Erdoğan'dan Parti Kapatma Yorumu: Tüzele Değil, Gerçek Kişiye Ceza Verilmeli

Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti kapatma haberleriyle ilgili 'Bu düşüncemi ilk defa açıklıyorum, cezalar tüzel kişiye değil, gerçek kişiye verilmeli.' dedi.

Erdoğan'dan Parti Kapatma Yorumu: Tüzele Değil, Gerçek Kişiye Ceza Verilmeli
15 Mart 2015 Pazar 18:06

Siyaset gündeminde uzun süredir tyükselişılan 'parti kapatma' haberleriyle ilgili ilk kez konuşan C. Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ayrıcalıklı bir yaklaşım ortaya koydu. Erdoğan, 'Bu düşüncemi ilk kez açıklıyorum. Partiler madem ki hukuki kişiliktir, gerçek kişiyle hukuki kişiliği birbirine karıştırmayalım. Tüzel insana ceza verilmektedir mi ya? Ceza kime verilmesi gerek gerçek insana verilmesi lazım. Bir partinin başkanı suç işlediyse ver.' izahatsında bulundu.

Erdoğan, 'Balıkesir Ekonomi Ödülleri 2015' töreninde yaptığı konuşmada, Meclisin gündeminde bulunan parti kapatılmasıyla ilgili Anayasa değişikliği teklifine ait değerlendirmelerde bulundu.

'Şimdi 'parti kapatılsın, kapatılmasın' bunu tyükselişıyorlar. Şu anda cumhurbaşkanı sıfatıyla değil şimdi de başbakan ve umumi başkan olduğum devir sıfatıyla konuşuyorum. Partilerin kapatılmamasıyla alakalı, 2010 Anayasa değişikliğini yaparken, biz 'Gelin partileri kapatmayalım' dedik' ifadesini kullanan Erdoğan, ilgili madde görüşülürken muhalefet partilerinin TBMM'yi terk ettiğini, AK Parti'den bazı milletvekillerinin Genel Kurul'a gelmediğini hatırlattı.

'MUHALEFET SAMİMİ DAVRANMADI'

O gün referandum şansının yakalanamadığını belirten Erdoğan, kendilerinin İçten davrandığını fakat muhalefetin İçten olmadığını söyledi.

AK Parti'nin konuyla ilgili Anayasa değişikliği teklifinin, 13 Mart 2015 Cuma günü TBMM Anayasa Komisyonu'nda kabul edildiğine gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

'İNŞALLAH ÜLKEMDE PARTİ KAPATILMASI TARİH OLUR'

'İnşallah Genel Kurul'dan da geçmek şekli ile bundan sonra ülkemde parti kapatılması tarih olur. Bana kalırsa, ben bu işin herhangi bir şeye bağlanmasını bile doğru bulmuyorum. Benim düşüncem, ilk kere burada açıklıyorum, o da şudur: Ben partileri, madem ki hukuki kişiliktir, gerçek şahıs ile hukuki kişiliği birbirine karıştırmayalım. Hani herzaman nüktedir, biliyorsunuz, hukuki insana ceza verilmektedir mi? Cezanın gerçek insana verilmesi lazım. Bir partinin başkanı suç işlediyse ver, üyeleri suç işlediyse kendisine ver ama bir partiye bu cezayı sebep veriyorsun? Mesela şu anda iktidar partisinin takribî 22 milyon oy vereni, seçmeni var. O partiyi siz kapattığınız anda bu ne demektir, 22 milyonu cezalandırıyorsunuz. Bu adalet midir, böyle şey olur mu? Tekrar yenisi kurulmakta o ayrı sorun ama ne için bu denli hata bir adımı atıyorsunuz?

'BEN DİYORUM Kİ ŞÖYLE OLMASI LAZIM'

Ben diyorum ki şöyle olması lazım: bir siyasal partinin kapatılması bunun şeklinde bir madde gündeme gelse, bunun için söylenmesi gereken, 'Bir siyasal partinin kapatılması Öneri bile edilemez' diye bir hükmün oraya gelmesi lazım. Ancak suçu işleyen kimse onlar bu işin bedelini öder. Olay bu olması lazım. Kökünden bunun kazınması lazım. Aynı şeyi ben vakıflar, cemiyetler için de söylüyorum. Derneği, vakfı sebep kapatacaksın? Suç işleyen kimse gel onları cezalandır. Tabelayı cezalandırmakla bir yere varamazsın.'

Erdoğan'ın konuşmasından öteki satır başları şöyle:

'Balıkesir Sanayi ve Ticaret Odası'nı, SGK Müdürlüğü'nü ve Balıkesir Vergi Dairesi Başkanlığı'nı kutlama ediyorum. mükafat alanları da kutlama ediyorum. Bu vesileyle 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçiminde şahsıma gösterdiği teveccüh için sizlere, Balıkesir'e en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

'HİÇ ENDİŞE ETMEYİN, ÇOĞU GİTTİ AZI KALDI'

Hiç tasa etmeyin çoğu gitti azı kaldı. 2023'ten sonraki Türkiye benzer 2002'den sonraki Türkiye bunun şeklinde bambaşka Türkiye olacak. Soruyorsun peki senin isteğin ne dost söylesene. Ne bir plan mevcut ne bir dikili taşları var. Ama karalama diyince var. Anadolu'da güzel bir söz mevcut 'oturarak hızır beklenmez' hedeflerimize ulaşmak için fazla aşırı çalışacağız.

'DIŞ GÜÇLER KADAR İÇERİDEKİ MAŞALAR DA ÇIKTI'

Bu süreçte açık konuşayım, hariç güçler kadar içerideki maşaları da çıktı. Kimi süre kapatma davalarıyla ortaya çıktılar. Kimi süre ekonomik siyasal sosyal kriz çıkarma çabalarıyla Türkiye'yi fena günlerine döndürmenin gayreti içine girdiler. Gezi'den 17-25 Aralık vuruş teşebbüsüne kadar yaşadığımız hadiselerin gerisinde bu çaba var.

'BUNLARI HEPSİ KOSKOCA BİR HİÇ'

Dövizle faizle manipülasyonla, MİT müsteşarıyla ellerine ne geçerse onunla benzer yöndeki gayretlerini sürdürüyorlar. Ekonomide kriz görüntüsü için çalışıyorlar. Ama nafile, bunların tamamı koskoca bir hiç. Dışardan birileri, köşelerinde bir şeyler yazıyorlar. Bunların hiçbirisi bizim aklımıza girmez. Biz ne yaptığımızı nasıl çalıştığımızı aldığımız neticelerle ortaya koyuyoruz. Filanca iş adamının, holdingin, yazarın yazdıkları yazılar bizim aramızdaki muhabbeti ortadan kaldırmaz.

'BOŞUNA UĞRAŞMAYIN, YAPAMAZSINIZ'

Birileri köşelerinde yazıyor, sayın Gül ile ilgili, şahsımla ilgili, başbakanımızla ilgili yazıyorlar. Dertleri bunları birbirine düşürebilir miyiz? Yahu boş yere uğraşmayın, bunu yapamazsınız. Eğer üreteceğiniz bir şey varsa gelin bu yarışa girin ve yerinizi alın.

'KARDEŞİM NE KÜRT SORUNU YA! ARTIK BÖYLE BİR ŞEY YOK'

40 çürük yumurtadan bir sağlam yumurta çıkmaz. Hala bunlar buradalar, böyle yürünmez. Ülkeye ziyan veriyorsunuz. Karşımızda bütün umudunu sokak olaylarına, Vandalların eylemlerine bağlamış bir hastalıklı zihniyet var. Buralarda bizim terörle mücadelede neler kaybettiğimiz belli. Eğer biz bu kayıplara uğramamış olsaydık, bugün fazla aşırı fazla ayrıcalıklı yerde olacaktık. Şimdi varsa bakıyorsun, Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sıkıntısı ya. Artık böyle bir şey yok. 2005'te Diyarbakır konuşmamda açıkladım. Her etnik unsurun kendine has sorunları var. Dün Roman kardeşlerime de söyledim, Türk'ün de Roman kardeşlerimin de sıkıntısı var, Boşnak'ın da sıkıntısı var, Laz'ın da sıkıntısı var. hepsinin sıkıntısı var.

'BİZDEN FARKLI NEYİNİZ VAR, HER ŞEYE SAHİPSİNİZ'

Kardeşim neyin noksan senin. Bir Kürt şekilde sen bu ülkede Cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. Başbakan çıkardın mı? Çıkardın. Bakan çıkardın mı? Çıkardın. Devletin en üst kademelerine yönetici gönderdin mi, gönderiyor musun? Var. Türk Silahlı Kuvvetlerinde mevcut mısın? Var. Ne istiyorsun daha, ne istiyorsun?

Yol yoktu yolunuzu yaptık, havaalanı yapıyoruz yaptırtmıyorlar. İş adamlarının, müteahhitlerinin makinalarını yakıyorlar. E niye yakıyorsun? Iğdır'a yaptık, Ağrı'ya yaptık, Kars'a havalimanı. Bu devlet bir başkalık yaptı mı? Kardeşlerim dert başka. Biz ret politikalarını ayaklarımızın altına aldık. Biz asimilasyon politikalarını ayaklarımızın altına aldık. Çünkü biz şunu söyledik, yaratılanı yaratandan dolayı sevdik, seviyoruz, seveceğiz. Başbakanken de Türk'e kardeşim dediğim bunun şeklinde Kürt'e de kardeşim dedim, Laza da kardeşim dedim, bugün de öyle.

'BU İŞİN SİYASETİNİ ÇİRKİN BİR ŞEKİLDE YAPIYORLAR'

Ama bu işleri köpürterek ülkede bunlar bu işin siyasetini çirkin bir biçimde yapıyorlar. Bu oyuna gelmememiz lazım. Dedim ya bir olmamız lazım. Tek dertleri bu kriz kargaşa ortamında kendilerine bir rant devşirebilirler mi? Milletvekili sıfatı taşıyan iki zat, kendi ülkesini garp ülkesine mektupla şikayet ediyor, düşünebiliyor musunuz? Bizde böyle bir politika anlayışı, muhalefet anlayışı var. dünya değişiyor dönüşüyor. Küreselleşme bile hemen hemen eskidi. Bizdeki bazı kafalar ise ısrarla eski Türkiye'den vazgeçmiyor. Ama boş yere çırpınıyorlar. Bu yurt için hiç bir projeleri teklifleri olmayanların yeni Türkiye'de noktayı yoktur.

'BAŞKANLIK SİSTEMİNE KARŞI ÇIKANLAR...'

Başkanlık sistemine karşı çıkanlara bakıyorsunuz, kendileri soğuk harp çağı artığı 27 Mayıs üretimi 12 Eylül darbesiyle tahkim edilmiş bir sistemle Türkiye devam etsin diyorlar. Bu sistemde ısrar etmek milletimize haksızlıktır. Benim derdim ne biliyor musunuz? Bir anonim kuruluş nasıl yönetiliyorsa Türkiye böyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı yürü yürüyebilirsen.

ABD parlamenter demokrasiyle başlamıştı, ama yürümedi, başkanlık sistemine geçtiler. Fransa'da öyle. Orada da benzer biçimde bakıyorsunuz ta geçmişe gittiğiniz süre o zamanlarda, çekildikten sonra ardına düştüler, geldi ve istediği sistemi oturttu orada da yarı başkanlık sistemi çıktı.

'220 Mİ BÜYÜK 310 MU? SİSTEM SAKAT'

Ve fazla aşırı daha ilginci, fazla aşırı basit. Bir iç güvenlik yasasıyla ilgili parlamentoda müzakere süreci var. Haftalar geçti, şimdi aylar dönmeye başlayacak neredeyse. Hala iç güvenlik yasası parlamentoda çıkmıyor. Çoğunluk iktidar partisinde. 220 mi kocaman 310 mu büyük. E nasıl engelliyorlar bunu? Sistem sakat da onun için. Eğer bir madde 3 saatinizi alacak olursa, bunu güzelce kavga gürültüyle vesaire süslemeye kalkarlarsa oradan hukuk menfaat mı? Gece sabahlara kadar bir mücadeledir gidiyor. Bazen de yorulduk ayrıldık diyorlar, gidiyorlar. Bu böyle yürümez. Bunların inanınki demokrasiye de muhakkak inançları yok. Eğer inanıyorsan engelleme, gel düşünceni söyle, projeni ortaya koy sonuç al. Bütün bunlar bu biçimde devam ederken bizler yeni Türkiye hasreti içerisindeyiz. Ve bu yeni Türkiye inanıyorum ki tabi ki bu yeni anayasala birlikte olacak.

Yeni anayasayla birlikte de bu başkanlık sisteminin bilhassa yurdumuzda yerleşmesi gerekiyor. Bunun için de gaye 400 milletvekili. Bunu verdiğiniz zaman, biz size 400 vekil veriyoruz. Siz şimdi buna layık olun, yeni anayasayı yapın ve başkanlık sistemini getirin.'

Kaynak: HABERLER.COM

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×