dile getirdi. Yıllık 4 milyon turistin Kayseri’ye geleceğini aktaran Hisarcıklıoğlu, turizmde 4 milyon insanın geleceği Kayseri’ye ulaşımda hızlı tren, karayolu ve havayolu gibi kolaylıkların da tanınması gerektiğine vurgu yaptı.

Programa katılamayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, daha önce yaptığı açıklama sinevizyon aracılıyla salona dinletildi. Taner Yıldız, ülkenin bunalımlı bir dönemden geçtiğini ileri sürerek, sıkıntıların atlatılacağını ifade etti.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, programda yaptığı konuşmada, düzenlenen gecenin önemli ve anlamlı olduğunu ifade etti. Bakan Yazıcı, Kayseri’de üçüncü bir programa katıldığını ve bu programın daha farklı düzenlendiğini dile getirdi. Yazıcı, şöyle konuştu: “Biz planları yaparken ve gerçekleştirirken insanı odağa yerleştiriyoruz. İnsanı göz ardı eden hiçbir oluşum, siyasi oluşum, dernek, vakıf, isterse cemaat olsun başarma şansı yoktur. İnsan insandır. Kutsal kitabımızda Allah kul hakkıyla bize gelmeyin diyor. Modern topluluklarında insan hakları diye bahsederiz. Bütün bu özellikleri hassasiyetleri düşündüğümüzde olup bitenleri bu çerçevede değerlendirmeliyiz. Biz çalışmalarımızı ana hatları itibarıyla üç başlıkta değerlendirdik. İnsanın güvenliği önemlidir. Devletin güvenliği insanın güvenliğinden başlar. Birbiri ile ilişkilidir. İnsan güvende hissedecek kendisini. Yapmadığı işlerin kendisine atfedileceği yorumlar ve riskleri altında olmamalıdır. Güvenlik sözcüğü önemlidir. Bu faaliyetlerimizi bu olgudan hareketle sosyal alana ilişkili olanları sosyal olarak şekillendirilmelidir. Türkiye’nin sosyal güvenlik kurumları dağınıktı. Birleştirdik. Dezavantajları hukuku alt yapısı oldu. Tüccar sanayici emeğini sermayesini ortaya koyan üretecek ve satacak. Ama risklerle karşılaşmayacak. Elbette çalıştığı alanda riskler var ama sürprizlerle karşılaşabilirdi. Bunun içinde birçok yenilikleri hayata geçirdik. Hukuksal güvenliktir diğer bir alan. İnsan dediğiniz varlığın hakları vardır. Bu haklar hukukun güvencesi altında olmalıdır. Onun içinde en üstün güç hukuk ve adalettir. Devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdık. Bilgi edinme kanunu çıkardık. Kötü muameleye karşı düzenlemeler yaptık. Faili meçhullerin üzerine gitti. Elbette ki bireyin haklarının korunduğu hukukun ve adaletin en üstün güç olarak hayata geçirdiği düzenin adı da demokratik düzendir. Demokrasiyi takviye etti.”

"MGK BAŞBAKANA TALİMAT VERDİ "

Bakan Hayati Yazıcı, 28 Şubat ile ilgili yaptığı değerlendirmede, Milli Güvenlik Kurulu’nun 17 yıl önce ülkenin hükümet ve başbakanına talimat verir yapıda olduğunu dile getirdi. Bakan, şunları söyledi: “Bugün 28 Şubat. Hepiniz 28 Şubat’ın neler çağrıştırdığını çok iyi biliyorsunuz. 28 Şubat’ı yaşadık. Devletin, milletin içerisinde o günkü yapısı ile milli güvenlik kurulu, cumhuriyet hükümeti ve başbakanına talimat verdi. Böyle yetkisi olmamalıdır. Demokrasilerde egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Milli egemenliği seçimlerde kullanır. Temsilde millet adına seçilenler icra eder. Ama başka unsunlar girdi. Millet iradesi saf dışı bırakıldı. Koalisyonlar oldu. Türkiye’nin siyasi geleceğin de toplum mühendisliği darbe anlayışlar belirleyici unsurdu. 2007 yılında cumhurbaşkanı seçimi yapamadık. Sabırla metanetle ülkenin en büyük hazinesi güven ve istikrardır. Sermayeyi büyüten millete ait hazineyi dolduran güven ve istikrar üzerinde gerçekleştirilen faaliyetler, güven ve istikrar yoksa milletin hazinesi etkilenecektir. Milletin güven ve hassasiyetleri olmasaydı bugün IMF borçlar ödenmez ve borç altında kalırdı. Demokrasiye musallat, müdahale istek ve arzuları var. O istek ve arzuların araç olarak kullandıkları mekanizmaları hukuksal alana çektik ve engelledik. Devletin kurumları görev ve yetkilerini kullanırken anayasa ve kanunlar içerisinde olmalıdır. Bunun için hukuksal vurgu yapıyorum.”

"SOSYAL ALANDA VAR OLAN MEKANİZMALAR HÜKÜMETE PAYDAŞ OLAMAZ"

Türkiye gündeminde yaşanan sorunlarla ilgili değerlendirmede bulunan Bakan Hayati Yazıcı, sosyal alanda var olan mekanizmaların hükümete paydaş olamayacağını ancak fikirlerini söyleyebileceklerini dile getirdi. Bakan Yazıcı; “Hiçbir toplumda sosyal hayat içerisinde var olan unsurların ve yapılan hükümetin paydaşı gibi davranma hakları yoktur. Meslek odaları, cemaatler olacak. Hiçbir toplumda ve demokratik anlayışta sosyal alanda var olan mekanizmalar hükümetin paydaşı gibi olamazlar. Fikirlerini söyleyebilirler. Paydaş gibi davranmak demokrasi anlayışının kabul edeceği bir şey değildir. Dolasıyla bugün Türkiye’de olup bitenleri bu çerçevede güven ve istikrar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Haksızlıklar toplumda olur. Ama hiçbir zaman sürekli olmaz. Her zaman hak galiptir. Öyle inanıyoruz. Gücümüzü milletten alıyoruz. Bugün Türkiye’nin ekonomik performansında büyüklüğünden hissederken dış ticaretimizin, dış ticaret hacmimiz 413 milyar dolar olduğunu söylüyoruz. Burada sizin faaliyetlerini söylüyoruz. Hukuk prosedürleri gözetilmeden yapılan işlemleri bir araca dönüştürmek büyük sorumluluk gerektirir. Bunun içinde hedefi itibarıyla doğrudan doğruya Türkiye’nin güvenliğiyle alakalı bir sorumluluk var. Hükümetlerde devletlerinde en önemli göreve vatandaşının ve kendi güvenliğini sağlamaktır. Güvenliğin olmadığı yerde diğer haklar olmaz. Demokrasi de bizi biz yapan değerlerin tehdit edildiğini görüyoruz. Panik düzeyine ulaşmıyor. Küresel krizde bile yatırım yaparak sağlıklı şekilde atlatan sizler yine atlatacaktır.” dedi.
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×