II. Ulusal Çevre Merkezleri Toplantısı başladı

Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sait Keleş, çevre ve çevre bilinci kavramının toplumdaki bilinirliğinin çağdaş dünyanın gerisinde olduğunu belirterek, "Çevre sorunu, bir yönüyle insan sağlığı sorunudur. Atatürk Üniversitesi...

II. Ulusal Çevre Merkezleri Toplantısı başladı

Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sait Keleş, çevre ve çevre bilinci kavramının toplumdaki bilinirliğinin çağdaş dünyanın gerisinde olduğunu belirterek, "Çevre sorunu, bir yönüyle insan sağlığı sorunudur. Atatürk Üniversitesi olarak bizler, insan sağlığının çevre sağlığından geçtiğine inanarak, özellikle kampüsümüzü çağdaş çevre bilincinin gerektirdiği yöntem ve kurallarla yönetmeye gayret ediyoruz." dedi.

II. Ulusal Çevre Merkezleri Toplantısı, Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi Mavi Salon’da başladı. 2 gün sürecek olan toplantıda 25’e yakın üniversiteden gelen temsilciler çeşitli bildiriler sunacak. Açılış konuşmasını yapan Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sait Keleş, çevre ve çevre bilincinin insanda sempatik çağrışımlar uyandırdığını söyledi. Keleş, “Bu çağrışımlar ne yazık ki pratiğe yansıyan bir karşılığı, yani toplumsal çevre bilinci henüz istenilen düzeye ulaşmış değildir. Çevre bilinci kavramı, ülkemiz ve insanımız için henüz yenidir. Gerek toplumdaki bilinirliği, gerekse kamusal alandaki işlev ve etkinliği, çağdaş dünyanın gerisindedir. Çevre sorunu, bir yönüyle insan sağlığı sorunudur. Atatürk Üniversitesi olarak bizler, insan sağlığının çevre sağlığından geçtiğine inanarak, özellikle kampüsümüzü çağdaş çevre bilincinin gerektirdiği yöntem ve kurallarla yönetmeye gayret ediyoruz. Günlük ortalama nüfus hareketliliğinin30 bin ile 40 bin kişiyi bulduğu kampüsümüzde, özellikle yeşil alanlar, çevre düzenlemelerimiz, sosyal ve spor aktivitelerinin gerçekleştirdiği sağlıklı yaşam alanları ve hava kirliliğine mahal vermeyen ısı tesisat sistemimiz, bu konuya ne denli önem verdiğimizin göstergelerindendir. Umut edilir ki toplantının sonuç bildirgesi sadece kağıt üzerinde kalmayıp, pratiğe dönüşen somut yansımalarla da karşılık bulur.” diye konuştu.

“ÇEVRESEL DEĞERLERİN KORUNMASININ EN ÖNEMLİ HEDEFİ İNSANDIR”

Atatürk Üniversitesi Çevre Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeynep Eren ise toplantı ile ilgili olarak şunları kaydetti: “Ulusal Çevre Merkezleri Toplantısı'nın ilki gerçekleştirildiğinde, bu toplantıların devamının sağlanması ve kurumsallaştırılması noktasında belirlenen hedefe bugün biz 2.'sini üniversitemizde gerçekleştirerek katkıda bulunduğumuz için son derece mutluyuz. Bu konuda bizden desteklerini esirgemeyen Rektörümüz Prof. Dr. Sayın Hikmet Koçak’a ve nezdinde üniversitemize teşekkür etmek istiyorum. Ülkemizde bulunan 200'e yakın devlet ve vakıf üniversitelerinde çevre sorunları konusunda çalışan toplam 46 çevre merkezinden davetimizi kırmayarak bugün aramıza katılan merkez müdürlerine ve çalışanlarına ve tüm hocalarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Çevre problemleri nüfusun, sanayileşmenin, şehirleşmenin, teknolojinin ve dolayısı ile yaşam standartlarının artması ile hızla artmakta ve ülkelerin gelişme süreçlerinde karşılarına çıkan en önemli engel konumunda görünmektedir. Çevresel değerlerin korunmasının en önemli hedefi insandır ve gerek kanunlar gerekse hukuki düzenlemeler insanı ve onun etkileşim halinde bulunduğu doğal çevreyi koruma amacı gütmelidir. Bugün göz ardı ettiğimiz tedbirler büyük facialara neden olabilmektedir. Soma’da yaşanan facia ve 301 insanımızın ölmesi bunun en büyük örneğidir. Buradan Soma faciasından duyduğumuz büyük üzüntüyü de dile getirmek istiyoruz ve bir daha böyle acıların yaşanmaması için gerekli bilgi ve teknolojik kaynakların en yüksek düzeyde kullanılmasını temenni ediyoruz.”

“KİMLİK SORUNUMUZ VAR”

Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü’nden emekli olan Prof. Dr. Ümit Erdem, insanın olduğu yerde kirlilik olduğunu ifade etti. Prof. Erdem, “Bizim görevimiz alınan kararların doğruluğu konusundaki çalışmalardır. Multidisipliner düşünmeliyiz. Gönüllü insanlarımız var bunlarla da çalışıyoruz. İçimizdeki birikimi uygulamaya koyabilmemiz için kadrosu olan farklı kurumlara dönüşmeliyiz. Kimlik sorunumuz var kimliğimiz ortaya konsun. Çevre görevlisi Türkiye’de doğru tespit edildi. Bir çok alandan çevreci olunabiliyor. Artık bir firma çevre görevlisi bulundurmak zorunda. 20’yi aşkın merkez ve gençlerin fazla olduğu bir durum var. Bu çok önemlidir. Bunun devamının gelmesi en büyük arzumuzdur.”

CİHAN

II. Ulusal Çevre Merkezleri Toplantısı başladı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×