General Aydın suikasti davası kararına avukatlardan tepki

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde, 22 Ekim 1993’te Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'la birlikte 16 kişinin öldürülmesi olayıyla ilgili olarak İzmir'de görülmeye başlanan davada mahkeme heyetinin yargılamanın durdurulması kararı, avukatların tepkisine...

General Aydın suikasti davası kararına avukatlardan tepki

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde, 22 Ekim 1993’te Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'la birlikte 16 kişinin öldürülmesi olayıyla ilgili olarak İzmir'de görülmeye başlanan davada mahkeme heyetinin yargılamanın durdurulması kararı, avukatların tepkisine sebep oldu. İzmir Adliyesi önünde açıklama yapan mağdur avukatları, kararın yeni bir zamanaşımına uğratma çabası olduğunu iddia etti. İleriki dönemlerde davayı, Savaş Suçları Mahkemesi’ne kadar götürebileceklerini belirttiler.

Duruşmadaki mağdur avukatlarından Nergis Tuğba Aslan, mahkemenin kararını eleştirerek, “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161. maddesinin 5. fıkrası, kanun dairesinde kendilerinden istenen görevler sebebiyle üst düzeydeki kolluk amirlerinin yargılanması gerekirse bu konuda HSYK’dan yargılamak için izin almak gerektiğini düzenliyor ancak bu davada suç işlemek için teşekkül oluşturmak, halkı isyana ve birbirine karşı öldürmeye teşvik etmek, nitelikli şekilde adam öldürmeye azmettirmek ve adam öldürmek fiillerinden bir yargılama söz konusu. Lice halkının, devlet yetkilileri eliyle devlete karşı isyana teşvik edilmesi söz konusu. İddianamede tanımlanan suç bu; 16 kişinin öldürülmesi, onlarca kişinin yaralanması, 242 işyeri, 401 ev, çok sayıda kamu ve özel aracın yakılması söz konusu. Bunların kanun çerçevesinde bir görev olarak tanımlanması mümkün değil ancak mahkeme, her iki sanığın da üst düzey kolluk amiri olması ve kanun çerçevesinde bir görev sebebiyle yargılanıyor olmaları sebebiyle HSYK’dan yargılama izni almak üzere durma kararı verdi. Bu 21 yıldır süregelen sürecin zamanaşımına uğratılması, bu türden katliamlara göz yumulması, izin verilmesi, onay verilmesi anlamına geliyor. Eğer bu yapılanlar kanun çerçevesinde görevse Lice halkına öngörülen, uygulanan bu zulüm kanun çerçevesinde yapılmışsa bu yargılama, Savaş Suçları Mahkemesi'ne kadar gider. Bugün için böyle bir şey mümkün değil ancak 21 yıl önce bu katliamı yapanlar da bir gün yargı önüne çıkacaklarını düşünmüyorlardı. Bugün bu kararlara imza atarak bu tür katliamlara onay verenler de geniş perspektiften düşünmüyorlar. İnsanlık tarihi gerilemez, her zaman için bu tür zorbalıkların hesap vereceği günlerde gelir. Biz o günde bu evraklarımızla Savaş Suçları Mahkemesi’nde olacağız.” dedi.

Karara tepki gösteren avukatlardan Zeynep Sedef Özdoğan da, “Dava eski TCK kapsamındaki yasayla açıldığı için 20 yıllık zamanaşımı süresi öngörülüyor. İddianamenin düzenlenmesiyle birlikte zamanaşımı süresi kesildi ancak bu süre, en fazla yarısı kadar uzayabilir. Bu da demektir ki önümüzde sadece 10 yıllık bir süreç var. Bir yılı da gitti zaten. Bu davada çok fazla mağdur, müşteki ve tanık var. Bunların tamamının dinlenmesi, adil bir yargılamanın yapılması için aslında zamanla yarışıyoruz. Bugün mahkemenin tavrı da esasen sanıkları korur mahiyette bir tavırdır. Hukuki dayanağı olmamakla birlikte tamamen hukuka aykırı bir şekilde verilmiş bir durdurma kararıyla karşı karşıyayız.” diye konuştu.

Av. Yunus Murat Akan ise Lice halkının 21 yıldır adalet aradığını belirterek, “Şunu anladık ki bu işte parmağı olanlar, bu işi yürütenler, bu işin planlayıcısı olanlar, bunu yapanlar maalesef o dönemde yaşanmış bütün olayların üzerini bir şekilde örtmenin derdindeler.” dedi. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×