Özyurt: HSYK değişikliğiyle iktidar partisinin il başkanları vali, başsavcı olur

Hukuk Bilimleri Araştırma Merkezi (Hukuk Merkezi) Başkanı avukat Metin Özyurt, HSYK'nın şeklini düzenleyen değişikliğin ülkede oluşturacağı kaotik ortamla ilgili uyarılarda bulundu.

Özyurt: HSYK değişikliğiyle iktidar partisinin il başkanları vali, başsavcı olur

Hukuk Bilimleri Araştırma Merkezi (Hukuk Merkezi) Başkanı avukat Metin Özyurt, HSYK'nın şeklini düzenleyen değişikliğin ülkede oluşturacağı kaotik ortamla ilgili uyarılarda bulundu. Özyurt, "Teknik olarak baktığınızda çok ilginç maddeler var. Ağır ceza mahkemelerinin olduğu yerlerde adalet komisyonları vardır. Başsavcının ve kıdemli ağır ceza reislerinin başkanlığında toplanır. Bu, o adliye içindeki hakim savcıların görev yerlerini belirler. Bunların atanması, doğrudan HSYK'dan alınarak adalet bakanına bağlanıyor. Böyle bir durumda artık siz, 1950 öncesi tek parti döneminde olduğu gibi il başkanlarının vali, başsavcı, adalet komisyonu başkanı olduğu bir dönemin başladığını düşünmekte çok haklı hale gelebilirsiniz. Yani artık bir derdiniz varsa yargıya değil, iktidar partisinin il başkanına müracaat ederseniz, sorununuzun çözümü daha kolay hale gelebilir." dedi.

HSYK'nın şeklini düzenleyen anayasa maddesinin 3 yıl önce referandumla kabul edildiğini hatırlatan Özyurt, farklı düşüncelerin ve farklı insanların HSYK'da temsil edilebilmesi için farklı bir seçim sisteminin öngörüldüğünü ve bu değişikliğin yapılabilmesi için iktidarın çok çaba sarf ettiğini belirtti. İktidarın, 17 Aralık 2013 tarihinde düzenlenen üç ayrı operasyonun ardından bu değişikliğe ihtiyaç duyduğunu kaydeden Özyurt, şu değerlendirmede bulundu: "Bu operasyondaki bazı isimler, kamuoyunun yakından takip ettiği ve tanıdığı isimlerdi. Fakat yürütme, bu tarihten itibaren soruşturmayı hedefinden saptırmak için birtakım faaliyetlere başladı. Yürütmenin ilk faaliyeti Adli Kolluk Yönetmeliği'nin değiştirilmesiydi. Bu değişiklik, doğrudan hem Anayasa'nın kuvvetler ayrılığı ilkesine hem de CMK'nın 161. maddesine ters bir uygulamaydı. Kısa sürede Danıştay yürütmeyi durdurdu ve hukuken olması gereken oldu. Bu tarihten sonra HSYK ile ilgili kanun teklifi bir anda gündeme geldi fakat HSYK, yapısı itibariyle Anayasa'da düzenlenen bir kurum olduğu için hükümet, HSYK üyelerinin seçilme şeklini değiştiremiyor, fakat yapısını değiştiremediği kurumun yetkilerini alırsanız, belki işlevsiz hale getirebilirsiniz. Şu anda yapılmak istenen budur." diye konuştu.

"HUKUKÇU OLARAK BEKLENTİM, DEĞİŞİKLİĞİN VETOSU"

HSYK'nın yapısını değiştirmeye yönelik teklif konusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün devreye girdiğini hatırlatan Hukuk Merkezi Başkanı Özyurt, Cumhurbaşkanı'nın kurumların ahenkli bir şekilde işleyişini düzenlemekle sorumlu olduğunu, bunun Anayasa'nın kendisine yüklediği bir görev olduğunu vurguladı. Özyurt, şunları dile getirdi: "Böyle bir durumda devletin temel erkleri olan yasama, yürütme ve yargının görevleri iç içe birbirine geçtiği için hangisinin sınırı nerede başlayıp bittiği belirsiz hale geldiği için bu duruma Cumhurbaşkanı'nın zaten müdahale etmesi gerekiyordu. Kamuoyunun beklediği de Anayasa'ya aykırı olan yasa değişikliği teklifini veto edip göndermesini bekliyor. Bir hukukçu olarak benim beklentim de budur."

"DEĞİŞİKLİĞİN KABULÜ KAOTİK ORTAM DOĞURUR"

Özyurt, kanun değişikliğinin TBMM'de kabul edilmesi halinde ülkede kaotik bir ortam oluşacağını öne sürdü. Değişikliğin, muhalefet partileri tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi ve iptal edilmesi halinde bile geçerli olacağını dile getiren Özyurt, süre uyarısında bulundu. Özyurt, söz konusu değişikliğin Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte hakim ve savcıları yetiştiren Adalet Akademisi'nin ortadan kaldırılacağını ifade etti. Anayasa'da Adalet Akademisi ile ilgili bir madde bulunmadığı için akademi başkanı da dahil bütün çalışanlarının lağvedilmiş olacağını belirten Özyurt, "Tekrar bakan tarafından doğrudan atamalar yapılacak. Bundan dolayı kanun geçer geçmez, onanır onanmaz hükümlerini doğurmaya başlayacaktır. Böyle bir durumda Anayasa Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma anlamında bir tedbir kararı vermesi bir süre alacağı için ayrıca mahkeme kararlarının geriye doğru yürürlüğü olmadığı için tam anlamıyla bir karmaşa ortamı doğacaktır." şeklinde konuştu.

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×