Ecemsu'nun öldüğü feribot kazasının ilk duruşması yapıldı

Sirkeci'de Sadabad isimli feribotta 5 yaşındaki Ecesu Yılmaz ile anneannesi Şaziye Güleren'in hayatını kaybettiği kazaya ilişkin davanın ilk duruşması yapıldı. Sanıklardan usta gemici Özay Yaşar, araçların yüklendiği sırada hiçbir hareket...

Ecemsu'nun öldüğü feribot kazasının ilk duruşması yapıldı

Sirkeci'de Sadabad isimli feribotta 5 yaşındaki Ecesu Yılmaz ile anneannesi Şaziye Güleren'in hayatını kaybettiği kazaya ilişkin davanın ilk duruşması yapıldı. Sanıklardan usta gemici Özay Yaşar, araçların yüklendiği sırada hiçbir hareket prosedürünün yerine getirilmeden feribotun kaptan sanık Erkan Atalay İm tarafından hareket ettirildiğini ve bu yüzden kazanın meydana geldiğini söyledi.

Sirkeci'de feribot iskelesinde 5 yaşındaki Ecesu Yılmaz ile anneannesi Şaziye Güleren'in hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan kazaya ilişkin davanın ilk duruşması İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya, Sadabad adlı feribotun kaptanı Erkan Atalay İm, usta gemici Özay Yaşar ve çımacı Levent Dönmez katıldı. Olay sırasında feribottan düşen aracı kullanan ve kızı Ecesu ile annesi Şaziye Güleren'i kaybeden Ebru Güleren Yılmaz ile aynı araçtan sağ kurtulan teyzesi Mine Dalkılıç hazır bulundu. Ecesu'nun babası Aydın Yılmaz ile dayısı Emre Güleren de duruşmada şikayetçi olarak yer aldı.

Taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet vermek suçundan 15 yıla kadar hapsi istenen feribot kaptanı sanık Erkan Atalay İm, 17 yıllık mesleki tecrübeye sahip olduğunu anlattı. Yolcu ve araçlar feribota bindiği sırada yanlarına yanaşan Sultanahmet isimli feribottan gelen siren sesinin kendi kullandığı feribottan geldiğini sanarak hareket ettiğini söyledi.

Monitöre baktığında kapak üzerinde araç görmeyince yüklemenin tamamlandığını sandığını belirten İm, "Ayrıca telsizden, yüklemenin tamamlandığı anlamına gelen 'NETA' anonsunun yapıldığını da duyunca kafamı kumanda konsoluna çevirerek hareket için gerekli düğmelere bastım. Sonra tekrar kafamı kameraya çevirdiğimde kapak üzerinde bir araç gördüm. Hemen geri yanaşmak istedim. Fakat aracın suya doğru kaydığını görünce araç sıkışmasın diye tekrar iskeleden ayrıldım. Bu sırada da araç suya düştü. Kurtarma işlemlerinin kolay yapılabilmesi için ayrıldım ve yolcular ile yüklü araçları Haydarpaşa'ya götürüp nakliye işlemini gerçekleştirdim. Ardından da gidip polise teslim oldum." diye konuştu.

KAPTAN: YANIMIZA YANAŞAN GEMİNİN SİREN SESİNİ BİZİM SANDIM

Üye hakimin "Kapağın kapandığını gördünüz mü?" sorusu üzerine İm, görmediğini söyledi. Bunun üzerine üye hakim "Kapak kapanmadığına göre kalkış komutu anlamına gelen NETA uyarısını da almadığınız anlamına gelmiyor mu bu durum?" demesi üzerine İm, yanlarına yanaşan Sultanahmet gemisinin siren sesini kapaklarının kapandığı anlamına gelen kendi sirenleri olduğunu zannettiğini, ayrıca NETA uyarısını da telsizden duyduğunu iddia etti. Bu sırada Mahkeme Başkanı Nurettin Ak, "Kapağın kapandığını gördükten sonra kalkmanız gerekmiyor muydu?" diye sordu. İm, "Siren sesinden hemen sonra çok kısa sürede kapağın kapandığını belirterek, "Yandan gelen siren sesini bizim sirenimiz sanınca direk hareket ettim." dedi. Başkan Ak'ın, "Kapak kapanmadan hareket etmek, muhtemel bir kazaya sebebiyet verebilir mi?" şeklindeki sorusuna da İm, "Evet, verebilir" diye cevap verdi.

KAPTAN: ÖLÜM OLAYINDAN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYUYORUM

İm, ifadesinin sonunda, "Taşıdığım tüm yolcuların can güvenliğinden sorumluyum. Yaşanan bu olaydan ve ölüm olayından dolayı büyük üzüntü duyuyorum." diye konuştu.

Araç alımı sırasında feribotta yönlendirme yapmakla görevli usta gemici Özay Yaşar ise yükleme işleminin tamamlanmadığını belirterek, "Kapak üzerindeydim. Birden kapağın ayağımın altından kaydığını farkettim. Geminin hareket ettiğini anladım. Bu sırada son bir araç gemiye binmek üzere kapağa çıkmıştı. Önce elimdeki telsizden kaptana 'Ne yapıyorsun, kapakta araç var' diye bağırdım. Ardından da belki kapağı kaldırırsam aracı gemi içine çekebilirim diye floting alma işlemini gerçekleştirmek ve kapağı kaldırmak için düğmeye bastım. Ancak 2-3 saniyede ancak bu komutu algılıyordu. Süre yetmeyince araç kaydı ve suya düştü." dedi.

HİÇBİR HAREKET PROSEDÜRÜ GERÇEKLEŞMEDEN KAPTAN GEMİYİ HAREKET ETTİRDİ

Sanık Yaşar, Başkan Nurettin Ak ve avukatların soruları üzerine hareket prosedürü ile ilgili bilgi verdi. Yaşar, "Yükleme işlemi için kapağı indiririz. Kapak düz durumda sabit kalırsa yükleme sırasında kırılabilir diye floting anlamına gelen işlemi yaparız. Yani bir düğmeye basarız ve kapak yukarı ve aşağı toplam yarım metre kadar hareket edebilir. Esneme sağlandığı için de kırılmaz. Yükleme işlemi tamamlandığında kapağın kapatılması için gerekli düğmeye ben basarım. Kapak kalkarken bu işlemin gerçekleştiğine ilişkin siren sesi duyulur. Ayrıca kapak kapandığında yeşil bir ışık yanar orada. Aynı yeşil ışık göstergesi kaptanın bulunduğu köprüde de vardır. O da görür. Kaptan bu işlemi monitörden de izler. Kapak kapanınca ben 'Köprü üstü Sadabad güverte kapak alındı. NETA' diye telsizden anons ederim. Sonra da kaptan gemiyi hareket ettirip iskeleden ayrılır. Ancak olayın gerçekleştiği gün hareket yani kalkış prosedürünün hiçbirisi gerçekleşmeden kaptan kalkış işlemini başlattı. 5 yıldır İDO'da çalışıyorum ve bir kez bile prosedürün uygulanmadan kalkış işleminin gerçekleştiğini görmedim." şeklinde konuştu.

Olay sırasında iskelede araçların feribota yüklenmesi ile görevli çımacı sanık Levent Dönmez de kendisinden istenen şekilde ve miktarda araca gemiye binmeleri konusunda yardımcı olduğunu söyledi. Bilirkişi raporunda da kendisinin kusurlu olmadığının belirtildiğini söyleyen Dönmez, suçsuz olduğunu savundu.

Sanıklar Yaşar ve Dönmez de ölüm olayından dolayı büyük üzüntü duyduklarını ifade etti. Sanıkların ifade verdiği sırada Ecesu'nun babası Aydın Yılmaz, fenalaştığını söyleyerek mahkeme başkanından izin alıp duruşma salonundan ayrıldı.

KIZIMIN ÇIĞLIKLARINI DUYDUM

Anne Ebru Güleren Yılmaz ise kapak üzerine geldikleri sırada gemide bulunan görevlinin 'Gemi hareket ediyor' diye bağırdığını duyduğunu anlattı. Anne Yılmaz, "Ardından çığlık sesleri duydum. Kızımın çığlığını duydum ve 2-3 saniye içinde kendimi suyun içinde buldum. Sanıklardan şikayetçiyim ve davaya katılmak istiyorum." dedi.

Olaydan sağ kurtulan Ebru Güleren Yılmaz'ın teyzesi Mine Dalkılıç ise tansiyonunun yükseldiğini belirterek daha önce polis ve savcılıkta verdiği ifadesini tekrarladığını belirtti.

Duruşmanın ardından mahkeme, gemide görevli mühendis Muhammet Bayraktar'ın tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Sanık ve müşteki avukatlarına taleplerine ilişkin yazılı beyanda bulunmaları için süre veren mahkeme, duruşmayı 12 Haziran 2014 tarihine erteledi.

Ecesu’nun babası Aydın Yılmaz, adliye çıkışında, "Biz de aile olarak zaten hukuka güveniyoruz. Söyleyecek başka bir şey yok." dedi. Sanıkların savunmasını nasıl bulduğu sorulan baba Yılmaz, "İşin gerçeği duruşmanın ortasında ben çıktım. Eşim, teyze ve dayısı içerdeydi. Gerekli açıklamaları yaptılar." diye konuştu.

Anne Ebru Güleren Yılmaz ise, "Acı bir olay sonuçta adalet yerini bulacak. Yani herkes ifadesini verdi, ben de ifademi verdim. Söyleyecek bişey yok, karara bağlı." ifadelerini kullandı. CİHAN


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×