'PKK, Devletle antlaşmanın rahatlığıyla çocuklarımızı dağa çıkarıyor'

Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü, terör örgütü PKK'nın devletle anlaşmanın rahatlığıyla çocukları dağa çıkardığını söyledi. Güçlü, "Köy basıyor, adam kaçırmak istiyor. Kitlesel eylemlerde şiddet kullanıyor. Şiddet kullanma...

'PKK, Devletle antlaşmanın rahatlığıyla çocuklarımızı dağa çıkarıyor'

Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü, terör örgütü PKK'nın devletle anlaşmanın rahatlığıyla çocukları dağa çıkardığını söyledi. Güçlü, "Köy basıyor, adam kaçırmak istiyor. Kitlesel eylemlerde şiddet kullanıyor. Şiddet kullanma yoluyla siyaset yapmayı yasaklamak istiyor. İşverenlerin makinalarını yakıyor. Bütün bunları egemenlik alanını genişletmek, kendi otoriter, despotik, hegemonik yapısını kurumlaştırmak için yapıyor." dedi.

Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) konuşan Güçlü, devletin iki yıla yakın zamandır 'Çözüm Sürecini' ya da 'Açılım Sürecini' ilerletmek için İmralı'da Öcalan'la görüşmeler başlattığını hatırlattı. Amacın PKK'nın silahsızlandırılması olduğununun açıkça ifade edildiğini dile getiren Güçlü, Öcalan’la başlattığı bu ilişkilerin Nevroz 2013’te yeni bir merhaleye geldiğini ifade etti.

"O günden sonra PKK lideri Öcalan’ın söyledikleriyle PKK’nın yaptıkları bir uyuşma göstermedi. PKK, silahlarını terk etmeyi bırakalım bir tarafa, silahlı güçlerini artırmaya çalıştı." diyen Güçlü, şöyle devam etti: "O tarihten sonra, PKK Kürdistan’ın değişik şehirlerinden, kasabalarından, köylerinden silahlı güçlerini artırmak için insan devşirdi. Silahlı güçlerinin sayısını, iki katına yakın bir sayıya çıkardı. Bunların önemli bir bölümünü de Kürdistan’ın Güney Batısına taşıdı. PKK’nın silah altına aldıklarının çoğunluğunun çocuk olduğu da, verilerle orta yere çıktı. Ama PKK’nın dağa götürdüğü ya da kaçırdığı çocukların sorunu yeni bir sorun değildi. Eski ve toplumsal kanamaya yol açan bir sorundu. Bu sorun, 23 Nisanda 2014 tarihinde PKK’ya bağlı gençlik örgütünün piknik hazırlama adı altında bir çalışmayla, bir bilgiye göre 15 ve bir bilgiye göre 25 çocuğun, PKK tarafından dağa kaçırılması, Mehmet Sinan Böçüm Ailesinin çocuklarının getirilmesi için oturma eylemi başlatmasıyla güncel bir sorun haline geldi."

'BDP YÖNETİCİLERİ, KENDİ ÇOCUKLARINI SAVAŞ İÇİN GÖNDERMİYORLARSA, HALKIN ÇOCUKLARINI DA GÖNDERMEMELİ'

Söylendiği gibi çocukların kendi iradeleriyle dağa gitmelerinin söz konusu olmadığını vurgulayan Güçlü, ayrıca çocukların yaşları göz önüne alınırsa, onların iradesinin de geçerli olmasının da söz konusu olmadığını ifade etti. Ailelerin eyleminin oldukça medeni, hukuki, sivil, demokrat bir direnme, ayaklanma, serîhildan eylemi olduğuna dikkat çeken Güçlü, "Bu eylem aynı zamanda sivil itaatsiz bir eylemdir. Sürekli sivil itaatsizlikten bahsedenler için de bir derstir. Haklıdırlar. Kürtlerin, hem devlete ve hem de PKK’nın diktatörlüğüne karşı demokratik kültür ve davranış biçimi içinde muhalefet etme hakları vardır. BDP ve okulun yöneticileri de bu dağa götürülmelerden dolayı insani olarak ve hukuki olarak sorumludurlar. BDP yöneticileri, kendi çocukları gibi halkın çocuklarının da haklarını savunmalıdırlar. Nasıl ki, kendi çocuklarını savaş için göndermiyorlarsa, halkın çocuklarını da göndermemelidirler. Aynı zamanda, PKK’nın çocuklarımızı dağa götürmesinden devlet sorumludur. Sorumluluğu, Devletin PKK lideri Öcalan’la yaptığı anlaşmadan kaynaklanmaktadır." diye konuştu.

'PKK, NE VERİLİRSE VERİLSİN, SİLAH BIRAKMAYACAK'

PKK'nın, resmi ideolojisine, partisine, liderine, rahatlıkla biat edecek, soru sormayacak ve sorgulamayacak, beyni kolayca yıkanacak kesimin çocuklar olduğunu bildiği için çocukları dağa götürdüğünü anlatan Güçlü, çocukları, ailelerinden koparmak için de aile yapısının en gerici yapı olduğunu ideolojik olarak benimsettiğini ifade etti.

"Çocukları köksüzleştirerek, onlara daha tehlikeli işler yaptırmayı sağlıyor." diyen Güçlü, "PKK, şiddet ve ölümden beslenen bir örgüttür. Bu nedenle, PKK’nın silah olmadan var olması olanaklı değildir. Bu nedenle, 2013 Newroz’unda Öcalan’ın açıklamasından sonra, PKK’nın silah bırakması konusunda iki görüş ortaya çıktı. Bir görüşe göre, 'Öcalan istediğine göre, PKK silah bırakır' inancı vardı. Bir görüş de (ben de bu görüşte olanlardandım), 'PKK’ye ne verilirse verilsin, PKK silah bırakmayacak' idi. O günden bu yana ortaya çıkan gelişmeler, PKK’nın eskisinden daha fazla insan dağa götürmesi, bunların çoğunluğunun çocuk olması bunun göstergesidir." şeklinde konuştu.

'PKK, KÜRTLERİ ASKER KABUL EDİYOR'

PKK'nın çocuklar 'T.C Devleti rejimi altında tehlike içinde oldukları için çocukları dağa götürdüklerini' iddia ettiğini hatırlatan Güçlü, sözlerine şöyle devam etti: "Onlara göre, çocukları dağda eğitmiş oluyorlar. Oysa dağda eğitim kurumları yok, dağın kültürel ve sosyal bir eğitim yeri olmadığı, askeri eğitim yeri olduğu tartışmasız. Ayrıca, çocukları dağa götürenlerin kendileri eğitime muhtaç, pedagoji, psikoloji bilgisinden yoksun insanlar. Onlar nasıl daha ileri bir eğitim verebilecekler. En önemlisi de, askeri eğitimin uzun süreli olması, insanların ahlakını bozar ve kriminilize eder. PKK’nın askeri eğitimi de çocuklarımı kriminilize etmek başka bir şeye yaramaz. Ama kabul etmek gerekir ki, 2013 Newroz’undan sonra Sırrı Süreyya Önder'in 'PKK Gençleri dağda eğitecek' demişti. Şimdi o plan uygulanıyor. Otoriter, totaliter, teokratik, oligarşik devletler, yönetimler, rejimler ve örgütler için insanların değeri yoktur. İnsanlar araçsallaşan varlıklardır. Bütün insanlar, uluslar, asker kabul edilir. Bu nedenle, herkesi, her yaşta insanı askere almak ve asker yapmak onlar için doğaldır. PKK da bu örgütlerden biridir. PKK, kendi diktatörlüğü, egemenliği, otoriter ve hegemonik yapısı için bütün Kürtleri askeri kabul ediyor. Bu nedenle, sınır ve hukuk tanımazlıkla çocukları dağa çıkarıyor."

'ÇOCUKLARI DAĞA GÖTÜRMEK, KÜLTÜREL VE TOPLUMSAL BİR KATLİAMDIR; BİR İNSANLIK SUÇUDUR'

PKK'nın çocukları ve gençleri orta ve yüksek öğretimden koparıp dağa götürme hakkına sahip olmadıklarını vurgulayan Güçlü, "Bu eylem, insani, kültürel ve toplumsal bir katliamdır. Bir insanlık suçudur. PKK’nın bu tutum ve uygulaması, Cenevre Konvansiyon Antlaşmasına, Çocukların Hakları Sözleşmesine de aykırıdır. PKK bu konuda çoğu zaman uluslararası örgütler tarafından da uyarılmıştır. Ben de bir kez daha PKK’yı dikkatini çekiyorum ki çocukları ve gençleri, savaşa ve kendi parti çıkarlarına kurban etmesin. PKK, zaman geçirmeden çocukları ve gençleri, okullarına, sivil hayat ve ailelerinin içine göndermelidir. PKK’nın bütün bu eylemlerinin de, kendi egemenlik alanını genişletmek; otoriter, diktatörlük, hegemonik kurumlaşmasını sağlamlaştırmak içindir. Buna karşılık, İnsan Hakları Örgütleri, Barolar, 'Özgürlükçü Kadın Örgütleri', aydınlar sessiz. Devlet yetkilileri de bu eylemlerin yapılmasına çanak tutuyor. Bu durumun kabul edilmesi olanaklı değildir." dedi. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×