'Hizmet'e yönelik talimat, adı konmamış OHAL ilanıdır'

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Savcı Serdar Coşkun’un Hizmet Hareketi'ne karşı talimatını hayata geçirmesine yönelik tepkiler büyüyor. Avukat Orhan Kemal Cengiz, talimatı ‘adı konmamış OHAL ilanı’ diye değerlendirdi.Eski İçişleri...

'Hizmet'e yönelik talimat, adı konmamış OHAL ilanıdır'

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Savcı Serdar Coşkun’un Hizmet Hareketi'ne karşı talimatını hayata geçirmesine yönelik tepkiler büyüyor. Avukat Orhan Kemal Cengiz, talimatı ‘adı konmamış OHAL ilanı’ diye değerlendirdi.

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in deşifre ettiği, Ankara Savcısı Serdar Coşkun ve Emniyet Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Turgut Aslan’ın yazılı talimatlarıyla doğrulanan Hizmet Hareketi’ne yönelik bitirme planına tepki yağıyor. Hukukçu, akademisyen ve sivil toplum temsilcilerinin ortak kanaati, talimatların ‘hukuksuz ve insan haklarına aykırı’ olduğu yönünde.

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Başbakan’ın Cemaat’e yönelik asılsız iddialarına delil üretilmeye çalışıldığını söyledi. “Herkesi potansiyel suçlu görme anlayışı hukuk devleti ile, Anayasamızın temel ilkeleriyle bağdaşmaz.” dedi.

Avukat Orhan Kemal Cengiz ise, ceza muhakemesi mantığının baş aşağı edildiğini vurguladı, “Bütün bunlar adı konmamış bir olağanüstü hal (OHAL) ilanıdır.” diye konuştu.

Emekli Askeri Hakim Ümit Kardaş da, delil üretmeye yönelik operasyonlara karışanların yarın hesaba çekileceğini hatırlattı.

HİKMET SAMİ TÜRK: ASILSIZ İDDİALARA DELİL ÜRETİLMEYE ÇALIŞILIYOR.

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, "Paralel devlet yapılanmasıyla, yargı darbesiyle suçladı. Bunlar ispatlanmamış iddialar ve suçlama olarak havada kaldı. Şimdi bu iddia ve suçlara kanıt üretme çabasına girişildiği anlaşılıyor. İlginç olan, bu çabanın hazırlıklarını eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin kısa süre önce soru önergesi olarak gündeme getirdi. Burada hukuksal anlamda, idari anlamda düz mantıkla çok ters durumlar var. Öncelikle suçun araştırılması konusunda emniyet-savcılık arasında ters bir ilişki söz konusu. Suçun araştırılmasıyla ilgili savcının emniyete bir talimatının olması gerekir. Savcı suçu araştırır, lehte-aleyhte kanıt toplar, emniyete araştırma alanıyla ilgili talimat verir. Normal mekanizma budur. Burada uygulama tersine işliyor. Emniyet suç delillerini araştırıp savcıya talimat vermeye hazırlanıyor. Elbette emniyet muttali olduğu suçları, savcı talimatı olmadan da araştırır. Ama bulguları, zanlıları savcılığa aktarır. Burada bir gariplik var. İkinci gariplik, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bu talimatı sadece 30 ilin emniyetine göndermesidir. Danıştay saldırısı gibi, Dink cinayeti gibi, tarihe geçmiş önemli suçlarla ilgili yeni bir araştırma yapacaksan kuvvetli delillerinin olması gerekir. En önemlisi; iddia, amaç ve işlem arasında makul bağlantı olması gerekir. Bugüne kadar en ufak bir bağlantı yokken, bugün herkesi potansiyel suçlu görme anlayışı hukuk devleti ile bağdaşmaz. Anayasamızın temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Evrensel insan haklarına aykırıdır. Kişi güvenliği, hukuk devletinin temel şiarıdır. Hukuk devleti, kişiye devletin müdahale edemeyeceği alan bırakır. Makul olmayan yollara başvurma, aslında soruşturmanın başarı şansını sıfırlar." ifadelerini kullandı.

AVUKAT CENGİZ: BU TALİMATLARLA CADI AVI BAŞLAMIŞ GÖRÜNÜYOR

Avukat Orhan Kemal Cengiz de, ‘Hizmet'e kumpas ve fişleme' talimatının aslında adı konulmamış bir ‘olağanüstü hâl' ilanı anlamına geldiğini ifade etti. Cengiz, görüşlerini şöyle dile getirdi: “Burada, ilk önce suçlu bulunuyor ve deniliyor ki ‘bu suçludur', arkasından da ‘bunun delillerini de siz bulun' talimatı veriliyor. Bu talimatlar ceza muhakemesi mantığının tamamen baş aşağı edildiğinin göstergesi. Çünkü siz suçun gizli emarelerini, başlangıç delillerini bulursunuz, ondan sonra bunu derinleştirme çalışmasını yaparsınız. Ama burada ‘Ben suçlu olduğunu tespit ettim. Ama elimde hiçbir somut bilgi yok, bunu siz bulun' deniliyor. Bu talimatlarla cadı avı başlamış görülüyor.

Geçmişte işlenmiş cinayetlerle bağlantılar da kurulmaya çalışılıyor. Başbakan konuşmalarını ne kadar sertleştirirse, hukuk alanında da bunun yansımalarını görüyoruz. Burada mağdur olan insanlar için Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var. Bütün bunlara rağmen çok ciddi mağduriyetlerin oluşacağı görülüyor. Özellikle sulh ceza mahkemeleri ile ilgili tasarı gündeme girerse seri tutuklamaların olacağı anlaşılıyor. Yani bir tür adı konulmamış olağanüstü hal rejimi bu aslında. Olağanüstü zamanlarda olağan hukuk standartlarından ayrılıp keyfi birtakım uygulamalara girersiniz çünkü tehdit algınız vardır ya da yaratılmıştır bu.”

ÜMİT KARDAŞ: DELİL ÜRETME OPERASYONU YARGIYA TAŞINMALI

Emekli askeri hakim Ümit Kardaş, delil uydurmak ve insanları fişlemek için hukuk dışı talimatlar verenlerin suç işlediği uyarısında bulundu. Kardaş, “Mağdurlar, kim bunu emrediyorsa ve azmettiriyorsa haklarında suç duyurusunda bulunup dava açsın. Toplumsal barışı bozup hukuka aykırı birtakım işler yapanlar, yarın bunun hesabını verir.” dedi.

Kardaş, "Geniş bir kitleyi içine alacak şekilde fişleme yapmanın hukuka uygun olmadığı çok açık. Bu durum mağduriyetlere sebep olur. Bunun emrini Başbakan'dan başlayarak kimler vermişse bakanlar ve bürokratlar hepsi sorumlu olur. Soruşturma yapılırken bu türlü hak-hukuk ihlali kabul edilemez, herkes de bulunduğu konumu itibarıyla suç işlemiş olur. Bir nevi delil üretmeye yönelik operasyonlar yapılması hukuka aykırı. Bunu emreden de yapan da suç işlemiş sayılır.

Mağdurlar haklarını şöyle arayacak: Bir kere bu itibar kaybına neden oluyor, iftira oluyor, prestij kaybı, maddi-manevi kayıp yaşanıyor. Bu kurumlar da kişiler de suç duyurusunda bulunsun. Bir faydası olur mu, olmayacaktır; çünkü siyasi iktidar emrindeki güçlerle yapıyor bunu. Ama olsun bu bir kayıt düşmedir. Bir müracaat gerekir. Kim bunu emrediyorsa, azmettiriyorsa; Başbakan, Bakan, Emniyet, haklarında suç duyurusunda bulunup dava açsınlar. Bu operasyonun uygulanması bile gerekmiyor. Bu okullara dershanelere soruşturma yapın, arama yapın vs. böyle talimat olur mu? Hukuk devletinde kabul edilebilir mi? 28 Şubat'ta askerdi, burada da sivil otorite yapıyor. Bir başa dönmüşlük, kendini kaybetme hali var. Bunun hesabını verebilecekler mi? Toplumsal barışı bozup hukuka aykırı birtakım işler yapanlar, yarın bunun hesabını verirler." diye konuştu.

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×