Polis avukatlarından tutuklama kararına itiraz

22 Temmuz'da sahur operasyonunda tutuklanan ilk 8 polisin avukatları, tutuklama kararına itiraz etti. İtiraz dilekçesini tutuklamaları yapan 1 No'lu Sulh Hakimliği'ne veren avukatlar, taleplerinin 2 No'lu Sulh Hakimliği tarafından değerlendirileceğini...

Polis avukatlarından tutuklama kararına itiraz

22 Temmuz'da sahur operasyonunda tutuklanan ilk 8 polisin avukatları, tutuklama kararına itiraz etti. İtiraz dilekçesini tutuklamaları yapan 1 No'lu Sulh Hakimliği'ne veren avukatlar, taleplerinin 2 No'lu Sulh Hakimliği tarafından değerlendirileceğini açıkladı. Ancak 2 Nolu Sulh Hakimi Hulusi Pur’un izinli olması nedeniyle tutuklamaya itiraz talepleri hakkında 5 Nolu Sulh Hakimi Fevzi Keleş karar verecek.

İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nde usulsüz dinleme ve evrakta sahtecilik iddiaları ile tutuklanan 20 kişi arasındaki eski Emniyet Müdürü Mesut Yılmaz’ın avukatı Hüseyin Ataol dilekçesinde, müvekkilinin kaçma şüphesi bulunmadığını belirtti. Tutuklamaya gerekçe olarak 'Delilleri karartma şüphesi'nin gerekçe olarak gösterildiğini aktaran Ataol, dilekçesinde, "Dosyadaki deliller tevdi raporları ve mahkeme kararlarından ibaret olup, bu rapor zaten mahkemeye sunulmuştur. Söz konusu belgeler adli emanettedir. Müvekkilim açığa alındığı için emniyete bile girmesi mümkün değildir. Müvekkil serbest kalsa bile delilleri karartamaz." dedi.

'Usulsüz dinleme' suçlamasının gerçeği yansıtmadığını belirten Ataol, müvekkilinin İstihbarat Şube'de görevli olduğu ve istihbari dinlemenin delil olarak kabul edilmediğinin altını çizdi. Suç isnadı yapılan dinlemelerin Polis Vazife Salahiyet Kanunu'na (PVSK) uygun gerçekleştirildiğini ifade eden Ataol, "Dinleme talep formunda bir kişinin isminin geçmesi o ismin herhangi bir örgüte üye olduğu anlamına gelmez. Ancak tam aksi yönde bin algı ve ön kabul ile soruşturma yürütülmektedir. Söz konusu dinlemeler kişinin (örgüt, çete) ilişkisi olup olmadığı, varsa ilişkiler ağının deşifre edilmesine yönelik bilgi toplama faaliyetidir." ifadelerini kullandı. Önleme dinlemesinin kanunen delil sayılmayacağını ifade eden Ataol, polisin kanuni haklarından doğan görevlerini yerine getirmesi nedeniyle ceza verilemeyeceğini hatırlattı.

Müvekkili Yılmaz’a isnat edilen usulsüz dinleme eylemlerinin 2012 tarihinden önce olduğuna dikkat çeken Ataol, suçun işlendiği iddia edilen tarihte “Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması” eylemi için iki aydan altı aya kadar hapis cezası istemi bulunduğunu vurguladı. Söz konusu suçun cezasının 2 Temmuz 2012 tarihinde 2 ila 5 yıla çıkarıldığını hatırlatan Ataol, Yılmaz hakkında lehte hiçe sayıldığını açıkladı. TCK’da iki yıl ve daha az süreli suçlamalarda tutuklama tedbirinin uygulanamayacağına dair emredici hüküm bulunduğunun altını çizen Ataol, "Müvekkilim hakkında tutuklama yasağı mevcut iken, kanun göz ardı edilerek hukuka aykırı tutuklama kararı verilmiştir” dedi.

Dilekçede, Başkomiser Ramazan Orkun Altınışık, Komiser Mehmet Dilaver, Selahattin Ergin, Erkan Palas, Fatih Hıncır, İsmail Torlak, Şefer Bolat ve Mesut Yılmaz hakkında verilen tutuklama kararlarına da itiraz edildi. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×