"Mısır istemediği takdirde Türkiye'nin Ortadoğu'da bir şey yapması imkansız"

Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, Türkiye'nin, Suriye, Mısır ve Irak'ta yapılan yanlışlardan dolayı iletişim kanallarını kestiği için o ülkelerde etkili olma imkanını elinden kaçırdığını söyledi. "Mısır istemediği takdirde...


Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, Türkiye'nin, Suriye, Mısır ve Irak'ta yapılan yanlışlardan dolayı iletişim kanallarını kestiği için o ülkelerde etkili olma imkanını elinden kaçırdığını söyledi. "Mısır istemediği takdirde Türkiye'nin Ortadoğu'da bir şey yapması hemen hemen imkansız gibidir." diyen Yakış, yönetim ile ihtilafa düşülse bile iletişim kanallarını kesmek zorunda olunmadığını vurguladı.

Kurulduğu 1998 yılından beri Türkiye'nin önemli meselelerini tartışan Abant Platformu, 'Türkiye'nin Yönü' konusuyla toplandı. 'Türkiye'nin Küresel Sistemdeki Yeri' konulu 1. oturumda Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, Avrupa Parlamentosu eski Üyesi Joost Lagendijk konuştu. Moderatör ise Prof. Dr. Seyfettin Gürsel.

Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, en uzun süre Ortadoğu'da görev yapan diplomat olduğunu ifade etti. Türkiye'nin Ortadoğu'da çok önemli etkili olmak için çaba sarfeden bir ülke olduğuna dikkat çeken Yakış, çok ciddi rakipleri bulunduğunu ifade etti. Bunlardan bir tanesinin bölgenin yükselen yıldızı İran olduğunu anlatan Yakış, dünyanın merkezinin Türkiye olduğunun düşünüldüğünü ama dışardan bakıldığında pek de öyle olmadığının ortaya çıktığını kaydetti.

Türkiye'nin 'küresel aktördür' diye takdim edildiğini hatırlatan Yakış, "Ortadoğu'yu dünyanın merkezi saymaya başladım. Şu anda Ortadoğu çok önemli. Türkiye Ortadoğu'da etkili olmak için çaba sarf eden bir ülkedir. İran gibi çok güçlü rakipleri vardır. İran bölgenin yükselen yıldızıdır. Nükleer teknolojisi ve güçlü diplomasisi vardır. İkinci rakibimiz Mısır'dır. Arap aleminin tartışılmaz lideridir. Mısır Afrika Birliği'nin en önemli ülkesidir. Türkiye Ortadoğu'da yapacağı her şeyi Mısır ile işbirliği yaptığı sürece çok daha kolay yapar. Mısır istemediği takdirde Türkiye'nin Ortadoğu'da bir şey yapması hemen hemen imkansız gibidir." diye konuştu.

Irak'la ilişkilerin Maliki yönetiminin yaptığı hatalar sebebiyle gerilediğini vurgulayan Yakış, ama ilişkileri koparmadan sürdürmek gerektiğine dikkat çekti. "Türkiye, Suriye, Mısır ve Irak'ta yapılan yanlışlardan dolayı iletişim kanallarını kestiği için o ülkelerde etkili olma imkanını elinden kaçırmıştır." diyen Yakış, Irak'ta şöyle devam etti: "Kürt otonom bölgesi ile ilişkilerimiz tam benim temenni ettiğim şekilde gelişmiştir. 2001 tarihinde AK Parti'yi kurarken 'Kuzey Irak'ta otonom bir bölge kursunlarda görelim' diyen bir yöneticimiz vardı. Bugün Kuzey Irak'la iyi ilişkilerimiz var. Bağdat'taki makamlarla çelişince sorun oluyor. Hem Bağdat'la hem de Kuzey Irak'la ilişkileri iyi tutmanın yolu diplomasi denen sanatla olabilir. IŞİD'in sebep olduğu gelişmeler var. 49 personelimizi bilinmeyen bir yere götürülmesi bir pazarlık söz konusu. Bunun bir an önce sonuçlanmasını temenni ediyoruz. Bu iş bittikten sora Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik dış politikasının masaya yatırılıp inceden inceye neler yapılması gerektiğini görmek gerekir. Abant Platformu gibi ön yargısız düşünce platformlarına çok büyük ihtiyaç var. Türkiye Suriye'de diktatör ile halk karşı karşıya geldiğinde halkın yanında yer aldı. Sonra Batı ülkeleri ile yola çıkmıştı. Batı ülkeleri muhalefete sağlanan silah ve paranın yanlış ellere gittiğini görünce frene bastı ve ofsaytta kaldı. Şimdi ince ayarlar yapmaya çalışıyor. Geminin dümeninde olan şahıs hiç hareket etmeden tutarsa her zaman hedefe gitmez. Dümeni tutan şahsın ince ayar yapıp rotayı eski haline getirmesi gerekir. Ortadoğu ve Suriye'deki koşullar değişti Türkiye bu koşullara ayak uyduramadı. Yönetim ile ihtilafa düşerseniz iletişim kanallarını kesmek zorunda değilsiniz. 40 yılda ben ilişkilerin zor olduğu ülkelerle de görev yaptım ama ilişkilerimizi kesmedim. İlişkiler zora girdiğinde sizin orada en fazla bulunmanız gereken zamandır. 3 önemli başkentte Şam'da, Telaviv'de ve Mısır'da büyükelçimiz yok. Böyle bir koşulda o bölgede aktif olma imkanları çok önemli ölçüde sınırlanmaktadır. Sisi seçimi kazandı eleştirilebilir ama o Mısırlıların işidir Türkiye'nin değil. Onunla ilişkilerini sürdürmesi lazımdır. Aynı şey Suriye'de de oldu. Beşer Esat bir 7 yıl daha iktidarda. Seçimlere katılım yüzde 73 oranında oldu. Türkiye'nin bu konularda bir rota düzeltmesi gerekir."

"SIFIR SORUN POLİTİKASI ÖNCE İYİYDİ; İŞLER İYİYE GİTMEYİNCE DALGA GEÇİLDİ"

Avrupa Parlamentosu eski üyesi Joost Lagendijk ise sıfır sorun politikasının önce iyi bir politika olduğunu ancak özellikle de dış politikada işlerin iyiye gitmediği zamanlarda çok dalga geçildiğini ifade etti. Ulaşılmasının imkansız olmasının konuşulduğunu dile getiren Lagendijk, ama Avrupa'da çok takdir görünen bir fikir olduğuna dikkat çekti.

Bu diplomasinin de AB'nin temellerinde yatan değerlerden biri olduğunu anlatan Lagendijk, "AB'de Türkiye'yi destekledi. Burada yazmış olduğu kitaplara bakmadan Ahmet Davutoğlu'nun politikalarına baktığımızda, Suriye ile politikalarına baktığımızda bunun ilk zamanlarında doğru bir politika olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye'nin 2002 'den önce bir ilişkisi yoktur Suriye ile. Türkiye'nin bu ilişkide çok hassas dengeleri koruması gerekiyordu. Ve bu bence bir başarıydı. Bu sıfır politika konusunda başarılı olunmasının birkaç örneği daha var. Ermenistan ile uzun süredir devam eden sorunların çözülmesi AB tarafından takdir edilen bir başarıydı. İkincisi 2010'de İran ile nükleer sorun ortaya çıktı. Ve Türkiye Brezilya ile bu sorunu çözmeye çalıştı. Amerika o zaman bunu beğenmedi ve yaptırımlar uygulamaya başladı. Bu yıl bir anlaşma olacaksa 2010 yılındaki o anlaşmanın getirdiği hükümlerle olacaktır. Bu da Türkiye'nin o zamanki politikalarının başarısıdır. Arap baharıyla yeni bir politika ortaya çıktı 'Türk modeli' gibi. Model kelime çok güçlü bir kelime ama çok ilham verici boyutları olduğu için o zaman buna mutabık kalmıştık. Mısırda insanlar Türkiye'yi kopyalamak istedikleri bir model olarak bakılıyordu. Ama işler öyle gitmedi. Özellikle Mübarek'in görevden indirilmesiyle bir kaç ay içerisinde Güney Akdeniz için politikasını değiştirdi. AB'de Orta Doğu politikasında daha önce biz demokrasi getireceğiz derken bunu Türkiye ile yapabiliriz diye bir not eklendi. Çünkü kültürel ve tarihi bağları olduğu düşünülüyordu."

"SURİYE'DEKİ SORUN TÜRKİYE'NİN ESAD KARŞITI OLMASIYLA ALAKALI DEĞİLDİ"

2012'de Suriye rejimini iknaya çalışmasının AB tarafından takdirle karşılandığını belirten Lagendijk, "Türkiye Esed a karşı sert tepkiler alırken AB'ye uyumlu bir şekilde yaptı. 2011'de AB ile Türkiye Suriye için benzer politikalar yürüttü. Maalesef işler yapısal bir şekilde kötüleşince bu yürümedi. Suriye'de sorun Türkiye'nin Esed karşıtı olmasıyla alakalı değildi. Asıl sorun Türkiye'nin daha fazla şeyler istediği için batıdan muhalifler için silah yardımı istediği için AB'ye bağırmaya başladı ve Suriye de bizi yalnız bıraktınız diyerek diplomasiyi kaybetti. Buda AB ile olan ilişkilerinin olumsuz etkiledi. Biz muhalifleri destekliyordu ama hangi muhalifleri seçmeyi iyi bilmeliyiz dedi AB. Mısırda asker darbe yapılması hataydı ama Türkiye burada da AB'ye yanlış olduğu için eleştirdi. Türkiye Mısır'da haklıydı, diplomasi gereği haklı olduktan sonra da o ülkeyle diplomasiye devam ettirirsiniz. Birde şunu koyalım AB'nin Türkiye'ye karşı olmasının sebeplerinden biride batı retoriğinden uzaklaşmasıydı. Gezi ve yolsuzluk iddialarından sonra bunların tamamının batıya mal edilmesi AB'yi uzaklaştırdı. Türkiye AB'ye hem Orta Doğu yalnız bıraktınız bizi deyip hem de bizim iç meselelerimizde sizin eliniz var dedi. bu çok mantıklı bir söylem değil." şeklinde konuştu. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×