"Eğitimde ilerleme var, ancak sosyal eşitsizliğe çare bulunmalı"

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) geçen yılın sonunda açıkladığı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2012” eğitim raporu, Federal Meclis’in dünkü oturumunda ele alındı.


Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) geçen yılın sonunda açıkladığı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2012” eğitim raporu, Federal Meclis’in dünkü oturumunda ele alındı.

Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) oluşan Büyük Koalisyon hükümeti, PISA 2012 raporunun Alman okullarında eğitimin iyiye gittiğini kanıtladığını savundu.

Federal Eğitim Bakanı Prof. Dr. Johanna Wanka (CDU) Alman eğitim sitemini “şoke eden” PISA 2000 raporunun birçok hareketliliğe sebep olduğunu ve eğitimi siyasi ajandanın en önemli konularından biri haline getirdiğini belirtti. O dönemin federal ve eyalet eğitim bakanlarının ortak standart ve hedefler belirlemesini doğru adım olarak nitelendiren Wanka, “Şimdi ise Alman öğrencilerin fen bilimlerinde en öndeki sıralarda yer alması, matematik ve okumada OECD ortalamasının üzerinde olması büyük bir başarı.” dedi.

Wanka, bu olumlu gelişmelere rağmen özellikle eğitim sistemindeki sosyal eşitsizliğin ortadan kaldırılması için yapılması gereken çok şey bulunduğunun farkında olduklarını kaydetti.

Wanka, 2000 yılındaki raporun Alman okul sistemindeki sosyal eşitsizlik sorununu gözler önüne serdiğini dile getirdi. Bu alanda da gelişmeler kaydedildiğini, ancak daha yapılacak çok şey olduğunun bilincinde olduğunu vurgulayan Wanka, özellikle bu eşitsizlikten etkilenen göçmen ailelere mensup çocukların da eğitimde başarılı olmaya başlamasının sevindirici olduğunu söyledi.

Rapordaki iyileşmenin geleceğin garantiye alındığı manasına gelmediğinin de altını çizen Federal Eğitim Bakanı, bundan dolayı Büyük Koalisyon hükümetinin bu yasama döneminde eğitime 23 milyar Euro ek harcama yapmayı kararlaştırdığını, bunun 9 milyar Euro’sunun eğitim ve bilim dalına yönlendirileceğini belirtti.

Meclis’in 8. oturumunda konuşan hükümetteki partililer de PISA 2012 raporunun eğitim alanında ortaya koyduğu olumlu gelişmelere değindi. CSU’lu Albert Rupprecht, raporun sonucunun ‘çok sevindirici’ olduğunu vurgulayarak, Almanya’nın son dört raporda arka arkaya olumlu gelişme kaydeden tek ülke olduğunu savundu.

SPD Meclis Grubu’nun Eğitim Politikaları Sözcüsü Ernst Dieter Rossman ise olumlu gelişmelerle sınırlı kalmayıp ileri adımlar atılmasını talep etti. Özellikle çocukların hem maddi hem de eğitim fakirliğine maruz kalmasıyla mücadele edilmesini isteyen Rossman, “Eğitime çok küçük yaşlardan, yuvadan itibaren önem vermeliyiz. Bundan dolayı erken eğitime öncelik vermeli, eğitmenlerin verimini de daha iyi eğitimle artırmalıyız.” şeklinde konuştu. Rossman, Almanya’nın eğitim sisteminde bazı alanlarda başarı sağlamakla yetinmemesini, aksine bir ‘eğitim ülkesi’ haline gelmesi istedi.

Muhalefetteki Sol Partili Dr. Rosemarie Hein ise raporun sonuçlarına göre Almanya’nın 65 ülke arasında 16. sırada yer aldığını hatırlatarak, sevinmeyi gerektirecek bir sebep olmadığını söyledi. Hein’a göre Hauptschule okullarında okuyan öğrencilerin yarısı ve Realschule öğrencilerinin yüzde 10′unun eğitim seviyeleri mesleki eğitime başlayabilecek derecede değil.

Yeşiller adına konuşan Özcan Mutlu ise eğitimdeki başarısı anne-babasının gelirine bağlı olan öğrencilerin oranının yüzde 18 olduğunu hatırlatarak, “Bu bir skandaldı ve hala da skandal olmaya devam ediyor.” dedi.

Federal Meclis’in ilk siyahi üyesi Karamba Diaby de (SPD), ırkına, köküne, yaşadığı yere bağımsız olarak her bir çocuğa en iyi eğitim şansına sahip olması gerektiğini söyledi. Diaby, çocukların eğitimdeki başarısı ebeveynlerinin yaptığı işe bağlı olmaması gerektiğini vurguladı. Kendisinin eğitim konusunda çalışmışlığına değinen Diaby, eğitmenlerin kalifiyesi ve altyapının kalitesinin çocukların eğitiminde önemli faktörlerden olduğunu belirtti. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×