'Kamuda istismar, usulsüzlükler hukukta ve mahkeme-i kübrada karşılıksız kalmaz'

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, kamu malının dokunulmazlığı ve manevi mesuliyetinin, en az özel mülk kadar dinen ve manen hassas bir konu olduğu vurgulayarak,"Kamudaki istismarların, usulsüzlük ve hak ihlallerinin hem pozitif hukukta hem.

'Kamuda istismar, usulsüzlükler hukukta ve mahkeme-i kübrada karşılıksız kalmaz'
22 Ocak 2014 Çarşamba 16:03

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, kamu malının dokunulmazlığı ve manevi mesuliyetinin, en az özel mülk kadar dinen ve manen hassas bir konu olduğu vurgulayarak,"Kamudaki istismarların, usulsüzlük ve hak ihlallerinin hem pozitif hukukta hem de mahkeme-i kübrada karşılıksız kalmayacağı açıktır. Aynı şekilde sadece kamu güveninin istismar edilmesi değil, hukuk mekanizmalarının istismarının da toplumsal güveni yaralayacağı unutulmamalıdır. Yargıya intikal eden her türlü iddianın er ya da geç kamu vicdanında da karşılığını bulacağı kesindir." dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde 81 ilin müftülerinin katıldığı toplantıda gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmesi planlanan hizmetlerin değerlendirilmesi yapıldı. Kapanış oturumunda ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, istişare toplantısının sonuç bildirgesini kamuoyu ile paylaştı. 19 maddelik bildirgede özellikle Türkiye’de son dönemlerde yaşanan tartışmalara ilişkin Diyanet'in görüşlerine yer verildi.

SURİYE'DEKİ DRAM HER HANEDE DERİNDEN HİSSEDİLİYOR

Başta Suriye olmak üzere Ruanda, Orta Afrika, Mynmar gibi dünyanın pek çok yerinde yaşanan Müslümanlara yönelik hak ihlalleri her vicdan sahibini derinden sarstığına dikkat çeken Görmez, “Suriye’de yaşanan dram, ülkemizde her hanede derinden hissedilecek bir boyuta ulaşmıştır. Vahşet ve trajedinin boyutları ne yazık ki geç de olsa basına yansıyan fotoğraflarla dünya kamuoyuna mal olmuştur. Ülkemize sığınan Suriyeli mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak, insani/dini sorumluluğumuzun, milli hasletlerimizin bir icabı olarak elimizdeki tüm imkânları seferber etmek ve hayatta kalma çabalarına kayıtsız kalmayarak onlara el uzatmak, hem ahlaki hem de vicdani sorumluluğumuzun bir gereğidir. Mamafih Başkanlığımız büyük çoğunluğu kamplar dışında yaşayan mazlum ve mağdur kardeşlerimize hem maddi hem de manevi desteğini düzenli bir şekilde sürdürmektedir. Özellikle TDV aracılığıyla masum yavruların eğitimi konusunda ihtiyaçlarını karşılamak için özel projeler geliştirmiştir.” diye konuştu.

SONUÇ BİLDİRGESİNİN DİĞER MADDELERİ

Diyanet İşleri Başkanı Görmez'in sunduğu sonuç bildirgesinde okuduğu diğer maddeler şöyle sıralandı:
"Modern dünya maalesef sözde İslâm korkusunu ve İslâm düşmanlığını körükleyen küresel bir hastalık (İslamofobi) üretmiştir. Maalesef kimi noktalarda buna malzeme üreten İslâm coğrafyasındaki yüzeysel ve yetersiz dini algıların ve dini tezahürlerin payını da göz ardı etmemek gerekir. Her türlü olumsuzluğa rağmen Müslümanları ve insanoğlunu içine sürüklendiği bu girdaptan kurtaracak yegâne reçete, İslâm’ın evrensel rahmet mesajlarında mündemiçtir.

DİYANET İŞLERİ ÖZERK BİR YAPIYA DÖNÜŞMELİDİR

Yeni gelişmeler ve küresel ölçekte artan sorumluluklar dikkate alındığında Başkanlığın bu duruma uygun gelişim ve dönüşümünü zorunlu kılmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının dini ve ilmi özerkliğini teminat altına alacak ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurum statüsüne kavuşturacak gerekli düzenlemeler daha fazla ertelenmemelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı, Anayasal bir kamu kurumu niteliğini korumakla birlikte kamu tüzel kişiliğine sahip dini, ilmi ve idari bakımdan daha özerk bir yapıya dönüşmelidir. Tarihsel varlığımızdan gelen ve bize miras bırakılan özellikle din hizmetleri ve din eğitimi kapsamında olan vakıf değerlerimizin Diyanetle ilişkisi yeniden kurulmalıdır.İslam içi tüm anlayış ve yorumlar, mezhepler üstü yaklaşımı kurumsallaşmış olan Diyanet İşleri Başkanlığının çatısı altında hizmet alabilme ve üretebilme imkânına sahiptir ve bu alanların genişletilmesi için her düzeyde çaba gösterilmelidir. Farklı taleplerde bulunan dini anlayış ve yaklaşımlara da hukuk çerçevesinde hizmet yapabilme imkânı sağlanmalıdır.

KARDEŞLİK HUKUKUNUN İHLALİ KABUL EDİLEMEZ

Kur’an-ı Kerim’in evrensel mesajları, Peygamber Efendimiz'in (sas) çağlar üstü örnekliği istikametinde hak, hakikat, adalet ve erdem yolunda hizmet etmesi gereken Müslümanların bugün mezhep, meşrep, cemaat ve hizip tarafgirliğine savrulması, grupların kendilerini hakikat yerine ikame ederek kardeşlik ahlakını ve kardeşlik hukukunu ihlal etmesi kabul edilemez. Son günlerde tırmanma eğilimi gösteren ve aziz milletimizi kendi içinde farklı kamp ve kulvarlara savurma tehlikesi içeren gerilim zemini halkımız tarafından endişe ile izlenmektedir. Gerçekte sosyo-politik mülahazalarla varlığını sürdürmekle birlikte dinî ve millî terminoloji ile kültürel referans ağlarımızın büyük bir hevesle kullanıldığı bir ortamda serdedilen beyan ve değerlendirmelerden Din-i Mübin-i İslâm’ın yüksek şeref ve itibarına hiçbir halel gelmemesi için herkesin azami gayret sarf etmesi elzemdir. İslam’da ruhban sınıfı yoktur, imtiyazlı din adamı statüsü de hiç kimse için söz konusu değildir. Herkes insani, İslami ve ahlaki ödevlerini, yükümlülüklerini yerine getirmede eşittir ve aynı derecede sorumluk sahibidir. Bu nedenle hiç kimse iradesini, aklını, kalbini ve vicdanını kendisi gibi beşer olan, beşeri zaafları bünyesinde barındıran ve ölümlü olup hesap verecek olan hiçbir faniye kayıtsız şartsız teslim edemez. Her Müslüman Kur’an, Sünnet, akıl ve vicdanın rehberliğinde İslam medeniyetinin zengin bilgi mirası eşliğinde sorumluluğunu idrak etmelidir.

KAMUDA İSTİSMAR, USULSÜZLÜK MAHKEME-İ KÜBRADA KARŞILIKSIZ KALMAYACAK

Başkanlığımızın 2013 yılı Ramazan ayı temasını “Helal Kazanç, Helal Lokma” olarak belirlediği ve muhtelif vesilelerle bu temaya atıfta bulunduğu kamuoyunun malumlarıdır. Kamu malının dokunulmazlığı ve manevi mesuliyeti, en az özel mülk kadar dinen ve manen hassas bir konudur. Bu itibarla kamudaki istismarların, usulsüzlük ve hak ihlallerinin hem pozitif hukukta hem de mahkeme-i kübrada karşılıksız kalmayacağı açıktır. Aynı şekilde sadece kamu güveninin istismar edilmesi değil hukuk mekanizmalarının istismarının da toplumsal güveni yaralayacağı unutulmamalıdır. Yargıya intikal eden her türlü iddianın er ya da geç kamu vicdanında da karşılığını bulacağı kesindir.

Allah’ın rahmet ve inayeti, aziz milletimizin sağduyusu, feraset ve basiretiyle, içinden geçtiğimiz zor ve meşakkatli süreçlerin geride kalacağına ve bu badirelerin aşılacağına olan inancımız tamdır. İslam’a hizmet gayesiyle kurulan bütün kuruluşların, hayırsever milletimizin bağışlarıyla inşa edilen bütün sivil yapıların kendini sorgulaması, bir öz eleştiri yaparak toplumsal güveni zedeleyecek ve istismar algısına kapı aralayacak her türlü tutum, tavır ve davranış, iş ve işlemden özenle kaçınması gerekmektedir. İl Müftülükleri bünyesinde oluşturulan irşad kurulları şehrin dini-manevi hayatına yön vermede etkin bir şekilde çalışmalı, başta vaaz ve hutbelerin verimliliğinin artırılması olmak üzere tüm irşad faaliyetlerinde aktif rol almalıdır.

ÇOCUK GELİNLERİN İSLAM AÇISINDAN MEŞRUİYETİ YOKTUR

Kamuoyuna “çocuk gelinler” vakası olarak yansıyan ve gerçekte çocuk istismarı olarak değerlendirilecek her türlü suiistimalin, İslâm açısından hiçbir meşruiyeti yoktur. Çocukları istismar eden anlayışların dayandığı yanlış bilinç, kültürel yozlaşma, eksik ve çarpık dini yorumlar mutlaka tashih edilmelidir. Hiçbir Diyanet görevlisinin resmi nikâh olmaksızın evlilik akdine ilişkin bir işlem yapamayacağı açıktır. Toplumumuzun aile hakkında dinî açıdan doğru bir şekilde bilgilendirilmesi ve aile fertlerinin sosyal, ekonomik ve kültürel değişimler sonucu karşı karşıya geldiği riskler ve yeni sorun alanları karşısında dinî bilgi ve manevî destek üniteleri ile güçlendirilmesi amacıyla il ve ilçe müftülükleri bünyesinde kurulan Aile İrşad ve Rehberlik Bürolarının sunduğu hizmetlerin etkinliğini ve verimliliğini artırma hususunda müftülüklerimiz, hizmet ve faaliyetlerini planlayıp yürüteceklerdir.

SEÇİMLERDE SİYASET ÜSTÜ KONUMUMUZU BOZMAMALIYIZ

Sosyal-kültürel içerikli din hizmetlerinin cami dışındaki din hizmetlerini de kapsadığı bilinciyle hareket edilmelidir. Başta cami dernekleri olmak üzere tüm sivil oluşumlar ile ilişkilerin geliştirilmesine ayrı bir önem verilmelidir.Din, milletimizin kimliğini oluşturan ortak değerler manzumesidir. Yaklaşan seçimlerde kurumumuzun milletimiz nezdindeki saygınlığına ve siyaset üstü konumuna gölge düşürecek her türlü söylem, ima, tutum ve davranıştan özenle uzak durulması konusundaki geleneksel duruşumuzun muhafaza edilmesi ve bu konuda daha önce teşkilatımıza gönderilen genelge doğrultusunda hareket edilmesi gerekmektedir.

İNSAN YETİŞTİRME MEKANİZMALARIMIZI GÖZDEN GEÇİRMELİYİZ

Bugün ülkemizde yaşanan gerilim ortamı, İslâm dünyasını kuşatan şiddet ve çatışma zeminleri, küresel ölçekte insanlığın içinden geçmekte olduğu süreçler, biz Müslümanların topyekûn insan yetiştirme mekanizmalarımızı, bilgi ve bilinç üreten yapılarımızı gözden geçirmemizi zorunlu kılmaktadır. Her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen ve vatandaşlarımızın büyük bir ilgi ve coşkuyla takip ettikleri Kutlu Doğum Haftasının bu yılki teması “Hz. Peygamber ve İnsan Yetiştirme Düzenimiz” olarak belirlenmiştir. Hz. Peygamberin Risaleti etrafında şekillenen insan tasavvuru bu hafta içerisinde bütün boyutlarıyla ele alınacaktır.

44 ciltten oluşan “İslam Ansiklopedisi”, 7 ciltten oluşan “Hadislerle İslam” ve 40 ciltten oluşan “İstanbul Kadı Sicilleri” adlı eserlerin tamamlanarak ilim ve gönül dünyamızın istifadesine sunulmuş olması başlı başına bir gurur vesilesidir. Söz konusu eserlerin tamamlanmış olması vesilesiyle “Yüzyılın İslâm Kültür Hizmeti, Onur ve Hizmet Ödülleri Töreni” 25 Ocak 2014 tarihinde İstanbul, Haliç Kongre Merkezinde düzenlenecektir. "



CİHAN

'Kamuda istismar, usulsüzlükler hukukta ve mahkeme-i kübrada karşılıksız kalmaz'

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×