Saadetli kadınlar, idamın anayasal suç olmasını istedi

Saadet Partisi (SP) İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, yasalarda mutlaka idam cezasının olması gerektiğini savundu. Asiltürk, “Saadet Partisi Kadın Kolları olarak imza kampanyası başlattık. Dehşet verici olaylarla ilgili...

Saadetli kadınlar, idamın anayasal suç olmasını istedi
19 Mayıs 2014 Pazartesi 13:58

Saadet Partisi (SP) İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, yasalarda mutlaka idam cezasının olması gerektiğini savundu. Asiltürk, “Saadet Partisi Kadın Kolları olarak imza kampanyası başlattık. Dehşet verici olaylarla ilgili 'adeta idamlık olaylar' diyen Başbakan’dan gereğinin yapılması için harekete geçmesini bekliyoruz.” dedi.

Nagehan Gül Asiltürk, Soma faciası nedeniyle iptal edilen ‘Aile Haftası’ etkinliğinin konusunu yazılı açıklama yaparak basınla paylaştı. Toplumun göz göre göre uçuruma sürüklenişine dikkat çekmek istediklerini belirten Asiltürk, “Gün geçmiyor ki haberlerde bir kadının şiddete maruz kalışına hatta cinayete kurban gidişine, korunmasız yavrularımızın caniler tarafından katledilişine tanık olmayalım. Özellikle son günlerde çocuklarımız, insanlıktan nasibini almamış canavar ruhlu kişilerin hedefi haline gelmiştir. Küçük yavrularımız kaçırılmakta, tecavüze uğramakta, işkence görmekte ve hunharca katledilmektedir. Acılı anne ve babalar, yavrularını öldüren katillerin yakalanıp idam edilmesini istiyor. Çocuk katillerinin cezaevlerinde boş yere beslendiklerini söyleyerek canilik, canavarlık yapanların, hak ettikleri cezaya çarptırılmalarını talep ediyor ve çocuk katilleri için bir an evvel idamın yeniden TCK’da ceza olarak kabul edilmesini istiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti iktidarına ve muhalefete çağrıda bulunduklarını söyleyen Asiltürk, “Gelişen dehşet verici olaylarla ilgili 'adeta idamlık olaylar' diyen Başbakan’dan, Saadet Partisi Kadın Kolları olarak gereğinin yapılması için harekete geçmesini bekliyoruz. Vahşice cinayet işleyenlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını, yasalarımızda mutlaka idam cezası olmasını talep ediyor, bununla ilgili imza kampanyası başlattığımızı buradan ilan ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çeşitli suçlar için ayrı ayrı imza kampanyası çalışmaları yaptıklarını açıklayan Asiltürk, “Zinanın tekrar suç kapsamına alınması için, ‘süt bankası’ projesinin gündemden tamamen kaldırılması için, aile yapımızı tahrip eden yayınların önüne geçilmesi için ayrı ayrı imza kampanyası çalışmaları yaptık ve yetkililere ulaştırdık. Bu konularla ilgili çalışmaların da acilen yapılmasını milletimiz adına talep ediyoruz.” dedi.

'BU GİDİŞAT KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ'

AK Parti’yi eleştirmenin elde ateş tutmaya benzer hale geldiğini ve bunun da yüklü bir maliyetinin olduğunu ifade eden Asiltürk, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu yüzden İslami kesim denilen yayın organlarından ve yazarlarından hiçbir eleştiri gelmemektedir. Vebalinden asla kurtulamayacakları bu tutum Müslümanların 1,5 asırdır mücadelesini verdikleri bütün toplumsal, kültürel ve siyasi davalarını, öne çıkardıkları sorunları ötelemesine; din ile hayatın arasının tamamen açılmasına neden olmuştur. Bu gidişat kesinlikle kabul edilemez.”

Nesep karışıklıklarına yol açacak tehlikeli bir sürecin yaşandığını belirten Asiltürk, “ Öğrenci evlerini gündeme taşıyarak ‘ahlak zabıtası’ rolüne bürünen fakat AB normlarına göre hazırlattığı yeni Türk Ceza Kanunu’na göre zinayı suç kapsamına almamakla aile mukaddesatımızı yok eden AKP iktidarı, Avrupa Birliği’ne üyelik macerasını hala dönülmez bir yol olarak göstermektedir. Ülkemizde nesep karışıklıklarına yol açacak tehlikeli bir süreç yaşanmaktadır. Kadının ve çocuğun soyadı ile ilgili bir takım değişiklikler gündeme getirilmiş, özellikle de Müslüman milletimizin önüne koyulan ‘süt bankası’ garabetinden vazgeçilmemiştir. AKP iktidarı ve bütün bunlara sessiz kalan muhalefet ne yapmaya çalışmaktadır? Soruyoruz; sizce önemli olan aile mukaddesatı mı, AB müktesabatı mıdır?” değerlendirmesini yaptı.

Avrupa Birliği’ne uyum adına çıkarılan bir kısım yasalarla ve düzenlemelerle aile kurumunun zaafa uğratıldığını söyleyen Asiltürk, “Aile önemli bir şey değil, her şeydir. Ecdadımız da devlet politikasını, aile kurumu üzerine oturtmuştur. Osmanlı’da devletin idarî sistemi, askerî sistemi, malî sistemi, sanat anlayışı aile kurumuna göre inşa edilmiştir. Hepsinden önemlisi ise aileyi konuşurken, kesinlikle Yaradan’ın yol göstericiliğini de göz ardı etmememiz gerektiğidir. Ayet-i Kerime’de 'Evlerinizi sizin için huzur ve sükun yeri yaptık' diyen Yaradan’dan ve tüm zamanların kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’den daha çağdaş, daha insani bir düzen varmış gibi bir yaklaşım asla kabul edilemez. Yoksa yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu ülkemizde inanç öğretilerimizden utananlar mı var?” ifadelerini kullandı.

Kitle iletişim araçlarının kontrolden çıktığını ifade eden Asiltürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Cinsel kimliğin özgürce yaşanabilmesine ilişkin yaygın bir şekilde yapılan propagandalarla, milli manevi değerlerimizle bağdaşmayan ve aldatma anlayışı üzerine kurulan yasak ilişkilerin ve ‘seviyeli birliktelik’ adı altında nikahsız yaşayanların konu edildiği televizyon programları ile insanımızın ahlaki ve ruhi yapısı bozulmaya çalışılmakta, aile yapımızın temeline can alıcı darbeler indirilmektedir. Bütün bu yayınlara karşı önleyici hukuki düzenlemelere gidilmemekte, önlem alınmamaktadır.”

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×