Meral Akşener: Başbakan ayırıcı dil kullanılıyor, örneğini Erzurum’da yaşadık

TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Meral Akşener, partisinin Bakırköy’de bulunan seçim bürosunu ziyaret etti.

Meral Akşener: Başbakan ayırıcı dil kullanılıyor, örneğini Erzurum’da yaşadık
10 Mart 2014 Pazartesi 16:03

TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Meral Akşener, partisinin Bakırköy’de bulunan seçim bürosunu ziyaret etti. Başbakan Erdoğan’ın kullandığı dili eleştiren Akşener, "İktidarda olduğunuz zaman siz herkesin iktidarı olmak zorundasınız, oy vereninde oy vermeyeninde. Çok şiddetli bir ayırıcı dil kullanılıyor. İşte bunun sahadaki örneğini Erzurum’da yaşadık. Yarın diğer yerlerde Allah muhafaza neler olmaz." dedi.

TBMM Başkanvekili ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İstanbul Milletvekili Meral Akşener, partisinin Bakırköy’de bulunan seçim irtibat bürosunu ziyaret etti. MHP Bakırköy belediye meclis üyesi adayı olan ermeni vatandaşlar Elmas Gıragos ve Nerses Yeramyan ile bir araya gelen Akşener, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

Siyasi partilerin iktidara geldiğinde herkesin iktidarı olmak zorunda olduğunu aktaran Akşener, Başbakan Erdoğan’ın çok şiddetli ayırıcı bir dil kullandığını belirtti. Erzurum’da geçtiğimiz günlerde öğrencilerine veli ziyaretinde bulunan öğretmenin darp edilmesini eleştiren Akşener, şöyle konuştu: “Sayın Başbakan bütün mitinglerinde ağabeyler, ablalardan bahsetti. Kapılar çalındığında nasıl davranılması gerektiğinden bahsetti. Başbakanın talimatını uygulamış insanlar. Sorulması, bakılması gereken alan bu. Türkiye’yi yöneten en tepedeki kişinin ağzından; kapıyı çalan ağabeylerin, ablaların kovulması, yüz geri edilmesi talimatlandırılırsa o teşkilatlar öyle yapar. Asıl vahim olanı dikkat edilmesi gerekeni bu.”

'BAŞBAKAN ÇOK ŞİDDETLİ BİR AYIRICI DİL KULLANILIYOR. İŞTE BUNUN SAHADAKİ ÖRNEĞİNİ ERZURUM’DA YAŞADIK'

MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemde Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin herhangi bir grubu tahkir eden konuşmasının bulunmadığını dikkat çeken Akşener, “Genel Başkanımızın, bizimle ilişkileri oy veren konumunda olmayan bütün gruplar dahil olmak üzere hiç tahkir eden, taciz eden, tehdit eden bir cümlesi olmadı. Çünkü iktidarda olduğunuz zaman siz herkesin iktidarı olmak zorundasınız, oy vereninde oy vermeyeninde." ifadelerini kullandı.

Erzurum'da dayak yiyen öğretmenlerle ilgili Başbakan'ın ayrıştırıcı dilini sorumlu tutan Akşener, "Çok şiddetli bir ayırıcı dil kullanılıyor. İşte bunun sahadaki örneğini Erzurum’da yaşadık. Yarın diğer yerlerde Allah muhafaza neler olmaz. Provokasyon var deniliyor, yazılıyor çiziliyor. Provokasyona neden olan dili de ortadan kaldırmak gerekiyor. Sayın Başbakan bunu hep yaptı. Bugün cemaat dediğimiz grubu oluşturan insanlar üzerinde böyle bir dil kullanılırken birkaç zaman evvel ülkücüler için Fatiha bilmezler, mafyadırlar, kabadayıdırlar burada telaffuz etmekten utanacağım çok ağır şedid kelimeler kullandı. Ne yapmıştı ülkücüler ona? Yani neydi, işte yapıyor. Doğrumu, hayır yanlış. Siyasi partilerin birbiri ile rekabet etmesi normaldir. Ama siyasi partilerin başlarında bulunan kişilerin bu manada hedef gösterici konuşmaları Allah muhafaza pek çok gerilime neden olur. Sorunlu olan Sayın Başbakanın dilidir.” şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan’ın kullandığı üslubun sorunlu olduğuna vurgu yapan Akşener, “Yani haşhaşi gibi çok ağır kelimelerle bir grup itham ediliyor. Bütün bunların toplamına baktığınızda siyasi partilerin kurumsal iletişimleri, siyasi partiler yasasının kendilerine verdiği görevler üzerinden yapmış olsalar bu tür bir gerilimle, korku filmi seyreder gibi geçirdiğimiz dönemi yaşamazdık. MHP’nin tutumu herkes tarafından fark edilir ve takdir görür. Çünkü grupları, bireyleri karşısına alan Türkiye’deki kardeşlik hukukunu bozan bir tek cümle bir tek kelime başta Genel Başkanımız olmak üzere herhangi bir MHP’linin ağzından bu güne kadar çıkmadı.” dedi.

MHP’nin kurumsal tavrını Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin beyanlarının temsil ettiğini ifade eden Akşener, bu beyanlardan ortaya çıkan tavrı ise şu sözleriyle açıkladı: “Biz seçime giderken Türkiye’de oluşan bu atmosferin, gerilimin düşürülmesi gerektiğini, özellikle Sayın Başbakanın kullandığı ayrıştırıcı dilin daha sağduyulu, mutedil, makul bir seviyeye çekilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Diğer taraftan Türkiye’de bulunan çeşitli grupların yani cemaat dediğiniz bir grup söz konusudur. Buna karşın pek çok dini hassasiyeti yüksek insanların bir araya gelerek oluşturduğu başka gruplarda var. Bu grupların mensuplarının oy vereceği elbette bir gerçektir. O bireylerin vereceği oylara bütün siyasi partiler gibi bizde talibiz. Türkiye’de kim yaşıyorsa doğudan batıya kuzeyden güneye nerede kim varsa bu coğrafyada bütün vatandaşların oylarına talibiz. Ama bu oyları alırken çeşitli pazarlıklar, farklı organizasyonlar içine girmek gibi bir tutumumuz söz konusu değildir. Herkesin oyuna talibiz.”

'HEPİMİZ GÖRDÜK Kİ MHP’YE CİDDİ BİR KARARTMA UYGULANMIŞ'

Herkesi tek tek ikna etmeye gayret ettiklerini ve bu kapsamda seçim çalışmalarını gerçekleştirdiklerini dile getiren Akşner, partilerine yönelik bir karartma uygulandığını savundu. Akşener, “Alo Fatih meselelerinden öğrenildi, hepimiz gördük ki ciddi bir karartma uygulanmış MHP’ye. Vatandaş bize niçin sesiniz çıkmıyor, neden hiçbir şey söylemiyorsunuz diyordu. Anlaşıldı ki alt yazılardaki çok makul bazı sözlere, söylemlere bile tahammül yokmuş. Bu nedenle Sayın Genel başkanımız şehir şehir, ilçe ilçe, belde belde geziyor. Bizler de aynı durumdayız. Herkesin oyuna talibiz, bir siyasi partinin olması gereken tavrı, çerçevesi içinde talibiz. Son dönemde yaşananlara bakmamız lazım. Sayın Başbakan 12 yıl boyunca bu ülkeyi yönetti. Fakat 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasından sonra bir sabah anladı ki Türkiye’de bir paralel yapı varmış. Asıl sorgulanması gereken bu. Türkiye’de Başbakanlık yapıyorsunuz, bir paralel yapı olduğunu 12 yıl sonra fark ediyorsunuz. Asıl sorunlu olan kısmı bu.” diye konuştu.

'SAYIŞTAY RAPORLARININ MECLİSE GETİRİLMESİNE YÖNELİK UZUN BİR ÇALIŞMA DÖNEMİ GEÇTİ'

Sayıştay raporları konusunda sosyal medyada paylaşılan bazı ses kayıtlarının hatırlatılması üzerine Türkiye’nin çok ilginç bir dönem yaşadığına işaret eden Akşener, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Muhalefet partilerinin başta MHP olmak üzere grup başkanvekillerimizin, milletvekillerimizin Sayıştay raporlarının meclise getirilmesi, gözden kaçırılmamasına yönelik uzun bir talep ve çalışma dönemi geçti. Her konuşmada Sayıştay raporlarından bahsedildi. Sayıştay raporu dediği zaman, belki çoğu insan ne manaya geldiğini anlamamıştır. Niçin önemli olduğunu anlamamıştır. Ama Sayın Canikli ve Sayın Doğan olduğu iddia edilen (bende takip ettim) o ses kaydında, tape de görülüyor ki MHP’nin milletvekilleri ve grup başkanvekillerinin meclis gündeminden Sayıştay raporlarının niye kaçırıldığı, kaçırılmaması konusundaki hassasiyetlerinin manası şimdi bu iddia edilen kişiler arasındaki konuşmasından anlaşılıyor. Sayıştay denetimlerinde bakanların, bakanlıkların önemli yolsuzluklara, önemli eksikliklere, önemli hukuksuzluklara konu olduğu; bundan raporlarda belirtildiği meclise geldiği takdirde duman olunacağına dair bir ses kaydı var, böyle iddia ediliyor. Orada MHP’nin meclis grubunu oluşturan milletvekillerinin ne kadar haklı olduğu, milletin vatandaşın hakkının, hukukunun korunması konusunda nasıl bir mücadele verdikleri anlaşılıyor. Çok yanlış şeyler oluyor Türkiye’de, umarım herkes aklını başına alır.”

'MİTİNG SEBEBİYLE BİR KAYDIRMA OLMASININ TEAMÜLLERE UYGUN OLMADIĞINI BİLİYORUM'

Başbakan Erdoğan’ın Muş’ta yapacağı mitingde görev yapmak üzere Kayseri’den görevlendiren ve trafik kazası sonucu 3 polisin şehit olduğu hatırlatılan Akşener, miting sebebiyle bir kaydırma olmasının doğru olmadığını, bu durumun teamüllere uygun olmadığını söyledi. Zaman zaman bu tür kaydırmaların olduğuna işaret eden Akşener, şu örneği verdi: “Mesela deprem olur, bir iç çatışma ihtimali vardır oralarda yakın illerden güvenlik görevlileri görevlendirilebilir. Mesela İstanbul’da deprem olmuştur, Kocaeli’de, Sakarya’da, Bolu’da, Düzce’de deprem olduğunda o illere yetmediği için oradaki güvenlik güçleri de problem yaşadığı için yakın illerden görevlendirmeler olur. Ya da bir iç çatışma, kalkışma, gerilim söz konusudur o ilin güvenlik görevlileri yetmez yan illerden takviye edilir. Bu teamüllere uygundur. Ama bir siyasinin mitingi sebebiyle ve o kişide bu ülkenin Başbakanı ise yani miting sebebiyle bir kaydırma olmasının doğru olmadığını teamüllere uygun olmadığını biliyorum. Sonuçta bir siyasi çalışmadır, Sayın Başbakanın konuşma yapacağı bir mitingdir. Ne olabilir ki yani öyle bir durumda? Dolayısıyla ona yönelik bir teamül devlet sistemi içinde yoktur.”

'ÜLKÜCÜLER KARDEŞ KAVGASINA YOL AÇABİLECEK BİR PROVOKASYONUN İÇİNDE OLMAZ'

Sosyal medya üzerinden ülkücülerin bir provokasyon içine çekilmek istenildiği iddialarına cevap veren Akşener, MHP adına yapılan açıklamalarda çarenin her zaman sandık olduğu ve demokrasi dışı hiçbir tavrın Türkiye’nin hayrına olmayacağını kaydetti. Akşener, şu ifadeleri kullandı: “Hem Genel Başkanımızın talimatıyla hem de Genel Sekreterimizin yazılı açıklamasına baktığınız zaman görürsünüz ki ülkücülere, MHP mensuplarına, milliyetçilere ve bütün vatandaşlarımıza çarenin sandık olduğunu sandık dışı demokrasi dışı hiçbir tavrın Türkiye’nin hayrına olmadığını çok net bir şekilde bildirdiğini ve bu konuda da çok net ve açık bir biçimde durduğunu hep beraber biliyoruz. Bütün tahrik ve provokasyonlara rağmen kardeş kavgasına yol açabilecek herhangi bir provokasyonun içinde kesinlikle tek bir MHP mensubu ya da ülkücünün asla olmayacağını en üst makamdan Türkiye uzun bir zamandır biliyor. Biz bu kararımızın arkasındayız. Ama provokasyonların olabileceği iddialarının ciddiye alınması gerekir. Bunlar öyle sosyal medyada ya da çeşitli internet sitelerinde yazarak çizerek olmaz. İçişleri Bakanlığı, MİT, Türkiye’nin bütün istihbarat teşkilatları, güvenlik güçleri Sayın Başbakana bağlıdır. Dolayısıyla böyle iddiaların sosyal medyada çeşitli yazarlar çizerler tarafından yazılıyor olmasının dışında bu konuda en ciddi tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu tedbirleri alma görevi de Sayın Başbakan ve kabinesine aittir. Tek bir kişinin burnu kanamış olsa bunun faturası ve hesabı elbette ki iktidara çıkar. O nedenle güvenlik güçlerinin, istihbarat teşkilatlarının manşetlerle meşgul olmak yerine sayın Başbakan tarafından bu provokasyon iddialarının çözülmesi ortadan kaldırılması yani bu iddiaların gerçekleşmemesi için görevlendirilmesi gerekmektedir.”

MHP Bakırköy Belediye Meclis üyesi adayı olan ermeni vatandaşı Elmas Gıragos’u uzun zamandır tanıdığını belirten Akşener, “Elmas kardeşimiz, partimizde bir örnek olsun diye aday değil. Son derece vasıflı, iyi niyetli ve en önemlisi çok çalışkan bir arkadaşımız. Bakırköy’ün yerlisi ve burayı çok iyi bilen bir hanımefendi. İçimizde belediye meclis üyeliğini partili kimliği olarak son derece hak eden bir kızımızdır. İnşallah seçilecektir.” ifadelerini kullandı.

Açıklamaların ardından Akşener ve beraberindekiler seçim irtibat bürosu önünde konser veren Mehter Takımı’nın yanına gitti. Vatandaşlarla ve partililerle sohbet eden Akşener, fotoğraf çektirerek alandan ayrıldı. CİHAN

Meral Akşener: Başbakan ayırıcı dil kullanılıyor, örneğini Erzurum’da yaşadık

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×