Ertuğrul Kürkçü: Cemil Bayık kendi hareketini yönetiyor, biz değil

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık’ın, “Kim gerillanın silah bırakacağına inanıyorsa hayal görüyor.” şeklindeki sözlerini değerlendirdi. Kürkçü,...

Ertuğrul Kürkçü: Cemil Bayık kendi hareketini yönetiyor, biz değil
14 Temmuz 2014 Pazartesi 15:33

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık’ın, “Kim gerillanın silah bırakacağına inanıyorsa hayal görüyor.” şeklindeki sözlerini değerlendirdi. Kürkçü, “Şimdi Cemil Bayık, kendi partisini ve kendi hareketini yönetiyor. Biz o partiyi ve o hareketi yönetmiyoruz. Bu sözü, sebepler ortadan kalkmadıkça silahlı mücadelenin ortadan kalkmayacağına dair mantıklı bir cümle olarak görmemiz gerekir.” dedi. Kürkçü, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili de, “HDP seçmeni, taleplerine iltifat etmeyene iltifat etmeyecektir.” ifadesini kullandı.

Pendik’de grev yapan bir fabrikanın işçilerine destek veren Ertuğrul Kürkçü, Cihan Haber Ajansı’nın (Cihan) sorularını cevapladı. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin giderek önem kazandığını söyleyen Kürkçü, “Adayların belirgin bir hal alması, yani adayların doğrudan doğruya ortaya çıkmalarıyla birlikte tutumlar da belirginleşmeye başladı. Birinci turda sonuçların bir ay öncesine kadar kesin olarak öngörülemediği yeni bir döneme girdiğimizi düşünüyorum. Özellikle Halkların Demokratik Partisi'nin öngörülenden daha yüksek başarı kazanacağını şimdiden herkes görüyor, o yüzden ikinci turun kimse için garanti olmadığını ve ikinci tur hesaplarının aslında sandıklar açıldıktan sonra yeniden yapılacağını söyleyebiliriz.” diye konuştu.

Diğer cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın dikdatoryal rejim arayışında olduğunu savunan Kürkçü, “Halkların Demokratik Partisi bu konuda son derece iddialı. Hem adayımız, hem teşkilatımız ile birlikte Türkiye'nin her yerinde yeni bir sesi yeni bir söylemi ifade ediyoruz. Özellikle demokratik özerk yerel yönetimlere dayalı güçlendirilmiş bir demokratik bir cumhuriyet, yeni bir parlamenter düzen talebi giderek kuvvet bulacak. Tayyip Erdoğan'ın 'başkanlık rejimi' arayışları karşısında, daha doğrusu dikdatoryal bir rejim arayışları karşısında en önemli seçenek halinde geldiğini söyleyebiliriz.” şeklinde konuştu.

‘YARIŞ ADİL DEĞİL’

Seçimlerden önce provokasyon uyarısı yapan Ertuğrul Kürkçü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Umarım seçimler tamamlanıncaya kadar, sandıklar açılıncaya kadar bir provokasyon ile karşı karşıya kalmayız, kanaatlerimiz özgürce oluşur. Fakat çok büyük adaletsizliklerle de bu kampanyanın yürüdüğü de ortada, şimdiden çok net olarak ortaya çıkan tablo, kamu iletişim araçlarının, özellikle de TRT'nin ve devlete bağlık diğer haber kuruluşlarının sadece ve sadece Başbakan’ın propagandası ile ilgilendiklerini biliyoruz, görüyoruz. Eşit olarak bu yarışta mikrofonlar, ekranlar, gazetelerin sayfaları paylaşılmıyor. Bu açıdan bu adaletsizliğin giderilmesi en önemli mesele olacak. Başbakan’ın Başbakanlıktan doğan yetkilerini ve güçlerini kullanmamasını isterdik. Bunun için bir yasal engel olmasa da devletin uçağı ile devletin araçları ile devletin valilerinin, kaymakamlarının, devletin emniyet güçlerinin desteği ile sürdürülen bir seçim kampanyasından söz ediyoruz. O açıdan çok eşitsiz bir kampanya ama buna da o kadar yüksünecek değiliz. Biz kendi işimizi kendimiz de görmeyi biliriz. Ancak tabii ki eşit olmayan güçlerle başlanılan bir yarışın adil olmadığını da söylüyoruz. Seçmenlerimizin ne yapacaklarını çok iyi bildiklerini on yıllardır gösteriyorlar. Köylerinin üzerine bombalar yağarken partilerine oy vermekten hiç kaçınmamış, hayatları pahasına oy vermek haklarını kullanmış bir kitleden söz ediyoruz. O nedenle biz kendi seçmenlerimizden bütünüyle eminiz.”

‘TALEPLERİMİZLE İLGİLENMELERİ, OYLARIMIZLA İLGİLENMELERİNDEN DAHA ÖNEMLİ’

Recep Tayyip Erdoğan ve Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy verecek seçmenlerin bir kez daha düşünmelerini isteyen Kürkçü, “Oysa hepimiz için yeni bir gelecek önemli. Eşit haklı insanlardan oluşan, eşit haklı bireylerden oluşan bir yeni cumhuriyet ve özerklikler üzerine kurulu yerel yönetimler teklifi son derece önemli. Özgürleşme açısından, eşitlik açısından, barış açısından bu teklifi değerlendirmelerini isteriz. Bizim için sıkça özellikle muhaliflerimizin kullandığı, daha doğrusu diğer iki adayın kullandığı şu argüman aslında bizim gücümüzü gösteriyor; İkinci turda kime oy verecek? Bizim tutumumuz o kadar önemliyse, taleplerimize dikkat göstermeleri, taleplerimizle ilgilenmeleri oylarımızla ilgilenmelerinden çok daha önemlidir. Halkların Demokratik Partisi'nin seçmenleri eşit yurttaşlığa, halkların eşitliğine, demokrasiye, yerel yönetimlerin özgürlüğüne, halkların özgürlüğüne, anadil özgürlüğüne iltifat etmeyen hiçbir adaya iltifat etmeyecektir ikinci turda da birinci turda da.”

CEMİL BAYIK’IN SÖZLERİ

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık’ın, “Kim gerillanın silah bırakacağına inanıyorsa hayal görüyor.” şeklindeki sözleri sorulan Ertuğrul Kürkçü, “Şimdi Cemil Bayık, kendi partisini ve kendi hareketini yönetiyor. Biz o partiyi ve o hareketi yönetmiyoruz. Ancak ben çatışmasızlık kararını veren ve bunun kalıcı barışa doğru dönüştürülmesi iradesi ile hareket eden bir gücün başındaki insanın ilanihaye silah taşıyacaklarını ve silahlı mücadele sürdüreceklerini değil, silahlı mücadelenin sona ermesi koşulları ortaya çıkmadıkça, silahlı mücadeleye yol açan sebepler ortadan kalkmadıkça silahlı mücadelenin de ortadan kalkmayacağına dair mantıklı bir cümle olarak görmemiz ve bir an önce çatışmayı doğuran sebepleri hep birlikte ortadan kaldırmamız gerekir.” ifadelerini kullandı.

Kürkçü, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Çünkü bizim için mesele çatışmanın çıktığı günden bir gün öncesine geri dönmek artık olamaz. Üzerinden 40 yıl geçti, talepler ortaya çıktı, hakların gerçekliği düşüncesi toplumda oluştu. O yüzden biz 1984 15 Ağustos'undan bir gün öncesine, 14 Ağustos 1984 geri dönmüş olmayacağımız, aslında Türkiye'nin düzeninin, bir çatışmaya yol açan tüm sebeplerinin ortadan kalktığı bir döneme evrilmesini en önemli mesele olarak görüyoruz. Uzun lafın kısası, müzakerenin koşulları net olarak belirdikçe aslında silahlı çatışmanın sebepleri de giderek ortadan kalkacaktır. Ben o yüzden bu sözü, değişmeyen koşulların değişmeyen koşullar yaratacağına dair bir temel mantıksal önerme olarak anlaşılmasını düşünüyorum.”

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×