Doç. Dr. Mehmet Akif Okur: Açıklama, takvimin kabul edilmesi anlamına geliyor

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1915 olaylarıyla ilgili yaptığı taziye açıklamasını, "Bir defa bu takvimin kabul edilmesi anlamına geliyor.

Doç. Dr. Mehmet Akif Okur: Açıklama, takvimin kabul edilmesi anlamına geliyor
24 Nisan 2014 Perşembe 17:03

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1915 olaylarıyla ilgili yaptığı taziye açıklamasını, "Bir defa bu takvimin kabul edilmesi anlamına geliyor. Yani 24 Nisan'da mesajın yayınlanıyor olması. 24 Nisan’a anlam kazandıran şey de hem diasporanın hem de Ermenistan’ın Türkiye’ye yöneltmiş olduğu soykırım ithamı ve suçlamasıydı. Türkiye şimdiye kadar bunu kesinlikle reddetti.'' ifadeleriyle değerlendirdi.

Cihan Tv Network'te yayınlanan Anadolu'da Sabah programına katılan Okur, Başbakan Erdoğan'ın 1915 olaylarıyla ilgili yaptığı taziye açıklamasını değerlendirdi. Bir sürecin başlangıcında olunduğunu ve o sürecin birçok sıkıntılara gebe olacağını ifade eden Okur, ''Bir defa bu takvimin kabul edilmesi anlamına geliyor. Yani 24 Nisan'da mesajın yayınlanıyor olması. 24 Nisan’a anlam kazandıran şey de hem diasporanın hem de Ermenistan’ın Türkiye’ye yöneltmiş olduğu soykırım ithamı ve suçlamasıydı. Türkiye şimdiye kadar bunu kesinlikle reddetti.'' diye söyledi.

OSMANLI DEVLETİ, ERMENİLERİ KATLETMEK, YOK ETMEK İÇİN SİSTEMLİ BİR FAALİYET SÜRDÜRMEDİ

Türkiye’nin tezini açıklayan Okur konuşmasını söyle sürdürdü: ''1915’te bir tehcir yaşandı. Bu yılda yaşanan hadiseler bir mukateleydi. Anadolu’da karşılıklı bir çatışma yaşandı. Bunu sonucunda memnun olunmayan hadiseler meydana geldi. Türkiye hiçbir zaman şunu savunmadı: İyi ki 1915 yılında Osmanlı topraklarında çatışmalar yaşandı böyle bir şey söylemedi. Türk tezinin bir bel kemiği, bir omurgası var. O da Türkiye asla Osmanlı Devleti olarak Ermeni dostlarımı katletmek, yok etmek amacıyla sistemli bir faaliyet sürdürmedi. Bunun karşısında olan tez de tam zıttı. O tez ise şunu iddia ediyor: Tehcir aslında tüm Ermenilerin yok edilmesi, katledilmesi için uygulanan bir yöntemdi.’’ şeklinde konuştu.

Okur, Türkiye ayaklarını basmış olduğu zeminden başka bir yere hareket edemeyeceğini belirtti. "Ermeni tezlerini kabul etme, ona doğru esneme anlamına gelecek olan her şey Türkiye’nin önüne zincirleme yeni sıkıntılar koyacaktır." diyen Okur, ''Yeni problemler çıkaracaktır. Bunu iyi bilmemiz lazım. Bu metinde hukuka referans var. Tarihi meseleleri hukuki boyutlarıyla birlikte daha iyi anlamamız, kırgınlıkları yeniden dostluklara dönüştürmemiz mümkün olacaksa, farklı söylemlerin empati ve hoşgörü ile karşılanması ve bütün taraflardan benzer bir anlayışın beklenmesi tabidir.'' ifadelerini kullandı.

''YENİ İDDİALAR TÜRKİYE’NİN SIRTINA YÜKLENMEYE ÇALIŞILACAK''

Eğer kırgınlıkları yeniden dostluklara dönüştürmek mümkün olacaksa, bu meselenin hukuki yönüyle ilgili olarak biz tezlerimizi gözden geçirir anlamına geliyorsa, çok kapalı muğlaklıkları bulunan bir cümledir, yanlış bir iş olduğunu belirten Okur, ''Niçin? Çünkü öncelikle şunu görmemiz gerekiyor: Ermeni tezleri dünyanın birçok yerinde kabul görmeye başladı. Yoğun bir propaganda çarkı var. Ama Türkiye’nin bu konularda geri adım atması Türkiye’ye bir çıkış sağlamayacak. Yeni iddialar Türkiye’nin sırtına yüklenmeye çalışılacak.'' görüşünde bulundu.

Okur konuşmasına örnek vererek devam etti: ''6 Nisan’da The İndependet gazetesinde çıkan Robert Fisk bir makale yayınladı. Bilinen bir tezi tekrarlayarak, Alman subaylar 1. Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda görev yaptılar. 2. Dünya Savaşı’nda Yahudi soykırımını gerçekleştirdiler. Aslında Nazi soykırımının kökleri 1915 yıllarında aranması lazım. Türkiye’nin ayağını bastığı hukuki tezlerle ilgili Ermeni tezlerine yaklaşmanız demek karşınıza yeni yeni problemler, ithamları bunların hepsini üzerinize yığmaya devam edecek anlamına geliyor. Bu şu demek değil. Türkiye elbette Ermenistan ile iyi ilişkiler kursun. Bunun önündeki temel mani Ermenistan’ın durum ve tutumudur. Kafkasya’da yer alan jeopolitik bir denklemdir.''

AZERBAYCAN İŞGALİ ERMENİSTAN'I RUSYA'NIN TUTSAĞINA DÜŞÜRÜYOR

Ermenistan, Azerbaycan topraklarını işgal ederek aslında, kendisini Rusya’nın tutsağına dönüştürğünü vurgulayan Okur, ''Ermenistan’ın bu işgali sürdürebilecek ne bir altyapısı, ne maddi kaynağı vardır. Bugün dünya mutsuzluk endeksleri yayınlanıyor. Dünyanın en mutsuz listeleri sıralamasında Ermenistan ya birinci ya da ikinci sıradadır. Eksilerde büyüme var, insanlar göç ediyor, doğal kaynağı yok, buna rağmen başka ülkenin topraklarını işgal etmede ısrar etmeye çalışıyor. Bu irrasyonel olan tarih görüşünü Türkiye’nin olumlaması Türkiye’nin Ermenistan’a iyilik yapması anlamına gelmeyecek. Bunu Rusya şu şekilde kullanıyor: Ermenistan işgali devam ettirmek için Rus askerine muhtaç kalıyor. Rusya bunun karşılığını yüksek fiyatla sattığı doğalgazdan alıyor. O fakir ülke bunun bedelini ödüyor.'' dedi.

Bu düğümü çözebilecek denklem olduğunu söyleyen Okur, ''İlk olarak Ermenistan işgalden vazgeçmeli. İkinci olarak Avrupa ve Amerika buna yardımcı olması lazım. Biz Avrupalılara sormalıyız. Ukrayna’da bir hadise yaşanıyor. Avrupa’daki hadiselerin başlangıcında şu vardı: Avrupa Birliği (AB) Ukrayna’ya bir ortaklık teklif etti. Rusya Avrasya birliği önerdi. Rusya’nın telifi kabul edildi, çatışma çıktı. AB aynı teklifi Ermenistan’a yaptı, Rusya Avrasya birliğini önderdi. Ermenistan, Rusya’yı tercih etti. Türkiye, Avrupa’ya şunu söylemeli: Türkiye’ye Ermeni meselesi ile ilgili adım atın diyen Amerikalılara ve Avrupalılara gelin Ermenistan’ı Avrupalılaştıralım. Fransa’da bulunan Ermeni lobisine şunu sorun: Niçin bu gücünüzü Ermenistan’ı Avrupa Birliği ile bir ortaklık anlaşmasına taşımak için kullanmıyorsunuz.'' değerlendirmesinde bulundu. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×